HER NE HİKMETSE… - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









HER NE HİKMETSE… - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 22.07.2012 > Kaç kez okundu? 1892

Paylaş


— Şu fâni cihânda herkes ‘akıllı olmak’ ister. Ama gelin görün ki ‘bazıları’ hep ‘aptal’ kalır.

— Şu hayvanlar âleminde ahırın ‘danaları’ hiçbir zaman ‘öküz’ olamazlar, ‘öküzler’ hep ‘başkalarıdır’.



— Tabiattaki güller, herkes tarafından sevilir de… Dikenine hiç kimse katlanmak istemez.

— Kötülükler, katlanarak hızla yayılıyor da, iyilikler ve güzellikler o hızla yayılmıyor.



— Bazı insanlar, bazı insanların bazı özelliklerini çok beğenirler, fakat beğendiklerini, kendilerine ‘yediremezler’ ve söyleyemezler…

— ‘Fare’ ölmüş olmasına rağmen, birileri, hızını alamayarak, ‘ölü fareye kurşun sıkmaya’ devam eder…



— ‘İhtida’ edip, sonradan Müslüman olanlar, önceden olanlardan ‘daha kıymetli’ kabul edilir, her eyleminde bir ‘hikmet’ aranır ve hep el üstünde tutulurlar…

— Bazı insanlar vardır, o kadar çok ve uzun vâdeli plânlar yaparlar ki sanki hiç ölmeyecek zannedersiniz…



—İslâm dinine inanmazlar, hatta ‘çağdışı’ diyen bazı insanlar, samimi davranıp, ‘benim cenaze namazımı kılmayın’ diyemezler. Ne olur ne olmaz? Belki de?



— Bazı insanlar vardır, onların yaşayıp yaşamadıkları nabızlarına bakılarak değil, onurlarına bakılarak anlaşılır… Onurları duruyorsa, yaşıyordurlar…

— Bazı insanlar vardır ki, başkalarına bedel ödetmeyi çok isterler ama kendileri bedel ödemeyi hiç ama hiç istemezler…



— Çok zaman ‘oyunun kurallarını’ çok iyi bilmelerine rağmen o kurallara riayet etmezler veya riayet etmek istemezler.

— Herkesin bizi ‘olduğumuz gibi’ kabul etmesini isteriz de… Biz, başkalarını ‘oldukları gibi’ kabul etmek istemeyiz…



— ‘Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz’ cümlesini severiz de… Kendi yaptıklarımıza hiç ama hiç bakmayız…

— Ülkemde bir kurumda veya kuruluşta çalışan yabancılar, vasıflarına bakılmaksızın, yerlilerden daha fazla itibar görürler…



— Başkasının dili, ana dilden daha fazla itibar görür, öğrenmek için onun uğruna can atılır…

— Bazı İnsanlar vardır, Rusların çok meşhur ‘Matruşka’ bebekleri gibidirler, kendilerini tanıdıkça küçülürler...



— İnsanlar çok zaman, etraflarında olup biten her şeyi görürler fakat işlerine gelmeyenleri görmezlikten gelirler…

— Ülkemizde yıllardır tasarruflu olmanın gereğini savunulur, fakat bir türlü israftan da vazgeçmez…



— Bazı anneler, doktor olan oğullarına/kızlarına güvenip de onlara muayene olmazlar, başka doktorlara giderler…

— Tecrübe edenler bilirler ki, birilerine kuyruk-sallayanlar, içten pazarlıklılar ve ince hesap sahipleri, bu vasıfları taşımayanlara göre daha fazla itibar görürler…



— Etrafımızdaki her türlü servet, malı-mülk ve menkûl ve gayrimenkûl rahatlıkla görülür de çöpteki servet görülmez…

— Sıkıştığımız her zaman, inanmasak da, dua ederiz; duamız kabul olduğunda ise, dua edip yalvarıp yakardığımızı ve duanın Muhatabını hemen unuturuz…



— Ülkemde akademik hayatta, yabancı bilim adamları, niteliklerine bakılmaksızın, yerli bilim adamlarından daha üstün (!) görülürler…

— Günümüzün bazı meslek dalı mensupları, diğer meslek dalları mensuplarına göre daha çok para-pula ve maddiyata önem verirler…



— Gerçekten ‘kelime-i tevhid’e inanan insanlar vardır, fakat onlar hayat sürüş biçimleri ve yaşayışları ile hiç bir zaman ona inandıkları imajı ve görüntüsü vermezler.

— Kuraldır: Hep nasihat ederiz, akıl veririz de… Kendimiz söz konusu olduğunda, (bu zavallı da dâhil) başkalarından akıl almak ve tavsiye dinlemek istemeyiz…



— Etrafımızda kendilerine ‘selâm vermeye bile değemez’ bulunan, ama selâm verirse de ancak ‘Tanrı Selâmı’ olarak kabul edildiği için kabul edilen insanlar vardır…

— Bazıları hep ‘yok’larını sayarlar… Bilinseydi ki, ‘yok’larını saymaya başlayanlar, ‘yok olmaya’ mahkûmdurlar… Bu tür zevat, ‘köleliklerini’ de başlatmışlar.



— Dağlarda, bayırlarda ‘hava atıp’ avlanan tüm tilkiler ve muadili mahlûkat, neticede gidecekleri, sığınabilecekleri başka yer olmadığı için, postlarını deldirtmiş vaziyette kürkçü dükkânına sığınırlar…



— Ülkemde sonradan Müslüman olmuş (ihtida etmiş-din değiştirmiş) insanlar, niteliklerine bakılmaksızın ‘yerli Müslümanlar’dan ve ‘anadan doğma Müslüman olanlar’dan hep üstün kabul edilirler.



— Bazı insanlar, ‘ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim’ parolasını kendilerine şiar edinirken; bazıları da, ‘bir de canıma okusa bile, sevmekten vazgeçemediğim insanlar var benim’ parolasını kendilerine rehber edinmişlerdir.



— Ülkemde akademik hayatta, yurt dışında ‘doktora unvanı’ alanlar, genel olarak içeride alanlardan daha havalıdırlar? Bazı akademisyenler de yurt dışında doktora yapmadıkları/yapamadıkları için ömür boyu aşağılık kompleksi içinde yaşarlar, unvanları profesör olsa da…



— Kedi ve köpekler de, kâinattaki diğer her türlü yaratıklar gibi, yaratılış gayelerine, kendilerine plânlanan ve uygulanan formata uygun olarak yaşadıkları halde, insanlar birine ‘sâdık’, diğerine ‘nankör’ sıfatını lâyık görürler… Sonra da ‘sâdık’ olanı dışarıda bahçede, açık havada; ‘nankör’ olanı ise içeride ve soba başında tutarlar… Tersi olması gerekmez mi?



Ve bir iktibas:

‘Çok hızlı yol aldık.

Ruhlarımız arkada kaldı.

Ayna tutup, biraz bekleyelim.

Bize yetişsinler…’



Anlaşılması benim için çok zor bir soru:

Bazı insanlar

Neden hep aşağılık kompleksi içindedirler?

Nedendir

Düştükleri bu kuyudan bir türlü kurtulmak istemezler?

Nedendir ki

Realiteyi kabul edip,

Kuyruklarını aşağı indirmezler?

‘Ahlâk bekçiliğine soyunan’ çok,

Ama neden ‘ahlâklı’ olan az?





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 159
Toplam Tekil 1635690
IP 54.147.236.192






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu