SURİYE KRİZİNDE KORKULAN BAŞIMIZA GELECEK Mİ? - Necdet SİVASLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









SURİYE KRİZİNDE KORKULAN BAŞIMIZA GELECEK Mİ? - Necdet SİVASLI
Tarih: 24.07.2012 > Kaç kez okundu? 2122

Paylaş


BAŞKENT GÜNLÜĞÜ / NECDET SİVASLI



e.mail: necdetes@mynet.com



SURİYE KRİZİNDE KORKULAN



BAŞIMIZA GELECEK Mİ?



Suriye’de yaşanan krizin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin’in vetosu nedeniyle aşılamaması üzerine yeni bazı senaryolar gündeme taşınıyor. Özellikle ABD’nin başını çektiği, İngiltere ve Fransa’nın peşine takıldığı yeni senaryo, Suriye’de kimyasal silahların olduğunu, Esad’ın zorda kalması halinde bunları kullanabileceği söyleniyor. Türkiye’nin de böyle bir tehlikenin altında olduğumuza özellikle dikkat çekiliyor. Bir yerde Türkiye, Suriye’nin en büyük düşmanı olarak gösterilmeye çalışılıyor.



Suriye’ye dışarıdan askeri müdahaleye Rusya, Çin ve Almanya karşı çıkıyor. BM’den de böyle bir karar çıkarılamıyor. ABD’nin, Kasım ayındaki seçimler nedeni ile Suriye konusunda askeri müdahaleye pek yanaşmaması da önemli rol oynuyor. Bu durumda ne yapılacak? Dış güçler boş durmuyor. Yeni senaryolar üretiliyor. Var mı yok mu kesin olarak bilinmiyor ama “Suriye’de bol miktarda kimyasal silah depoları var.” Deniliyor. Kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor.



ESAD’IN ELİNDE KİMYASAL VAR MI?



Anımsayacak olursak, Irak’ın işgalinde de aynı senaryolar ortaya atıldı. ABD “Saddam’ın elinde nükleer silahlar var. Bunları kullanmasına izin vermemek gerekir” diyerek bu ülkeyi işgal etti. İşgalden sonra Irak’ta nükleer silaha rastlanmadı. Bunun üzerine de “Biz bu konuda yanılmışız, yanlış istihbarat verilmiş” denilerek konu kapatıldı.



Suriye konusunda çaresiz kalan dış güçlerin bu konudaki senaryoları tutar mı bilmiyoruz? Bu konuda yoğun bir çaba harcanacağını görüyoruz. Hatta ABD daha da ileriye gidiyor ve “ Esad’ın elindeki bu kimyasal silahların ülkede rejime karşı savaşan Hizbullah ve El Kaide’nin eline geçmesinden de endişe ediyoruz” diyor. ABD’nin ve Batı’nın saygın medyasının da bu konuda kamuoyu oluşturmaya çalışacakları kaçınılmazdır. Bunun yanında ABD güdümlü El Cezire Televizyonunun yayınlarında da bu konu sıkça gündeme getirilecektir. İzlemenizi öneriyoruz.



TÜRKİYE YİNE EN ÖNDE



Peki, bu durumda ne yapılacak?



Biz, Kasım’da yapılacak seçimler nedeni ile ABD’nin bu konuda Suriye’ye asker göndermeyeceği görüşündeyiz. Suriye konusunda öne çıkan Türkiye’nin topun ağzında olduğu görülüyor. Çünkü yapılan açıklamada kimyasal silahların önüne geçmek için Suriye’ye en az 75 bin askerin gönderilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu askerleri kim verecek? Bu işin bize ihale edileceğini görür gibiyiz. Zaten, dikkat edilecek olursa, Suriye krizi ile birlikte Türkiye’yi en öne sürdüler. ABD, bu konuda Suudi Arabistan ve Katar’ı da kullanarak Türkiye’ye bu işi ihale etti. Biz de bu durum karşısında hep endişe içinde olduk ve “Türkiye’yi Suriye cehennemi içine atmaya çalışıyorlar” dedik.



Ortadaki tabloya baktığımızda bu tehlikenin geçmediğini görüyoruz. Türkiye, komutanları cezaevinde olan, askeri PKK ile çatışmada bulunan ve moral açısından sıkıntı yaşayan bir konumda bulunuyor. Suriye cehennemine bizi itelerlerse, bunun sonuçları ne olur? Hep endişe ettiğimiz ve uykularımızı kaçıran bu durumdan halen çıkabilmiş değiliz. Aksine daha da işin içine bulaşıyoruz, ya da bulaştırmaya çalışıyorlar.



BAŞKA ALTERNATİFLER DE VAR



Saddam üzerine inşa edilen bu yalanın, şimdi Esad üzerine inşa edilmeye başlaması, öyle sanıyoruz ki, bölgeyi daha da hareketlendirecek, yeni satranç oyunları oynanmaya başlayacaktır. Ancak, en önde ve en tehlikeli konumda olan ülkenin Türkiye olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu nedenle her şeye hazırlıklı olmak, şimdiden gelecekte nelerin olacağını, bu olasılıklar karşısında nasıl bir politika uygulamamız gerektiğini hesaplamamız gerekiyor.



Hiç kuşkusuz Suriye’de suların durulması konusunda başka alternatifler de bulunuyor. Esad’sız bir karma yönetimin iş başına gelmesi, en akılcı alternatif olarak görülüyor ve düşünülüyor. Rusya’nın da en son bu konuyu gündeme taşıyarak Suriye konusunda bir kalıcı çözüme razı olabileceğini sanıyoruz. Nitekim Rusya’dan çıkan sesler, bu alternatifi güçlendirebilecek boyutlarda bulunuyor. Temennimiz böyle bir çözümün bulunması ve Suriye bataklığının kurutulmasıdır.



Bunların dışında başka alternatiflerden de söz ediliyor. Suriye’de bir iç savaş ve bu savaş sonrası ülkenin birkaç parçaya bölünmesi, Türkiye’nin işine gelir mi? Kesinlikle hayır. O halde en akılcı çözümden yana olmak ve bu konuda yoğun olarak çalışmak en doğrusu olacaktır. Ucuz kahramanlık yapmaya da gerek yoktur.



Suriye konusunda korkulanın başımıza gelmesini istemiyorsak, bir an önce baştan bu yana yürüttüğümüz Suriye politikalarını yeniden gözden geçirip akılcı bir politikayı benimsememiz gerekiyor. Aslına bakılacak olursak, Suriye politikamızın iflas ettiğini bu politikayı yürütenler de gördüler.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 84
Toplam Tekil 1639626
IP 54.166.112.64






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu