Çoruh Müfrezesi ve Hüseyin Avni Alpaslan - Mustafa Köse - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Çoruh Müfrezesi ve Hüseyin Avni Alpaslan - Mustafa Köse
Tarih: 06.12.2008 > Kaç kez okundu? 2930

Paylaş


“BARIŞ’ın”, İnsanlığın doğal hakkı ve SAVAŞ’ın her türlü yıkım olduğu inancımızı söyleyerek; Dünyamızda bugün bile, özellikle bu yıllarda ve bölgemizde, sürekli Barış, ancak insanlarca hayali güzel bir olgudur. Küresel Güçler, sömürgeci çıkarları için, dinsel, etnik ve mezhepsel farklılıkları kullanarak, Yeni Dünya Düzenlerini dayatarak, Bölgemizde BOP haritalarıyla Devletlerin hakimiyet alanlarını değiştirmeyi planlamış- lardır. Bilinen gerçek hedefte Türkiye’nin bölünmesi de vardır. Bu tehditlere karşı Ulusal Savunmayı, maddi ve manevi gücü hazır, tetikte durmak bu coğrafyada varlığını sürdürmek için şarttır. Güçlü olmak, Ordusuyla, Ulusuyla… Aksi takdirde, Savaş o toplumu kuşattığında ve oluştuğunda, o Ulus esir ve Vatanı işgal olur. Çağın savaş silahlarının, yakıcı ve yıkıcı etkisinden kurtulanlar için, artık başı dik ve onurlu yaşamak bir hayaldir. Ayni Barış gibi... Tarih Bilinci önem taşıyor... Bağımsız, dik durarak, onurlu yaşamak için... Vatanımızı nasıl savunduk ve nasıl kurtardık. ....Unutma... Hatırla... Çok uzak değil.. 1914 leri, 1919 ları HATIRLA ..!

1.Dünya Savaşına geçmeden önce, 1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşını (93 Harbi) sonuçlarını hatırlatmak gerekir. 24 Nisan 1877 günü başlayan savaş, Doğu Anadolu ve Balkanlarda şiddetli çarpışmalarla sürdü. Ancak iki cephede de yenilgi yaşanıyordu. Balkanlarda ilerleyen Rus ve Bulgarlar, pek çok çocuk, kadın, yaşlı demeden katliamlar yaparak, Ayestefones’a(Yeşilköy) kadar geldiler. Doğuda ise Ruslar, Batum, Artvin, Oltu ve Kars’ı işgal ettilerse de, şiddetli direniş karşısında Şavşat’a giremediler. Daha sonra bu zor şartlarda imzalanan Ayestefanos ve ardından Berlin Antlaşması ile Elviye- yi Selase(Üç Sancak), Kars, Ardahan ve Batum Ruslara bırakıldı.

Ancak Berlin Antlaşması, Rusların Boğazlardan serbestçe geçme hakkı ve Akdeniz’e inme hedeflerine ulaşmasına yetmemişti. Osmanlı Devleti tarihi düşmanı Çarlık Rusya’nın yaklaşan savaş tehdidine karşı müttefik arayışı içindeydi. Parası ödenerek İngiliz tersanelerinden satın alınan iki savaş gemisine, İngiliz Hükümeti tarafından el konularak Osmanlı Devletine teslim edilmemesi, Osmanlı Donanmasını Karadeniz’de Rus Donanmasına karşı denge kurmasını engellemişti. Boğazların savunması için Alman Hükümetiyle işbirliğine giden İttihat ve Terakki Partisinin elindeki Osmanlı Hükümeti daha doğrusu Enver Paşa, Avrupa’nın yükselen gücü Almanya ile kader birliği ediyordu. Almanya 1 Ağustos 1914’te Rusya’ya savaş ilan etmiş, Enver Paşada 2 Ağustosta Almanya ile anlaşma imzalamıştı. Sonradan Yavuz ve Midilli adı verilen iki Alman savaş gemisi, Boğazları geçerek, 29 Ekim 1914’te Rus Limanlarını bombaladılar. Rus Filosuna saldırı içine girdiler. Böylece Osmanlı-Rus Savaşı başlamış oldu. Çünkü bilahire Donanmamıza katılan bu gemiler Osmanlı Bayrağı taşıyorlardı.

1 Kasım 1914 günü sabahı Rus kıtaları Doğu sınırında, hep birden Oltu, Karaurgan, Micinkent, Soğanlı ve Ağrı dağı geçitlerinden, Türk sınırlarını geçti- ler. Ancak Enver Paşa ve İttihatçılar. Teşkilat-ı Mahsusa örgütü mensupları çabasıyla, Rus işgaline direnen 3 sancak(Kars, Ardahan ve Artvin) bölgesindeki halkımızı, milis(gönüllü) kuvvetler olarak örgütlemiş bulunuyordu. Bu milislerin daha sonraki savaşlarda da çok faydası olacaktır. Bunlar ilerlemeye çalışan Rus birliklerine geriden de yer yer saldırı ve baskınlar gerçekleştiriyordu.

Teşkilat-ı Mahsusa’nın savaş esnasında bu bölgede oluşturduğu gönüllü çete (Gönüllü Kuvvetlere Çete ya da Milis de deniyordu.) Kuvvetleri örgütlen- mesini iki bölümde görüyoruz; Bunlardan biri, Melo Hudut Taburundaki Subaylarında desteğiyle Yusufeli kesiminde, ikincisi Teşkilat-ı Mahsusa’nın Erzurum(Doğu) masası Başkanı Dr. Bahattin Şakir Bey’in gizlice gelip, Artvin ’de kurduğu gönüllü çete teşkilatıdır. Ruslarda bölgedeki Hıristiyanlar’dan, kendi içlerinde, milli teşkilat adı altında Ermeni ve Gürcü taburları oluşturdular. Ermeni taburları komitacı Türkiye Ermenilerinden ve 1914 yazında Rusya’ya kaçan azgın Türk düşmanlarındandı.

İşte Hüseyin Avni ALPARSLAN, Yüzbaşı, bilahire Binbaşı olarak, Bölük, Tabur ve Alay komutanı olarak, bölgede başarılı savaşlar veren, gönüllü kuvvetleri örgütleyen, komuta eden birkaç komutandan biridir. Açık gerçek budur.

*- Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı Arşivi’ndeki (P.316- 36) şahsi dosyasındaki otobiyografisindeki ilgili Doğu cephesi Türk-Rus Harbi ilgili bilgiler; Hüseyin Avni’nin Doğu Cephesindeki görev ve katıldığı savaş ve başarılar kısaca şöyledir: “8 Kasım 1914 tarihinde Erzurum’da Bahattin Şakir’in Teşkilat-ı Mahsusa’sına tayin edilerek, Tavasker Tabur Komutanı oldum.(Tavasker: Erzurum’un Olur ilçesinin eski adı. Tavasker Taburu: Tavasker yöresi halkından, milislerden yani gönüllülerden oluşturulan Tabur.) Tavasker Taburuyla, 25 Aralık 1914’te Pancirot Karyesindeki 1 taburluk Rus taburuna taarruz ederek imha ettim. 28 Aralık 1914’te Kızılkep tarafında bir keşif taarruzu yaptım. Kumandanım Teşkilat-ı Mahsusa Reisi Bahattin Şakir Beydi.9 Ocak 1915’te Çatak, Nurşin arasında Ruslara karşı övgüye değer muharebeler yaptım... 1 Mayıs 1915’te Milo Müfrezesi’ne mensup Ergenis Müfrezesi Kumandanı ve müfrezenin 2. alayının Kumandanı oldum. Ergenis mıntıkasındaki Ruslarla pek şiddetli muhabereler yaptım.... İki gün sonra mukabil taarruzla Kolik sırtını yine zapteddim. Bu çatışmalarda Ruslara 1000 kadar zaiyat verdirdim.Kumandanım Milo Müfreze Kumandanı Halit Beydi..... Ergenis, Yusuf ili, Tortum, Koçun Boğazı, Başkurd Deresi, Kop, Massad, Maden Hanları, Ahsunlar Hanları taraflarında bulundum..... Şiddetli çatışmalar oldu. Kumandanım Milo Müfreze Kumandanı Halit Beydi. 1 Eylül 1916 tarihinde Binbaşı oldum. Ocak 1916’da birliklerimiz ÇORUH MÜFREZESİ adını aldı. Tortum’un Gince sırtlarında 18 Ocak 1916 tarihinde Ruslarla şiddetli muhabereler yaptım.Ruslara 1500 zayiat verdirdim......”

TÜRK-RUS SAVAŞINDA ARTVİN CİVARINDAKİ RESMİ VE YERLİ-GÖNÜLLÜ TÜRK KUVVETLERİ:

Resmi Birlikler, 3. Türk Tümeninin 8.Alayından ayrılan 1. ve 3. piyade taburları ile bir mızıkalı süvari takımı ve 4 toplu bir dağ bataryasından kurulu olan ve Alman Binbaşısı Stange komutasında Rize’den Hopa’ya getirilen 8. mürettep Alay adlı birlik ile İşhan, Melo, Hod, Sarıgül, Hopa ve Arhavi’de birer ikişer bölüklü Hudut Taburları idi. İstanbul’dan toplanan gönüllülerden oluşan, Artvin halkının, “İstanbul Askeri”,”İstanbul Çetesi” dediği ve komutanları arasında, İstanbul Eyüplü Yüzbaşı Halit Bey(Deli Halit Paşa), İstanbul Yenibahçeli Yakup Cemil ve Dr. Bahattin Şakir’inde bulunduğu “Teşkilat-ı Mahsusa Birliği’de” Artvin’e gelmişti.

Ruslarla şiddetli çatışmalar oluyordu. Askerler ve Gönüllüler kahraman- lıkla savaşıyorlardı... Yiyecek yetersizdi. Olanlarda yerine ulaştırılamıyor ya da geç ulaşıyordu. Ama daha kötüsü silah ve cephane eksiğiydi. Gönüllülere yete- rince tüfek cephane yoktu. Herkes gelecek olan silah ve cephaneyi bekliyor- du.... Gelenler ise yetersizdi. Halbuki Rus Ordusu silah, cephane, yiyecek ve giyecek açısından bolluk içindeydi... “1.Dünya Savaşı’nın başlamasından bir ay sonra Dr. Bahattin Şakir, Talat Paşa’ ya gönderdiği raporunda silah, cephane ve para azlığından yakınıyor ve şöyle diyordu; “..Van’a,Trabzon’a silah gönderiyorsunuz.. Fakat en mühim mıntıkayı(Artvin, Erzurum) nazarı dikkate almıyorsunuz. Silah ve bilhassa çok miktarda cephane isterim.... Defalarca para istedim. Cevap bile alamadım....”

“TURAN’A BURDAN GİDİLİR”

İttihat ve Terakki liderleri ve Teşkilat-ı Mahsusa’sı bu savaşın Rusya ’da, Orta Asya’da bağımsızlık için kıpırdanan Türklerle birleşme getireceği inancındaydılar. Bahattin Şakir ve arkadaşları Erzurum’a giderken, yol kavşaklarına Turan’a buradan gidilir diye levhalar koyuyorlardı.Gerçektende Teşkilat-ı Mahsusa elemanları Azerbeycan’a, Dağıstan’a, Çerkezistan, Kırım, Kazan ve Orta Asya’nın diğer bölgelerine sızmışlar,.... aldıkları bilgileri Bahattin Şakir’e ulaştırıyorlardı. Erzurum’daki Teşkilat-ı Mahsusa daha doğrusu Kafkasya İhtilal Cemiyeti Eylül 1914’te Çete teşkilatını tamamlamış ve harekete hazır bulunuyordu. Ancak Erzurum yöresinde çetelerden umulan fayda görülemedi. Çoğu kendi ailesini kurtarmanın derdine düşmüştü.

Ruslarla şiddetli çatışmalar oluyordu. Kış şartlarındaki şiddetli çatışmalar sonucu Ekim 1914’te birliklerimiz Ardahan’a girdiler. Ardahan’ın kurtarılması önemli bir başarıydı. Yakup Cemil ve müfrezesi de ordadır. Ancak bu defa şehri kuşatan Rus Ordusundan dondurucu soğuklar daha etkiliydi. Çünkü akşam nöbete bırakılan asker sabah donmuş olarak bulunuyordu. Daha kötüsü dağlardan Ardahan’a gelmesi beklenen büyük kuvvetler Sarıkamış Don faciasını yaşadılar... 90 bin olduğu söylenen bu asker kaybı bir daha telafi edilememiştir. Beklenen bu kuvvetler gelmeyince de büyük kayıplarla Ardahan’dan çekilindi. Savaş aleyhimize dönmüş oluyordu...

ÇORUH MÜFREZESİ

Alman Binbaşı Stange hastalanarak, Yakup Cemil ve Dr. Bahattin Şakir’de başka görevlere atandığından, mevcutları 2000 civarında kalan gönüllü kuvvetler, ”Çoruh Mürfezesi” adını alarak, komutanlığına bugünde bölge halkının saygı ve sevgiyle andığı Binbaşı Halit Bey geldi. Hüseyin Avni Alparslan’da Ergenis Müfreze Komutanı ve Binbaşılığa terfi ederek Halit Beyle birlikte ikinci komutan durumunda Çoruh Müfrezesinde bulunmaktaydı. 8 Nisan 1915 günü, Halit Bey komutasındaki Çoruh Müfrezesi, Yusufeli’nin İşhan köyünü işgal ederek doğuya doğru ilerlemekte olan Rus kuvvetlerine Demirkent yaylalarında karşı koyarak durdurdu. Bu çarpışmalarda çok sayıda şehit verildi. Ruslar Çoruh nehrinin sağ taraf köylerini işgal etmişlerdi. Sağ taraf köyleri halkını tamamen Çoruh’un sol yakasına geçirdikten sonra, Halit Bey, tek geçit olan ahşap Demirkent köprüsünü yaktırdı. Savaşa devam eden kuvvetlerimiz, Erzurum’un düşmesiyle çekilmeye zorlanıp, nehir yatağı boyunca hem muhacir halkımızı koruyarak hem Ruslar’la savaşarak İspir üzerinden Bayburt’a çekildi. Çoruh Müfrezesi bir yıla yakın Artvin ve Çevrelerini, Keldağ geçidi-Damlakürün çizgisinde kahramanca savundu. Ancak Yusufeli, Şavşat, İspir gönüllülerinin direnişi, yokluk, hastalık, cephanesizlik şartlarındaydı. Ancak Çoruh Müfrezesi mukavemete devam etti. Bayburt’ta çok çetin savaşlar oldu.

BAYBURT SAVUNMASI:----* İKİNCİ PLEVNE*----

Erzurum 10 Şubat 1916 günü Ruslar tarafından işgal edildi.3.Ordu kumandanlığına, Çanakkale Savaşının başarılı kumandanlarından Vehip Paşa getirildi. Vehip Paşa Tercan’ın batısından, Bayburt’un Doğusu ve Trabzon’un batısına kadar ilerlemiş Rus birliklerini durdurmak için planlar yapar, bütün imkanları seferber eder. Ordumuz 130.000 asker, 200 toptan ibarettir.Ruslarda ise 200.000 asker, 440 top vardır.Rusların ilk hedefi Bayburt’u ele geçirip, buradan sahildeki birlikler ile bağlantıyı sağlamaktır.Bayburt ve civarındaki dağlarda savaş çok kanlı oldu. Siper siper, ev ev, göğüs göğüse... Kadınlar, neneler, genç kızlar, çocuklar bile savaştı.... Kop Dağı’nda, Masat Vadisinde, Ahsunk Hanlarında çok kanlı muharebeler oldu. Kop Dağını bir ayda zorla aşabilen Ruslar, Türk askerinin yokluk şartlarında Bayburt’u kahramanca savunması karşısında şaşkına döndüler. Kahraman askerlerimiz ve halkımız 4 ay kendilerinden çok üstün Rus kuvvetlerine kan, can vererek direndiler.

BAYBURT İKİNCİ PLEVNE OLMUŞTU......

Hüseyin Avni Alparslan Bayburt savaşlarında da en önlerdeydi:

“ Nisan 1916’da Bayburt’ta Kop muharebelerinde Ruslarla göğüs göğüse harp ettim.... Haziran 1916’da Masat Boğazında, Masat Hanlarında Ruslarla pençeleşircesine harp ettim. Kumandanım Çoruh Müfrezesi kumandanı Halit Bey ve 10.Fırka Kumandanı Miralay Selahattin Bey idi.14 Temmuz 1916’da Ahsunlar Hanlarında Ruslarla göğüs göğüse harp ettim.”

Ne yazık ki bu şanlı Bayburt direnişi 16 Temmuz 1916 tarihinde kırılıyordu. Bayburt’un işgali haberi Rusya’da sevinçle karşılanıyor, Rus Çarı kutlama için eğlenceler düzenliyordu.

BİZ VATANIMIZI SAVUNDUK

1.Dünya savaşı Türk-Rus Savaşı resmi Rus kayıpları 250 bin küsur Rus askeri öldüğünü yazıyorsa da gerçek kayıpları 400 bini aşmaktadır. Rus Ordusu kayıplarını Rusya’nın her tarafından getirttiği yeni askerlerle devamlı takviye ettirmiştir. Rus Ordusunda Ermeni, Hristiyan Gürcü, kısmen Rum, bir miktarda Rusya’da ki Türklerden asker bulunmuştur. İçimizdeki Ermeni çeteleri de onlarla beraber casusluklarda yaparak, olan güçleriyle Ordumuza ve halkımıza saldırmışlar, savaş şartlarında pek çok acı olay yaşanmıştır. Bu savaşta asker ve milislerimiz dahil 300 bin Şehidimiz olmuştur. Ancak bu rakama katliamlar, hastalık, salgın hastalık, açlık yüzünden, muhaceratta yollarda ölenler dahil değildir. Halkımızın gerçek kaybı bilinmemektedir.

İşte Hüseyin Avni Alparslan, Bahattin Şakir ve Binbaşı Halit Bey’le, Topal Osman Ağa’da Yakup Cemil’in yanında bu savaşlara katıldı.

Kaybedilen savaş Harşıt Çayı boylarında Rus Ordularının durdurulması ve bilahire Rusya’da 1917 Ekim ihtilaliyle Çarlığın yıkılması ki Çarlığın yıkıl- masında oradaki özgürlük isteyen Türklerin(Tatar, Türkmen, Çerkez. vd.) büyük payı olduğu bugün artık biliniyor... Rusya’da ki iç karışıklık topraklarımızdaki Rus Ordusu’na da yansımış, disiplin bozulmuş, asker kaçakları artmış, aralarında çatışmalar olmuştur. Erzincan Anlaşması imzalanarak Ruslar çekil-meye başlamışlar, Ordumuz sahilden Harşıt Çay’ı boyunca ileri bir hareketle direnen Ermeni kuvvetlerini de bertaraf ederek, Hüseyin Avni Bey ve Osman Ağa’nın da komutanlık yaptığı 37. Tümenle Batum’u dahil kurtarmıştır. İleri bir harekatla Ordumuz hemen bütün Azerbeycan’ı ele geçirmiştir. Ahıska’nın kurtarılması başta olmak üzere Hüseyin Avni Alparslan Kafkas ileri Harekatında da en önlerdedir.

HIRÇIN AKARDI HARŞIT ÇAY’I!...

Bayburt Plevne Vazifesini Gördümü mü ?

(Mareşal) Fevzi ÇAKMAK’n savaş hakkındaki brifinglerinden, kendi açıklaması, 6. Konferans;

3 üncü Ordu komutanının genel karargaha bildirdiği, Bayburt’u bir Plevne yap- ma isteğini, yukarıda anlatılmıştı. Plevne; 1877- 1878 Türk- Rus Muharebesi’ nde Rus ordularını kendine çeken ve üç meydan muharebesinde üstün gelerek sonunda esir düşen Türk ordusunun bir kahramanlık örneğidir. Bununla Bayburt ’u karşılaştıracak olursak, görülüyor ki, Bayburt savunması; Rus ordusunun büyük bir kısmının dört ay kadar burada bağlanmasına sebep olmuştur. Rusların burada durdurulmaları Türk ordularına taarruzi hareket etme imkanı sağlamıştır. Sonunda tehlike ortaya çıkınca, Rus ordusunu hırpalayarak düzenli bir şekilde çekilmiş ve önemli düşman kuvvetlerini önünde durdurmuştur. Bu durumda Bayburt savunması başarılı olmuş bir Plevne sayılmalıdır. Plevne ordusu, plan gereğince Orhaniye’ye çekilseydi, başarılı olmuş bir Bayburt olurdu. Ahmet İzzet Paşa’nın verdiği direktifte düşmanı olabildiği kadar çok tutmak ve tam zamanında çekilmek emrediliyordu. Bu emir bütünüyle yerine getirilerek mart ayından temmuz ayına dört ay aralıksız süren muharebelerle II nci ordunun toparlanması için gereken zaman kazanılmıştır. Yukarda anlattığımız bazı hatalar yapılmasaydı, 2 nci Ordu taarruza geçtiği sırada bile Bayburt Türklerin elinde bulunabilirdi(ÇAKMAK – 2005 : 226- 227).

Dr. BAHATTİN ŞAKİR KİMDİR: 1874’te İstanbul’da doğan Bahattin Şakir, Askeri Tıbbıye’yi 1896’da tabip yüzbaşı olarak bitirdi. Ahmet Rıza ve İttihat Terakki ileri gelenleriyle ilişki kurdu. Erzincan’a oradan Trabzon’a sürüldü. Tutuklandı. Mısır’a oradan Paris’e kaçtı. Ahmet Rıza ile İttihat ve Terakki ’nin, Örgütün canlandırılıp, güçlenmesinde önemli rol oynadı. Doktor Bahattin ŞAKİR ya da yakın arkadaşlarının deyişiyle “Baha Bey”, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin en önemli liderlerindendir. Cemiyetin Türkçü, Turancı kanadındandır. Bir ideolog olmaktan ziyade “örgütçü” kimliğiyle öne çıkmıştır. İttihat ve Terakkinin katibi mesullerindendir. Katibi Mesul, Cemiyetin en önemli görevlerindendir, en güvenilir kişiler arasından seçilir. Devrimden sonra ne mebus nede nazır olmuştur. Sürekli olarak cemiyetin iç örgütünde çalışmıştır. Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucularından ve siyasi bölüm şefidir. Teşkilat -ı Mahsusa’nın Erzurum(Doğu) Masası Başkanı olarak 1.Dünya Savaşıda Milis kuvvetleri oluşturulmasında ve Kafkasya ve Orta Asya’ya yönelik Turan’cı örgütlenme ve istihbarat faaliyetlerini yürütmüştür. Savaşın yenilgisiyle Almanya’ya geçmiştir, 17 Nisan 1922 günü, Taşnak Ermeni partisinin bir numaralı tetikçisi Arşavir Şıracıyan tarafından, Cemal Azmi Beyle birlikte Berlin’de gece yarısı evlerinin önünde vurularak, şehit edildiler. “

KAYNAKÇA:

1- H.Avni ALPARSLAN’ın K.K.K. Şahsi Dosyası.

2- İ.HACIFETTAHOĞLU-Sakarya Şehidi H.Avni Bey.

3- Hikmet ÇİÇEK- Dr.Bahattin ŞAKİR.

4- 1. Dünya Harbinde Türk Harbi.Kafkas Cephesi.

5-- Çakmak 2005, Mareşal Fevzi. Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi- 1935 Yılında Harp Akademisinde Verilen Konferanslar -T.C.Genelkurmay Başkanlığı- Genelkurmay ATASE ve Genelkurmay Denetleme Başkanlığı Yayınları – Genelkurmay Basımevi - Ankara





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 28
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 816
Toplam Tekil 1637877
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.382 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu