BASIN BÜLTENİ Dışişleri Bakanlığı: “Anlaşma arayışı sürerken, yer isimleri zikrederek, makul olmayan taleplerde bulmak yersiz” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Dışişleri Bakanlığı: “Anlaşma arayışı sürerken, yer isimleri zikrederek, makul olmayan taleplerde bulmak yersiz”
Tarih: 20.08.2016 > Kaç kez okundu? 513

Paylaş


Dışişleri Bakanlığı, KKTC sınırları içinde bulunan ve Kıbrıs Türk tarafına ait Güzelyurt bölgesinin iadesinin veya gelişiminin durdurulmasının söz konusu olmadığını kaydederek, kalıcı ve yaşayabilir bir anlaşma arayışı sürerken, yer isimleri zikrederek makul olmayan taleplerde bulunan açıklamalar yapılmasının yersiz olduğunu belirtti.

DİSİ Başkanı Averof Neofitu’nun, Güzelyurt bölgesinin iadesi olmadan çözüm olamayacağı yönünde bir açıklama yaptığını kaydeden Dışişleri Bakanlığı, 14 Ağustos tarihli bu açıklamayı şiddetle kınadıklarını duyurdu.

Açıklamada, “Kendilerine olumlu bir amaca hizmet etmeyen tavırlarını terk etme yönündeki çağrımızı yineliyoruz” ifadesine yer verildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması şöyle:

“Güney Kıbrıs’ta DİSİ Başkanı Averof Neofitu’nun, 14 Ağustos tarihinde yaptığı ve Güzelyurt bölgesinin iadesi olmadan çözüm olamayacağı yönündeki açıklamasını şiddetle kınıyoruz. Rum tarafının, son dönemde gittikçe artan ve Kıbrıs Türk tarafınca kabul edilemez olan unsurlar öne sürülerek ön-koşullar yaratan bu tür mesnetsiz açıklamalarını takip etmekteyiz. Bu tür açıklamalar Rum tarafının esas niyetinin çözüm olmadığını ortaya koymaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.

KKTC sınırları içinde bulunan ve şüphesiz Kıbrıs Türk tarafına ait Güzelyurt bölgesinin iadesinin veya gelişiminin durdurulmasının söz konusu olmadığını, Kuzey’deki birçok bölgede olduğu gibi bu bölgede de kalkınmak için yıllar içinde çok emek sarf edildiğini, zaten müzakerelerdeki amacın toprak vermek değil, gerekli görüldüğü takdirde, toprak düzenlemelerinin yapılması ihtimallerini tartışmak olduğunu vurgulamakta fayda görmekteyiz.

Kalıcı ve yaşayabilir bir anlaşma arayışı sürerken, yer isimleri zikrederek makul olmayan taleplerde bulunan açıklamalar yapılmasının çok yersiz olduğu izahtan varestedir. Kıbrıs Rum tarafı, ön koşul yaratarak müzakere sürecini sekteye uğratma çabası içerisindedir. Kendilerine, olumlu bir amaca hizmet etmeyen tavırlarını terk etme yönündeki çağrımızı bu vesileyle yineleriz.

Anavatan Türkiye’nin garantisinin devam ettiği bir anlaşmanın Kıbrıs Rum tarafınca kabul edilmeyeceğini ayrıca iddia eden açıklamanın, tüm çağrı ve uyarılarımıza rağmen geçmiş Rum açıklamalarının tekerrürü olduğunu hayretle gözlemlemekteyiz. Bu bağlamda, Anavatan Türkiye’nin garantisinin, açıklamada iddia edilen şekilde anlaşma istenciyle çelişen bir ön-koşul değil, geçmişte yaşanan Rum saldırılarının akabinde uğradığımız mağduriyetlere karşı bir güvence unsuru olduğunu hatırlatır, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi olmayan bir çözümü Kıbrıs Türk halkının kabul etmesinin söz konusu olmadığını bir kez daha vurgularız.”



Cumhurbaşkanı Akıncı: “Barışın gerçekçi koşullarını yaratmak görevimiz”



Cumhurbaşkanı Akıncı, barışın gerçekçi koşullarını bu adada, bu topraklarda yaratmanın görevleri olduğunu vurguladı.

Gelecek kuşakların, bir daha bu manzaralarla karşılaşmaması için, barış ve huzur ortamının gerekli koşullarını yaratmanın kendilerinin omuzlarındaki en büyük sorumluluk olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, müzakere masasında, kişisel bir mesele değil, toplumsal bir mesele yürütmeye çalıştığını vurguladı.

Taşkent şehitleri, düzenlenen törenle anıldı. Törende ayrıca, Rumlar tarafından öldürülüp kaybedilen ve Kayıp Şahıslar Komitesi’nin yaptığı çalışmalarda bulunup kimlik tespiti yapılan 33 şehidin naaşı da askeri törenle, şehitliğe defnedildi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı törende yaptığı konuşmada, müzakerelerin Türkiye ile dayanışma ve istişare içerisinde yürütüldüğüne dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu kadar yıl aradan sonra, iki tarafın da kabul edebileceği şartlarda, bir daha bu topraklarda kan ve gözyaşının olmayacağı, barışın huzurun, daha iyi bir geleceğin paylaşılacağı yeni bir dönemi yaratabilmek için uğraş ve mücadele veriyorum” dedi.

Taşkent Şehitliği’nde yer alan törene, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Başbakan Hüseyin Özgürgün, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz Yıldırım, 28. Tümen Komutanı Tuğgeneral Faruk Yıldırım, bazı bakanlar, milletvekilleri, diğer askeri erkan, sivil toplum örgütü temsilcileri ve aileler katıldı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, böylesi günlerde kelimelerin ağızlardan zor çıktığını söyleyerek, duyguların anlatılamadığını, kendisinin de bu durumda olduğunu söyledi.

42 yıl önce, Limasol’daki esir kampına götürülmek üzere Taşkent, Terazi ve Tatlısu’dan alınan 82 kişinin, vahşi bir katliama kurban gittiklerini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, içlerinden hayatta kalan bir kişi sayesinde yaşanan vahşetin ortaya çıkarıldığını kaydetti.

İki yıl önce şehitlerin yarıya yakınının defnedildiğini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, acılı ailelerin acısını paylaştığını belirterek, şehitlere Allah’tan rahmet, tüm topluma başsağlığı diledi.

İki şehidin hala bulunamadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin onların da bulunabilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Bugün hala kayıp olan 200 Türk, 900 civarında da Rum olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz Kıbrıslı Türk olsun, Rum olsun hangi kökenden olursa olsun tüm kayıpların bulunmasını isteriz. Herkesin defnedilecek bir yeri olmasını isteriz. Bu nedenle Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarını Cumhurbaşkanlığı olarak ve KKTC devleti olarak sonuna kadar desteklemekteyiz” dedi.

Askeri yetkililerin gösterdiği büyük anlayış çerçevesinde, 30 askeri bölgede kazı işlemi yapılacağını aktaran Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bunların 4 tanesinde kazı çalışmalarının başladığına dikkat çekti.

Arşivler konusun ise ilk defa çözümlendiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, gerek BM, gerek Türk-Rum, Yunan ve gerekse diğer arşivlerde ne bilgi varsa, usulüne uygun olarak araştırılacağını, kayıplara ilişkin bilgi varsa yararlanılacağını söyledi.

Bu konuya insani olarak baktıklarını ve kayıplar konusunun bir an önce çözümlenmesini istediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, Türk olsun, Rum olsun veya hangi milletten olursa olsun, kimde kayıplara ilişkin en ufak bir bilgi varsa bunu yetkililerle paylaşması çağrısında bulundu.

Kayıplar bulunmadan, kayıp yakınlarının acısının dinmeyeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Bu acı elbette bitmez, ama en azından küllenmesine yardımcı olur” dedi.

Bu vahşetin savaşların sonucu olduğunu, savaşlarda en büyük acıyı ise, siviller, kadınlar ve çocukların yaşadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, burada da yaşananın bu olduğunu söyledi.

Savaşların ülkede bir daha yaşanmamasının kendilerinin en büyük görevi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, barışın gerçekçi koşullarını bu adada, bu topraklarda yaratmanın görevleri olduğunu kaydetti.

Gelecek kuşakların, bir daha bu manzaralarla karşılaşmaması için, barış ve huzur ortamının gerekli koşullarını yaratmanın kendilerinin omuzlarındaki en büyük sorumluluk olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakere masasında, kişisel bir mesele değil, toplumsal bir mesele yürütmeye çalıştığını vurguladı.

Müzakerelerin Türkiye ile dayanışma ve istişare içerisinde yürütüldüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, “iki tarafın da kabul edebileceği şartlarda, bir daha bu topraklarda kan ve gözyaşının olmayacağı, barışın huzurun, daha iyi bir geleceğin paylaşılacağı yeni bir dönemi yaratabilmek için uğraş ve mücadele veriyorum” dedi.

Müzakerelerin çerçevesinin kendisi tarafından çizilmediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerin çerçevesinin 11 Şubat 2014’te ve ondan önce 1977-1979’da geçmiş liderler tarafından çizildiğini söyledi.

Müzakere sürecinin toplumsal olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

“Müzakereleri yürütürken amaç, iyi niyetle, samimiyetle Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını sonuna kadar koruyarak, haklarını kimseye yedirmeyerek, ama başkasının hakkını da görerek adil bir çözüme ulaşmaktır.

Çözüm istiyorsak adil olacağız. Karşı taraf da adalet içinde davranmayı öğrenecek. Hep bana zihniyetiyle bir yere gelinemez. Önümüzdeki 4 ay önemli. Atacağımız adımlar önemli. Henüz Rum tarafı makul ve gerçekçi bir noktaya gelmedi. Temennimiz, aklın yolunda, makul ve gerçekçi bir noktaya gelinsin. Hem Kıbrıs’ta, hem bölgede, hem de Türkiye ile Yunanistan arasında artık çok daha işbirliği olanaklarının yaratılacağı yeni bir döneme el birliğiyle ulaşalım. Geçmişte yaşadığımız acıları, geçmişte bırakmayı öğrenebilelim.”

Savaşların, düşmanlıkların kin ve nefretin hiçbir topluma yararı olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, savaş, düşmanlık ve kinin yüreklerde bir yük olduğunu kaydetti.

Gelecekte yeniden yaşanmaması için, geçmişte yaşananların elbette unutulmaması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geçmişte yaşananlardan çıkarılan derslerle, güvenli bir gelecek kurulacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Akıncı konuşmasını şöyle tamamladı:

“Önce kendimize güveneceğiz, sonra da Türkiye’ye güveneceğiz. Çünkü kendimiz dışında güvenebileceğimiz başka bir yer yoktur. Onun için ısrarla, Türkiye’nin gelecekteki bir çözümü güvence altına almasının önemini bıkmadan usanmadan dile getiriyoruz.

Bir kez daha yaşanan vahşet sonucunda şehit olan kardeşlerimizi rahmetle anıyor, acılı ailelere başsağlığı ve sabır diliyorum.”

Taşkent Kayıp Yakınları Komitesi Başkanı Erdinç Erdağlı, 15 Ağustos 1974’te kaybolan 82 şehitten kimlikleri tespit edilen 33 şehidin daha bugün sonsuzluğa uğurlandığını belirterek, şehit aileleri için yaşadıkları acı sayfanın asla kapanmayacağını kaydetti.

Yaşanan acının tarifinin imkansız olduğunu ifade eden Erdağlı, hayattan koparılan gencecik fidanların 42 yıl sonra küçücük tabutlarda olduğunu kabullenmenin çok zor olduğunu ifade etti.

Şehitlerin bu şekilde hayattan kopartılmasına kader denilemeyeceğini belirten Erdağlı, şehitlerin bazılarının çocuk, bazılarının 20’li yaşlarda olduğunu, bazılarının doğacak çocuğunu beklediğini, bazılarının ise yeni baba olduğunu anımsattı.

Şehitlerin hepsinin geleceğe dair hayalleri, umutları olduğunu ifade eden Erdağlı, hepsinin hayallerinin birkaç caninin kurşunları ile Güney Kıbrıs’taki Paramidya ve Paraklişa dağlarında son bulduğunu söyledi.

Geride kalan ailelerin hayatlarının alt üst olduğunu vurgulayan Erdağlı, uzun ve belirsiz yıllar ardından Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarına başlamasıyla iki farklı bölgede kurşuna dizilen şehitlerin kalıntılarına ulaşıldığını anımsattı.

Çalışmalardan öğrenildiğine göre, şehitlerin yerlerinin olayı örtbas etmek amacıyla, değiştirildiğini anlatan Erdağlı, maalesef kazılarda 2 şehidin izine rastlanamadığını, ancak çalışmaların bu şehitler bulunana kadar devam edeceğini kaydetti.

2 yıl önce Yeresa bölgesinde bulunan şehitlerin toprağa verildiğini, bugün de Paraklişa bölgesinde bulunan ve kimlikleri tespit edilen 33 şehidin toprağa verileceğini belirten Erdağlı, şehitlerin ruhlarının bundan sonra huzur bulacağını söyledi.

Şehitlere yapılanların hesabını, hukuksal olarak soramadıkları için boyunlarının bükük olduğuna dikkat çeken Erdağlı, hak ve adalet girişimlerinin başarısız olduğunu vurguladı.

Kayıp yakınlarının bu konuda yaptığı çalışmalara değinen Erdağlı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurularının da sonuçsuz kaldığını anlattı.

Erdağlı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Rum Yönetimi aleyhine bir karar üretmekten kaçındığını vurguladı.

Kayıpların bulunması ve yapılan diğer çalışmalar için tüm yetkililere teşekkür eden Erdağlı, şehitlere Allah’tan rahmet, ailelere sabır diledi.



Muratağa, Sandallar ve Atlılar şehitleri anıldı



Muratağa – Sandallar ve Atlılar’da 14 Ağustos 1974’te toplu katliam sonucu şehit olan 126 Kıbrıslı Türk düzenlenen törenlerle anıldı.

Muratağa - Sandallar’daki şehitler için tören, Muratağa Atlılar Şehitliği’nde gömülü olan şehitlere ait kemiklerde kimlik tespiti yapılması için mezarların kazılmış olmasından dolayı şehitlikte yapılamadı. Tören toplu mezarın bulunduğu bölgedeki anıtın önünde gerçekleştirildi.

Muratağa-Sandallar ve Atlılar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı Ahmet Aşır, günün anlam ve önemini belirten konuşmasında Şehitliğin bir aya kadar tamamlanmasını beklediklerini belirterek, katkı koyanlara teşekkür etti.

“Bugün Rum’a arka çıkan dünyayı buraya davet ediyoruz” diyen Aşır, 14 Ağustos’ta 15 günlük bebekten 90’lık yaşlılara kadar 126 Kıbrıslı Türkün topluca katledildiğini söyledi.

Ahmet Aşır, “Türk ordusu sayesinde barış ve huzur dolu günler yaşıyoruz. Şimdi bu güzel günleri kaybetmek istemiyoruz. Türk ordusu gelmeseydi tüm Kıbrıs Türkü Muratağa, Atlılar ve Sandallardaki gibi yok edilecekti” dedi.

Aşır, konuşmasının sonunda şehitlere rahmet diledi ve gazilere şükranlarını sundu.



Özgürgün: “Şartlar ve koşullar oluşmuşsa kabine değişikliğinden çekinmem”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, kabinede şu aşamada değişikliğin söz konusu olmadığını, ancak siyasette 24 saatin bile uzun olduğunu belirterek, kabine değişikliği için koşullar ve şartlar oluşmuşsa, değişiklik yapmaktan çekinmeyeceğini bildirdi.

Kabine değişikliği konusunda şu an bir ihtiyaç doğmadığını belirten Başbakan Özgürgün, “Bunun, önümüzdeki günlerde doğabilecek bir şey olduğunu da herkes biliyor. Şimdi hayır desem bile, yarın bu sözüm havada kalabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile aralarında hiçbir kırgınlık olmadığını belirten Başbakan Özgürgün, “Biz sadece, Kıbrıs konusundaki hassasiyetimizi, endişelerimizi ortaya koyarız. Hatta bu, Cumhurbaşkanına güç ve destek de verir. Elini güçlendirir” dedi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Genç TV’de yayımlanan Kıbrıs Manşet Programı’nda soruları yanıtlayarak, değerlendirmelerde bulundu.

Başbakan Özgürgün, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile arasında bir kırgınlık olmadığını ifade ederek, “Siyasette kırgınlık yoktur. Hele devletin zirvesinde asla olmaz. Çünkü işbirliği ve birliktelik olmazsa devlette sıkıntı yaşarız. Bu olgunluğa hem Sayın Akıncı hem biz ulaşmış durumdayız. Böyle bir sıkıntımız olmaz” dedi.

Son açıklamasının aceleyle değerlendirildiğini düşündüğünü belirten Başbakan Özgürgün, şöyle konuştu:

“Net olarak şunu söyledim: Biz anlaşma dilencisi değiliz. Rum tarafı bizi anlaşma dilencisi gibi görüp hareket ederse o zaman bir anlaşmaya varamayız. Anlaşmanın olabilmesi için iki tarafın da istekli olması lazım. Bir taraf anlaşmayı " öldüm, bittim" diye isterse, diğer taraf da naza çekerse, bu anlaşma olmaz. Anlatmak istediğim buydu. Son zamanlarda Rum tarafında da böyle bir hava görüyorum. Nitekim bu endişelerimizi doğrular şekilde hem Anastasiadis’in hem DİSİ lideri Neofitu’un açıklamaları var; ‘garantiler konusu kalkacak’ diyor. Böyle bir şey mümkün değil. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı düşünmez bile, bunu biliyorum. Buna dikkat çekmek istedim. Açıklamam, hiçbir şekilde Cumhurbaşkanın şahsına ya da halk tarafından cumhurbaşkanı olarak seçildikten sonra o makamda yıpratılmasına değildir. Biz sadece, Kıbrıs konusundaki hassasiyetimizi, endişelerimizi ortaya koyarız. Hatta bu, Cumhurbaşkanı güç ve destek de verir. Çünkü Cumhurbaşkanı da şunu diyebilir; "bizim hükümetimiz bu konuda endişe duyuyorsa. O zaman sizde bu açıklamalarına biraz dikkat ediniz. Ben de zorda kalıyorum" diyebilir. Elini güçlendirir.”

Başbakan Özgürgün, FETÖ-PDY soruşturması kapsamında en küçük ihbarların dahi değerlendirildiğini, bugüne kadar yapılan ihbarların asılsız çıktığını, herhangi bir sonuç olmadığını, ancak bundan sonra da olmayacağı anlamına gelmediğini söyledi.

Hükümetin elinde bir liste olmadığını, hukukun dışına çıkılamayacağını, Türkiye’den, kendi vatandaşlarıyla ilgili bir iade talebinin de gelmediğini kaydeden Başbakan Özgürgün, “Şuana kadar bir şey yok. Güvenlik güçleri en küçük ihbarı değerlendiriyor” dedi.



Çalışma Bakanı Saner, Çalışma ve Muhaceret affı ile ilgili açıklamalarda bulundu



Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ersan Saner, çalışma ve muhaceret affının birlikte hayata geçirildiğini ve birbirinin tamamlayıcısı olduğunu söyledi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, af konusuyla ilgili açıklamalarda bulunan Saner, çalışmanın sadece muhaceret affı olmadığına işaret etti.

Saner “Ülkemize gerek ziyaretçi izni, gerekse ikamet izni veya çalışma izni ve yabancıların iş kurma izni ile gelip de herhangi bir şekilde kaçağa düşmüş olan tüm insanların bu aftan yararlanması bu iki kararnamenin esas hedefini oluşturmaktadır” dedi.

Ülkede yaşanan ciddi sıkıntıların yanı sıra, ekonomik örgütlerden gelen çalışmalarla muhaceret affı konusunda yoğun taleplerin dikkate alındığını belirten Bakan Saner, hükümetin söz konusu çağrılara karşı duyarsız kalmadığını ve 3 aylık sürede çalışmaların tamamlandığını söyledi.

Ersan Saner, “Bu kararname kapsamında da ülkemizde çalışanlarının sosyal yatırımlarını yapmayan işverenlerin hatasından dolayı kaçağa düşmüş yüzde 85 oranındaki işçi grubunun ülkeden gönderilmesi ve bir daha turist olarak dahi ülkeye dönememesi hükümetin anlayışı bakımından da kabul edilebilecek bir yaklaşım değil. Bu kararnamelerle tüm bu olumsuzlukların önüne geçiyoruz” şeklinde konuştu.

Saner, “Artık ülkede kaçağa düşmüş herkes bir asgari ücret ödemek koşulu ile ülkemize tekrardan gelip burada çalışma yaşamına katılma şansını elde edebileceklerdir” dedi.

Affın, Resmi Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün geçerli olacağını ifade eden Saner, aftan kimlerin nasıl yararlanacağı konusunda da bilgi verdi.

KKTC’de, çalışma veya iş kurma izinsiz şekilde kayıt dışı olarak bulunup vize cezası oluşan yabancı uyrukluların, aftan yararlanmak istemeleri halinde, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Muhaceret Dairesi’ne 1 Asgari Ücret ödemeleri gerektiğini anlatan Saner, yurtdışına çıkış yapmak istemeyenlerin buna ek 250 TL ek ücret ödeyerek 45 günlük ziyaretçi izni alabileceklerini ifade etti.

Saner, bu kişilerin 45 günlük ziyaretçi izni süresi içerisinde iş bulmaları halinde ziyaretçi iznini çalışma iznine dönüştürebileceğini kaydetti.

Ülkedeki kayıtlı işçi sayısı ortalamasının 45 bin dolayında olduğuna işaret eden Saner, kaçak işçi sayısı 5 bin olarak tahmin edildiğini belirterek, bunun dünyadaki ortalamalara göre kabul edilebilir limitlerde olduğunu ifade etti.

Bakan Saner, afla ilgili bilgi almak isteyenlerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Alo 102 Bilgi Hattı’nı ücretsiz arayabileceğinin ve KKTC Yurtdışı Temsilciliklerine de başvuru yapılabileceğini anlattı.

Bakan Saner, kavga, hırsızlık ve benzeri suçları işleyenlerin af kapsamından yararlanamayacağını dile getirdi.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 1032
Bugün Tekil 970
Toplam Tekil 1937018
IP 54.167.202.184






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.811 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu