BİZ TÜRKLER, ORDU-MİLLET OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.. (2) - Tahir tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BİZ TÜRKLER, ORDU-MİLLET OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.. (2) - Tahir tamer KUMKALE
Tarih: 09.09.2013 > Kaç kez okundu? 1535

Paylaş


Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır ve hazırlanmış olduğuna benim ve büyük milletimizin tam bir inan ve itimadımız vardır - Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1938)

Ak Parti’nin yanlış ve tutarsız politikaları ile güney komşumuz Suriye ile savaşın eşiğine getirildiğimiz bu günlerde 36 yıl her kademesinde görev aldığım Türk ordusunun gerçek gücünü ana hatları ile dostlara ve düşmanlara göstermek istiyorum. Tanısınlar ki; Halkımıza güven gelsin. Tanısınlar ki, düşmanlarımız kimeve neye çatacaklarını bilerek bir kere daha etraflıca düşünsünler.



Bizi sömürge yapmaya çalışan küresel mimarların beyinlerine “Bizden korkmaları gerektiğini, Türk milletin sandıkları kadar sahip ve güçsüz olmadığını” ulaşabildiğim her platformda vurgulamaya devam ediyorum.



Bilindiği gibi askerlik mesleği devletin ve milletin bek’asını sağlayan, kendine has özellikleri bulunan, zor, meşâkkatli, şahsi ferâgat ve fedakârlık isteyen, karmaşık, geniş bilgi ve beceriyi gerektiren kutsal bir meslektir.



Dünyanın gelişmiş tüm ülkelerinde bu meslek ücret karşılığında profesyonel olarak görevlendirilmiş kişilerce yerine getirilir. Biz Türkler için bu meslekte belirleyici unsur asla para değildir. Türklerde askerlik parayla değil, milli ruh, milli heyecan, vatan ve millet sevgisiyle yoğrularak yerine getirilir..



Türk Milleti; tarihin bilinen ilk devirlerinden itibaren kendisini koruyan ordularına ve askerliğe büyük önem vermişler ve günlük yaşamlarının her safhasında askeri karakterli bir millet olmanın en güzel örneklerini meydana getirmişlerdir. Tarihte yer alan bütün Türk devletlerinde ordunun ve askerlik mesleğinin ayrı bir yeri ve değeri bulunmaktadır. Tarih sahnesine çıktığı ilk günden itibaren başlamak üzere Türk orduları, Türk milletinin yaşantısında daima ön plânda olmuş ve ağır mesuliyetler yüklenerek devlet hayatının vazgeçilmez temel unsurunu teşkil etmişlerdir. Türklerin binlerce yıldan beri taşıdıkları ORDU-MİLLET olma vasfı onun askeri kültürünün zenginliğinin ve gücünün en veciz ifadesidir.



Türklerde milli karakter haline gelen ve çok kıymetli bir miras olarak babadan oğula intikal edip günümüze kadar ulaşan büyüğe saygı ve itaat duygusu, bir ruh ve davranış biçimi olarak “ ÜSTE SAYGI ” şeklinde ordu içinde gelişmiştir. Üste ve amirlere mutlak itaat ve sonsuz güven duygusu Türk insanının anlayışında askerlik mesleğinin temel taşı niteliğini haizdir.



Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en değerli gücünü ve moral kaynağını oluşturan "disiplinli bir ordu olma" vasfı bütün dünyaca bilinmektedir. Türk Askeri denilince akla hemen disiplinli bir ordu gelir. Doğal olarak disiplin, ancak iyi bir eğitim ile kazanılır ve yine eğitim ile muhafaza edilir. Fakat Türk askeri bu disiplini korku ile değil, vicdanından gelen sese uyarak geliştirir ve pekiştirir. Türk askerinin eğitim anlayışı da çok hassas ve duyarlıdır. Türk askerinde eğitim; Ondaki inanç ve ruh halinin, vatan sevgisinin, kendisine emanet edilen vatan topraklarının korunması idealine daha iyi hizmet edebilme aşkının bir belirtisidir.



Uzman asker kişilerin üzerinde anlaştıkları ortak görüş; bilinen ve geliştirilen en büyük ve en tehlikeli silahın “ ÖLÜMÜ GÖZE ALMIŞ İNSAN ” olduğudur. Ancak bu insan; hayatından bezdiği veya deli olduğu için ölüme giden insan değildir. O insan; atalarından ve ailesinden aldığı tarihi ve köklü Türk kültür değerlerinin ordu saflarında üstün bir eğitim anlayışıyla pekiştirilmesi sonucunda gözünü kırpmadan ölüme koşan Türk askerinde şekillenmiştir. Bu köklü ve değişmeyen kültür değerleri Türk insanını bizzat en tesirli silah haline getirmektedir.



Daha çok küçük yaşlardan itibaren bütün Türk erkeklerine “ Ordu saflarında ölünce askerin en büyük rütbesi olan 'ŞEHİTLİK' mertebesine erişeceği, eğer sağ kalırsa toplumdaki diğer en değerli mevki olan 'GAZİLİK' mertebesine ulaşılacağı, bunun için bu ocağa gönderildiği” hususu aileleri tarafından aşılanmaktadır. Bir başka deyişleTürk gençlerinin daha aile ocağında iken beyinleri yıkanmaktadır. Alınan köklü dini kültür ve terbiye ile de bu mevhum zihinlerde iyice yer etmektedir. İşte bundan dolayıdır ki; o basit, sakin, gösterişsiz ve son derece mütevazi görünüşlü, saf ve temiz Türk askeri; muharebede bir yıldırım ve bir kasırga gibi coşmakta, gözünü dahi kırpmadan üzerine atıldığı düşmanlarının korkulu rüyası olmaktadır. Bu değişmez karakter, bu üstün nitelik Türk askerine atalarından kalan en büyük mirastır. Kuşaklar boyu nesilden nesile aktarılarak günümüze taşınmıştır.



Şehitlerimizin yüreği acı ile burkulan anne ve babalarının kendisinden beklenen vekâr ve gurur içinde “ VATAN SAĞOLSUN, BU VATAN UĞRUNA BİN MEHMEDİM FEDA OLSUN” diyerek, toplum içindeki yerlerini yüceltmelerinin bir başka örneğine dünyada rastlamak mümkün değildir. İşte Türk askerini devleştirip ölümsüzleştiren bu duygu Türk toplumunu diğer toplumlardan ayıran eşsiz bir değer yargısıdır.



Yedi düvele karşı verilen Çanakkale Şavaşını ve milli mücadeleyi destanlar yaratarak kazanan Türk Askeri; yani yaygın ismi ile Mehmetçiği ; Türk milletinin herhangi bir ferdinden ayırmak mümkün değildir. Hele bu evlâtlarımızı diğer orduların askerleri ile karşılaştırmak ve onlara benzetmek ise çok yanlıştır. Çünkü Mehmetçik; şahsında bağrından çıktığı 12.000 yıllık geçmişe sahip Türk’ün genel karakterini taşır, onu en iyi temsil eden sembol kişilik olarak tarihteki yerini alır.



Türk askerinin üstün vasıflarına tarihin bütün savaş safhalarında defalarca rastlamak mümkündür. Bu vasıflar onda yerleşmiş ve vazgeçilmez bir davranış biçimi olmuştur. İşte bu vasıfları ile dünyanın en modern silahlarına sahip değil, ama en muharip ve en güçlü ordusunun yaratılmasına temel etken olmuştur.

TÜRK ASKERİ; TÜRK MEHMETÇİĞİ ;

- Üstüne ve amirine mutlak itatat eder, onları sayar ,inanır ve güvenir.

- Cesaretli, atılgan, dinamik, kahraman, azimkar ve sebatkardır.

- Açlığa, susuzluğa, uykusuzluğa, yorgunluğa, sıcağa ve soğuğa, yağmura, çamura ve kara karşı son derece dayanıklıdır.

- Her iklim, arazi ve koşullar içinde daima galip gelme azmi ile savaşır..

- Kesinlikle korkutulamaz ve sindirilemez.

- Esir edilemez. Esir olmaktansa ölmeyi tercih eder.

- Dinine, örfüne, gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.

- Üstün tevâzu sahibi ve alçak gönüllüdür.

- Ettiği yemine sonuna kadar sadıktır.

- Atalarının şehit kanı dökerek kendisine emanet ettiği vatan topraklarını korumak için kanını dökmeye, canını vermeye daima hazırdır.

- Hakkını, hukukunu ve yerini bilir.

- Kendisine verilebilecek en büyük rütbenin şehitlik ve gazilik olduğu bilincine erişmiştir.

- Her türlü yeniliğe açıktır. Geleneksel sistemi içerisinde onu kendisine kolaylıkla adapte eder, bünyesine uydurur ve kullanır.

Ciltlere sığmayacak kadar zengin binlerce yıllık askeri kültürümüzü ve o’nun temsilcileri Mehmetçikleri birkaç cümle ile tanımlamak hem zordur ve hemde ona karşı yapılmış en büyük haksızlıktır. O’nu anlatmaya ve tasvir etmeye bir ömür yetmez. Bununla beraber Mehmetçiğin temel vasıflarını yukarıdaki gibi birkaç cümle içinde tasvir ederek o’nun milletinin gönlündeki yerine ve tanımına yardımcı olmak istedim.

Bilindiği gibi Türklerde ordu düzeni devletten devlete, fertten ferde geçerek çok az sayılabilecek değişiklikler geçirerek günümüze intikal etmiştir. Ne kadar ileri teknoloji ürünlerine sahip olunursa olunsun günümüz savaşlarını; araç, gereç, silah ,malzeme ve diğer teknolojik teçhizat değil, bunları ehliyet ile kullanan eğitimli insanlar kazanır. Önemli olan silah altına alınan genç beyinlere, bu silah ve malzemenin nasıl kullanılacağı öğretilerinin yanında özellikle VATAN SEVGİSİ ve VATAN İÇİN ÇALIŞMA AZİM VE İRADESİ’nin yerleştirilmesidir.

Askerin görevini bazılarınn dediği gibi sadece İç Hizmet Kanununun 35 inci maddesi belirlemez. Bu maddede ne yazarsa yazsın askerin asli görevi bellidir ve bunu değiştirmek mümkün değildir. Bu temel görev, cumhuriyetin askerlerine bu cumhuriyeti kuran orduların başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiştir. Başkomutan Atatürk’ün yazının başlığında da yer verdiğim “Türk Ordusuna Değişmeyen Mesajı” içinde vurgulanan TÜRK ASKERİ’nin görevi;



“TÜRK VATANI’NIN VE TÜRKLÜK CAMİASI’NIN ŞAN VE ŞEREFİNİ DAHİLİ VE HARİCİ HER TÜRLÜ TEHLİKEYE KARŞI KORUMAKTIR."



Ata’nın verdiği bu görev çok zor, çok kapşamlı, çok hedefli ve uzun vadeli plânlı bir çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu gibi dünya Jeopolitik güç merkezinin tam ortasında yer alan ülkemize karşı bu konumundan kaynaklanan tehdit ile bölgemizde çıkan petrole erişmek amacına yönelik olarak çevremizde meydana gelen çatışmalar gözönünde bulundurulduğunda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yüklendiği büyük sorumluluk açıkça görülmektedir.



İşte Türk askerleri, rütbesiz erinden Genelkurmay Başkanına kadar bu kutsal görevin bilinci ile azimle görevlerini yerine getirme çabası içindedirler..



DEVAM EDECEK * * * * * * * * * * *





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 31
Toplam Tekil 1641266
IP 54.167.149.128






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu