Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi Muhammet Kemaloğlu - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi Muhammet Kemaloğlu
Tarih: 23.01.2012 > Kaç kez okundu? 2369

Paylaş


HİKMET YURDU

Düşünce – Yorum Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi

ISSN: 1308-6944

www.hikmetyurdu.com

Hikmet Yurdu, Ocak – Haziran 2012, Yıl: 5, C: 5, Sayı: 9, ss. 163-187

Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

Muhammet Kemaloğlu

Gazi Tarih Yüksek Lisans

Özet

Azerbaycan tarihinin, özellikle de kültür tarihinin en eski dönemleri hala yeterince

bilinmese de, burada zengin kültür katlarının, hem de birbirini etkileyen, birbirinin

gelişmesine neden olan kültür katlarının varlığı kuşkusuzdur. Farklı dillerde eser

veren, farklı kültürlerin etkisini taşıyan Azerbaycan edebiyatının bin yıllık tarihi de

bu kültür katlarının genişliği ve zenginliği hakkında fikir vermektedir. Araplar,

Azerbaycan'a yerleştikten sonra VII. yy. sonlarına doğru burada Arap dilli bir edebiyat

ve kültür gelişmeye başlamıştır. Eserlerini Arap dilinde ama her zaman El-

Azerbaycani mahlası ile yazan şairlere, yalnız Azerbaycan sınırları içerisinde değil,

hilafetin Şam, Bağdad, Medine gibi kültür merkezlerinde sık sık tesadüf olunuyordu.

XI. yüzyılda yetişmiş yetenekli Azerbaycan alim ve şairlerinden biri de

Muineddin Ahmed Tantarânî Maragi idi. XIII.-XIV. yüzyılda, Azerbaycan edebiyatının

ve medeniyetinin Zülfüqar Şirvani, Hümam Tebrizi, Evhedi Marağayi, Essar

Tebrizi, Arif Erdebili gibi üstadlan yetişmişti. Bizim bu çalışmamız XI. yüzyılda yetişmiş

Muineddin Ahmed Tantarânî Maragi’nin Tantarânîyye Kasidesi’nin çevirisi

ile ilgili olacaktır.

Anahtar Kelimeler: Muineddin Ahmed Tantarânî Maragi, Azerbaycan,

Azerbaycan Edebiyatı, Şair, Arap ve Fars dilli

Abstract:

Ahmed Tantarânî Maragi And His Tantarânîyye Kasides

Azerbaijan's history, cultural history, especially the oldest periods are still

not known enough, here, the rich layers of culture, as well as affecting each other,

no doubt that the presence of each other in the development of the cultural layers.

Who work in different languages, different cultures, which influence the levels of

the width of the Azerbaijan Literature thousand years of history and the richness

of this culture is about the idea. VII, after the Arabs settled in Azerbaijan. century.

Towards the end of literature and culture began to develop a Arapdilli here. Works

in the Arabic language, but I always hand-Azerbaijani poet who wrote under the

pseudonym, not only within the borders of Azerbaijan, Caliphate of Damascus,

Baghdad, Medina, cultural centers, such as was often no coincidence. XI. One of

the scholars and poets of the century, Azerbaijan qualified skilled Muineddin

Ahmed was Maragi Tantarânî. XIII. XIV. century, the Azerbaijani literature and

civilization Zülfüqar Shirvani, Human Tabrizi, Evhedi Marağayi, Essar Tabrizi,

Arif Ardebili had grown up with such masters. The sense that the XI. Ahmed

trained Muineddin century translation will be related to kasidesinin Tantarânî

Maraginin Tantarânîyye.

Key Word: Muineddin Ahmed Maragi Tantarânî, Azerbaijan, Azerbaijan

Literature, Poet, Arabic And Persian Language

164 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Giriş

Azerbaycan bütün orta çağlar boyu Yakın ve Orta Doğunun iktisadi, siyasi,

sosyal, ilmi ve medeni hayatında görkemli yer tutmuştur. Büyük Selçuklu İmparatorluğunda,

Azerbaycan önemli yer tutmuş, imparatorluğun asıl ağırlık merkezlerinden

birine dönüştürmüştür. Bu devirde Arap ve Fars dilli Azerbaycan edebiyatında ayrıca

hızlı bir yükseliş yaşanmış, Azerbaycan edebiyatının ilk örnekleri verilmiştir. Hatib

Tebrizi, Behmenyar, Getran Tebrizi1, Nizami Tebrizi, Muhammed Urmevi, Ferec

1 Getran Tebrizi: Tebriz yakınlarındaki Şadiabad köyünde, bir köylü ailesinde doğan Getran Tebrizi

hayatını Gence ve Tebriz’de sürdürmüştür. İlk tahsilini Şadi-abad almış, sonra Tebriz'de okumuşdur.

O zaman Azerbaycan'da birkaç feodal devlet vardı. Bunlardan biri de başkenti Gence olan Şeddadiler

devletiydi. Arap hilafetinin çiçeklendiyi dönemlerde Gence müslüman aleminin kuzeyinde büyük kültür

merkezine dönüşüyor. Burada üniversiteler, okullar, bireysel ve toplumsal kütüphaneler, gözlemevi

ve tıp merkezleri faaliyet gösteriyor. Müslüman kültürü komşu Hıristiyan devletlerine işte buradan

yayılıyor. Doğu'nun bir çok ülkelerinden akademisyenler, şairler, mimarlar, sanatçılar Gence'ye

akar. Getran da eğitimini tamamladıktan sonra buraya geliyor. O, kısa sürede Gence'de Şeddadilerin

sarayına davet olunur ve az zamanda büyük nüfuz kazanıyor. Aynı dönemde ülkenin başında

Ebdülhesen Leşkeri dururdu ve tabii ki, Getran da bir çok şiirlerini ona ve onunla ilgili olaylara ad ıyor.

Bu şiirlerden hareketle, Getran ın Gence'de yaşadığı dönemi tanımlamak mümkündür. Şiirlerinden

birinde Getran Revvadiler devletinin başkanı Ebu Mansur Vehsudanın Ebdülhesen Leşkerinin konuğu

olarak Gence'ye gelişinden söz ediyor. Getran yaratıcılığını inceleyen akademisyenlerin göre, bu

görüş 1035-1040 yılları arasında ortaya bilirdi. 1042 yılında ise şair artık Tebriz'de şehrin yarısını yerle

bir etmiş korkunç depremin şahidi olmuştu. Demek, Getran Tebriz'e bu doğal felaketten önce dönmüştü

. Fakat bir çok araştırmacılar Getran ın Gence'ye depremden sonra geldiğini iddia ediyorlar. Görünür,

şairin yeniden Gence'ye dönüşünü de istisna edilemez. 1046 yılında Getran Tebriz'de büyük

İran şairi ve filozofu Nasır Hosrovla görüşür. Nasir Hüsrev kendisinin ünlü "Sefername" eserinde

Getran adlı güzel bir şairle görüştüğünü kayıt edir. Getran bir süre Nahçıvan'da, yerel yargıçların s araylarında

yaşadıktan sonra memleketi Tebriz'e döner. Getran Tebrizi henüz sağlığında iken yetenekli

şair, bilge filozof ve âlim gibi bir çok ülkede şöhret kazanıyor. Kendisinin yazdığına göre, onu Horasan'da

ve Irak'ta iyi tanıyor ve seviyorduler. Getran "Tövsname", "Quşname", "Vamiq ve Ezra" adlı

eserlerin yanı sıra esasen kasidelerden oluşan büyük hacimli divanın müellifidir. XII yüzyılda yaşamış

Orta Asya şairi Reşit Vetvat, o ömrü boyunca tek gerçek şair tanımışdır, o da hekim (bilge) Getran

Tebrizidir. Getran şiir ile genç yaşlarından uğraşmaya başlamış ve bu alanda büyük yaratıcılık başarıları

kazanmıştı. Şiir yaratıcılığında önemli yeri dönemin çeşitli hükümdarlarını tarif eden kasideler tutuyor.

Bu eserler modern okuyucu ve araştırmacılar için kasidelerde medh edilen kahramanların sara ylarında

yaşanan tarihi olayları öğrenmek ve anlamak açısından çok değerlidir. Örneğin, Getran

Tebrizi'nin şerlerinde oğuzların Azerbaycan'a birkaç seferi yer bulmuştur ki, bu bilgiler şimdi bizim

için büyük önem taşıyor. Onun Tebriz zelzelesine ilişkin şiiri Getran şöhret getirmişdir. Orta çağ kaynaklarına

dayalı Azerbaycan araştırmacıları, Getran Tebrizi fars leksikografiyası tarihinde Fars dilinin

ilk izahlı lügatinin yaratıcısı olmuştur. Bu konuda "Lügat-fürs" ("Fars sözlüğü") yazarı şair ve tertibçi

Esedi Tusi (XI. yüzyıl), "Sihahül-fürs" müellifi Muhammed bin Hinduşah Naxçıvani (XIII. yy) ve başkaları

yazmışlar. Orta çağ yazarlarının çoğu bu sözlüğü yaratıcısının adıyla sadece "Lügat-Getran ",

yahut "Ferhengi-Getran " (her iki ifade "Getran ın sözlüğü" anlamına gelir) gibi kaydeder. Sonraları ise

bu sözlük "Tefasir fi lüğatül-fürs" ("Farsça kelimelerinin açıklamaları"), ya da kısaca "Tefasir" ("izahlar")

olarak adlandırılır. Getran Tebrizi Azerbaycan ve İran halklarının şiir ve leksikografiya tarihinde derin

izler burakmışdır. 1042 yılı Tebriz depremini anlattığı büyük kasidenin ve zengin tabiat tasvirleri ile

dolu çok sayılı şiirlerin müellifi olarak tanınmaktadır. Getran Tebrizi’nin Fars dilinde yazmış olduğu

şiirlerinde Türk, güzellik ve kahramanlık simgesi olarak kullanılır. Fars dilinde yazan çağdaşları içer isinde

Getran ilk defa olarak, şiirlerinde Azerbaycan Türkçesi’nden bir çok kelimeler ve deyimler kulMuhammet

Kemaloğlu 165

Hoylu, Nasir Hüveyyi (Hoylu), Hüseyin Salmasi, Ebdülmelik Beylegani, Mensur

Tebrizi, Hüseyin Urmevi ve onlarca başka alim ve şairin, Arap, Fars dilli doğu medeniyetinin

gelişmesinde büyük hizmetleri olmuştur. XI. yüzyılda yetişmiş yetenekli

Azerbaycan alim ve şairlerinden biri de Muineddin Ahmed Tantarânî Maragi idi (Çelebi,

1972:1340-1341,1362,1943; Karatay, 1969:2435; Gümüş, 2009: 236; Kortantamer, I. Eski Türk Edebiyatı

Kollogyumu, 1992; Kortantamer, 1994: 1-10; Sami, 1306, VI/4587, 4588; Parmaksızoğlu, 1977:299-300; ellanmıştır.

Kasidelerinin birinde “İnsanların hepsi sanki dikendirler. Ben boş yere bu dikenlerin arasında

çiçek arıyorum” diye zamana ve insanlara acı acı sitem etmesine, rağmen Getran’ın şiirlerinde insan

sevgisi, insana, onun hayırseverliğine inancı kuvvetlidir. Doğu Rönesansının bir parçası olarak Azerbaycan

Edebiyatı esas itibariyle Arap ve Fars dillerinde oluşturulurdu. Aynı dönemde faaliyet gösteren

Mümkan Tebrizi, Hattat Nizami Tebrizi, Ali Tebrizi, İskafi Zencani, Kafi Zafer Hemedani, Mansur

Tebrizî gibi kudretli Azerbaycan şairleri söze, onun tanrı kudretine sonsuz saygı besleyerek onu bayağı

ve çoğu zaman anlamsız karakter taşıyan medhiyyeçiliye sarf etmekten kaçmaya çalışıyorlardı. Onlar

sanat edebiyatın gerçek, adalet ve insanlık, hümanizm konumundan çıkış yapması ilkesini temel

alıyorr ve kendi kalemlerini de bu yönlerde kullanmaya daha çok tercih ediyorlardı. Azerbaycan edebiyatının

ünlü temsilcilerinden biri olan Getran Tebrizi'nin yaratıcılık mirası, "Divan" ve Fars dilinin

izahlı sözlüğüne adanmış "Et-tefasir" adlı bilimsel eserden ibaretdir. Onun şiiri yüksek şiir tekniği, ince

zevk ve keskin gözlemin rengarenk fikir -estetik ifade ve üslup benzersizliyi özeldir. Şairin eserlerinde

hayatiyet, doğallık, insan duygularının realist ifadesi tercih olunur. Hayattaki bütünlüğüne, doğanın

eşsiz, renkli ve zengin güzelliklerinden yararlanarak onları şiirsel bir dille tavsif etmek kudreti, insa nlığın,

saf aşkın kadrini bilip bu ahlaki meziyetleri takdir ve tebliğ mahareti Getran Tebrizi şiirinin karakteristik

özelliklerindendir. O, aşkta vefayı ister. Getran Tebrizi, Tebriz'de doğsa da, onun hayat ve

faaliyetinin temel parçası Gence'de(1991'de Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra bu ülkenin

ikinci büyük şehridir. Şehrin isminin yaranması ile ilgili iddia Azerice'de gence (Türkiye Türkçesinde

"geniş", "geniş yer", "genişce") sözünden ortaya çıkmasıdır. Bu söz sonradan "gence" olarak kullanılmaya

başlanmıştır. ) geçmiştir. Bu durum şairin yaratıcılığında vatan hasretinin, gurbet şiirinin de

ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır. Bu tesir ise şiirsel sözün malzemesi gibi ortaya çıkıyor, kendisinin

fikir-estetik ifadesini buluyordu. Getran Tebrizi 'nin şiirindeki hayatiyet şairin nesnelliğinin yanı sıra,

tarihi ve toplumsal olaylara ilgi ve merakından, onları şiir diliyle tarif etmek eğiliminden de kaynakl anır.

Şairin 1046 yılı Tebriz zelzelesine adadığı kaside ve diğer eserleri bu fikri söylememize neden olur.

Onun kaside, rubai ve gazellerinde çalıştırdığı epitetler(Herhangi bir türün isminde, cins isminden

sonra yazılan, türün adını belirleyen sıfat ya da isim. Pinus (cins ismi) nigra), mukayese ve

mübâlağalar da gerçek hayattan, doğanın kendisinden gelir. Getran ın yılın mevsimlerine ve onlara

uygun olarak doğada yaşanan değişikliklere adadığı şiir örnekleri kendisinin eşsiz zarafeti, içerik ze nginliği,

anlam derinliği, sanat-estetik güzelliği ile dikkati çekiyor:

Cemaat büründü büsbütün Xeze(haza),

Ağaçlar üstünden esdikçe hazan.

Havalar tutuldu, sular duruldu

Dünya hiddetlendi, qocaldı(yaşlandı) delikanlı.

Almayla, heyvayla(ayva), narla dolu bağ,

Boş kaldı laleden, gülden gülüstan.

Kekik qaqqıltısı(gülmesi) kesildi dağdan,

Qırqovul(sülün) soluğu gelmiyor tarladan.

Hayatiyet, düşündürücülük, nasihatçılik, sosyal-felsefi derinlik Tebrizi'nin şiirine özgüdür. Onun

yaratıcılığı Ebu'l-Ula Gencevi, E. Xaqani, Felek Şirvani, Nizami Gencevi vb. şairlere derin etki etmekle

yeni edebi yönün ve geleneğin temelini atmıştır. Bunun sonucudur ki, Getran ın yaratıcılığı çağdaşları,

yakın halefleri ve sonraki yüzyılların ilim ve sanat adamları tarafından yüksek değerlendirilmiştir.

Getran 1088 yılında Tebriz'de dünyasını değişmiş ve Surxab mahallesindeki ünlü şairler kabristanlığında

defin edilmiştir.

166 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Bağdâdî, 1951, I/80; ez-Ziriklî, 1980, I/145; Brockelmann, 1937-49:GAL, I/292; Sezgin, 1965:GAS, I/446;

Kehhâle, I/272; Parmaksızoğlu, 1977:XXV/298). Sami, 1306, IV/3018;Devletşah, 1963:51; Cona, 418/XXV)2.

Devletşah Semerkandi'nin “Şairler Tezkiresi”nde ve başka ilmi-edebi kaynaklarda

Ahmed Maragi “imam, mevlana, üstad, hikmetli söz hükümdarı” diye bilinir. O,

XI. yüzyılın ilk yarısında doğmuş, aynı yüzyılın sonuna kadar yaşamıştır. Büyük Selçukluların

veziri Nizamül-Mülk, Marağada büyümüş, orada büyük alim ve şair olarak

tanınan Ahmed Tantarânîyi, 1067’de Bağdat’da açılan “Nizamiye” üniversitesine daha

ilk günden davet etmiş ve Tantarânî, ömrünün sonuna dek aynı üniversitede hoca,

2 Bağdat'taki Nizamiye Medresesi'nde müderrislik yapan Mu'inad-Din Ahmad b. 'Abd ar-Razzâk at-

Tantarânî (ölm. 1092), vezir Nizamülmülk'ü övdüğü kasidesi ile ün yapmıştır. 'Abd ar-Razzak at-

Tantarânî'nm, "Kaşidat at-Tantarânîyya"si;Topkapı Sarayı, III. Ahmed Kitaplığı No: A 2435'de kayıtlı

bulunmaktadır. Aharlı kâğıt üzerine 305 mm. boyunda ve 210 mm. eninde 6 yapraktır. Sayfada 3 satırı

125 mm. uzunluğunda harekeli güzel sülüs ve 4 satırı 90mm. uzunluğunda nesihle 7 satır vardır.

Abu'1-Fath at-Tabrizi eliyle 972 (1564)'de kopye edilmiştir. Arabic and Ottoman Turkish Manuscript.

at-Tantarânî, Ahmad İbn `Abd ar-Razzaq (Died ca. 485 AH/1092 AD). Al-Qasıdah At-

Tantaranıyyah (The Tantarânî Poem). An interesting poem in praise of Nizam al-Mulk al-Hasan Ibn

`Ali Ibn Ishaq (408-485 AH/1018-1092 AD), the famous vizier of the Saljuq sultan Alp Arslan (died 1072

AD). In the present version, each line of Arabic verse is followed by two lines of Ottoman Turkish

verses. Folios 44a-46a. Regarding the poem, see Geschıchte Der Arabıschen Lıtteratur, I, 253,

Supplement, I, 446; Arap Edebiyatı’nda el-Kasîdetu’t-Tantarâniyye adıyla meşhur bir kasîde vardır.

Bu, Bağdatlı şair Ahmed b. Abdurrezzak et-Tantarânî (Öl. 485/1092) tarafından Selçuklu veziri

Nizâmülmülk’ü medhetmek için yazılmıştır. et-Tantarânî, Nizâmülmülk zamanında Bağdad’daki

Nizâmiye Medresesi’nde müderrislik yapmıştır. Ölüm tarihi, Brockelmann’a göre; 480/1087 dir. (GAL,

I/292; Leiden, 1943, E. J. Brill). Şerh: Tunca Kortantamer’in tanımı ile: “Bir metnin daha iyi anlaşılsın

diye, o metni baĢkalarından daha iyi anladığı kanaatinde olan kiĢiler tarafından açıklanması”dır.

Nizâmülmülk Hasen b. ‘Ali b. İshâk et-Tûsî (1018-1092). Büyük Selçuklu Devleti’nin ünlü veziri ve ortaçağ

İslâm dünyasının en tanınmış devlet adamıdır. Horasan’da Tûs şehrine bağlı Nûkân kasabasında

doğdu. Daha küçük yaştayken bilgisi, zekâsı ve çalışkanlığıyla dikkat çekti. 1063 de Alp Arslan’ın veziri

oldu. Alp Arslan 1064 Selçuklu sultanı ilân edilince de Nizâmülmülk, bu büyük devletin baş veziri

mertebesine kendiliğinden yükselmiş oldu. Ölümüne kadar, 29 yıl Büyük Selçuklu Devleti’nin vezirliğini

aralıksız yürüttü. Alp Arslan ve oğlu Melikşah’ın vazgeçilmez yardımcısı olmuştur. Devlet teşkilatında,

idarî, malî ve askerî alanlarda aldığı tedbirler ve getirdiği düzenlemelerle Büyük Selçuklu

Devleti’ni orta çağın en sağlam teşkilâtlı bir devleti haline getirmiştir. İslâm dünyasının büyük bilginl erini

Hemedan, Rey, Herât, Isfehan, Nîşapur, Belh, Merv vb. şehirlerde kurdurduğu Nizamiye medreselerinde

toplayarak Büyük Selçuklu Devleti’ni ilmin her dalına değer veren ve koruyan yüksek bir

kuruluş haline getirmiştir. Nizâmülmük, âlim ve edip bir zattı. Farsça ve Arapça şiirleri vardır. Devlet

idaresindeki görüşlerini açıklayan ve Siyâsetnâme adını verdiği bir de eser kaleme almıştır. 1087 ile

1092 yılları arasında yazılan bu eser, Türk-İslâm devletlerinin idarî, malî, askerî, kültürel ve sosyal

yapılarını belirttiğinden, öteden beri dikkat çekmiş ve hemen hemen bütün Batı dillerine ve Türkçe’ye

tercüme edilmiştir. Nizâmülmülk 485 yılında Isfahan’a giderken, bir suikast sonucunda ölmüştür.

Nizâmiye Medresesi: Nizâmülmülk tarafından Bağdad’da kurulan ve 1067 yılında öğrenime açılan bir

medresedir. Zengin kütüphanesi ve Şafiî fıkhına göre düzenlenen proğramı bir yana, Nizâmiye Medre

güven ve kontrol altına alınmış olmasıdır. Nizâmiye Medresesi ile doğan yeni tip medreselerde öğre nciler

için yurtlar, kütüphane, banyo, yemekhane ve hastane ile, öğrencilere ödenen burs gibi, masrafları

karşılayacak vakıf tesisler kurulmuştur. Nizâmiye medresesi ile öğrencileri yedirip içiren ve barındıran

dört yıllık yüksek öğrenim veren bir okul şekli doğmuş oldu. Bağdad Nizâmiye Medresesi dışında,

başka şehirlerde de medreseler açılmıştır .

Muhammet Kemaloğlu 167

şimdiki anlayışla Prof. Dr. olmuştur. Elimizde olan bütün kaynaklar göstermektedir ki,

Ahmed Tantarânî, güzel şiirler ve nefis eserler yazmıştır. Onun bir kasidesi daha da

çok tanınmış, kendi sağlığında bütün yakın ve orta doğuya yayılmıştır. Şimdi ise dünyanın

tanınmış elyazma hazinelerinde aynı kasidenin elyazma nüshaları saklanmaktadır.

Azerbaycan SSCB İlimler Akademisi Elyazmalar Enstitüsünde bu kasidenin sekiz

elyazma nüshası vardır. Bu kaside en çok şu üç ismiyle “Tantarânîyye”, “terciyye” ve

“tersiyye” tanınır. Kaynaklar göstermektedir ki,XI. yüzyıla kadar Arapça dilli edebiyatta

bu tür bir kaside yazılmamıştır. Bu tür “terci” kasidenin bütün Arap dilli edebiyatta

ilk yaratıcısı Ahmed Tantarânî, Fars dilli edebiyatta Getran Tebrizi, Azerbaycan-Türk

dilli edebiyatta ise Nesimi olmuştur. ”Tantarânîyye Kasidesi”ne Ortaçağlarda Arapça

ve Farsça bir kaç not yazılmış, kaside Azerbaycan-Türk, İngiliz, Fransız, Rus (bir kısmı)

dillerine tercüme edilmiştir. Ortaçağlarda Azerbaycan-Türkçesine yapılan tercüme

çok edebi olmuş, kasidenin umumi mahiyeti, manası saklanılsa da sanki yeni bir eser

yazılmıştır. Ahmed Tantarânî Marazinin hayat ve yaratıcılığı, bu yüzden de onun

meşhur kasidesi bugüne dek Azerbaycan edebiyatı tarihinde kendi yerini almıştır. Bu

yetenekli Azerbaycan alim ve şairinin yaratıcılığı ile okuyucularımız, az da olsa, tanıştırmak

için enstitümüzdeki elyazmalar aslında kasidenin tenkidi metnini tertip ettikten

sonra, onun Azerbaycan Türkçesine Ortaçağlardaki edebi tercümesi ile birlikte filolojik

tercümesini yaparak okuyucularımıza takdim ediyoruz (Saraç, 1995:82, 83; el-Yalvâcî, 1265:

33; Çelebi, II/1340; Akdemir, 1999: 22,317); el-Muhendis, 1984:94; Mevlevî1973: 109); Devletşah, s. 51)3.

‘Tantarânîyye4’ Kasidesinin Tenkidi Metninin Tertibi

Ortaçağlarda çok yaygın olan “Tantarânîyye Kasidesi”,, Azerbaycan-Türk ve

Fars dillerine ya nazımla ya da nesirle tercüme edilmiş, Arap ve Fars dillerinde notları

yazılmış ve şimdi kasidenin kendisinin, tercüme ve notlarıyla elyazma nüshaları dünyanın

tanınmış bütün elyazma hazinelerinde bulunmaktadır. Ancak Ortaçağlarda kasidenin

orijinal metni aktarılırken bir dizi yanlışlıklara yol açtığından ve kasidede “katiplerin

isteğine göre düzeltildiğinden”, ister kasidenin asıl metninde ve isterse de notlarda

tahrifler ve değişiklikler yapılmıştır. C. Kahramanov belirtmektedir ki, hattatlar

klasik şairlerin eserlerini tıpkısı suretinde aktarmakla yetinmemektedirler, çok zaman

aynı şiirleri zamanın sosyal-siyasi coğrafyasına göre uygunlaştırarak, kendi zevklerine

3 Şeyhülislâm Kemal Paşazade de, Tantarâniyye kasîdesini tercüme edenler arasındadır. Ancak o,

kasîdenin özünü, manasını korumakla beraber kuru bir tercüme, mana aktarımı yoluna gitmemiş beyitleri

bir nevi şerhederek manaya zenginlik kazandırmıştır. Belki de manzumenin bazı nüshalarda

şerh olarak nitelenmesi bundan dolayıdır ( Saraç, s. 83).

4 el-Kasîdetu’t-Tantarâniyye.

 Çalışmamızda makale sonundaki taranmış Arapça metinlerden yararlanılmıştır.

168 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

uygun şekli verirlerdi. Bütün bunlar ayrı-ayrı devirlerde aktarılan metinlere çeşitlilik

getirir, aynı şairin şiirlerinin başka-başka şekillerinin de meydana gelmesine, hatta aynı

şaire ait olmayan bir çok edebi parçaların yayılmasına sebep olmuştur (Kahramanov,

1973: 6). Arap dilli edebiyatta şiirlerinin zorluğuna göre numune sayılan Mütenebbiden

de karışık ifadeler kullanan Ahmed Maragi Tantarânî bu kasidenin “az daha her bir

satırında maharetle sözleri oynatmakla ”sözleri o kadar mecazi manada kullanmıştır

ki, bilgili katipler ve tahlilciler şaşmış, hatta büyük edebiyatçılar da hayrete düşmüştür.

Kasideye çokça tahlil yazılmasının asıl sebeplerinden biri de budur ki “tahlillerin yazılmasını

kaçınılmaz kılmıştır” (Krımski, 1981: 366). Dipnotsuz, tahlil yazan alim ve edebiyatçılar

kasidenin bir kaç elyazma nüshasını kıyaslayarak kendi işlerini görmüşlerdir.

Lakin buna bağlı kalmayarak, her biri ayrı-ayrı muhtelif yanlışlıklara sebep olmuşlardır.

Kasidenin nispeten son ortaçağlara dahil ettiğimiz bir tahlilin müellifi Muhammed

bin Sedin sözlerini bir daha burada hatırlatmak uygun olur; o, ”İmam, alim Tantarânî

Maraginin Kasidesi, akılları gayretlendirip çıkılmaz duruma düşüren, fesahat ve belagat

mezmununda olduğundan onun bir sıra beytlerinin yanlış yazıldığını bulduktan

sonra (italik not bizimdir- Ebülfez Elçibey )zorluklarını halletmek ona toplu bir tahlil yazmak

istedim” (Muhammed bin Se'd, D716, ver. 46b. ). Muhammed bin Sed,çok hayırlı bir adım

atsa da, yine de yanlış yapmaktan yakasını kurtaramamıştır. Bütün bunlar ona göre

ortaya çıkmıştı ki, Ahmed Tantarânînin kendi eli ile yazdığı nüsha araştırmacılara

ulaşmamıştı, onlar da kendi sırasında durumdan en uygun çıkış yolu bulmak için bilinen

manada metinşünaslık işi yapsalar da onu sonuna kadar tamamlayamamışlar, kasidenin

tenkidi metnini tertib etmemişlerdir. Bu gün de ister yapılan yanlışları gidermek,

ister Ahmed Maraginin yaratıcılığını onaylamak, ister kasidenin edebi-bedii değerini

doğru kıymetlendirmek ve isterse de onu Azerbaycan Türkçesine ve başka dillere

tercüme etmek için ilk sırada kasidenin tenkidi metnini tertip etmek en zaruri şart

olduğundan, onu yerine getirmeyi kendimize amaç edindik. Azerbaycan SSC İlimler

Akademisi Elyazmalar Enstitüsünde kasidenin sekiz elyazma nüshası vardır. Bu elyazmaların

birkaçında kasidenin kendi ile beraber onun muhtelif dillerdeki tahlil, izah

ve tercümesinde verildiğinden, onlar tenkidi metnin hazırlanmasında büyük ehemmiyet

gösterir. Tenkidi metnin tertibinde asıl nüsha gibi B-2402 şifreli toplunun 240b-246b

sayfalarında bulunan nüsha kullanılmıştır. Şart olarak B-1 (Bakü nüshası-1) adlandırdığımız

bu nüshada kasidenin kendisiyle beraber, Muhammed Esferainin ona yazdığı

tahlilde kendi yansımasını bütünlükte bulabilmiştir. Dünyanın tanınmış elyazma hazinelerinin

kataloglarında ve Katib Çelebi’nin “Keşf ez-zünun” eserinde Muhammed

Esferaininin tahlili ayrıca gösterilir ve bu, öncelikle tahlillerden biri, değerlisi ve yaygını

gibi kabul edilir. XIV. yüzyılda yaşamış Muhammed Esferainin tahlili şimdilik elde

Muhammet Kemaloğlu 169

ettiğimiz tahliller içerisinde en eksiksizi ve en doğru olanıdır. Müellif Esferaini kendi

dediği gibi “kasideyi uzunluğa yol vermemek üzere tahlil etse” de her bir sözünün asıl

manasını göstermekle beraber, onlardaki mecazi anlayışı da gösterir, Arap dilindeki

muhtelif sözlerle onları aydınlaştırır ki, bunlar da şiiri derinden duymakta okuyucuya

aşırı kıymette yardım ediyor. Tahlilci bir yerde sözünü ona benzer, muhtelif sözüylesinonimle

okuyucuya ulaştırsa, başka bir yerde bu mümkün olmadıkça, eş anlamlı

kelimelerden yararlanılır. O, kasideyi beyit-beyit bu tür kullanır, bununla beraber,

beytlerdeki sözler arasındaki gramer yapısı ile alakaları da gösterir. Gösterilen toplunun

240b sayfasında kasidenin yalnız on beyti arka arkaya yazılmıştır. 241a sayfasından

“mevla müezzem ve fezlilumem” Behişti Esferainin tahlili başlar. Burada birinci

beyitten başlayarak sonuna kadar bütün kasidenin asıl metni beyt-beyt yazılarak ayrıca

tahlil edilir. 242b sayfasının kenarında onuncu beytin Azerbaycan Türkçesinde nazımla

tercümesi de yazılmıştır. 243b sayfasında 15-17. beyitlerin Farsça nazımla tercümesi,

246b sayfasında 33-35. beyitlerin Azerbaycan Türkçesinde nazımla tercümesi yanlarında

yazılmıştır. Toplunun başka sayfalarında olan sonuç kısmında onun hicri 1084

(1672m)de aktarıldığı gösterilir. Buna göre söylenebilinir ki, kasidenin başka şeklinde

Azerbaycan Türkçesinde tercümesi hatta XVII. yüzyıldan önce edilmiştir. Nüsha anlaşılır

nestelik hattı ile, kara mürekkeple Avrupa’da yapılmış beyaz kağıda yazılmıştır.

Tahlilin metninde kasidenin beyitleri ve ayrı-ayrı sözlerin üstü çizilmiş yani silinmiş,

arada sırada da işaret konmuştur. Kasidenin tenkidi metnini hazırlarken ikinci nüsha

gibi incelediğimiz elyazmanın numarası A-411-dir. Bu nüshada kasidenin beyitleri

ayrı-ayrı yazılmış, arkasından Farsça tercüme, tahlil ve gramerli izahı yapılmıştır. Tahlilin

yazarı olan Tac İbrahim Tebesi son kısım (netice) da yazmış, orada kasideyi orta

asır edebiyatçılığı bakımından toplu halde tahlil etmiş, sonunda “bu kasidenin sanatkârlık

yönleri çoktur ve bu kısa tahlil ona layık değil” dipnotlarını da ilave etmiştir. En

sonunda tahlilin 808 yılının ikinci cümad ayının sonunda (1405 Aralık ayında) yazıldığı

belirtilmiştir. Bu nüshanın yüzü ise (paleografik verilere göre) XVII. yüzyılda aktarılmıştır.

Kaside nestelik hatla, tahlilin metni sanat ve edebi yönleri çok olan nestelik

hatla, siyah mürekkeple, Avrupa’da yapılan ve su damgası açıkça görünen nazik kâğıtla

yazılmış, kasidedeki bir sıra dipnotlar işaretlenmiş, metnin kenarlarına da Farsça bir

kaç ilave açıklama yazılmıştır. Bu nüsha, eserin,-71b-79a sayfalarında bulunur. Tenkidi

metnin tertibi için B-6817 numaralı toplunun özel bir önemi vardır. Bu toplunun 197b-

199a sayfalarında kaside bütünlükle belirgin, anlaşılır nesh hattı ile, onun kenarlarında

ince nestelik hatla Ortaçağlarda Azerbaycan Türkçesine her beytin bend halinde tercümesi

yazılmıştır. Topluyu düzenleyen XIX. asrın yetenekli alim ve hattatı Abdülgani

Nuhevi, birinci beyitten 9. beyitteki Arapça dipnotlarının çoğunun yanında, altında ve

170 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

üstünde Azerbaycan Türkçesinde manalarını da yazmış ancak bu işini sonuna kadar

devam ettirmemiştir. Bütün üstün yönleri ile beraber, bu nüshada da birçok dipnotlar

aslından farklı yazılmış, örn: “mahi” (kaybolmuştur)-“mafi” (yoktur) gibi, “belvehu”

(belası)-”yelvehu” (kaldırmıştır, eğmiştir) gibi vb. yazılmıştır ki, bunlar da şiirin manasını

bazı yerlerde az, bazı yerlerde ise çok değiştirmiştir. Kaside ve tercümenin metni

siyah mürekkeple, başlık kırmızı mürekkeple Avrupa yapılan hafif kağıtlara yazılmıştır,

aktarılma tarihi X. 1250, şaban (1834, Aralık).

Enstitümüzde saklanan D-716 numaralı elyazma toplusu özellikle dikkat çekicidir.

Öyle ki, bu topluya dahil olan eserlerin hepsini katip İbn Zeynalabidin Cavanşiri

1270 (1854-1855)de Azerbaycan’da aktarmış, onun 23b-25a sayfalarında Tantarânîyye

Kasidesini bütün olarak yerleştirmiş ve işaretlendirmiştir, 46b-52b sayfalarında ise kasidenin

yine de işaretli metnini beyit-beyit ve onların ardından Muhammed Bin Sedin

de Arapça tahlilini yapmıştır. Yalnız 13. beyitten sonra gelen beyitlerin yerini boş bırakarak,

o tahlillerini yazmıştır. Enstitümüzde saklanan D-716 numaralı elyazma toplusu

özellikle dikkat çekicidir. Öyle ki, bu topluya dahil olan eserlerin hepsini katip İbn

Zeynalabdin Cavanşiri 1270 (1854-1855)de Azerbaycan’da aktarmış, onun 23b-25a sayfalarında

Tantarânîyye Kasidesini bütün olarak yerleştirmiş ve işaretlendirmiştir, 46b-

52b sayfalarında ise kasidenin yine de işaretli metnini beyit-beyit ve onların ardından

Muhammed Bin Sedin de Arapça tahlilini yapmıştır. Yalnız 13. beyitten sonra gelen

beyitlerin yerini boş bırakarak, o, tahlillerini yazmıştır. 33-35. beyitleri hem yazmamış

hemde tahlil etmemiştir. Bununla beraber, şiirin 9. beyitindeki “mahi” dipnotu 24a

sayfasında doğru yazıldığı halde, 48b sayfasında “mafi” şeklinde, ”ğeda” dipnotu ise

aksine, 48b sayfasında doğru yazıldığı halde, 24a sayfasında “geza” şeklinde yazılmıştır.

Buradan da belli olmaktadır ki, katip bunları ayrı-ayrı nüshalardan almış, yanlışları

düzeltememiştir ya da bunun farkına varamamıştır. Buna göre de kasidenin bu topluda

verilen iki nüshasını ayrı-ayrı nüsha gibi kabul etmeliyiz. Bunu da kaydedelim ki,

işaretlerde tesadüfi yanlışlara da rastlanılır. S-12b numaralı toplunun 151b-152a sayfalarında

kasidenin kendisi ile beraber, onun kenarlarında edebi ve dil yönünden de tahlili

Arapça yazılmış, bir dizi beyitlerin tahlili 153a-b sayfalarına aktarılmıştır. Bu tahlil

çok hassas ve çok zor okunan nestelikle yazılmıştır. Kasidenin başlığı yanlış yazılsa da,

metinde kaynaklanan yanlışlar azdır ve tenkidi metnin hazırlanmasında özel önemi

vardır. Kasidenin bir kaç beyti neshle, kalanlar ise nestelikle yazılmıştır. Elyazma 1084

(1673)de aktarılmıştır. Kasidenin elyazma nüshalarından biri de B-256 numaralı toplunun

42b-44b sayfalarında bulunmaktadır, burada kasidenin Farsça satır altı tercümesiyani

karşılıklı-de yapılmıştır. Kasidenin mana zenginliği, dipnotlarının çeşitliliğine

Muhammet Kemaloğlu 171

göre, katipler onu ya işaretli aktarmış, ya da kendileri işaretlendirmişlerdir. Bu nüshada

hem kasidenin metninde, hem de işaretlerinde çokça yanlışlığa sebep olunmuştur.

Buna göre de onun Farsça satır altı tercümesinde de yanlışlar yapılmıştır.

B-4767 numaralı elyazma toplusunun 92b-94a sayfalarında kasidenin 20 beyiti

ve onların Arapça tahlili yazılmıştır. Metnin adı, ya da hutbesi yazılmamış, doğrudan

ilk beyit yazılmış ve tahlile başlanmıştır. Buna göre de tahlilcinin kimliği belli değil.

Hepsinin anlaşılmayan bir yönü kendisini sık sık gösterir; öyle ki, şiirin metninde bir

dizi dipnotlar yanlış yazıldığı halde, tahlilde aynı dipnotlar doğru yazılmıştır (reşikşegik,

sadr-sudur vb. ). Birkaç beyit bir-iki satırda tahlil edildiği halde, birkaçı geniş

tahlil edilmiştir. Genellikle bakıldığında ise, elyazma az önemli olduğundan tenkidi

metnin tertibinde onun farklı yönlerine de çok dokunulmamıştır. Bununla yetinilmeyerek,

kasidenin tenkidi metninin tertibinde bir kaç ayrı-ayrı dipnotların doğru bulunup

yerine konulmasında bu nüsha şüpheleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Nüshayı

1227 yılı zilkade (1812, Aralık) ayında Ahmed bin Hangeldi aktarmış, kasidenin metnini

neshle, satır altı tercümesini süslü unsurla nestelikle Avrupa kağıdına yazmıştır.

Tenkidi metnin tertibinde yalnız Bakü nüshalarından yararlanıldığı için, onların şartı

işareti “B” harfi ile gösterilmiştir. (B-2402-B-1, A-411-B-2, B-6817-B-3, D-716 (23b-25a)-

B-4, D-716 (46b-52b)-B-5, 2-126-B-6, B-256-B-7, B-4764-B-8).

‘Tantarânîyye’ Kasidesinin Azerbaycan Diline Filolojik Tercümesi

Ey kaygısız, gönlümü telaşla ızdıraba saldın

Uzak git, niyetinle beni titrettin, aklım da bu çalkalanmada kayboldu.

Ey ok (ince) belli, belimi eğdin yay eyledin, gel onu düzelt.

Sevgiden boşalt, seni sevmeyi görev edinen yüreğim beni öldürdü.

Ey bal yanaklı, dertten kendi yaşım, yanağımda yarıklar açtı.

Kendi yaşım bir yakışır, ey kara benli (hallı), kendime senden olan (dolmuş) kara bulutlar

geldi.

Aşıklar zümresine daha ne kadar ihtirasa gelmiş-aşka gelmiş-aşkın kanını içireceksin.

Bir topuktaki halhaldan kaç defa kara ölüm-dert-göndereceksin? !

Yüreğim aşk havasının şerbetinden mest olmuş sarhoştur.

Dudağından bana şarap ver (çünkü) o, orada cennet suyu Selsal gibi akar.

Kendi yüz (ün)den ışık saçtın bütün aşıklara, (onlar sana) hayran oldular-sana tutuldular.

Hayran kalbim seni (hasretle) istiyor, ona bir öpücük bağışla.

172 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Yürüyende gitti ok gibi süzüldün ey ahu,

Ağzının suyu şaraptır ve bu şaraptan başka şarap yoktur.

Aden5 bağında hala da dolaşmaktadır o adam ki, koparmıştır,

Senin yanağının bostanından, kendi eliyle, koku veren elma gibi meyveden.

Hiçbir zaman beni sevindirmedin, ilk baştan (yalnız) hüzünle azap verdin.

Severek sevindir, sabahtan gece oluncaya kadar kederin içerisinde güçsüz olurum.

Sevgini zaman-zaman yüreğimde saklamıştın, o da bana eziyet verdi.

Gizli gizli akan göz yaşlarım güneş gibi ışık saçtı.

Elğavaniye (has) kara gözleri sevmemden dolayı kim beni kınarsa o azmıştır.

Çünkü bu iş bana lütüfkâr (fettah-hediye vermeyi seven) Tanrımdan hediyedir.

Beni ızdırab verenden kurtar, çünkü şimdi ölümüm bana yetmekte,

Bize yürekten yumuşak bu iş, dostların yürek sancılarını yumuşatır.

Kavuştuğumuz yerlerde ayrılık bir alçak gibi, durup, dolaşır.

Gitme, göçün fazlalığından sakın, ayrılık kavuşma meydanında istediğini yapar.

Sen benden yüzünü döndürerek, kendi kibrinle yüz çevirmektesin (uzaklaşmaktasın)

Bencil olma, genç erende kendi yüreğinin benciliğinden mahvolmuştur.

Sevgi kemerini mekansızca belime sıkıca bağladığımdan beri

Ateşler içindeyim, bu tür kemerdense ateş daha iyidir.

Gönlüm sevgi yangınının ızdıraplarından coşunca kendisini kaybeder.

Yürek, bir sihirli göz kırpmaktan şaşkınlığa düştüğünden bu yana kendisine gelmiyor.

Ceylanların sevdasını bırak, şanlı bir başkanın -

Bir eli açık ağa, asilzadeler ağasının övgüsünü seç, O, (ayıp bir yönü kalmadığı için)

ayıpları gizleyen elbisesini çıkarmıştır.

Her bir Büyük işin ağası, o, ülkelerin ağalarının başı olmuştur.

Dini ve (adeti) güçlendirendir, belası azgınları darmadağın etmiştir.

İslam dininin gururu, herkese varlığını veren

O, öyle bir yüksek insandır ki, kendisine yeterince saygı gösterilmesini istemiştir.

5 Edn -cennette bağ adı.

Muhammet Kemaloğlu 173

Doğru iş yapanlara yardım eden, el açıkların öncüsü,

Adaletli, Hint kılıcını zalimlere kullanan acımasız biridir.

Savaşlarda atlarını (kaybeden), yetim kalan gençler, evlatlar,

Onun şefkatini duyardı, o, yetimlerin her şeyidir.

O, kendi arzularından vazgeçmiş, yalnız Allah (yolunda) oruç tutmuştur.

Düşmanı öldürmekten başka, (bunun içinse) o, (bir diğer elinde) kesmez kılıç tutmuştur.

(Bir elinde Kur’an, bir elinde kılıç olmuştur. )

Bir aslandır ki, isteği aslanları öldürmek ve toprağa gömmektir.

Gırtlakları sıkmaya beş kat gücü yeter, (başkanların-liderlerin) başlarına susamıştır.

Sahib6 onu görseydi yazı sanatından tövbe ederdi

Ya da Rüstem bir yerde ona yenilse, korku (Rüstemi7- Özön, 1954:226. ) yıkardı.

Ey, yanında Allah yolundan ayrılmayan, Allah yolunda doğruca ilerleyen, alimlerin

yükseldiği en Büyük alim,

Ey, kendi dünyasında bilginlere kendi müminlik eğitimi ile doğru yol gösteren zahid,

Ey, Devletin temeli (Nizamül-mülk), ey, insan oğlunun gururu, ey o kimse ki,

Eğer yardım dileyen mazlum gelse, onun yanına, yardımın ile el açıklığını göster.

(Onun sayesinde) Mustafa8 dininin emirleriyle geldi:

-Bu dinden dönenler savaşta öldürüldüler.

Görevi, onu dost bilenlere kendi mal varlığından bağışlamaktır.

Haksızlığı karşı nefreti seçen insan elleri kelepçeli öldü.

Korkusu ile dağları öyle titretir ki,

Korkulu Ad9 (tayfası) onu görseydi, korkudan zulüm etmezdi.

Düşmanların toplantısında, gece gezen ecel sevinir, bu ondandır

Onları korkuttuğundan bu yana, korkunun da tesiriyle, kınlarından çıkmıyorlar.

6 Sahib ibn Abbad (995’te ölmüş). Büheyhilerin divan ağası (sahib) idi. 18 yıl vezir olmuş, meşhur edib,

şair, alim, dilcilerdendi. Yazı divanının en büyük yaratıcılarından sayılır.

7 Rüstem -Zal oğlu Rüstem’den bahsediliyor. Rüstem: Firdevsi'nin Şehname destanının baş kahramanıdır.

Ataları yiğitlikle ün almışkimselerdi, fakat, Rüstem'in yiğitliği hepsininkini bastırmıştır. Delikanlılıkta

birtakım korkunç devleri, filleri öldürme şeklinde başlayan olağanüstü halleri gün geçtikçe gelişmiştir.

M. Ö. IV. yüzyılda Keykâvus zamanında yaşadığı söylenir.

8 Mustafa -Muhammed peygamberin mahlaslardan biri.

9 Ad Kavmi

174 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Adaletlidir, insaf çeşmesinin gözü onun (eliyle) yıkanır.

Kahredendir, düşmanlara adaletsiz davranmakla (onlardan) iyi yaptığını gösteriyor.

Ağa olmuş, ona haset edenler şiddetle aşağı iniyor.

Çünkü onun yüksekliği toprağı savuran kara yel gibi onları süpürür.

Onun yanına gelen istekte bulunana ödemeyi yapmaktan vazgeçmez.

Hemen vermeyi sever, yardımı geciktirmekten hoşlanmaz.

Gökteki bulut yağmazsa zarar etmez,

Onun sabah bulutu damlalarını çilediğince yağmur insanlara yeter.

Her zaman düşmanın isteğine karşı durmalısın ve bayramın gelmelisiyle sevinmelisin.

Öyle bir memnuniyet içinde ki, en tükenmez münasebetler orada birbiriyle birleşmiş.

Tantarânîyye Kasidesinin Ortaçağlarda Azerbaycan Türkçesine Yapılmış

Tercümesi

Ey vefasız mehriban10 avare11 ettin gönlümü

Hicr ile bi-sebr edüb12 çaresiz koydun gönlümü

Kaderin sahralarında derbeder Mecnun gibi

Aklımı yitirip gamâ koydun gönlümü.

Ey boyu ok gibi mövzün13 belimi yay eyledin

Göçerken hicrile14 beni bi serü-pa15 eyledin

Sen nigara16, hatırın hoş tut ki, aşkında halin

Cümle işgaldan benim gönlümü tesella17 eyledin.

Ey güzel yüzlü sevgilim, kim yüzündir haldar18

Çak etdi eşkim seyli yüzümi haldar

Partitinden19 oldı güzelim yaşı çünkim eşkibar 20

Bana her bir çeşmim oldı eyni-behr bi-kenar.

Neçe bir içdiresin uşşakına huni ciger 21

Neçe bir derd ile yanı kılasan zirü-zeber 22

10 Mehriban: Mülayim

11 Avare: Başıboş

12 Hicr ile Bi-Sebr Edüb: Sabırsız Gidiş

13 Mövzün: Ölçülü

14 Hicrile: Gidişinle

15 Bi Serü-Pa: Başsız

16 Nigar: Sevgili

17 Tesella: Korumak

18 Xaldar: Benekli, Haldar.

19 Firqetinden: Yaratılışından, Firgetinden. Not: Azarbaycan Türkçesinde “X” harfi “H” harfine karşılık

gelir. “Q” harfi bazen “K” bazen de “G” harfine karşılık gelir.

20 Eşkibar: Yaşlı göz

21 Xuni Ciger: Ciğeri kanlı, Huni Ciger.

22 Zirü-Zeber: Viran etmek, hArap etmek.

Muhammet Kemaloğlu 175

Neçe bir sagına komayub sala simü-zer 23

Edesen halhal 24kibi aşiklerin bi paü-ser25.

Könlimi mahmur26 eden eşkin şerarı27 şövkidir

Canımı viran eden leli-ezabın28 zövkidir

Senin lebin29 cami ke30 oldır çeşmeye-abi-hayat

Cüresinden31 teşnesi32 ehli-mehebbet33 cövkidir.

Zahir34 oldır çün camalına nurı ey hurşid ru 35

Canü-dilden cümle uşşak eylediler arzu

Derdimendin buseye-rühsarın36 eyler arzu

Kıl eta37 kim ruhi-hube38 yaraşur hulgınız39.

Ey gözü-ahuyi-Çin40 reftarına41 urvazur arah42

Ağzının yarından ayrı yogdırır ruhi-rah43

Ey yüzi nuri-sabah44, teleti45 şemsi-ravah46

Şami-zülfin47 zahiri-ervahe48 olmışdır marah49.

Daima cenneti-Edn içre olur meyveye-Çin

Her ke bostan cemalından oldır meyveye-Çin

Yangın seyb gülabı50, leblerin, mau-mein51

Gözlelerin sehri-hilalü52 sözlerin dürri-semin53.

23 Simü-Zer: Altın tel, Altın tel (yanlış yazılmış. Sim burada tel anlamında değil, altın ve varlık demektir)

24Xalxal-Azerbaycan Alfabesinde: Halhal, Erdebil'in yakınında şehir adı

25 Paü-Ser: Ayak ve baş

26 Maxmur: ŞArap gibi içkilerin yetişmesi veya sarhoş etmesine denilir.

27 Şerarı: Kıvılcımıdır

28 Leli-Ezabın: Dudağının azabı

29 Lebin: Dudağın, Dudağın azabı

30 Ke: Cümlede artık veya izafe harftir. KI olursa: kim demektir. KEY olursa: ne zaman demektir.

31 Cüresinden: Görünüşünden

32 Teşnesi: Susamış

33 Ehli-Mehebbet: Sohbet ehli

34 Zahir: Görünen, aydınlanan, Birden bire ortaya çıkan. Xurşid Ru: Güneş yüzlü

35 Xurşid Ru: Güneş yüzlü

36 Rüxsarin: Yüzün, cehren

37 Eta: Ver, bana bir şey bağışla.

38 Ruhi-Xube: İyi ruhlu veya Ruyı- Xube olursa, iyi yüzlü demek olur.

39 Xulqiniz: Huyunuz, davranışınız, karakteriniz

40 Ahuyi-Çin: Çin maralı, Çin ceylanı

41 Reftarina: Davranışına

42 Urvazur Arah: Davranışını değiştir.

43 Ruhi-Rah: Yol Ruhu

44 Nuri-Sabah: Sabahın ışığı veya günesin sabah çıktığı an.

45 Teleti: Günesin sabah çıkısına Tulu veya Günesin teleti denilir.

46 Şemsi-Ravah: Güneş ışığına benziyor.

47 Şami-Zülfin: Saçlarının - mumu

48 Zahiri-Ervahe: Ruhların görünümü

49 Marah: Merak etmek,

50 Seyb Gülabi: Elma armut(Seyb: elma - Gulabi: armut

51 Mau-Mein: Su ve içkin.

52 Sehri-Hilalü: Sihirli ay

176 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Hergiz54, ey şahi-cahanım55, ben kulın yad etmedin

Yad edib56 bu hatiri-naşadımı57 şad etmedin

Leli-can58 behşin59 meyinden60 bir piyale61 toldurub

Bu dili-viraneyi62-porsili63 abad etmedin64.

Eşkinin könlimde razın sakladum çok ruzgar

Akibet65 gözlerim yaşından oldı razım aşkar66

Sen nigarın hüsnini67 ben zülfikarın68 fegrini

Söyleşürler ilü gün, şamü seher69, leylü nahar70.

Şol71 ke eşk içre beni eyler melamet72 haldır

Eşk aşikler içinde haviyi-ikbaldır73

Eşk kim tekdiri-rebbanidir74 anın menşeyi

Hak-teala hezretinden kullara efzaldır75.

Billahi, ey İsa nefasılü76, derdüme eyle deva

Bu beladan kim çigerden canıma eyle şefa

Şah kulların görüncek çesmdir rehm eylemek77

Kıl terehhüm78 bendene, ey Hosrovi-Şirin lega79.

Vasılinin meydanlarında ehli-hicr eyle (r) güzar

Şol tehiyye ehli80 kibi kim olursa aşüftekar81

Dariğ ede82 könlin seferden ey mehi-rövşen83 izar84

53 Dürri-Semin: Çok pahalı kıymetli ve değerli sey, altın ve mücevherler gibi pahalı

54 Hergiz: Asla

55 Şahi-Cahanim: Dünyanın sahi

56 Yad Edib: Hatırlayıp

57 Xatiri-Naşadimi: Sevinmeyen gönlümü

58 Leli-Can: Canimin incisi

59 Bexşin: Bağışlamak anlamında ve de, hediye vermek anlamına da gelebilen.

60 Meyinden: Şarabından

61 Piyale: Kase, şArap içilen kase

62 Dili-Viraneyi: Dele virane olmalı: Kırılan yüreği, inciyen yüreği

63 Porsili: İran

64 Abad Etmedin: Sökük şehri veya evi abad etmek yani: düzeltmek, geliştirmek

65 Aqibet: Sonunda

66 Aşkar: Aydın

67 Hüsnini: İyiliklerini, iyi taraflarını

68 Zülfikarın: Kılıç

69 Şamü Seher: Gece ve sabah

70 Leylü Nahar: Gece Gündüz

71 Şol: Boş

72 Melamet: Danlamak, irad tutmak, suçlamak

73 Haviyi-Iqbaldır: Alın yazısı içeriklidir, İkbal.

74 Teqdiri-Rebbanidir: Allah’ın yazısıdır(taktiridir)

75 Efzaldır: Üstündür

76 Nefasılü: İnsaflı (İsa)

77 Rehm Eylemek: Rahmetmek, Yüreği yandı, yazıklığı geldi.

78 Terehhüm: Rahmetmek

79 Leqa: Yakından Görüşmek

80 Tehiyye: Tedarik etmek, hazırlamak

81 Aşüftekar: Karışık is gören, karıştıran

Muhammet Kemaloğlu 177

Kim sefer etdikce suç eder misli-tüccar.

Ben kulundan kibr edüb iraz edersen85 ey sanam

Sanma kim iraz ile ben bende senden usanam

Kibrü-ğüşden86 çen87, könül camın müseffa88 eyle kim,

Ehli-kibrin tömesidir89 mekrle90 derdü elem.

Eşk zünnarın91 belüme bağlıyaydın ey nigar

Karü barım92 nara yanmakda durur leylü nahar

Zülfünün zünnarı93 egdeyi-narına94 yandı beni

Sahibi-zünnara layık olmaya illake95 var.

Zülfi-tarazın96 ğeminde97 oldı eklim tari-mar

Çeşmi-sehharın98 deminden könlim oldı bi-karar99

Can heyran olıb gilimedi hergiz kenduye

Suzeşi-eşyin100 salmadan sineme naru şerar101.

Dilrübalar102 vasılini ko (y) eyle medhin ihtiyar103

Şol güzide hezretin kim devletidir payidar104

Sedri-alem105, sahibi ezidir çün namidar106

Kim şüar107 kadrine konmaz ğubari-nikü ar108.

Seyyidi-rövşen109 nehad fözüzi-sadati-bilad110

Nasiri-ehli-silah111 ve kahiri-ehli-fesad112

82 Dariğ Ede: Uzak durur.

83 Mehi-Rövşen: Işıklı ay, ay ışığı

84 Izar: Yanak. İnsanın yüzündeki yanak kısmı.

85 Iraz Edersen: Hakkına rıza gösteren

86 Kibrü-Ğüşden: Kurur öldürmek

87 Çen: Duman, sis.

88 Müseffa: Sefalı

89 Ehli-Kibrin Tömesidir: kurur ahalinin tuzağıdır

90 Mekrle: Hile ile, hukuka ile, tuzak ile

91 Eşq Zünnarın: Aşkının kemeri, Hıristiyan papazlarının kuşandığı kuşak.

92 Karü Barım: İşim gücüm,

93 Zülfünün Zünnarı: Saç bağı, toka.

94 Eqdeyi-Narına: Kineli ateş

95 Illake: İlla ki (kesin)

96 Zülfi-Tarazın: Saçların dengesi

97 Ğeminde: Kederinde, gamında

98 Çeşmi-Sehharın: Sihirli gözlerin

99 Bi-Qerar: Kararsız, meraklı

100 Suzeşi-Eşyin: Göz yaşının yakması

101 Naru Şerar: Kışkırık, bağırtı

102 Dilrübalar: Yüreği çalan, yürek alan

103 Medhin Ixtiyar: Gönüllü övmek

104 Payidar: Kalıcı, ebedi

105 Sedri-Alem: dünya büyüğü

106 Namidar: Adli, unlu

107 Şüar: Slogan

108 Ğubari-Nikü Ar: Güzelliğin hasreti

109 Seyyidi-Rövşen: Aydın seyit,

110 Sadati-Bilad: Şehirlerin mutluluğu

111 Nasiri-Ehli-Silah: Silahlıların zaferi, silah adamların yenmesi

178 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Masılehet113 vaktinde rayi-pişvayi114 sevab

Memleket zebtinde fikri-rehnüması115 her serad116.

Fehri-din117 kim, oldı, en'amı cahan118 helkine e'am119

İzzetü-ikram120 olıpdır ana meksudü meram121

Edl dövrinde122 bana kılmaz meger çeşmi-imam123

Lütfi-ehdinde124 sunan etmez meger hülki-hümam. 125

Ol hidayet126 aleminin süruri-ferzanesi127

Ol şehadet hatiminin128 gövheri-yekdanesi129

Her kaçan şemşiri-ateşbarı130 fergi-efşan131 ola

Seyli-hunile132 dola zalimlerin ğemhanesi133.

İntigamı eylemişdir neçe134 zülmatı-bider135

Ehtiramı136 eylemişdir neçe pür simü-zer137

Ebrü-ehsanı138 şu yerlerde ki yağmur yağdıra

Meyve yerine cevahir139 bitüre şahi-şecer140.

Cümle elzatından141 ol gerçek kim etmişdir siyam142

Tiği-piranine143 düşmen kanın isladır te'am144

112 Qahiri-Ehli-Fesad: Pis adamların kahrı, fesat ahalinin kahrı

113 Masılehet: Uygun

114 Rayi-Pişvayi: Rehberlik fikri, önderlik görüsü, fikri

115 Fikri-Rehnüması: Fikrinin yol göstereni

116 Serad: İri delikli kalbur

117 Fexri-Din: Din iftiharı,

118 En'amı Cahan: Dünya hediyesi

119 Xelqine E'am: Halkına ödüldür.

120 İzzetü-Ikram: Eli açıklık

121 Meqsudü Meram: Fikrinin hedefi, düşüncesinin amacı

122 Edl Dövrinde: Adalet zamanında

123 Çeşmi-Imam: İmamın gözü

124 Lütfi-Ehdinde: Kararı ve vaadinde lütuflu olan adam

125 Xülqi-Hümam: Himmetli. Bir işe sıkı sıkıya sarılıp o işi bitiren. Sahi ve civanmerd. Aslan. Büyük ve

sağlam.

126 Hidayet: Yol göstermek

127 Süruri-Ferzanesi: Bilgi sevinci

128 Şehadet Xatiminin: Şahadet hizmetçisinin, şahadeti sevenin

129 Gövheri-Yekdanesi: Bir tane mücevheri,

130 Şemşiri-Ateşbarı: Od gibi kılıç

131 Ferqi-Efşan: Gönden yapılmış kovanın dikişinden kaçan ışık

132 Seyli-Xunile: Sel. şiddetle gelen şey, Kanlı, kan dökmeye meyilli.

133 Ğemxanesi: Gam hanesi, keder evi

134 Neçe: Kaç tane

135 Zülmatı-Bider: Karanlık

136 Ehtiramı: Saygı, hürmet

137 Pür Simü-Zer: Altınlarla ve pırlantalarla dolu

138 Ebrü-Ehsanı: Bağışlayan kaşları

139 Cevahir: Mücevher, altın ve pırlantalar

140 Bitüre Şaxi-Şecer: Ağaç kolu

141 Elzatından: İnsanlardan.

142 Siyam: Oruç

Muhammet Kemaloğlu 179

Cümle vaktinde görenler rehşi-ov145 üstünde anı

Der ki, şehbaze146 şikar olmuş147 terzü-hoş hürram148.

Arslandır kim şikarı ezmidir149 şirü-jeyan150

Pehlivandır kim şikarı derbidir151 berrü-beyan152

Bir dilaverdir153 ki, boynın urmak154 için düşmenin155

Berk156 gibi tiğinin157 yalmanıdır158 ateş-feşan159.

Sahib anı görerse inşasına urmazdı160 dem161

Rüstem ana irse dehi cenge basmazdı gedem162

Ye'lan163-Allah ki denizden getresin tahlil etmeye

Ki, kamalatın164 tehrir165 ede tekriri-kelem166.

Ey ki, ilminden irişür ehli-ilime167 e'tida168

Vey169 ki, zühdünden170 irişür ehli-zühde171 ehtiza172

Çar173-yar ba-sefane174, lütfile175, ehlagile

Müktedasın176, müctebasın177, mühtedasın178, mürteza179.

143 Tiği-Piranine: Kesici veya hançer

144 Te'am: Yemek, tad

145 Rexşi-Ov: At

146 Şehbaze: Çevik, becerikli, iri ve beyaz doğan.

147 Şikar Olmuş: Avlanmış

148 Terzü-Xoş Xürram: İyi yeşillik tarzı,

149 Şikarı Ezmidir: Büyük avdır

150 Şirü-Jeyan: Aslan ve aslan gibi

151 Derbidir: Kapısıdır

152 Berrü-Beyan: Ap açık (veya berru- Beyaban olursa: çöllük, açıklık. )

153 Dilaverdir: Kahraman ve yiğittir.

154 Urmaq: Vurmak, kesmek

155 Düşmenin: Düşmanın

156 Berq: Yaprak

157 Tiğinin: Hançerin, kılıcın

158 Yalmanıdır: At yelesi, kıvılcım ve yaz alev.

159 Feşan: Fışkıran, atan

160 Urmazdı: Uğramazdı,

161 Dem: Zaman

162 Qedem: Adım,

163 Ye'lan: Şampiyonlar, pehlivanlar.

164 Kamalatın: Yetişkinliğin, büyüklüğün, akılılığın

165 Tehrir: Yazmak

166 Teqriri-Qelem: Kalemin yazısı

167 Ehli-İlime: Bilim ehline, bilimi sevenler

168 E'tida: Bir kişinin bir yere su iletmek için yaptığı ark. Sel.

169 Vey: Bu adam demek

170 Zühdünden: İbadetinden

171 Ehli-Zühde: İbadet ehline

172 Ehtiza: Kaldırdı, kaldırmak

173 Çar: Çahar veya dört demektir.

174 Ba-Sefane: Sefalı, güzelce

175 Lütfile: Lütuf ile

176 Müqtedasın: Birinin yolunda gitmek

177 Müctebasın: Ad birde, kabul eden kişi

178 Mühtedasın: Alinin adının birisi mürteza Alidir,

180 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Ey-nizami-mülkü-millet, nasiri180 her dad181 havah182

Vey, hümami-behti183-Devlet; gahiri her gec-nihad184

Feyzi185-çövdinden gülurlar186 iltimas187 vehşü-teyr188

Nuri-rayinden189 edirler iktibas190 mehri-mah191.

Heybetinden rayeti-din192 oldı mensurul-leva193

Heymetinden194 sagiti-mülk195 oldı meğfurul-rehba196

Şer'u197 meydanında çün kim çekdi dini-şemşir tiz198

Komadı küfrü-zelal199 ehline yer üzünde ça.

Şeni ehsan200 eylemekdir övliyayi-Devlete

Fikri en'am201 eylemekdir enbiyayi-hezrete202

Hökmine baş koymuyub şol kim kemerrüz eyledi

Boynını günde ile saldı bendi-heyrete203.

Ditredir dağları hofi204 çün anın berki-kiyah205

Ad kavmi görse anı eylemezdi e'tiza

Hetti-fermanın206 da her kim baş komaya bendevar207

Hama208 kibi başını ke't209 eylesün tiği-bela210.

179Mürteza: Hz. Alinin adı, bağışlayan ve eli açık anlamında

180 Nasiri: Özel ad birde, yenen demektir

181 Dad: Verdi

182 Xavah: xah okunur, Muhammed yani: istek

183Hümami-Bexti: Yalan söylemek. Ansızın bir şeyi almak. Tenbellik galebe etmek. Şaşkınlık. Hayranlık.

Himmetli. Bir işe sıkı sıkıya sarılıp o işi bitiren. Sahi ve civanmerd. Aslan. Büyük ve sağlam.

184 Nihad: Alınyazısı

185 Feyzi: Bağışından

186 Qülurlar: Gülüyorlar, gülmek

187 Iltimas: Yalvarmak

188 Vehşü-Teyr: Vahşi kuş.

189 Nuri-Rayinden: Işık yolundan ve fikrinden

190 Iqtibas: Basmak

191 Mehri-Mah: Ayın sıcakkanlılığı

192 Rayeti-Din: Dine uyumak

193 Mensurul-Leva: Yardım görmüş. Muzaffer. Zafer bulmuş. Cenab-ı Hak tarafından her işinde

nusrete mazhar olduğundan Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın bir ismi de Mensur'dur.

194 Heymetinden: Heybetinden olabilir: büyüklüğünden,

195 Saqiti-Mülk: Mülkü elinden alınan, (vatani olmayan da olabilir)

196 Meğfurul-Rehba: Korku. Havf.

197 Şer'u: Şer yapan

198 Dini-Şemşir Tiz: Keskin hançerin dini

199 Küfrü-Zelal: Zalim kafirler

200 Şeni Ehsan: Bağışlama iftiharı

201 En'am: Bağış vermek, hediye vermek

202 Enbiyayi-Hezrete: Hz. Enbiyaya(hazreti peygambere)

203 Bendi-Heyrete: Hayret bendi

204 Xofi: Korku

205 Berki-Kiyah: Ot yaprağı

206 Xetti-Fermanın: Amir ve ferman hattı

207 Bendevar: İp gibi

208 Xama: Kaymak demek, halı dokuma ipliği

Muhammet Kemaloğlu 181

Hösbetinden meclisi-i'dade211 dairdir vecel212

Dehşetinden sineyi-düşmenden213 sairdir214 vecel 215

Şöyle basmışdır edüvvi-heylin216 heyali-hoffi217 kim

İttihadünde218 komamış def'i-l-ame219 mehel220.

Bir edalet issidir221 insafile222 meşhurdur

Bir celalet issidir iltafile223 mezkurdur224

Edlinin her çeşmesinden ingiyadi-mazeru225

Mehrinin yine neçesinden eşkiya mekhurdur.

Devletinde meş'eri-hüssal olupdır hurü-zar226

İzzetinde leşkeri-e'da227 bulundır inkisar228

Rüf'etinden229 ki, perişan oldılar cümle edüvv230

Netekim badü-zandan231 örd olur tarü-mar232.

Saile233 eyler e'ta hacetini234 edüb reva235

Gelmemiştir aleme anın236 kibi sahib seha237

Her muradına irer238 fil-hal239 bi-te'hirü-mehal240

Çün241 ziyafethanesinden242 iletdi şeyi-ale243 keda244.

209 Qe't: Kesik

210 Tiği-Bela: Bela kılıcı

211 Meclisi-I'dade: Geri dönderme meclisi

212 Vecel: Ürkme, korkma

213 Sineyi-Düşmenden: Düşman göğsünden

214 Sairdir: Seyreden, harekette olan, bir şeyden geri kalan, geçen, dolaşan, yolcu.

215 Vecel: Ürkme, korkma

216 Edüvvi-Xeylin: Düşman, Düşman sürüsü.

217 Xeyali-Xoffi: Korkulu hayal

218 İttihadünde: Birleşmende

219 Def'i-l-ame: Kızgınlığı tereddütle ertelememiş

220 Mehel: Bölge, Yavaş yapmak, sonraya bırakmak

221 Issidir: Sıcaktır

222 Insafile: İnsaf ile

223 Iltafile: Lütf ile

224 Mezkurdur: Söylenilendir. zikir olunandır.

225 Inqiyadi-Mazeru: Boyun eğme, teslim olma

226Xurü-Zar: Noksan, eksik. İnleyen, sesle ağlayan. Zayıf, dermansız. Sürekli ağlayış

227 Leşkeri-E'da: Vazifesini yapan ordu

228 İnkisar: Kırılma, gücenme, beddua ve lanet okuma.

229 Rüf'etinden: Bağışlamandan

230 Cümle Edüvv: Düşman sürüsü.

231 Badü-Zandan: Hapis veya zindan rüzgarı

232 Tarü-Mar: Yerle bir etmek, darmadağın etmek

233 Saile: Sai ile, telaş ile

234 Hacetini: İhtiyacını

235 Reva: Uygun

236 Anın: En kısa zaman.

237 Sexa: eli açık kişi

238 Irer: ulaşır, yükselir.

239 Fil-Hal: Şimdiki durumda, Şimdiki halde

240 Bi-Te'xirü-Mehal: Gecikmeden mümkünsüz

241 Çün: Çünkü

182 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Asimandan245 yere yağmur yağmaz ise gem246 degil

Aleme tiri-e'tası247 yalnuz adem degil

Bir mürüvvet248 kanıdır kim desti-gövher249 başının

Behşişi250 vaktindedir, ya getreyi beşnem251 deyil.

Düşmenin reğnine daim devletin bagi ola

Eyşü-nuşin252 meclisinde ay ve gün sale253 ola

Gündüzün eydi-seadetbehş254, keçen gedr ola

Lütfiniz vara izzetü-şana255 hafizi-vafi256 ola.

Edebiyat

EK (Qəhrəmanov. ,1973:6; Krımski, 1981: 366;Məhəmməd bin Sə’d, Əlyazmalar İnstitutu, D716,

vər. 46b. ):

Tantarânîyye Kasidesinin Günümüz Azerbaycan Türkçesine Yapılmış

Tercümesi

Ey, qayğısız könlümü təlaşla iztiraba saldın

Uzaq köç, niyyətinlə məni titrətdin, ağlım da bu çalxanmada itdi.

Ey ox (incə) belli, belimi əydin yay eylədin, gəl onu düzəlt.

Sevgidən boşalt, axı (sevməyi) peşə edən ürəyim məni öldürdü.

Ey sığal yanaqlı, nəvadan göz yaşım yanağımda yarıq açdı

Göz yaşım bir yağışdır, ey qaraxallı, gözümə səndən (dolmuş) qara bulud gəldi

Aşiqlər zümrəsini nə qədər cuşa (gəlmiş eşqin) qanı ilə suvaracaqsan

Bir topuqdakı xalxaldan neçə dəfə qara ölüm göndərəcəksən?!

Ürəyim eşq havasının şərbətindən cuşa gəlib sərxoşdur.

Dodağından mənə şərab ver (çünki) o, orada cənnət suyu Səlsal kimi axır.

Gözəl üz (ün)dən işıq saçdın bütün aşiqlərə, (onlar sənə) müştaq oldular

Müştaq qəlbim səni (həsrətlə) istəyir, ona bir öpüş bağışla.

Yürüyəndə qəddi ox kimi süzən ey ahu

Ağzının suyu şərabdır və bu şərabdan başqa şərab yoxdur.

242 Ziyafetxanesinden: Ziyafet evinde, konakları karşıladığı ev veya yer.

243 Şeyi-Ale: Çadır direği.

244 Keda: Def etmek, kovmak, 2. Mekke-i Mükerreme üstünde, Mekabir yakınında bir yolun adı

245 Asimandan: Gökten

246 Qem: Gam

247 Tiri-E'tası: Bağışlayan oku.

248 Mürüvvet: Rahimli olan adam

249 Desti-Gövher: Cevher eli

250 Bexşişi: Bir sey hediye etmek, bağışlama

251 Qetreyi Beşnem: Şabnam (yağmurdan sonra yapraklar üstünde oturan damla)

252 Eyşü-Nuşin: içen eğlenen

253 Sale: Yıllık, senelik, afet, bela, musibet.

254 Eydi-Seadetbexş: Mutluluk getiren bayram

255 Izzetü-Şana: Büyük şan sahibi.

256 Hafizi-Vafi: Hafız-ı Vafi

Muhammet Kemaloğlu 183

Ədn* bağında hələ də dolaşmaqdadır o kəs ki, qoparmışdır

Sənin yanağının bostanından gözəl iy verən alma kimi meyvədən

Heç bir vaxt sən məni sevindirmədin, ilk çağdan (yalnız) hüznlə əzab verdin.

Sevərək sevindir, tezdən (çıxandan) gecə qayıdanadək kədərin içərisində dincliyim

itgindir.

Sevgini zaman-zaman ürəyimdə gizlətmişdim, o da mənə əziyyət verdi.

Gizli axan süd (mirvarı) göz yaşlarım, çıraq kimi onu saçdı.

Əlğavaniyə (xas) qara gözləri sevməkdə kim məni qınayarsa, o, artıq azıbdır

Çünki bu iş mənə lütfikar (fəttah) Tanrımdan hədiyyədir.

Məni iztirab verəndən qurtar, çünki indi ölümüm yetmişdir –

Bizə ürəkdən yumşaq, axı bu (işin) dostların ürək sancılarını yumşaldar.

Vəslin meydanlarında ayrılq bir alçaq kimi, durub, dolaşır.

Heç bir vaxt sən məni sevindirmədin, ilk çağdan (yalnız) hüznlə əzab verdin.

Sevərək sevindir, tezdən (çıxandan) gecə qayıdanadək kədərin içərisində dincliyim

itgindir.

Sevgini zaman-zaman ürəyimdə gizlətmişdim, o da mənə əziyyət verdi.

Gizli axan süd (mirvarı) göz yaşlarım, çıraq kimi onu saçdı.

Əlğavaniyə (xas) qara gözləri sevməkdə kim məni qınayarsa, o, artıq azıbdır

Çünki bu iş mənə lütfikar (fəttah) Tanrımdan hədiyyədir.

Məni iztirab verəndən qurtar, çünki indi ölümüm yetmişdir –

Bizə ürəkdən yumşaq, axı bu (işin) dostların ürək sancılarını yumşaldar.

Vəslin meydanlarında ayrılq bir alçaq kimi, durub, dolaşır.

Köç etmə, köçün çoxluğundan saqın, (ayrılıq vüsal meydanında) tuğyan eyləyər.

Sən məndən yan gedərək, öz kibrinlə üz döndərməkdəsən (uzaqlaşmaqdasan)

Təkəbbürlük yapma, gənc ərən də öz ürəyinin təkəbbüründən məhv olmuşdur.

Sevgi kəmərini sərgərdanlıqla belimə bərk bağlayandan bəri

Od içində qalmaqdayam, bu cür kəmərdənsə od mənə əfzəldir.

Könlüm sevgi yanğısının iztirablarından coşanda özünü itirir.

Ürək bir sehirli göz vurmadan heyrətə düşəndən bəri özünə gəlmir.

Ceyranların sevdasını qoy, şanlı bir başçının –

Bir səxavətli ağa, əslzadələr ağasının mədhini seç, o, (eybi qalmadığı üçün) eyb örtən

paltarını soyunmuşdur.

Hər bir böyük işin ağası, o, ölkələrin ağalarına üstün gəlmişdir.

Dini və (adəti) gücləndirəndir, bəlası azğınları darmadağın etmişdir.

İslam dininin fəxri, hamıya ənam verən

O, elə bir yüksək zatdandır ki, hörmətin həddən artıq olmasını istəmişdir.

Doğru yol bayraqlarına əl tutan, səxavət yarışlarının öncüsü,

Ədalətli hind qılıncını zalımlar üstünə çəkən qəddardır.

Döyüşlərdə atlarını (itirib), yetim qalan oğular

Onun şəfqətini duyar, o, yetimlərin tam sevimlisidir.

O, özünün ləzzətlərindən əl çəkərək Allah (yolunda) oruc tutmuşdur, yalnız,

Düşməni öldürməkdən başqa, (bunun üçünsə) o, (əlində) kütləşməz qılınc tutmuşdur.

Bir aslandır ki, istəyi şirləri yaş torpağa gömməkdir.

Xirtdəkləri üzməyə beşqat igiddir, (başçıların) başlarına susamışdır.

184 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Sahib onu görsəydi yazı sənətindən tövbə edərdi

Ya da Rüstəm bir yerdə ona tuş gəlsəydi, qorxu (Rüstəmi) basardı.

Ey, yanında Allah yolunu doğru tutan alimlərin yüksəldiyi ən böyük alim,

Ey, öz dünyasında zahidlərə öz möminlik təlimi ilə doğru yol göstərən zahid

Ey, dövlətin özülü (Nizamül-mülk), ey, insan oğlunun fəxri, ey o kəs ki, əgər

Kömək diləyən məzlum gəlsə, onun yanına, yardımı ilə səxavət göstərər.

(Onun sayəsində) Mustafa dininin dəlilləri üstün gəldi.

-Bu dindən dönənlər cihadla öldürüldülər.

Peşəsi, onu dost tutanlara öz varından bağışlamaqdır.

Nifrəti tutan (kəs) qandala vurulu öldü.

Qorxusu ilə dağları elə titrədir ki,

Qorxulu Ad (tayfası) onu görsəydi, qorxudan zülm etməzdi.

Yağıların yığnağında, gecəgəzən əcəl cövlan edir, bu ondandır

Onları qorxudandan bəri vahimənin şiddətindən, qınlarından çıxmırlar.

Ədalətlidir, insaf bulağının gözü onun (əliylə) təmizlənir

Qəhr edəndir, düşmənlərə ədalətsiz olmaqla (onlardan) acıq çıxır.

Ağa olmuş, ona həsəd aparanlarsa aramsız tənəzzüldədir

Çünki onun ucalığı torpağı sovuran qara yel kimi onları sivirir.

Onun yanına gələn diləkçiyə dilədiyini ödəməyi dayandırmaz

Tez verməyi üstün tutar, yardımı yubatmaqdan zəhləsi gedər.

Göydəki bulud yağış yağdırmasa zərər etməz

Onun dan buludu damcılarını çilədikdə yağmur insanlara bəs edər

Həmişə düşmənin istəyinə qarşı durasan və bayramın qayıtması ilə sevinəsən.

Elə bir xoşbəxtlik içində ki, ən tükənməz lütflərin orda bir-birinə calaşıb dövrə vursun.

 Sahib ibn Abbad (995-ci ilde ölüb). Büheyhilerin divan ağası (sahib) idi. 18 il vezir olub, meşhur edib,

şair, alim, dilçilerden idi. Yazı divanının en görkemli yaradıcılarından sayılır.

 Rüstem -Zal oğlu Rüstem nezerde tutulur.

 Mustafa -Mehemmed peyğemberin texellüslerinden diri.

Muhammet Kemaloğlu 185

Abdülgani Nuhevi toplusundaki "Tantarânîyye" Kasidesinden bir sayfa

186 Ahmed Tantarânî Maragi ve Onun "Tantarânîyye" Kasidesi

www.hikmetyurdu.com www.hikmetyurdu.net www.hikmetyurdu.org

Muhammet Kemaloğlu 187

Kaynakça

ABD AR-RAZZAK AT-TANTARÂNÎ', "Kaşidat at-Tantarânîyya"si,Topkapı Sarayı, III. Ahmed

Kitaplığı No: A 2435

AKDEMİR, Hikmet, (1999),Belâğat Terimleri Ansiklopedisi, İzmir.

AL-QASIDAH AT-TANTARANIYYAH (The Tantarânî Poem).

ARABİC AND OTTOMAN TURKİSH MANUSCRİPT, at-Tantarânî, Ahmad İbn ABD ARRAZZAQ

(Died ca. 485 AH/1092 AD)

BROCKELMANN, GAL, I/292; GAS, I/446

CONA, Mustafa, Kasîdetu Tantarâniyye,Mu‘înü'd-dîn Ebû Nasr Ahmed b. ‘Abdu'r-rezzâk Et-

Tantarânî, 418/XXV.

DEVLETŞAH, (1963), Tezkiretu’ş-şuarâ, tercüme: Necati Lugal, Ankara.

ELÇİBEY, Ebülfez, (1991),İsmayıl Celali, Multi Medya, "Edebiyat" Gazetesi, 11 Ocak 1991.

ELÇİBEY, Ebülfez,Elyazmalar Hazinesinde, (1987), VIII Cilt. Bakü, "İlim".

EZ-ZİRİKLÎ, Hayruddîn, (1980), el-A’lâm, Beyrut, I/145

GÜMÜŞ, Zehra, (2009)Mesnevî’ye Cevrî’nin Manzum Şerhi: Hall-İ Tahkîkât, Turkish Studies

International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic,

Volume 4/6 Fall, s. 236

İBRAHİM b. Muhammed el-Yalvâcî, (1265), Mecmûatu’l-Kasâid Fî Hakki Nebiyyina Ve Şefî’ına

Muhammed Sallallahu ‘Aleyhi Ve Sellem, İstanbul, s. 33

İSMAİL Paşa el-Bağdâdî, (1951)Hediyyetu’l-ârifîn, İstanbul, I/80

KAHRAMANOV, C. V. , 1973, Nesimi Eserlerinin Tenkidi Metninin Tertibi, İmadeddin Nesimi

Eserleri, I. cild, Bakü.

KARATAY, F. E. , (1969),Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Arapça Yazmalar Kataloğu, İstanbul,

III, No:2435

KATİP Çelebi, (1362/1943),Keşfu’z-zunûn, İstanbul, Maârif Vekâleti, II/1340

KATİP Çelebi, (1972),Keşf ez-zünun (Hazırlayanlar:Ş. Yaltkaya, K. Bilge), Milli Eğitim Basımevi,

İstanbul, II, 1340-1341.

KEHHÂLE, Ömer Rıza, Mu’cemu’l-muellifîn, Beyrut, Mektebetu’l-Musennâ, I/272.

KEMALOĞLU, Şeyda-Muhammet, (2007), Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti, Berikan

Yayınevi, Ankara.

KORTANTAMER, Tunca, (1992 ), “Teori Zemininde Metin şerhi Meselesi”, I. Eski Türk Edebiyatı

Kollogyumu, Ankara 17-18 Ocak 1992.

KORTANTAMER, Tunca, (1994 ),“Teori Zemininde Metin şerhi Meselesi”, Ege Üniversitesi

Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, İzmir, S. VIII. , s. 1-10.

KRIMSKİ, A. E. , (1981), Nizami i Ego Sovremenniki, Bakü.

MECDÎ Vehbe- Kâmil el-Muhendis, (1984), Mu’cemu’l-mustalahâti’-‘arabiyye fi’l-luğati ve’ledeb,

Beyrut, Mektebetu Lubnân.

MUHAMMED bin Se'd, Şerh e'le Kasideti et-Tantarânî el-Maraği, Elyazma, Azerbaycan SSCİ. A

Elyazmalar Enstitüsü, D716, ver. 46b.

ÖZÖN, Mustafa Nihat, (1954), Edebiyat ve Tenkid Sözlüğü, İnkilâp Kitabevi, İstanbul.

PARMAKSIZOĞLU, İsmet, (1977),Nizâmiye Medresesi, Türk Ansiklopedisi, Ankara, XXV/298.

Regarding the poem, see Geschıchte Der Arabıschen Lıtteratur, I, 253, Supplement, I, 446

SAMİ, Şemseddîn, (1306),Kâmûs-i A’lâm, İstanbul, IV/3018

SARAÇ, M. A. Yekta, (1995), Şeyhülislam Kemal Paşazade, İstanbul.

SEZGİN, Fuat,Geschichte der arabischen Schrifttums, Leiden,1965.

TAHİR-ül Mevlevî, (1973), Edebiyat Lügati, İstanbul.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 87
Toplam Tekil 1635618
IP 54.158.83.210






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu