Köroğlu (GÜLCE-BULUŞMA) - Osman ÖCAL - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Köroğlu (GÜLCE-BULUŞMA) - Osman ÖCAL
Tarih: 10.03.2012 > Kaç kez okundu? 2422

Paylaş






-I-

Açılsın meydanlar insin yiğitler,

Köroğlu aşkına kalem çalalım.

İster Bolu beyi ister Hesen Xan,

Her birine ayrı selam salalım.



Şağdathan Şahdarhan Hünkâr padişah,

Can içre kavlimiz Sultan Murat Şah;

Köroğlu uğruna oluruz meddah,

Komayıp birinde öcün alalım.



Ok ile kılıçtan payımız bizim,

Zaloğlu kirişli yayımız bizim,

Bin Targitay ola sayımız bizim,

Aral’dan Hazar’a varıp dalalım.



Tebdili şaşırmadan,

Boyumu aşırmadan,

Dalından düşürmeden

Başlayalım hür söze.



Nasıl anlatayım Köroğlu seni,

Serimiz sevdadan gönül taşırdı.

Ben de bindim bir kıratın üstüne,

Derin çöller yüce dağlar aşırdı.



Rumeli Kafkasya Altay’ın ardı,

Nereye uğrasam Köroğlu yurdu,

Bulunmaz benzeri Çenlibel kurdu,

Hangi yöne baksam ibrem şaşırdı.



Kırgız Azerbaycan ve Tacikistan,

Anadolu Özbek ya Türkmenistan,

Yüzlerce anlatım her ilde destan,

Bir yiğide ancak bu yakışırdı.



Hangi Türk yurduna sürsem kıratı,

Köroğlu bizim der sunar beratı,

Yakmasa mumunu, edebiyatı,

Güneşin gölgesi nasıl ışırdı?



Köroğlu: Yiğitliğin simgesi,

Eğri kılıcın kanı,

Mertliğin, özgürlüğün sesi,

Yazın âleminin nuru,

Ozanın kopuzu, kalemin nefesi,

Türk’ün gururu, Türkmen’in şuuru.

Hanların dengi,

Kırkların cengi,

Hızır’ın yoldaşı,

Murtaza Ali’nin dostu.

Şiir şiir türkü türkü

Sevdanın gözyaşı,

Kimine göre celali dağ başında eşkıya,

Kimine göre eşdeğer yıldıza güneşe aya.

Kaypaklar başı dik gezmez,

Türk zalime destan düzmez.

Destan dedik de sanmayın ki bir destan;

Balkanlardan Orta Asya’ya, Sibirya’ya,

Iraktan Kafkaslara destan kaynıyor Türkistan.

Her birinde bin varyant,

Deseler ki hadi anlat;

Ömür yetmez,

Yüzlerce kahraman koy bir Köroğlu etmez.

Anadolu’da Köroğlu, Azerbaycan’da Koroğlu,

Kazakistan’da Körogli, Özbekistan’da Guroğlu,

Türkmenistan’da Göroğlu.

Gagauz, Tobol Tatarları, Karakalpak, Kumuk;

Keroglı, Korugılı, Kuroglı…Tacikistan’da Goroglu.



Urmu teorisi der ki:

‘‘Ön Türklerin ilk yurdu Ön Asya Azerbaycan’ı

Ve Güneydoğu Anadolu’dur.’’

Köroğlu’nu, Kuzeye soğuk iklimlere,

Doğuda Uygurlara kadar götüren doğu koludur.

Özellikle Sakalar-Dışoğuzlar

Anadolu ötesi halklara geçiren batı koludur.

Sonradan tanışır Köroğlu tüfekle

Anadolu’dan İtalya’ya Etrüskler taşır,

Yunan Latin mitinde Heraklus-Herkules-Kerokle

Yani Gor-ogulu.

Milattan önce

İki bin yıllarının içinde destanlaşır,

Asya’yı Avrupa’yı dolaşır.

Dolaşır dolaşır elbet ama

O ne Ermeni yiğidi ne Herodot’un tanrısı;

O bağrımıza basıp gönlümüze beleyip,

Kültürümüzle yoğurup biraz farklılıkla

Bin bir şafakla

Her gittiğimiz yere götürdüğümüz

Yiğitliğin sembolü düşmanın korkusudur,

Türk illerinin Koç Köroğlu’sudur.



‘‘Gelin hey ağalar çekin kılıncı

Arap atla koç yiğidin günüdür

Göğüs verip arka verip nal atan

Sırma çullu küheylanlar günüdür



Cenk kurulup cıda oklar atanda

İki leşker birbirine katanda

Kötülerin yakasından tutanda

Yılan dilli dal hançerin günüdür



Gelin hey ağalar vurup geçelim

Koç yiğide kanlı gömlek biçelim

İki saat al kızıl kan içelim

Bunda koç yiğidin şanı günüdür



Hay nolanda Koç Köroğlu nolanda

Ara yerde kurt koyuna dalanda

At vurulup yiğit yaya kalanda

Teke şekli şam kılıcın günüdür’’



-II-

Doğum yeri Türkmen yurdu,

Türeyeli, bilmem geçti kaç asır.

Atası atamızdır,

Ölümü gönlümüzde sır.



Köroğlu şiirdir Köroğlu destan,

Köroğlu âşıktır Köroğlu bir han,

Köroğlu kahraman Köroğlu ozan,

Bir eli al kandır bir eli sevda.



Sarı telle Türk yurdunu dinleten,

Bir narada meydanları inleten,

Şalvarı sırmalı gömleği keten,

Bir eli kalkandır bir eli sevda.



Kutsaldır toprağı kutsaldır yurdu,

Kırat köpüğünde dağların kurdu,

Misri kılınç ile güçlü bir ordu,

Bir eli volkandır bir eli sevda.



Köroğlu’nun hayatı

Bölgeden bölgeye, ilden ile

Farklı renk, aynı destan ile

Özdeşleşir…

Destansız Köroğlu olmaz,

Süregelir dilden dile.

Köroğlu Destanı yiğitliğin Türkçesi,

Aşkın yudum yudum badesi;

Türk dünyasının ortak kültürü,

Devredilmez abidesi.

Bu destan ki:

Türk kültür coğrafyasının

Uçsuz bucaksız ufuklarında at koşturan,

Bir halk kahramanının destanıdır.

Bu destan ki;

Türk’ün ayak bastığı her yerde,

Hatta hatta

Gürcistan’da Ermenistan’da Rusya’da…

Söylenip dillenir.

Azerbaycan’da Çenlibel’i,

Türkmenistan’da Balkan dağlarına çekilip

Çandıbil’i yurt edinir.

Anadolu’da Bolu dağlarına yaslanıp

Çamlıbel’e taht kurar.



Çenlibel’de bir mecliste,

Har görünür Telli Nigar.

Açar derdini aheste,

Gam bürünür Telli Nigar:



‘‘Qem-qüssem başımdan aşıb

Men tek derde dalan yoxdu

Ah çekmekden bağrım bişib

Birce yada salan yoxdu



Nece baxım ev eşiye

Yaralı könlüm üşüye

Toz bürümüş boş beşiye

Şirin layla çalan yoxdu



Çenlibelde qar görünür

Güller mene xar görünür

Günüm ahu zar görünür

Bir qaydıma qalan yoxdu



Tutun meclisde yasımı

Geymişem qem libasımı

Bu felekten qisasımı

Ne zamandı alan yoxdu



Sene deyim er Koroğlu

Kesirsen dağlardan yolu

Bir çare söyle ne olu

Derde çara qılan yoxdu



Dediler sana düzüler

Elim elinden üzüler

Bağman ölse bağ pozular

Men tek gülü solan yoxdu



Çenlibeli güller bezer

Güller saralsa kim üzer

Her quş balasıynan gezer

Niye senin balan yoxdu



Koroğlusan hay salarsan

Paşalardan bac alarsan

Nece seherler talarsan

Sen tek şehri talan yoxdu



Ne derd olsa meni tapar

Sonsuzluq bir yanım çapar

Yarılğan uçar toz qopar

Görersen ki qalan yoxdu



Nigarı derde getiren

Cesedin qebre yetiren

Koroğlu namın götüren

Yurdundan son olan yoxdu’’



Mecliste bulunan Âşık Cünun,

Tele vurup dert deşince,

Telli Nigar ateşince

Sevdası gamdan beslenir,

Alır sazı Köroğlu şöyle seslenir:



‘‘Sene deyim Âşıq Cünun

Gözlerimde yaş inilder

Bir igid oğul ucundan

Şeş atanda beş inilder



Telli Nigar melul durar

El qoynunda boynun burar

Müjkanın sineye vurar

Göz oxşayar qaş inilder



Könlümü namerdler yıxsa

Polad qolçaq qolum sıxsa

Misri qılınç qından çıxsa

Leş seriler baş inilder



Coşdu deli könül coşdu

Mövc verdi kelleden aşdı

Bir meşeye ki od düşdü

Quru yanar yaş inilder



Koroğluyam sözüm çoxdu

Sözlerim peykanlı oxdu

Hansı igidin sonu yoxdu

Ocaq söner daş inilder’’



Köroğlu Bolu’dadır ama mekân Çamlıbel,

Nice peri gönlünü od’da yakan Çamlıbel;

Mert olanın dayanıp namertlerin kaçtığı,

Lale sümbül bezeli amber kokan Çamlıbel.



‘‘Karşıdan gelen piyade

Bizim eller yerinde mi

Etekleri çemen olmuş

Karlı dağlar yerinde mi



Çamlıbelin koyağında

Sular akar ayağında

Şirin Döne yanağında

Siyah benler yerinde mi



Köroğlu der öğündüğüm

Taşlar alıp döğündüğüm

Arka verip sığındığım

Koca çamlar yerinde mi’’



Varyant, Türkmenistan;

En geniş destan…

Kol, Köroğlu’nun Türeyişi,

Yer Cigalı beyin otağı.

Adı Bey’in oğlu Göroğlu, ilk adı Röwşen

Mezardan alınırken cömerttir yer,

Amcası Gencim Bey’in, gönlü şen,

Kendi babası Cigalı Bey’e şöyle der:



‘‘Eşit atam Jygaly beg

Saň a döwran geldi bolgaý

Eý äm saň a berdi ogul

Seniň günüň galdy bolgaý



Atam, Röwşen bolsun gözüň

Hatasy ý okdur bu sözüň

Açyldy talyg ý yldyzyň

Saň a döwlet geldi bolgaý



Seniň işiň küşat boldy

Är-pirlerden medet boldy

Maň a görden bir ses geldi

Seniň ogluň boldy bolgaý



Genjim beg diý r ý a mähriban

Köň lümizde galmaz arman

Çandybil’e dönüp döwran

Bize döwlet geldi bolgaý ’’



Ha Çamlıbel ha Çandibil,

Özde bir ayrılık değil.

Boğulduk sevdaya il il,

Devran bize dönmüş oldu.



Destanlar içinde en zengin varyant

Türkmenlerin Göroğlu destanıdır ki;

Köroğlu’nun doğumuyla başlar,

Uygur’da Özbek’te olduğu gibi.

Diğerlerinde ise delikanlılık çağındadır

Destana giriş yaşı,

Türkmen varyantında özetle şöyledir başı:

Eski zamanlarda Çardaklı Çandibil denilen

Bir yurt vardı, üzerinde dört dağ bulunan.

Aral deryasına başın eğerdi,

Özü Türkmen sözü Türkmen

Buranın hâkimi Cigalı Beydi.

Üç oğlu vardı Cigalı’nın

Gencim, Mömin ve Adı Beydi

Türk destan töresi derki:

En akıllı en bahadır küçük oğuldur;

Cigalı’nın yerine Adı Bey han olur.

Adı Bey dürüsttür merttir,

Şirvan padişahının kızı Gülendam’ı

Parayla satın alan Arabistan padişahı

Arap Reyhan’ın elinden alıp,

Ağabeyi Mömin’e verecek kadar yiğittir.

Gönül aşka düşünce Adı Bey evlenir

Hanımı, hamileyken ölür

Sevdalıdır Adı Bey kopar kıyamet

Ama hanımı mezarda doğurur

Belki bir mucize belki alamet

Çocuk önce annesinin

Daha sonra günlerce bir keçinin sütüyle beslenir;

Bunu gören çoban Gencim Beye seslenir.

Çocuk mezardan alınıp,

Karanlık yurttan aydınlık yurda gelen manasına

Adına Röwşen denir.

Bir garip ihtiyar derki: ‘Onun adı bellidir: ‘Göroğlu’

Kulak asılmaz…

Cigalı der: ‘Versem almaz, yerde de kalmaz’

Röwşen yedi yaşında,

El ayak durmaz, molla başında…

Söz dinlemez alınır hocan erken,

Çocuklara dalaşır oyun oynarken.

Komşuları öldürmeye ant içer.

Cigalı yurttan geçer bakmaz varına,

Röwşen’i alıp göçer Rum diyarına,

Hünkâr padişahın hizmetinde bulunur.

Hizmeti karşılığında baş yılkıcı olur.

Bir zaman elde bulunmaz bir at istenir kendisinden;

Arabistan elini üç ay gezer,

Canından bezer…

Bir gün Hünkâr’ın yılkısı derya boyunda otlarken,

Deryadan bir at çıkıp bir kısrağa atlarken,

Görür Cigalı Bey.

Bir yıl sonra tay ile döner,

Devranı söner…

Hünkâr tayı beğenmez: ‘Oyun’ der: ‘Gözünü’

Cigalı dinletemez sözünü,

Gözlerini yitirir.

Dişi tayı, Gülendam’ı, Röwşen’i alıp

Üçgümmez dağına getirir.

Aradan geçer zaman,

Devran yine aynı devran.

Gülendam’ın yerini öğrenir Arap Reyhan.

Kaçırmaya gelir su aygırı tohumu arap atıyla,

Aynı örf aynı mühimmatıyla.

Röwşen fırsat bulur bir ara;

Kendi su aygırından gelen tayını,

Çeker arap aygıra.

Bu çiftleşmeden doğar atı;

Köroğlu şöyle övmüştü Kırat’ı:



‘‘İnce uzun boylu kalem kulaklı

Terazi tabanlı göğsü yelekli

Bir geyik misali hatun bilekli

Kalkana benziyor döşü Kıratın



Dizgini toplasam yerler yırtılır

Kuyruğu sallasa sağrı örtülür

Kıratın önünden can mı kurtulur

Göğsü benek benek benli Kıratın



Yokuşa yukarı keklik sekişli

İnişe aşağı tavşan büküşlü

Düşmanı görünce şahin bakışlı

Kuğuya benziyor boynu Kıratın



Kıratımı sekişinden bilmişler

Şu gelen de Köroğludur demişler

Muhannetler hep ününü duymuşlar

Cihana yayıldı ünü Kıratın’’



Röwşen Araz çayı kıyısında

Kırat’ını kaybeder bir gün,

Bulmak için yol kat eder açmadan öğün.

Üçüncü gün sonunda görür ki;

Ceme durmuş erenler,

Kendi aralarında: ‘Bu gelen kimdir’ diye sorar,

Geldiğini görenler.

Hıdır Aleyhisselam:

‘Bu bizim nefes oğlumuzdur,

Adı Röwşen Adı Beyin oğludur’ der.

Erenler Röwşen’i kendinden geçirir,

Karnını yarıp içini boşaltıp nur doldurup.

Ayılınca kırk bade şarap içirir.

Röwşen mest olup bayılır,

Ayılınca ‘tayım’ der durur.

Hazreti Ali bir nara savurur,

Kırat kişneyerek gelir,

Erenler tutup eline verir.

Atını ve kendisini donatıp hazır kılarlar,

‘Gönlün yönü nicedir’ diye sorarlar.



Köroğlu över de Röwşen övmez mi,

Bir Kırat’ı bin aygıra değmez mi,

Şaha kalksa dağlar başın eğmez mi,

Ölümsüz diyorlar sonu Kırat’ın.



Röwşen erenlere seslenip,

Özünü döker ortaya.

Hele ne diyecektir bakın kır taya:



‘‘Arap atyň tarypyny aý daly

Her hünäri üç ý aşynda bellidir

Bozduman aý akly bazbent toý nakly

Gözi dag başynda burny ý ellidir



Üç ý aşyndan gadam goý sa bäşine

Ulalanda gol ý etmesin başyna

Awçy kimin gözi degre daşyna

Ugrasa söweşe, bäsi bellidir



Ner kemin mes bolar ý edi ý aşynda

Ý eter ganymlary getir gaşynda

Laçyn kimin gözi degre daşynda

Ugrasa söweşde sesi bellidir



Arap atyn arzy jany tendedir

Pirim şahymerdan destim sendedir

Röwşen’im bir ý azykly bendedir

Teblede baş bedew ý olda bellidir’’



Uzatmayalım özeti,

Kaçırmayalım lezzeti.

Erenler Röwşen’i dinledikten sonra:

‘İki dünyalık ne istersin bizden’ diye sorarlar,

Röwşen atına ve kendine yüz yirmi yıl yaş diler,

‘Yüz yirmi yerimden yaralansam kurtulayım’ der.

‘Yine dile’ derler,

‘Düşman eline düşsem tez kurtulayım’ der.

‘Yine dile’ derler,

‘Ahret imanı verin,

Yetmiş iki dili gönlüme ayan edin’

Der, verirler.

En sonunda bir pir çıkıp

Bir nefes eder:

‘Ahir zaman boyunca adın yediden yetmişe

Kulların dilinden düşmesin’ der.

Adını kabirden çıkan anlamında Göroğlu koyarlar.

Kırat bu kırattır Köroğlu bu Köroğlu’dur.

Kayıplara karışır erenler,

Köroğlu yurduna döner.

Merakla doludur atası,

Haber sorunca şöyle der:



‘‘Gaflatda ý atyrdym geldi erenler

Tur gapyl ý eriň den oý an diý diler

Gözüm açyp gördüm jümle jahany

Ol durana şahymerdan diý diler



Gaflatda ý atyrdym, açdym gözümi

Erenler paý yna sürtdüm ý üzümi

Okatdylar hak sözledim sözümi

Ý etmiş iki dili aý an diý diler



Erenler jem bolup etdiler bazar

Munapyklar ondan etdiler hezer

Pirim şahymerdan etdiler nazar

Kyrk jamy dolduryp içgin diý diler



Erenler jem bolup mundan göçdüler

Syrat köprüsinden bir bir geçdiler

Köwser sakasyndan şerap içdiler

Içen şabazlara soltan diý diler



Görogly beg aý dar kemine bende

Pirim şahymerdan destgirim sende

Bäş wagt namazyn okygyn günde

Ahyret ý oldaşyň iman diý diler’’



Uygur anlatımı benzer Türkmen’e,

Koca bir destan ki sığmaz bir güne,

Kısa anlatayım dinleyin yine,

Gönül kartal olur şayan dediler.



Çembil isimli bir sehir,

Sözü kırk padişaha geçen

Padişahı Ehmed Han.

Ay Han, Kün Han, Bulbul Han, Çingiz Han,

Ve Esen Han yanında olur her an.

Kardeşi Zulper Ayım gelinlik çağında;

Bir gün seksen cariyesi yanında,

Taranıp süslenirken has bahçe, gül bağında;

Düldülüne binmiş oradan geçen Hazreti Ali’nin

Gözü ilişir, duyar sızısını gönül telinin:

‘Şu ay yüzlü benden bir çocuk doğursa’ diye

İç geçirip devam eder yoluna,

Hak razı gelir kuluna.

O an hamile kalır Zulper Ayım,

Evlenmemiş kız, lekeler görür yüzünde;

‘Ağabeyimin yüzüne nasıl bakayım’

‘Beni rezil edeceğine canımı al’

Diye dua edince kabul olur.

Öldüğünde bebek altı aylıktır mezarda doğar,

Kamış deliğinden nefes alır.

Bir kısrak emzirir onu,

Hazreti Ali’nin düldülüyle diğer atlara bakan

Kember Veli günler sonra fark eder bunu.

Bakar alnı ışıklı bir çocuk,

Sünnetli, tırnakları kesik…

Durumu Ehmed Han’a bildirir,

Mezardan alınır, Dede Kember Göroglu adını verir.

Göroglu, sarayda alaca kısraktan emerek büyür.



Doksan bin askeri,

Savaş için eğitilmiş otuz bin devesi,

Hortumlarına kılıç bağlanmış otuz bin fili olan,

Ceyhun şehrinde Şahtar adlı bir padisah vardı,

Ordusunun komutanı Pehlivan Danıyar’dı.

Ehmed Han’ın hanımı Ezim Köz Ayım’a aşık olur.

Ehmed Han bir gün Ay Han, Kün Han,

Bulbulhan, Çingizhan, Esen Han ile ava çıkar,

Danıyar fırsata bakar.

Boyu deveye, görünüşü meleğe benzeyen,

Benekli Leyli Kır atına binip,

Yokuş çıkıp, iniş inip Ehmed Han’ın ülkesine

Ezim Köz Ayım’ı kaçırmak için gelir,

Kendisini emziren atı yedeğine alıp

Yürümekte olan Göroglu, Danıyar’ı görür.

Leyli Kır hoşuna gider çiftleştirmek ister kendi atıyla.

Danıyar razı olur ama Ezim Köz Ayım’ın

Kendisine bir su vermesi için ikna etmesi şartıyla.

Ezim Köz Ayım itiraz eder,

Tehlikeyi sezerdir meğer.

Ama Göroglu’nun ısrarına dayanamayıp boyun eğer.

Dokuz kat elbise giyinip suyu verirken,

Göroglu birleştirir atları.

Danıyar istediğini almıştır,

Leyli Kır açar kanatları.

Bu birleşmeden doğar Göroğlu’nun Leyli Kır’ı,

Beraberce büyürler, ömründeki tek varı.



Bir gün öç almak için, basıp yurdunu,

Kaçırırken Danıyar’ın kızını.

Geçit vermeyen kuştan başka canlıya

Tecen nehri keser hızını,

Coşup kaynarken fokur fokur.

Dua ile Leyli Kır uçarak geçince karşıya,

Göroglu şöyle bir name okur:



‘‘İsmiñdin örgiley yaratkan Alla

Medet bergin mendek gérip kuluñga

Görogli der: “Méni kilmigin resva”

Medet bergin mendek gérip kuluñga



Géripmen bu yerge maña yok esrar

Musapirmen sendin özge kimin bar

Étiñdin aylinay yaratkan ceppar

Medet bergin mendek gérip koluñga

……………………………………

Ümidim bar hektin tañla şapaet

Hemme yigilganda bolur kiyamet

Hudaniñ dosti yarosul Ehmed

Medet bergin mendek gérip kuluñga



Bu çöllerde méni kilmigin heyran

Köñlüm giryandur bagrim hem beryan

Ababekri Sidik Ömer ve Osman

Medet bergin mendek gérip kuluñga



Ümid eyler sendin barçe musulman

Kolum tutkin budem vehtim perişan

Mertlerniñ piri ya Şahimerdan

Medet bergin mendek gérip kuluñga



Uşbu çöl içre kördüm lalizar

Lalizar içre menmu bikarar

Hekiki dostum digey çariyar

Medet bergin mendek gerip kulunga



Hudaya nepis üçün salmigin vesvas

Yézidilerge ursam şemşirim almas

Meryem hem giyas ya Hizir İlyas

Medet bergin mendek gérip kuluñga



Ümit bilen dertni éytip yükündüm

Terehhum vakti dep yadek püküldüm

Kirik çiltem 12 imam ségindim

Medet bergin mendek gérip kuluñga



Görogli der kökke yetti piganlar

Duadin köreyin emdi nişanlar

Yer yüzide yatkan ulug insanlar

Medet bergin mendek gérip kuluñga’’



Bir Kazakistan varyantında

Türkmen Yomu boyundan,

Babası Ravşanbek anası Akanay’dır.

Akanay öldüğünde hamiledir,

Mezarda doğurur.

Hak Tealâ emriyle

Şiltender gelip çocuğa ad verir.



‘‘Köterip mazaratqa qoydı aparıp

Küläyim Babalımen muñlı ğarip

Aqanay kör işinde tuwdı bala

Saqtalar qudiretpen sol bala anıq



Aqanay körde jatıp tuwdı bala

Şiltender orap aldı kele sala

Süt şığıp quwrap qalğan emşeginen

Bala östi körde jatıp qasında ana



Balanıñ körge barıp atın qoy dep

Jibergen şiltenderdi xaq tağala

Balağa jemis berdi şiltender kep

Qurmetpen bağıp jatır osında köp

Keñesip aqıldasıp pirlerimen

At qoydı körde tuwğan Köruğlı dep’’





Özbek varyantlarından birinde

Yavmit eli padişahı Adil Han’ın

Torunlarından Revşenbek babası,

Teke- Türkmen yurdu beyi Cigalı Beyin kızı

Öldüğünde hamile olan Bibi Hilal anası.

Hem Özbek hem Kazakistan

Türkmen varyantı gibi;

Karanlıktan gelen nefer,

Mezardadır doğumu at emzirir bu sefer.



Kimileri on altıncı yüz yıl dese de

İslamiyet öncesi Ön Türk yurdunda doğar,

İslamiyet’le birlikle gittiği bölgenin kültürüne uygun

Eklentiler alarak destan destan büyür,

Destan destan yaşar Köroğlu.

Ermeni diyen akılsız Türklüğünün restinde;

Doğu varyantlarında türeyişle başlar,

Batı varyantlarında at üstünde.



Sayısızca sürürüm bir tane destan,

Aşar sarp dağları küheylan Kırat.

Hangi yöne baksan ibre Türkistan,

Her daldan bir köke varmaktır murat.



Anadolu Erzurum varyantında

Erzurum valisi Laloğlu Hüseyin paşa,

Bir vefasız yar gibi

Mil çeker Deli Yusuf’un gözlerine,

Oğlu Ali ünlenir Köroğlu adıyla.

Bolu varyantı da öyledir,

Bolu beyi yapar bu işi.

Kars Göle anlatımında ise Hınıs beyi Palu Bey.

Akıl başa çiledir

İdraksiz olmaya kişi.

Anadolu varyantlarında

Olaylar zinciri genelde aynıdır.

Azerbaycan’da babasının adı Ali kişi;

Aynı bahaneyle gözleri çıkarılır,

Oğlu Rövşen ünlenir, olur Koroğlu.

Var ömrünü tüketir yiğitliğin yolunda;

Kendisini söyle tanıtır

Deli Hasan’la karşılaşması kolunda:



‘‘Mə ndə n salam olsun ə cə m oğluna

Meydana girə ndə meydan mə nimdi

Qıratım köhlə ndi özüm qə hrə man

Çalaram qılıncı düşmə n mə nimdi



Meydana girə ndə meydan tanıyan

Haqqın vergisinə mə n də qanıyam

Bir igidə m igidlə rin xanıyam

Bu ə trafda bütün hə r yan mə nimdi



Adımı soruşsan bil Rövşə n olu

Atadan, babadan cinsim Koroğlu

Mə nə m bu yerlə rdə bir də li dolu

Gündoğandan ta günbatan mə nimdi’’



İşte; Köroğlu destanı

Türkçe konuşulan illerde dostluğa,

Özden öze kardeşliğe, bütünleşmeye

Derman olan, güç veren

En kudretli bir dizi;

Bilinmeli, bilmeli cümle eren.



-III-

Çok sayıda varyant çok sayıda kol,

Aynı gözeden ağlayan;

Günümüze kadar ulaşmasını sağlayan,

Köroğlu kervanının başını çeken

Bahşılara, ozanlara, aşıklara borçluyuz,

Gönül gönül Köroğlu’yuz.

Aynı kökten beslenen destanların

Türkmen varyantında

Köroğlu’nun yurdu Teke ili,

Bazen Teke Yomut ilidir.

Bazen de Teke Türkmen ilidir.

Köroğlu Türkmen’dir, değişse de kurgular

Anadolu varyantı bile bunu vurgular.



‘‘Ben bir Türkmen idim geldim yabandan

Haberini aldım ben bir çobandan

Beş yüz koyun verdim aldım babandan

Alnı top başı tel yeşil ağlama

……………………………………..’’



Kazakistan eli besler Türkmen’i,

Davete buyurur aklı ergeni:



‘‘Bek koygan Köruğlı’nı halık kalap

Bağınıp Türikmen halkı tuğlan karap

Kırık jitin saylap ağlan batırı bar

Erkaysın er sanağan mınga balap’’



Azerbaycan anlatımı;

İstanbul seferinde kaçırdığı Telli Nigar’dan

Çocuğu olmamıştır.

Evlat hasretiyle yanarken,

Türkman seferi kolunda

Âşık Cünun, Rüstem gibi yiğit

Yusuf gibi güzel bir oğlan bulmak için

Yola çıkar.

Beller aşıp çöller geçerek

Teke-Türkmen yurduna gelir.

Ayvaz’ı görür Köroğlu’na’ götürmek ister.

Ayvaz’la karşılıklı söyleşmelerinde

Köroğlu’nu tanımayan Ayvaz şöyle der:

…………………………………………..

‘‘Düşman gözün oyun-oyun oyaram,

Mə nsur kimi də risini soyaram.

Koroğlu’nu qızıl qana boyaram,

Âşıq bizə Tə kə -Türkman deyə rlə r.’’

…………………………………………..

Derbent seferi kolunda ise;

Kendisine kaçırması için haber gönderen,

İlerde oğlu Hasan’ın annesi olacak

Arap Paşa’nın kızı Mömine’yi almaya gittiğinde

Sazıyla sözüyle Paşa’yı yorar;

Arap Paşa kim olduğunu sorar,

Ve şöyle bir cevap alır.



‘‘Ə rə b paşa sə nə bir ə rz elə yim

Yerim xə bə r alsan Muradbə yliyə m

Yağı düşmə n mə nnə n qovğa başlasa

Ə yri qılınc ə ldə düşmə n qovlaram



Bağ bə slə yib qızıl gülün də rmə sə n

Də rib, də rib yaylaq üstə sə rmə sə n

Mə tlə bə gə lmişə m, mə tlə b vermə sə n

Sığal verib Misri qılınc tovlaram



Çə nlibel’də n bu diyara gə lmişə m

Yazdığınız o ilqara gə lmişə m

Koroğluyam nazlı yara gə lmişə m

Gə rə k gözə llə ri seçib boylayam’’



Halkın gönlündeki Köroğlu

İster Bolulu olsun ister Muratbeyli,

İster Teke-Türkmen elinden ne fark eder.

Yiğitliği, aşıklığı yeter bize,

Bir türküyle devam edelim söze:



Bir atı var alapaça peh peh peh peh

Mecal vermez Kırat kaça hey hey heeey

Az kaldı ortamdan biçe

Ağam kim paşam kim

Hanım kim Nigar kim

Kim kim kim kim

Kiziroğlu Mustafa Bey bir beyin oğlu zor beyin oğlu



Bir hışımla geldi geçti peh peh peh

Kiziroğlu Mustafa Bey hey hey heeey

Şu dağları deldi geçti

Ağan kim paşan kim

Hanım kim Nigar kim

Kim kim kim kim

Kiziroğlu Mustafa Bey bir beyin oğlu zor beyin oğlu



Ah onla sırdaş olayım peh peh peh

Anadan on beş olaydım hey hey heeey

Ben onla kardeş olaydım

Ağan kim paşan kim

Hanım kim Nigar kim

Kim kim kim kim

Kiziroğlu Mustafa bey bir beyin oğlu zor beyin oğlu



Hay edenden haya tepe peh peh peh

Huy edenden huya tepe hey hey heeey

Köroğlu’nu suya tepe ağan kim paşan kim,

Hanım kim Nigar kim,

Kim kim kim kim

Kiziroğlu Mustafa bey bir beyin oğlu zor beyin oğlu



Bir efsaneye göre;

Köroğlu’nu yenen tek yiğidin

Kiziroğlu Mutafa Bey olduğu söylenir.

Uzun süren bir cenk sonucu, durumu

Hanımı Nigar’a bu sözlerle anlatmıştır.



Gün döner devran söner;

Dağlara ünleyen meydanları titreten

Seri koltuğundaki Köroğlu yaşlanır,

Gam bürür deli gönlü

Hanımı Telli Nigar’a söyle seslenir:



‘‘Qarı düşmə n güc gə tirdi

Qocaldım Nigar qocaldım

Mə nzilim başa yetirdi

Qocaldım Nigar qocaldım



Müxə nnə tin olmaz zatı

Mə rdin polad olar qatı

İtirdim Qırat Düratı

Qocaldım Nigar qocaldım



Koroğlu qorxmaz yağıdan

Badə içibdi sağıdan

Hanı Eyvaz Tüpdağıdan

Qocaldım Nigar qocaldım’’



Doğana ölüm haktır deseler de,

Erenler elinden bade içip

Yüz yirmi yıl ömür alan,

Koşabulağ’ından ölümsüzlük suyu içen

Köroğlu ile Kırat’ı ölmemiştir.

Kırat’ın hala pazarlarda satıldığına

Köroğlu’nun Kırklar’a karıştığına inanılır.



‘‘Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icad oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır’’



-IV-

Hakkında sayısız araştırma ile

Kitaplara dökülüp yayın edilen;

İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Fars, Macar,

Bulgar, Çex, Slovak… Dillerine çevrilen,

Köroğlu bir başka;

Eli kılıca düşer gönlüyse aşka.

Onun içindir ki;

Aşk ve kahramanlık destanları arasında yer alıp,

Yüzyıllardır sanat susuzluğumuzu gidermekte,

Kahramanlık duygularımızı beslemektedir,

Şiir şiir türkü türkü.

Türk halkı ile o kadar özleşmiştir ki;

Adına kitaplar yazılmakla kalmamış

Uzun kış gecelerinde anlatılan

Masalların başkahramanı olmuş.

Köroğlu filmleri, Köroğlu operası

Kırat semahı, Köroğlu barı… Cengi misri

Kültürümüzün iliklerine kadar işlemiş.

Güreşlerde, ciritte, kılıç kalkanda, sinsinde, halayda…

Köroğlu oyunları, müzikte Köroğlu düzeni,

Köroğlu havaları kırk makamı düz eder,

Her birisi cengâverliğe, mertliğe,

Coşkuya, aşka göz eder.

Koçaklama, güzelleme… Şiir şiir sinmiş gönüllere.

Sade bir dil, Paris nüshası hariç hece ölçüsü

Işık olmuş sonraki nesillere.



Mertlik varsa serde yiğit dilenir,

Nice baş düşürüp kötü elenir,

Meydan kızıl kanda toza belenir,

Koçaklar kılıca börklü han olur.



‘‘Yiğitler silkinip ata binende

Derelerden bozkurtlara ün olur

Yiğit olan döne döne döğüşür

Kötüler kavgadan kaçar dön olur



Yiğit cıdasını almış atıyor

Ak elleri kızıl kana batıyor

Bir kötü kavgadan dönmüş kaçıyor

Kaçma kötü kaçma şimdi hun olur



Bir yiğit cidasın almış eline

Başını koymuş da yiğit yoluna

Kalkan paralana zırhlar deline

Kanlı gömlek koç yiğide don olur



Köroğlu çağırır figan ağıtlar

İman ehli birbirini öğütler

Boydan boya demir donlu yiğitler

Vurur cıdasını kahraman olur’’



Ayvaz Han’ı kurtarmaya,

Oynamalı kılıç kalkan.

Uygur isen ser üstünden,

Dökülmeli al kızıl kan.



‘‘Almas kiliçlar destige

Karimañ belendi pestige

Atni çépiñlar kestige

Dondur Havazhan üstige



Bésididur kalpakliri

Yénididur piçakliri

Ham kümüçtur yarakliri

Dondur Havazhan üstige

…………………………

Katta – katta koylardin öt

Bésip yençip misli kurut

Havaziñiz misli bulut

Dondur Havazhan üstige

…………………………

At koyuñ belen pestige

Élip kéliçler destige

Kanlar töküp dar üstige

Dondur Havazhan üstige

…………………………

Yürekliri bolsun parçe

At kötürüñ hemme barçe

Bas kötermeñ ceñdin sunçe

Dondur Havazhan üstige



Yigitler köñül pasivan

Kulak séliñlar arsilan

Söz kilidu Göroglihan

Dondur Havazhan üstige’’



Bir ulu vatandır toprağım taşım,

Erzurum dağını tutan dadaşım,

Azerbaycan Türk’ü yiğit gardaşım,

Köroğlu’nu tutan günler nic’oldu?



‘‘Ə li beldə durub ə mr eylə rdin

Koroğlunu tutan günlə r necoldu

Hə rdə n-hə rdə n asıb kə sin söylə rdin

Koroğlunu tutan günlə r necoldu



Deyirdin zamana gedə cə k belə

Uymuşdun şeytana fitnə yə felə

Hə rdə n hökm elə yib basırdın gölə

Koroğlunu tutan günlə r necoldu



Çə nlibeldə dövran quran də liyə m

Hə dyan sözə çox çə tindi ə yilə m

Yeddi min də linin kə ltə kə liyə m

Koroğlunu tutan günlə r necoldu



Koroğluyam, müxə nnə tə uymaram

Qısasımı qiyamə tə qoymaram

Düşmə nin qanından içsə m doymaram

Koroğlunu tutan günlə r necoldu’’



Kazak oğlu deli yürek,

Her yüreğe sevda gerek.

Kurda pusu kurulur mu,

Er olan gelir teke tek.



‘‘Elek salıp bastarına

Krşı kadam baskanına

Sen ol jakta men bul jakta

Kel batırlar jepke jekke

………………………….

Şatırındı şanğa bölep

Batırndı kanğa bölep

Adlıma sap kuva kezek

Kel batırlar jepke jekke

…………………………..

Urıs kılıp keşe kündiz

Küve bolsun kökte juldız

Sender kalın almen jalğız

Kel batırlar jepke jekke



Kel batırlar beldeselik

Kirevkeni tendeselik

Jalğızbın jok mende serik

Kel batırlar jepke jekke



Köruğlı det atar meni

Taklan kılıp Künhar seni

Kan meydanda bir jeneyim

Kel batırlar jepke jekke’’



Yürü deli gönül yürü,

Turna gökte tutar katar.

Geraylı’dır bunu türü,

Türküsü sineme batar.



‘‘Salam verdim salam almaz

Görüm kessin salam seni

Axçasız pulsuz aşığam

Pulum yoxdur alam seni



Güllü bağlarda gezersen

Cahıllar bağrın ezersen

Yuxa kağıza benzersen

Tutmaz yazam qelem seni



Xezinem yox ağzın açam

Dövletim yox tökem saçam

Elac budu alem qaçam

Çenlibele salam seni



Hansı dağların qarısan

Hansı bağların barışan

Nigar Koroğlu yarışan

Bilsin külli alem seni’’



Nerdesin Köroğlu nerdesin söyle,

Dolan Çenlibel’e gel gönül eyle.

Kırat’a yazdığın Vücutname’yle,

Benzeri bulunmaz kula benzersin.



‘‘Üç yaşından beş yaşına varanda

Enice açılan güle benzersen

Beş yaşından on yaşına varanda

Anadan saçılmış bala benzersen



On dördünde sevda ener başına

On beşinde yanar girer duşuna

Çünki etdim iyirmi dört yaşına

Boz bulannıg axan sele benzersen



Otuzunda keklik kimin sekersen

İyidlik eleyib ganlar tökersen

Gınanda sen el haramdan çekersen

Sonası avlanmış göle benzersen



Ellisinde elif qeddin çekiler

Altmışında ön dişlerim töküler

Etmişende qeddin, belin büküler

Karvanı kesilmiş yola benzersen



Seksanında sinir ener dizine

Doxsanında qubar gonar gözüne

Koroğlu der çünki etdin yüzüne

Uca dağ başında kola benzersen’’



Köroğlu sevdası indi başıma,

Ağrı vurdu kirpiğime kaşıma,

Kan karıştı iki damla yaşıma,

Sarar oldu lehçe beni dil beni.



‘‘İki derya arasında gemim var

Çıxartmadı bir kenera el meni

Menim yüz min möhnetim var gemim var

Apardı girdaba saldı sel meni



Bahar oldu bağçamız bar getirmez

Menim könlüm geribliği götürmez

Gidi Reyhan Ereb atı getirmez

Aşabilmez garh dağlar yol meni



Vara vara dost kuyinde yad oldum

Gehbe felek haçan senden şad oldum

Vetenimden ulusumdan yad oldum

Yada salmaz gohum gardaş el meni



Koroğluyam onu bunu bilmezem

Her yeten lekeye boyun eğmezem

Yaradandan geyri kimse bilmezem

İster yaxşı ister yaman bil meni’’



Beslenir seher yelinden,

Güzelleme Kars ilinden,

Köroğlu’nun aşk dilinden,

Bıkan dilbere aşk olsun.



‘‘Çenlibel’de bir su gibi

Akan dilbere aşkolsun

Yaz baharda çiğdem gibi

Çıkan dilbere aşkolsun



Sürmeler çekmiş kaşına

Benziyor huma kuşuna

Yavru turna tel başına

Takan dilbere aşkolsun



Aldanma dünya varına

Düşme zulmetin darına

Yiğitliğin didarına

Bakan dilbere aşkolsun



Hubluğun tariften öte

Hiç hile katılmaz süte

Gönül yana yana tüte

Kokan dilbere aşkolsun



Köroğlu bir miskin geda

Dosta canın eder feda

Gönül düştü aşktan oda

Yakan dilbere aşk olsun’’



Ne destana sığar ne şiire,

Ne gök kubbe saklar ne de yer küre.

Dolar deli gönle, Gülce ile hudutsuz,

Dağlar, başı boz dumanlı dağlar,

Kalır mı kurtsuz.



Tuğular dikilip kösler çalanda,

Dağlar perde perde aralanmalı.

Aslan yatağını çakal bürümüş,

Topunun üstüne horalanmalı.



Köroğlu izinde yürüyen erler,

İnlesin gök kubbe yırtılsın yerler,

Kast eder canıma hinoğlu hinler,

İnleri başında paralanmalı.



Beylik arayanlar angut kuşunda,

Yıkılır güllenin tek vuruşunda,

Serhat boylarının her karışında,

Ay yıldız göndere sıralanmalı.



Vuslatî diyor ki sönsün balonlar,

Eşkıyaya destek çıkan yılanlar,

Çamlı belimizde gözü olanlar,

Yaldızlı defterden karalanmalı.



Osman Öcal















Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 86
Toplam Tekil 1639628
IP 54.166.112.64






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu