TÜRKÇE MİLLİ KİMLİĞİMİZDİR.. KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRKÇE MİLLİ KİMLİĞİMİZDİR.. KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 03.10.2013 > Kaç kez okundu? 1440

Paylaş


Türk demek, dil demektir. Ulusun çok açık niteliklerinden birisi de dildir. Her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşulmalıdır.(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1932)



26 Eylül tarihinin Türkiye Cumhuriyetinin kalkınıp güçlenmesinde çok önemli bir yeri vardır. Çünkü 26 Eylül 1932’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü olan 26 Eylül, ülkemizde Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.



Çağdaş Türkiye’yi yaratan kültür kurumları içinde 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla kurulan Türk Dil Kurumu’nun önemli yeri vardır. Çünkü Türklerin milletleşmesinin temel taşlarının başında Türk dili gelmektedir. Gazi’nin başlıkta verdiğim “Türk demek, dil demektir” sözü zaten herşeyi açıklamaktadır..



12.000 yıllık geçmişi olan ve günümüzde dünyanın dört köşesine yayılmış Türkler vasıtasıyla dünya dli halinde kullanılan Türkçe'nin gelişmesi, özleşmesi ve kelime haznesinin zenginleşmesi yolunda her Türk’ün vazgeçilemez görevleri vardır.



Atatürk dönemi dil proğramında "tasfiyecilik" yani yabancı kökenli kelimeleri temizleyerek saf Türkçeyi yaratma politikası uygulanıyordu. Atatürk bahane edilerek ölümünden sonra da Dil Kurumu vasıtasıyla tasfiyecilik sürdürülerek Türk dili fakirleşti. 1914 basımlı Ali Seyyid'in "Kamus - ı Osmani"sinde 30 bin kelime vardı. TDK’nun Türkçeyi tam onüç yıl sözlüksüz bıraktıktan sonra 1945'te 20 bin kelimelik bir sözlük yayımlayabildiği ise acı gerçeğimizdir.



Milli birlik ve beraberliğimizin gerçek teminatı olan Türkçenin yanında bugün etnik kimlikler öne çıkartılarak başka dillerinde anayasa ile resmi dil yapılması istekleri israrla dile getirilmektedir. Oysa bugün küresel güçlerce istenilmeyen ulus-devlet yapımızın muhafazası için her zamankinden daha fazla dilimizi korumaya özen göstermemiz gerekmektedir.



Turgut Özal döneminde Türkiye’nin adeta küçük Amerika olduğundan bahsolunurdu. Amerikalı’ya benzemek ayrı bir övünç vesilesiydi. Bu konuda alınan mesafeler basında dile getirilir ve bir gurur vesilesi yapılırdı. Bugün de insanlarımız bütün benliğiyle ne kadar Amerikanlaştığını ispat için birbiri ile yarışır hale gelmişlerdir. Cadde ve sokaklardaki reklam panoları ile medyamızda bunun sayısız örneklerini görebiliyoruz.



Amerikalıya benzemenin bizi ileriye götürmediğini, bizi hızla kendimizden uzaklaştırıp milletleşme vasfını kaybetmiş, amaçsız ve hedefsiz boş beyinli kalabalıklara dönüştürdüğünü görürüz... Kalabalıklar, yani amaçsız insan toplulukları her yerde vardır. Ama bu kalabalıklar devlet olmanın temel vasfından biri olan milleti temsil etmezler. Yani, kalabalık insan yığınlarının özgürlükleri, hürriyet ve bağımsızlıkları, millet olarak vatan seçtikleri topraklarda kendi kendilerini idare ettikleri milli devletleri olamaz.



ABD, kurduğu güçlü ekonomik sistemi ve buna bağlı olarak ayakta tuttuğu ordusu ile görünürde dünyanın hakimidir. Ama bu hakimiyet sanaldır. Çünkü güçlü ve kalıcı devletler güçlü milletlere dayandıkları takdirde süreklilik arzederler. Bugün ABD’ni devlet yapan Vatan, Millet ve Siyasi Otorite gibi üç temel organdan millet vasfı geçen 250 senede henüz oluşturulamamıştır. Günümüzde kültürel özellikleri oturmuş bir Amerikan milleti de yoktur. 250 yıllık çaba özgün bir Amerikan kültürü oluşmasına da yetmemiştir.



Atatürk “Cumhuriyetin temeli kültürdür”der. Gazi bu sözüyle Türkiye Cumhuriyet Devletini 12.000 yıllık köklü Türk kültür hazinesi üzerine inşa ettiğini vurgular. Çünkü O’na göre; kültür ve bu kültürün ifade vasıtası olan Türkçe; milletimizin ve bu milletin oluşturduğu devletimizin nüfus kağıdıdır. Yani kimlik belgesidir.



Kültür binlerce öğenin uzun süre ayni şekilde yapılmasından oluşmuş kalıcı, vazgeçilemez ve kısa sürede değiştirilemez karakter özelliğidir. Kültür; milletin özüdür. Kültür bir kaç yılda değil, en az bin yılda oluşur. Bin yıl ayni yemeği ayni şekilde yapan insanlar sonunda bu yemeğin kendilerine ait olduğunu ispat ederek onu kendilerine malederler. Türk yemeği olarak anılması için biber dolması’nın bin yıl ayni şekilde yapılması ve nesillerden geçerek günümüze ayni tarzda ulaşması gerekir.



ABD, bugün bir ortak kültüre veya bir ortak millete sahip değildir. Bu durumda siz kendinizi ABD yöneticilerini yerine koyun. Gücünüzü biliyorsunuz ve dünyayı yönetmek istiyorsunuz. 12.000 yıllık bir kültür varlığını günümüze taşıyan Türk milletini yönlendirmek için Amerikan halkını Türk milletinin kültür düzeyine çıkartmak mümkün mü.?



Bunun doğal cevabı da hayır olacağına göre ne yapmanız gerekiyor.? Siz bu kültürlere ulaşamıyorsanız onları kendi seviyenize çekeceksiniz. Yani, gelişmiş kültürleri bozarak onu kendi yoz kültürünüz seviyesine indirgemek için çalışacaksınız. İşte günümüzde kültür emperyalizmi adı altında yapılan budur. Kendilerini bizim seviyemize çıkaracakları yerde bizi kendi seviyelerine indirmeye çalışmaktadırlar. Bu faaliyet kitle iletişim araçlarındaki müthiş gelişmeden de yararlanılarak kolayca sürdürülmektedir.



Bunun için öncelikle bizi biz yapan dilimiz bozulmuştur. Bundan sonra kendi dilimizle ayakta tuttuğumuz sosyal yaşantımız, edebiyatımız, şiirimiz, romanımız, ve diğer sanat eserlerimiz ile birlikte milli değerlerimizle bütünleşen milli şuurumuz ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Bunların devamı olarak ülkemin sokaklarında anlamını ve manasını bilmediğimiz tabelalar teker teker bildiklerimizin yerlerini almaya başlamıştır.



Bin yıl önceki Karacaoğlanları, Köroğlu destanının her kelimesini anlayan nesiller bugün babanın oğlu ile yabancılaştığı bir seviyeye getirilmiştir. Bilim yapacağız diye dünyanın en zengin dili olan Türkçe bırakılmıştır. Milletine , devletine ve tarihine en büyük hıyaneti yapan basiretsiz yöneticiler sayesinde Eğitim ve Öğretim dilimiz olarak İngilizce esas olarak alınmıştır. Halbuki İngilizce dünyanın en zayıf dilidir ve bu dille değil bilim yapmak en basit meramınızı bile anlatmanız mümkün değildir.



Açın kendilerinin hazırladığı meşhur REDHOUSE sözlüğünü. Her ingilizce kelimenin karşısında en az 8-10 tane Türkçe kelime bulacaksınız. Sadece WASTE kelimesinin karşılığında tam 41 tane TÜRKÇE sözcük olduğuna şahit olacaksınız.



Anlamamakta direnen uyuşturulmuş beyinlilere bir daha anlatalım. Sizin günlük yaşantınızda tam 41 kelime ile anlattığınız kavramların karşısında onların sadece bir kelimeleri vardır. Yani, zayıf diye değiştirilmeye çalışılan Türkçemiz İngilizceden 41 kat daha zengindir. İşte bilim dili budur. Eğer gerçekten dünyayı yöneteceksen, kullanacağın dünya dili de İngilizce değil Türkçe olmalıdır.



Şimdi ne oluyor. Sen bu zengin dilini terk ediyorsun ve dünyanın en zayıf dilini kullanmak için bütün eğitim ve öğretimde “Türklerin bilimde ileriye gidebilmesi için yapıyorum“ diyerek İngilizceyi esas alıyorsun. Adamlar bizden ilerde ise ve biz geri kaldı isek bunun sebebi onlar değil, bizleriz. Dün biz onlardan ilerde idik. Ama o zaman Türkçe düşünüp, Türkçe okuyor ve yazıyorduk. Şimdi kendi dilimizle değil, onların dili ile öğrenmeye çalıştığımızdan onlardan geride kalmaya mahkumuz..



Yani geri kalışımızın sebebi onlar değildir. Suçlu tamamen Amerikan sevdası uğruna dilini ve kültürünü milletine unutturan ve yabancı kültürlere milletini teslim etmeyi ilericilik sayan Türk yönecilerindedir.



Bugün Türk dili ile birlikte Türk Kültürü de büyük bir hızla ortadan kalmak üzeredir. Acilen tedbir alınmadığı takdirde ülkemiz Amerikan uydusu olacaktır. Ülkemizin tüm yöneticileri tarihi vebal altındadır. Zengin tarihimiz kültürünü kaybeden Türklerin başka milletler olarak tarih sahnesinde yer aldığının örnekleri ile doludur.



Yabancı dille öğretimle bugün hem öğrencilerimizin ve hemde öğretim kadrolarının başarısı engellenmekte nesiller giderek kendi öz benliğinden uzaklaşmaktadır. Uzun vadede ise Türkçemiz bilim dili olma vasfını tamamen kaybetmesinin yanında milli dil niteliğini de kaybedeceğinden dilin milletleşmedeki önemli etkisi tamamen ortadan kalkacaktır. Yani milletimiz millet olma vasfını kaybedecektir.



Dilin kaybı ile milli bilinçten yoksun, kendine, milletine ve devletine güvenmeyen, dışa karşı başı eğilmiş, küresel güçlerin maşası durumundaki nesiller ortaya çıkacaktır. Milletleşme ve çağdaşlaşma ancak ana dille eğitim ve öğretim ile gerçekleşebilir. Bunun aksini düşünmek bu ülkeye ve insanlarımıza karşı yapılmış en büyük hıyanettir.









Özetliyorum.









Türkçe’nin kaybı ile milli bilinçten yoksun, kendine, milletine ve devletine güvenmeyen, dışa karşı başı eğilmiş, küresel güçlerin maşası durumundaki nesiller ortaya çıkacaktır. Milletleşme ve çağdaşlaşma ancak Türk dili ile eğitim ve öğretim ile gerçekleşebilir. Bunun aksini düşünmek bu ülkeye ve insanlarımıza karşı yapılmış en büyük hıyanettir. Dilimize sahip çıkmak tek tek müesseselerin değil, devletin tüm kurumlarının ortak görevi olmalıdır...









Yüce önderin başlıktaki sözünü tekrar vurguluyorum; “Türk demek, dil demektir. Ulusun çok açık niteliklerinden birisi de dildir. Her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşulmalıdır"





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 21
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 660
Toplam Tekil 1641015
IP 54.159.129.152






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu