EN BÜYÜK AÇILIM FEODALİTENİN YIKILMASIDIR - Dr. Feridun YILDIZ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









EN BÜYÜK AÇILIM FEODALİTENİN YIKILMASIDIR - Dr. Feridun YILDIZ
Tarih: 30.08.2009 > Kaç kez okundu? 2164

Paylaş


10.08.2009

Son bir aydır “Kürt Açılımı” ile yatıyor, “Kürt Açılımı” ile yatıyoruz. Başta iktidar olmak üzere iktidarın şak şakçısı pek çok aydın da Güneydoğu Anadolu Bölgemizin sosyolojik problemlerini etnik bir kimlikle özdeşleştirerek Türkiyeyi bölünmeye doğru götürüyorlar.

Türk Milletinin yaşayan en büyük siyaset bilimcisi Prof. Dr. Kemal H. Karpat bütün bu faaliyetlerin nihai amacının Kürt devleti kurmak olduğu görüşündedir. Karpat, “Kürt devleti fikrini, en aktif şekilde savunanlar, Türkiyededir” demektedir. Karpata göre, “Eskiden Amerika laikleri, modernistleri tutarken şimdi İslamı tutmakta, İslamı dikkate alarak hareket etmektedir. Bu benim eski görüşümdür üstelik. Batının şimdi İslamı tanıması ılımlı İslam, liberal İslam tanımları üzerinden Fethullah Gülen gibi liderlere yaklaşmaya çalışması büyük bir dönüşümdür.”(Hürriyet, 09.08.2009)

Yaşayan en büyük tarihçimiz Prof Dr. Halil İnalcıka göre de, “Bugün kendini Türk hissetmeyen, azınlık sayan kozmopolit aydınlar ortaya çıktı. Kendimizi suçlamak son zamanlarda moda oldu.” İnalcıka göre, “Amerika, Ortadoğuda Türkiye gibi büyük bir kuvvetin daima müşkülat içinde bulunmasını ister. Bu açık bir hakikattir. Kuzey Irakta ABDnin politikası bu konuda açık, orada Kerkük-Musul petrol kaynakları üzerinde kendisine uydu bir devlet istiyor. Bugün Amerika Ortadoğuya hâkim olmak istiyor; İsraili yarattı, Iraka geldi. Kuzey Irakta başka bir İsrail devleti yaratmaya çalışıyor. AB ve ABD bugün Kürtleri destekliyor; Bence bütün bunlar, Avrupada 19. yüzyıldaki “Question dOrient” politikasının devamından başka bir şey değildir.” (Hürriyet, 09.08.2009)

İnalcık Hocanın dediği gibi, “Kürt Sorunu” adıyla Türk insanına zorla kabul ettirilen kavramın aslı aslınsa dünün “Şark Sorunu”dur.

Osmanlı toplum yapısının bozulması Osmanlı Toprak Düzeninin bozulması ile başlar. Prof. Dr. Ömer Lütfü Barkan ve Prof. Dr. Halil Cin bu konuda değerli çalışmalar yapmışlardır. Osmanlı, 19uncu yüzyıl başında Baban, Behdinan, Soran, Bohtan gibi Kürt derebeyliklerini yok etmesine rağmen feodal düzenin devamında fayda gördüğü için aşiret ve şeyhlere dokunmadı. Feodal yapının bölgesel isyanlar için kolay zeminler hazırladığını fark ettikten sonra ise iş işten geçmişti.

Atatürk bu tehlikenin farkına varmıştı. Her TBMM açılışında toprak reformunun öneminden bahsederdi. 1 Kasım 1936da yaptığı konuşmada yasayı bir türlü çıkarmadığı için milletvekillerini sertçe eleştirerek “Topraksız köylü bırakılmamalıdır” dediyse de toprak reformunu başarmaya ömrü kifayet etmedi.

İnönü de Atatürkle aynı görüşteydi. İkinci Dünya Savaşı süresinde gündeme getiremediği Çiftçiyi Topraklandırma Kanununu savaştan sonra gündeme getirince Adnan Menderes, Celâl Bayar gibi toprak ağası milletvekilleri CHPden koparak DPyi kurdular.

DP de aynı Osmanlı gibi feodal ağa ve şeyhleri milletvekili olarak TBMMye sokunca Güneydoğu meselesini çözeceğini zannetti. Adnan Menderes, 1925 Kürt isyanının lideri Şeyh Saitin aile çevresiyle ilişkiye geçti. Şeyhin torunlarından Abdülmelik Fırat seçimlerde milletvekili yapılmak istendi. Ancak yasaya göre yaşı tutmamaktadır. Önce mahkeme kararıyla yaşı büyütüldü. Sonra da Meclisten çıkarılan özel bir kararla askerlik yapmadan milletvekili olmasının önü açıldı ve Abdülmelik Fırat milletvekili yapıldı.

Güneydoğu meselesinde Atatürk siyasetine dönüş 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinden sonra oldu. İhtilâlin kudretli albayı Alparslan Türkeşin en çok önem verdiği konu toprak ve tarım reformuydu.

Çoğunluğu toprak ağası, şeyh olan 485 Kürt eşrafı Sivasta bir kampta toplatıldı. İhtilâlin genç subayları bunlara “Ağalık, şeyhlik düzeni ortadan kaldırılacağını” kesin bir dille bildirdiler.

27 Mayıs Müdahalesinden sonra da -Toprak ve Tarım Reformu Kanununun 19.7.1973 tarihinde kabulüne kadar- bir dizi toprak reformu ve tarım reformu tasarıları hazırlanmıştır. Bu çalışmalardan ilki Başbakanlık Müsteşarı Alparslan Türkeş tarafından hazırlanan reform tasarısından daha ziyade reform tavsiyelerinde bulunan bir rapordur.

Toprak reformu ile ilgili çalışmalar Toprak ve Tarım Reformu Kanununun 19.7.1973 tarihinde kabulüyle son şeklini almıştır.

Toprak Reformu ile ilgili netice verici çalışmalar Milliyetçi Cephe hükümeti döneminde hükümet ortağı MHPnin gayretleri ile gerçekleştirilmiştir. İlk toprak dağıtımı da Başbakan Yardımcısı Alparslan Türkeşin de katılımıyla 24 Haziran 1975 günü Urfada yapılmıştır. 1977 yılına kadar Urfada 697 köyden 329unda kamulaştırma yapılmış, buna mukabil 1.616.000 dönüm arazi kamulaştırılmış ve 430.756.410 Lira kamulaştırma bedeli ödenmiştir. 47 köyde 1.128 aileye 231.000 dönüm (aile başına ortalama 190 dönüm) toprak dağıtılmıştır.

9 Kasım 1976da Anayasa Mahkemesi Liderliğini Ferruh Bozbeylinın yaptığı Demokratik Partinin başvurusu üzerine yaptığı incelemede Toprak Reformu Kanununu şekil yönünden iptal etti ve yeni yasanın çıkarılması için bir yıl süre tanıdı. 1977 yılına gelindiğine ise Toprak ve Tarım Reformu Kanunu Demokrat Partinin başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesi tarafından fiili olarak iptal edilmiştir. Böylelikle uygulama yalnız Urfa ili sınırları içerisinde yapılabilmiştir.

Tarih tekerrürden ibarettir. Çizgi değişmemiştir. Atatürkten Türkeşe uzanan Türk Milliyetçisi kadro çizgisi feodaliteye karşı çıkmış; Osmanlıdan kalma Hürriyet ve İtilâf Fırkasının artığı Birinci TBMMdeki Atatürk muhaliflerinin oluşturduğu İkinci Gruptan DP, AP, DYP, ANAP ve AKPye uzanan eyyamcı çizgi sadece toprak ağaları ve şeyhleri milletvekili yapmak suretiyle tabanlarından oy alabilmek uğruna feodaliteyi desteklemişlerdir.

Güneydoğu kırsalında ağaların ve şeyhlerin tebaası olarak karın tokluğuna çalışan, evleneceği kızı ya da erkeği seçme hürriyeti bile olmayan Kürt genci feodal yapıda bir kimlik bunalımı yaşamaktadır. Köyünde kaybedecek hiçbir şeyi olmayan kimliksiz genç terör örgütü tarafından kandırılıp dağa çıktığı zaman kendisini kahraman hissetmekte, verilmemiş olan kimliğini orada geçici olarak bulmaktadır.

Dağa çıkışı durdurmanın en etkili yolu bu bölgedeki feodal yapıyı dağıtmaktır. Bu yapı dağıtıldığı zaman bölge halkı gerçek anlamda vatandaş olmanın şuuruna erecek, “Kürtçülük” propagandaları o kadar etkili olmayacaktır. Bölgede yapılacak diğer reformlar ancak feodal yapının dağıtılması ile etkili olabilecektir.

Bizlerin ise, hükümeti “yıkıcı açılımlar”a değil, “yapıcı açılımlar”a davet etmekten başka yapabileceği bir şey yok.











Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 829
Toplam Tekil 1638718
IP 54.161.175.236






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.098 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu