Prof. Dr. Mete Gülmen’e Verilen Ödül ve Üniversitemizin Geleceği Üzerine Düşünceler - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Prof. Dr. Mete Gülmen’e Verilen Ödül ve Üniversitemizin Geleceği Üzerine Düşünceler - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Tarih: 24.07.2012 > Kaç kez okundu? 1843

Paylaş


Prof. Dr. Mete Gülmen’e Verilen Ödül ve Üniversitemizin Geleceği Üzerine Düşünceler

Prof. Dr. İbrahim Ortaş,

Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr



17 Temmuz 2012 tarihli görsel basında Uluslararası Adli Tıp Akademisi ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mete Korkut Gülmen'e 'Adli Tıbbın Nobel'i' sayılan, 'Uluslararası Adli Tıp Akademisi Bilim Onur Altın Madalyası' verildiği haberini duyunca üniversitemiz adına çok sevindim. Son dönemlerde adı hep olumsuz haberler ile anılan ve içeride hepimizin moralini bozan, şevkini kıran ilgisizliklere karşın Sayın Prof.Dr. Gülmen’e verine ödül içimi serinletti. Araştırma için yardımcı eleman yokluğu, ekip oluşturma kısıtları, bilimsel kongrelere katılmak için bile kaynak bulma güçlükleri yaşanırken Sayın Gülmen’e verilen ödül “Üniversitede iyi şeyler de oluyor” dedirmek adına sevindirici.



Sayın Prof. Dr. Mete Korkut Gülmen’e verilen ödülün üniversite için birçok anlamı var.

1.Çukurova üniversitesinin halen güçlü potansiyel taşıyan bir kadrosu var.

2. Eğer istenirse üniversitenin bunca sorununa karşın yine de insanlar bilim yapabiliyor.

3. Üniversite yöneticilerince eğer bilim insanları desteklerlerse belirli alanlarda önemli çalışmalara imza atılabilir. Bu tür ödüller kişiye saygınlık sağlamakla birlikte üniversitenin içeride ve dışarıda prestijini arttırır.

4. Ödüller kolay verilmez, hele hele uluslararası alanda verilen ödüller genelde ölçülerek verildiği için aday mutlaka nitelikli çalışmalara sahiptir demektir.



Gelişmiş Ülkelerin Başarısı Bilimsel Başarıdan Geçmektedir

Bugün dünya bilim ve teknoloji sayesinde birbirine daha çok bağlı bir duruma gelmiştir. Bilimsel olarak ilerlemiş ve geri kalmış ülkeler arasındaki makas yıldan yıla genişleyerek açılmaktadır. Türkiye’nin hızla kendi bilim politikasını oluşturup ekonomik ve coğrafi büyüklüğüne ve geçmişteki varlığına uygun konuma ve bilimsel etkinliğe kavuşması gerekir.

Ülkemizin ileriye taşınmasının ancak ve ancak daha çok bilim yaparak sağlanacağını bilmek zorundayız. Dünyada şimdilik bundan başka da çok geçer bir yöntem yok. Edindiğim tecrübelere göre ülkemizin demokratik yapısı, üretkenliği ve yaşamdan mutlu olması, yaşanılabilir bir ortamda bulunmasının yolu bilim yapmaktan geçiyor. Bilimsel çalışmalarla daha çok önem vermek, daha çok bilim insanımızı teşvik etmek, onlara uygun çalışma ortamı ve olanağı sunmak ve çalışmalarını takdir etmek zorundayız.

Bilim disiplini içinde çalışmak, bilimsel metodolojiye uygun hareket etmek, araştırmacılar ile ahenkli bir şekilde çalışmayı bilmek, bilimsel başarının yolu olarak görmekteyim. Bilim yuvalarında bu ortamı sağlamak öncelikle bilim yöneticilerine düşmektedir. Bu anlamda başta bilim politikasını belirleyecek olan idarecilerin çok dikkatli birer gözlemci olarak çalışanlarını korumak, çalışma koşullarını kolaylaştırmak, başarılarını takdir etmeleri gerekir. Üniversite yönetimleri zaten sınırlı sayıda olan çalışkan bilim kişilerinin önünü açarak kurumun verimliliğini artırmak zorundadır.

Bu bağlamda bilim insanların motive edilmesi için takdir edilmelerinin önemli olduğunu dünyanın birçok üniversitesinde edindiğim izlenimle daha iyi algılamış bulunuyorum. Kişisel yaşamımda da bir hoca olarak eğitimde de daima başarılı kişileri destekledim, bu konuda başarının yanında oldum. Bizim gibi ülkelerde başarının yanında olmak zor ve sorunlu. Ancak her şeye rağmen, ülkemiz adına, üniversitemiz adına alınan ödülü önemsemekle birlikte, ülkemizde yeterince ödül sisteminin bilim ve ortamının üniversitelerde olmadığını da üzüntüyle söylemek zorundayız.



Bilim Takdir Edilmediği Yerde Göçer

Dünyada son yıllarda üniversitelerin reklamları çoğunlukla iyi bilim insanına sahip olmak, iyi öğrenciyi bünyesine almak ve ciddi dergilerde yayın ve atıf almakla övünülmektedir. Ayrıca arzu etmediğimiz biçimde de popüler kişi ve haberler üzerinden reklam yapılmaktadır.

Bu bağlamda üniversiteler halkla ilişkiler şubeleri açmakta, sürekli basın üzerinden iyi öğrenciye ulaşmak ve dünyada ilk 100lere, ilk 500ler girmeye çalışmaktadırlar. Bu arada ODTܒnün yaptığı araştırmada üniversitemizin ilk 500 üniversite içinde olmadığını görmekte bizleri üzüyor. Umarım yeni yönetim bu anlamda yeni bir umut olur, üniversiteye yeni bir motivasyon katar.

Bütün bu yaşananlar üniversite yöneticilerinin öncelikle bilimden anlayan, bilim yapan, bilimi takdir eden kişilerden oluşması gerekir. Geçmişte üniversitemizde TÜBİTAK teşvik ödülü almış bir arkadaşımı zamanın rektörümüz ile tanıştırırken ödül aldığını hatırlatmıştım. Sonradan bekledim ki üniversite arkadaşımızı ayrıca kutlasın. Merak ettim, sordum ancak hiçbir şekilde rektörün arkadaşımı sorama zahmetine bile girmediğini öğrendiğimde üzülmüştüm. İbni-Sina “bilim takdir edilmediği yerde göçer gider” demişti.

Az gelişmiş ülkelerde nedense yönetimler genelde ellerindeki iyi insanı tutmak ve onlara olanak tanımakta yetersiz kalmakta, değişik üniversitelerden bana gelen şikâyetler de iyi bilim insanlarını kovmak için adeta “mobig” uygulandığı yönünde. Tabii bu durumda kurumlar küçülmektedir. Ve olan ülkemiz bilimine ve geleceğine olmaktadır.

Yine kendi kısa tecrübem üniversitemiz bilim insanları destek gördüğü ölçüde bilimsel olarak varlığı hissettirmektedir. Bizim “topraklar verimli” yeter ki bilim insanlarımıza olanak tanıyalım ve onlara rahat çalışma ortamı yaratalım. Dünyanın gelişmiş üniversitelerinin başarılarının arkasında temelde çalışan insanların rengine, diline dinine, düşüncesine bakılmaksızın desteklenmesi temel şart sayılmaktadır. Ne yazık ki bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çalışanı desteklemek nerdeyse yok dersem, haksızlık etmemiş olurum. Aksine, tersi örneklerin daha çok yaşandığı kamuoyunun dikkatinden kaçmamaktadır. Prof. Dr. Emre Kongar’ın ifadesi ile “Türkiye genellikle aydınını, sanatçısını, yazarını ödüllendiren değil, cezalandıran bir ülke”.



Bilim İnsanı Takdir Edilmek İstenir

Bilim kültürü konusunda sık sık bilim insanlarına destek olunması, imkân yaratılması, cezadan çok çalışanın ödüllendirilmesinin önemini her ortamda uygun dille bilim yöneticilerimize, karşılaştığım YÖK başkanlarına, rektörlerimize, diğer ilgili bilim insanlarına anlatmaya çalışmaktayım.

Açıkçası üniversitenin bu bağlamda yeni bir sayfa açması bilimsel araştırmaya önem vermesi, üniversitenin kısa ve uzun vadeli bilim politikasını oluşturması kaçınılmaz. Yeniden Sayın Gülmeni candan kutluyorum. Darısı diğer arkadaşların başına. Bilim ödülü almanın mutluluğunu 2011 yılı Ziraat Mühendisleri Bilim Ödülünü aldığımda yaşadım. Bilimsel çalışma içinde olan insan ister istemez taktir edilmek ister. Bu insanın doğasında vardır. Bilim ödülü almak için tabii çok çalışmak gerekir. Başarı ancak çalışma ile kazanılır. Şahsen gecesini gündüzüne katarak üniversitemizin başarısı için çalışan arkadaşlarımızı candan kutluyorum. Bunun bir üniversite politikası olmasını görmek ülkemiz için çok yararlı sonuçlar doğuracaktır. Ülkemiz bulunduğu coğrafyada biraz farklı bir yapıya sahipse bunun altında geçmişte kazandığı çalışma anlayışı ve isteklendirmeye borçludur. Ne yazık ki bu motivasyonun kaybolmasında yöneticilerin rolü ve her davranışı çok etkili olmaktadır.



Yeni Dönemin Yaratacağı Coşku ve İsteklendirme Çok Önemli

Üniversitemiz bu yeni dönemde iyi yönetilir, yeniden eski şevkine kavuşturulursa eminin daha fazla ödül üniversitemizin seçkin bilim insanlarına kazandıracaktır.

Ülkemizin aydınlık geleceği, özgürlüğün, özerkliğin, yaratıcılığın, sanatın, edebiyatın, bilimin ancak değer görmesiyle yeşereceğine inandığım için konuyu önemsedim. Ödül vermek, ödüle laik kişileri seçmek, ödül jürilerinde yer almak bilimsel etkinliğin önem ve ciddiyetini artırır. Ödül işin ne kadar liyakat ve ciddiyet olursa saygınlığı da o kadar artar. Bilimsel ödüllerin devlet eli ile liyakate dayalı olarak sağlanması kadar demokratik meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından verilmesi daha da önemli görülmelidir.

Bu bağlamda Sayın Gülmene verilen bilim ödülü şahsına saygı gösterilmesi kadar üniversitemiz içinde gurur vericidir.



Yeni Dönemde Mutlaka Bilimsel Çalışmaya Önem Verilmeli

Üniversite olarak bu dönemde başarıyı destekleyelim. Bilimsel izleme mekanizması kurarak yıllık olarak akademisyenlerin yıllık üretimleri değerlendirilmeli, birimlerin çalışması değerlendirilmeli. Bu şekilde üniversite kendi içinde çalışan ve işleyen bir yapıya kavuşur.

Bu dönemi bir bakıma bir milat olarak görüyorum. Eğer bu umudu yaratamasak işimiz zor. Bu uyarıyı da naçizane bir sorumluluk gereği yapmayı borç bilirim.

Tekrar kutlarım.



17 Temmuz 2012 Adana

Not: Sayın hocam, birçoğunuzun E-Posta adresi bir şekilde makinemdeki adres defterime yerleşmiştir. Amacım kimsenin zamanını almak ve rahatsız etmek değildir. Hepimizin ortak sorununu bir şekilde dile getirmektir. E-posta bu bakımdan düşüncelerimizi kolay paylaşabildiğimiz bir ortam. Ancak peşinen eğer istenmeden e-posta aldıysanız özür dilerim. Eğer geri bildirimde bulunursanız listeden adresinizi hemen çıkarırım.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 112
Toplam Tekil 1642283
IP 54.87.114.118






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.288 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu