Başörtüsü sorun olmaya devam ediyor hala - Umut BULUT - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Başörtüsü sorun olmaya devam ediyor hala - Umut BULUT
Tarih: 16.09.2009 > Kaç kez okundu? 1965

Paylaş




İtiraz bir muharrik güçtür. Hem sizi hem de karşınızdakini harekete geçirir tahrik eder. İtirazın olmadığı yerde ise statüko varlığını ayniyle devam ettirir. Başörtüsü yasağı konusunda da Müslüman Türklerin itirazı ellerinden alınmıştır. Merhum Alparslan Türkeşin de dediği gibi kendi zindanda fikri iktidarda bir durum var burada. Başörtüsünün fikri iktidarda iken kendi mahkum...

Sanki bu ülkede bir irade her seçim öncesinde sorunu sivilce misali kaşıyıp, sorun üzerinden kendi yelkenlerine rüzgar taşımakta. Seçim sonrasında ise bir sonraki seçime kadar sorunu buzdolabına kaldırmakta... O kadar ucuz değil ve olmamalı bu işler. Kabuğundan yakalanan yengecin hareketsiz kalması gibi başörtüsü tartışmalarında da bir yengeç tutulmasına uğruyoruz her seferinde. Deplasmanda maç oynamak gibi hep yenik bir psikolojiyle başlıyoruz sorunlarımızı tartışmaya. Sanki belli çevreler sorunu çözmekten çok tartıştırmak ve sürüncemede bırakıp, sivilce gibi kaşındıkça kendi uçan halılarına rüzgar olmasını istiyor gibi.

Oysa başörtüsü sorununun bu topraklar üzerinde yaşayan dindar halk üzerinde ne denli derin kırılmalara yol açtığını bir film şeridi gibi gözümüzün önünden bir geçirelim. Önce iddialı laflar edip insanları öne süren daha sonra geri çekilip orta yerde bırakan tatlı su Müslümanlarını bir kenara itip, sorunu sahiplenen herkesle kafa kafaya verip ayakları sağlam bir yere basan bir çözümü geliştirmek durumundayız.Çözüme giden yolda hem katı laik anlayıştaki çevreleri; hem de dindarları makul bir çizgiye çekmek aklı selim sahibi aydınlarımızın görev ve sorumluluğudur. Hem dindar insanların taleplerine cevap verecek, hem de devlet ve toplum düzenini derinden sarsmayacak bir yaklaşımı bulmak beş bin yıllık devlet tecrübesi olduğunu iddia eden bir millet için hiç de zor olmasa gerek.



İslamın tarihi tecrübesi Hudeybiye barışını referans alarak dindar insanların daha esnek düşünebileceği; çoğulcu, demokratik, liberal ve özgürlükçü referanslarla da aklı selim sahibi laik çevrelerin de daha esnek düşünebileceğine olan inancımı yinelemek istiyorum. Keser gibi hep bana ve benim çıkarıma olan işler peşinde koşarsak, çözüm için fırsat kapılarının daha da paslanmasına sebebiyet veririz. Biraz senden biraz benden gider, orta bir yolda buluşuruz. Üniversiteli kızlarımız da etraflarında daha bilinçli ve sorumlu tavırlar geliştirmektedir. Daha bir güven veren bir tavır içindeler ve böylede olmaları gerekiyordu. Keskin bir taraf da görmüyorum kızlarımızın taleplerinde. Aynı zamanda bu sadece kızlarımızın talebi olmaktan çıkıp bir sosyal hoşgörünün de bir belirleyeni haline gelmiştir. Bizler bütünüyle bu ülkenin sosyal sorunlarını sahiplendikçe de bu ülkede barışı tesis etmemizin daha da kolaylaşacağına yürekten inanıyorum.



Kendi içimizde de küçük küçük dindar cepheler kurmamızın da doğru bir şey olmadığı ortadadır. Bununla birlikte başörtüsüne özgürlük talebinde bulunan insanımızın bütün masum taleplerine karşı kör ve sağır bir tutum sergilenmesi hiç bir şekilde kabul edilemez. İkna odalarının söyletmen vurun mantığının savunulacak bir tarafı yok bana göre. Dindar insanları baskı altında tutacak tepeden dayatmacı bir yaklaşımı kabul etmemiz beklenmemelidir. Buradan başörtüsü tartışmalarıyla birlikte farklı bir pencere açmak istiyorum. Özellikle dikkat çekmek istediğim bir nokta var. Bütün bu başörtüsü tartışmaları ve eylemleriyle birlikte dindar çevrelerde bir hak arama bilinci de gelişmeye başladı bana göre. Bu bilinç bana göre daha da gelişip kökleşmelidir. Geç gelişen bir demokrasinin bir takım olumsuz sonuçlarının olması da normal kabul edilse de faturalarını ödeyen öğrenci ve aydınlar için kolay bir şey olmadığı da kabul edilmelidir.

Bütün olumsuz şartlara rağmen dindar insanlar siyaseti, ekonomiyi ve dünya meselelerini daha farklı bir gözle okumaya başladı. Irak gibi, Filistin gibi açlık,yasadışı göç eşitsizlik haksız idare ,küresel ısınma, sağlık ve su sorunları gibi dünyaya ve insana dair herşeyi hayatının bir parçası haline getirmeye başladı. Bu çok çok önemli bir şey bana göre. Önceleri tarlada bağda bahçede çalışan vasıfsız insanların çocuklarının, şimdilerde üniversitelerde kampüslerde hak aramayı, sesini yükseltmeyi öğrenmesi ,bu vesileyle sivil itaatsizlik bilincinin gelişmesi büyük harflerle konuşmayı öğrenmesi ayakta alkışlanması gereken bir şey olarak önümüzde durmaktadır. Sorunlarımızın çözümünde karnımızdan konuşmadan lisan ı münasiple açık açık kendimizi net bir şekilde ortaya koymayı öğrenmeliyiz. Asıl sorun bir adım ileri atılıp geri kaçmaktır bana gore. Sorunu ortada bırakmadan mayınlı tuzaklı noktalara düşmeden en sağlıklı sonuca ulaşmanın yolları bulunabilir. Yeri gelecek yüksek sesle konuşacaksnız yeri gelecek oturup sakin sakin konuşup anlaşmanın yollarını arayacaksınız. Çözüme ulaşmanın bir yolu mutlaka vardır. Çareler aramadan bir köşede ağlamanın bir manası yoktur. Malesef ki; yersiz bir ihtiyatlılıkla sorunu tam sahiplenemeyen bir dindar kamuoyunun varlığına şahit oluyoruz.

Bizim insanımız hem tehlikeli laflar edip başının bir şekilde belaya girmesini istemiyor, hem kendi dışında birilerinin bu sorunu çözmesini bekliyor. Böyle ucuz bir dünya yok. Önceleri mehter gibi iki ileri bir geri giderken, şimdi yengeç tutulması gibi ne ileri ne geri gidilebiliyor. Bu ortamda aman susun sakın ha başımıza yeni belalar açmayın diyerek…

Ahmet Taşgetiren hocamızı doğru zamanda doğru ve dik duruşu münâsebetiyle yürekten kutluyor, ayakta alkışlıyorum. Kendi ellerimizle kendi hareket alanlarımızı daraltıyoruz bir şekilde. En haklı talepleri becerip anlatamadıktan sonar da; kimseden şikayetçi olma hakkımız yoktur. Oturulur konuşulur ve mâkul bir yol bulunur. En tehlikeli olan hiç konuşulmamasıdır. İnsanların küskünlüklerini içine atmasıdır. Kendi öz evlatlarını yiyen bir devletin ayaklarının bastığı yerin sağlam kalacağına inanmıyorum. Sahip çıkmak, çare olmak, arkasının yaslanılacağı dağ olmak devlet olmanın bir gereğidir. Bizim Anadolu insanı ne güzel laflar bulmuş, ne kadar ekmek o kadar köfte. Devlet halkına yaklaşacak ki halkı da devlete candan yürekten sahip çıkacak. Bu halkın devlet sevgisi de platonik bir aşka dönüştürülmemelidir. Hem devlet tecrübesi hem milli derinliği olmayan kadroların da bu ülkenin sorunlarını omuzlaması biraz zor bana göre. Sanki hiç sorun yokmuş gibi davranmakla sorun ortadan kalkmıyor bilakis kökleşiyor. Susmak bir care değil konuşması gerekenler yüksek sesle bağırmalı.

Siz ey konuşması gerekenler nerelerdesiniz? Ne biçim bir hastalığa kapıldınız siz ki; yağlı kemik gördükçe diliniz lal oluyor….







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 343
Toplam Tekil 1635874
IP 54.167.142.229






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.621 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu