VATANDAŞ HÜSNÜ BEY”DEN BAŞ-BAKAN”A MEKTUP - Mustafa Nevruz SINACI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









VATANDAŞ HÜSNÜ BEY”DEN BAŞ-BAKAN”A MEKTUP - Mustafa Nevruz SINACI
Tarih: 04.10.2009 > Kaç kez okundu? 2043

Paylaş




Eczacı Hüsnü Akıncı, son derece onurlu, ilkeli, kültürlü ve sorumlu bir insan..

Bir yandan, “devleti sırtında taşıyan, kapsama dâhil vergi mükellefi” namuslu, dürüst, bir örnek; Diğer taraftan, günün olaylarını, hükümet ve devletin gündemini takip eden duyarlı, diri, (yaşayan ölülerden değil) “farkında” hassasiyeti yüksek, halis ve hakiki bir vatandaş.

Nemelâzımcı, bana-neci değil.. İcabında Cumhurbaşkanından Baş-bakana, gazeteciye, yazar”a, ben dâhil, ilgili ve sorumlu herkese her kişi ve makama yazıyor. Elini medeni cesaret, yurttaşlık görevi, tam kararlılık ve bilgelikle taşın altına koyup; (Tıpkı GALİP BARAN gibi) Öneri, tenkit ve tavsiyelerde buluyor. Yerine göre yol gösterici oluyor, ışık tutuyor.

Ancak; Büyük özveri, özen, dikkat, iyi niyet ve samimi dilekle muhataba yazılarak gönderilen bu mektuplar, “ACABA!...” okunuyor mu? Ciddiye alınıyor mu? Haklı, doğru ve yerinde tespit, tenkit ve öneriler, dikkate alınıp “yönetime katılım-katkı, denetleme, önerme, tenkit ve/veya destekleme” adına “ilkeli, onurlu ve sorumlu” yurttaşlardan gelen bu ve benzer intikaller değerlendiriliyor mu?... Acaba!... Ne dersiniz?...

Bugün (ve yarın) burada yayınlayacağım, Hüsnü Akıncı”nın “AÇIK MEKTUP” unu dikkatle okuyalım ve sonrasını mümkün olduğunca takibe çalışalım, izleyelim lütfen!...

“Sayın BAŞBAKAN;

Dokuz Eylül Üniversite”sinin 2009-2010 öğretim yılına başlaması sebebiyle yaptığınız konuşmanın tv”lerde yayınlanan bölümlerini dikkatle izledim. Konuşmanızın bir bölümünde;

““Birçok sorunumuzu çözdük. Çözüm yoluna da koyduk. Mevcut sorunlarımızı uzlaşı içinde, mutabakat içinde çözmenin gayretindeyiz. Küresel krizin aşılacağını biliyoruz. 2010 bunun ciddi başlangıcı olacak ve 2010”dan itibaren pozitif büyüme beklentilerimizi kamuoyuna orta vadeli programda açıkladık. Krizin sona ermesiyle birlikte üniversite gençliği başta olmak üzere tüm gençlerimizin işsizlik kaygısında biraz daha azalma olacak.

Gençler, bakınız her üniversiteyi bitiren veya tüm halk iş sahibi olur diye bir kaide yok. Dünyanın hiçbir yerinde, ABD başta olmak üzere halkının tümüne iş sağlamıştır diye bir gerçek yok. Bakın şu anda onlar da yüzde 7-8 oranlarına varan işsizlikle uğraşıyor. İspanya, yüzde 18 işsizlikle baş başa. Biz ise şu anda yüzde 13”deyiz. Tabii ki mücadelemizi vereceğiz. Bunu daha aşağıya çekmenin gayreti içinde olacağız. Göreve gediğimde % 10.7 idi, şu anda krize rağmen yüzde 13”deyiz. Bunu hiçbir zaman iyi bir yerdeyiz demek için söylemiyorum. Bunu kesinlikle tek haneli orana düşürmek durumundayız. Onun için de gerek tarım endüstrisinde, gerek hizmet sektöründe yoğun çalışma yapmak suretiyle bunları düşürmenin gayreti içinde olacağız.”“ ifadelerini kullandınız.

İktidarda bulunmanız sebebiyle, siyasî amaçlı da olsa, icraatlarınızı övmek hakkına sahipsiniz. Ancak; Türkiye”yi iyi izleyenlerin gözlemlerini ve eleştirilerini de dikkate almak, görevlerinizin arasındadır.

Bu sebeple; duygu, düşünce ve görüşlerimi arz ediyorum:

İçinde bulunduğumuz iktisadî zorlukların, “Küresel Kriz” adı verilen finansal krizden kaynaklanmadığı kabul edilmelidir. Çünkü iktidarınız dönemi dâhil Türkiye, 29 yıldan beri iktisadî krize maruz kalmıştır. Ne yazık ki; ülkeyi idare edenler, Türkiye”nin 29 yıldan beri yanlış ekonomi ve para politikalarıyla idare edildiği gerçeğini görememişler ve kabullenememişlerdir. Bu sebeple; “Birçok sorunumuzu çözdük, çözüm yoluna da koyduk” sözünüz, gerçekleri yansıtmaya yeterli değildir. Keşke, gerçekleri yansıtsaydı…

Şayet, sorunlarımız çözülmüş olsaydı:

- Türkiye”nin iç ve dış borçları artmaz ve halkımızın büyük çoğunluğu, borç yükü altında inlemez ve çaresizlik içinde kıvranmazdı ve de, fukaralık yaygınlaşmazdı.

- Gelir dağılımı bozulmaz ve fukara kesim ezilmezdi. İşsizlik, korkutucu boyutlara ulaşmazdı. (devamı yarın)



BAŞBAKAN”A AÇIK MEKTUP

Mustafa Nevruz SINACI (*)

- Dış ticaret açığı, carî açık ve bütçe açığı, SGK açığı, ekonomimizdeki dengeleri bozacak derecede büyümez; Tarım ve hayvancılığımız çökmezdi ve Türkiye, kendi kendini besleyemez hale düşmezdi.

- En önemlisi: Başta bankalarımız olmak üzere önemli iktisadî değerlerimiz ve altyapı tesislerimiz, yabancıların eline geçmez; Ümitlerimizi, spekülâtif yabancı sermayeye bağlamaz ve üretime matuf yatırımlara devam ederdik.

- Üretken bir ekonomimiz olsaydı; her yıl 50 milyar dolar faiz ödemezdik ve işsizliğin yaygınlaşmasını önlerdik; Öğündüğümüz ihracatımız ithalâta dayalı olmaz; ara malı ve hammadde üreten bir yapıya kavuşurduk.

- Millî gelirimiz, dolar kurundaki düşüklüğe bağlı olarak kâğıt üzerinde artmaz; büyüyen reel ekonomi sayesinde, gerçek anlamda artardı.

- Banka kaynaklarımız, rantiye kesimini değil; üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan kesimlere destek olurdu.

Sayın BAŞBAKAN;

Birtakım istatistikî rakamlara dayalı olarak yapılan iktisadî analizler, siyasî iktidarları daimâ yanıltmıştır. Bu hakikati en anlaşılır, açık ve en güzel şekilde gerçek iktisatçı JOAN ROBİNSON, şu sözleriyle ifade etmiştir: “İktisat bilmenin yararı, bir ülkenin ekonomisini düzeltmek ve ekonomik zorluklara geçerli çözümler bulmak işin değil, iktisatçıların yanıltmalarını önlemek içindir.”

Konuşmanızda belirttiğiniz iki önemli hususa da değinmek istiyorum. Şöyle ki:

1-“Türkiye”deki kurulu bütün şantiyeleri dolaştım. Bundan önce hiç, şantiyeleri dolaşan başbakanlar gördünüz mü?” ifadesini kullandınız. Bu ifadeniz, bizler için biraz şaşırtıcı oldu. Zîra; şantiyeleri denetlemek başbakanların görevi değildir. Hükümetlerin plânladığı yatırımları yürütmek ve denetlemek, devletin birimlerine aittir. Sorumluluk da onlarındır. Elbette ki; istedikleri takdirde başbakanlar, yatırımları ziyaret ederler.

Netekim; sizden evvel de başbakanlar, büyük yatırımları dolaşmışlardır. Hem de bu işi, ulaşım imkânlarının zor olduğu dönemlerde yapmışlardır. Bu ziyaretleri, uzun ve meşakkatli kara yolculuklarına katlanarak yapmışlardır.

2-Yeni üniversite kurduğunuzu, sanki sizden evvelki iktidarlar, hiç üniversite kurmamışlar gibi övünücü bir üslûpla ifade ettiniz. Siyasî amaçlı övünmenize hak verirken, üniversiteler hakkında da görüşümü belirtmek istiyorum:

1965 yılında Türkiye”nin 6 üniversitesi mevcuttu.

12 Eylül 1980 sabahı İhtilâl idaresi, 22 üniversite teslim almıştır.

12 Eylül idaresi ve sonrası oluşan siyasî iktidar, üniversiteleri anarşi ve terör sebebi addettiği için, üniversite kurulmamıştır. 1991 yılı sonuna kadar geçen 11 yıllık süre zarfında, sadece iki üniversite kurulmuştur.

1991 seçimleri sonunda oluşan siyasî iktidar, 1992 başında itibaren üniversite yatırımlarını hızlandırmış ve bu sebeple 2002 sonunda 82 üniversitemiz olmuştur. Yani, 10 yıllık süre zarfında 58 üniversite kurulmuş ve bugün, faal haldedir.

İktidarınız, 7.ci yılında 50 üniversite kurulmasına karar vermiştir.

Bu üniversite örneğini, “Devlette devamlılık vardır.” ilkesine dayanarak verdim.

Zîra; siyasî iktidarların; kendilerini överken, geçmişi inkâr etmelerini ve kötülemelerini, gönlüm kabul etmemektedir. Türkiye”nin iyi idare edilmesini arzu ettiğim için, demokratik haklarımı kullanarak duygu, düşünce ve görüşlerimi arz ettim.

Saygılarımla, Ecz. Hüsnü Akıncı,“ (30.Eylül.2009)

Tel: 0216-4181726/0532 457 6956 - Web: http://akincidan.blogspot.com

(*) Eczacı Hüsnü Akıncı”nın Baş Bakan”a mektubu, 2. bölüm.



*******

WEB: http://www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com

e.MAİL: MustafaNevruz.s1@gmail.com

ADRES: P.K. 118, [06 442] Yenişehir-ANKARA (posta, yayın ve gazete gönderimi için)

NOT: Bu makaleler 5846 sayılı yasa kapsamı dışındadır. Serbestçe iktibas edilebilir; Kaynak gösterilmek suretiyle WEB siteleri, gazete ve dergilerde yayınlanabilir. MNS









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 271
Toplam Tekil 1640626
IP 23.23.50.247






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.098 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu