DEVLETLERİN ÖMRÜ, ORDULARININ ÖMÜRLERİ KADARDIR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









DEVLETLERİN ÖMRÜ, ORDULARININ ÖMÜRLERİ KADARDIR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 20.01.2012 > Kaç kez okundu? 1949

Paylaş


Türk milleti, ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse bu adımların önünde daima baş olarak, daima yüksek milli ideali gerçekleştiren hareketlerin önderi olarak kendi kahraman çocuklarından kurulu ordusunu görmüştür. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1931)



ABD’nin Büyük Ortadoğu Planı(BOP) çerçevesinde Akdenizi çevreleyen Müslüman devletlere karşı yürüttüğü demokratik yapılandırma(!) faaliyetleri en son Suriye ve İran’a gelip dayanmıştır.



Kuzey Afrika ülkelerinde kolayca işleyen ve bu bölge ülkelerini darmadağın eden plânlanmış olaylar serisi Suriye’de istedikleri ölçüde gelişmemiştir. Çünkü Suriye’nin konumu ve toplumsal yapısı diğer ülkelerden farklıdır. Suriye, petrol ve doğalgaz deposu durumundaki Arap yarımadasının kilidi gibidir. Bu önemli konumundan dolayı Suriye, Osmanlı Devleti bu topraklardan çekildiği tarihten itibaren emperyalist güçlerin etki alanından kurtulamamıştır.



ABD merkezli NATO ile SSCB merkezli Varşova Paktının her alanda kıyasıya güç mücadelesine sahne olan Suriye soğuk savaş döneminde uzun bir süre SSCB kontrolunda kalmıştır. Rus uzmanlar ülkenin bütün sistemlerinde kendi kurallarını işleterek bu ülkeyi bir Sovyet uydusu haline getirmişlerdir. Soğuk savaş dönemindeki SSCB Akdeniz filosonun ana üssü durumundaki Tartus limanı bugün de Rusya donanması için ana üs konumunu muhafaza etmektedir.



1991 yılında SSCB’nin dağılması ile Rus askerlerinin ve uzmanlarının Suriye’den çekilmelerine rağmen Suriye ordusu hâlâ Rus sistemleri ile silahlarını muhafaza etmektedir. Hafız Esad’ın ölümünü takiben oğul Beşar Esad’ın bütün batılılaşma ve demokratikleşme çabalarına rağmen Putin’le her geçen gün güçlenen Rusya’nın Suriye yönetimi üzerindeki ağırlığı ortadan kaldırılamamıştır.



Suriyedeki rejimi değiştirmeye yönelik ABD ve Batı destekli iç karışıklıklara Türkiye hiç gereği yokken birdenbire dahil olmuş ve adeta olaylar bu ülke ile bir sıcak savaşın patlamasına meydan verecek kadar hızlı ve kontrolsuz gelişmiştir.



Ortadoğu dünyanın patlamaya hazır Atom bombası gibidir. Buradaki olaylar bir anda yeni bir dünya savaşının fitilini ateşleyebilir. Nitekim Suriye ve İran üzerinde askeri yaptırım uygulamak niyetinde olan ve bunu defalarca açıklayan ABD’nin bu niyetini gören Putin Batının Suriye’ye müdahalesine seyirci kalamayacağını resmen açıklamış ve takviyeli bir Rus donanmasını Suriye’de daha önce ana üs olarak kullandığı Tartus limanına göndermiştir.



Bölgede çıkarı olan yeni dünya devi Çin’inde olaylara dahil olması kaçınılmazdır. Bilindiği gibi Fransa, İngiltere, Almanya ve Portekiz’in ortaklaşa hazırladığı ve Suriye yönetiminin ülkede devam eden sivil protesto gösterilerini askeri yöntemlerle bastırma girişimlerine karşı tedbirler öneren karar tasarısı BM Güvenlik Konseyi’nde kabul edilmemiştir. Daimi üyeler Rusya ve Çin kararı veto ederken, Güney Afrika, Hindistan, Lübnan ve Brezilya da çekimser oy kullanmıştır. Rusya ve Çin ‘in vermiş olduğu destek uluslararası baskı altındaki Suriye yönetimini çok kritik bir dönemde rahatlatmıştır. Fakat sıcak savaş tehdidini ortadan kaldırmamıştır.



Özetleyecek olursak Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge hızla bir sıcak savaş alanına dönüşmek üzeredir. Ve burada başlayacak bir savaşta en fazla yıkıma uğrayacak ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Bu özelliği dolayısıyla Türkiye, savaşı körükleyen değil, savaşı önleyici bir tutum içinde bulunmak zorundadır.



Türkiye; ABD kontrolünde olduğu açıkça belli olan Suriye yönetimine karşı olan tutumu, halen bölünme ile sonuçlanacak bir iç savaş öncesi durumu yaşayan ABD sonrası Irak yönemine karşı tutumu, Kürecik’te İran’a karşı konuşlandığı aşikar olan Füze Kalkanı Radar Sistemi projesi İran yönetimine karşı tutumu ile adeta bölgede meydana gelecek savaşta taraf olduğunu belli etmiştir.



Dünyanın merkezi konumunda yer alan bu coğrafyada bugüne kadar istiklâl ve bağımsızlığımızı korumamızı dünyanın en disiplinli milli ordusuna sahip olmamıza borçluyuz. Ülkemizi kuşatan Balkanlar- Kafkaslar-Ortadoğu üçgenini kan ve ateş çemberine çevirenler 89 yıldır bize bir şey yapamıyorlarsa bunu güçlü ve eğitimli ordumuza borçluyuz. Bilindiği gibi, milletlerin ve milli devletlerin ömürleri ordularının ömürleri kadardır. Eğer güçlü ordulara sahip değil isek, Anadolu topraklarında egemenliğimizin sürdürülmesi asla mümkün değildir.



Dünyanın coğrafi merkezinde, enerji bölgelerini ve dünya enerji nakil yollarını kontrol eden binlerce yıllık tarihe sahip 74 milyonluk Türk Milletinin oluşturduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ordularının muhteşem zaferi ile kurulmuştur.



Bölgede menfaati olan küresel güçlerin Ordu-Millet kavramı etrafında birleşerek vatanları için ölümü göze alıp her biri bir Mehmetçik olan Türk Milletine yapılan saldırıların odağında daima Türk ordusu olmuştur. Türk Ordusu güçlü bulunduğu sürece onlar, milli çıkarlarını elde edemeyeceklerini çok iyi bildiklerinden Türk ordusunu zayıflatmak için bin bir çeşit oyun sahneye koymaktadırlar.



Son yıllarda AB’ye Uyum Yasaları adı altında çıkartılan uyum paketleri, Anayasa değişiklikleri ve nihayet İkiz Yasalar ile bölgede halâ hatırı sayılır güç olarak kalmamızı sağlayan Türk askerinin kolu kanadı kırılmış ve görev yapamaz hale getirilmiştir. Son on yılın gazete arşivlerini karıştıracak sorgulayıcı gözler ‘başına çuval geçirme’ den başlayarak eski Genelkurmay Başkanının terörist başı suçlaması ile olarak tutuklanmasına kadar uzayan bir seri olaylarla bugün gelmiş olduğumuz noktayı kolaylıkla tespit edebilirler.



AB'li aklı evvellerin bize; “Türkiye’de zorunlu askerliğin kaldırılmasını ve askerliğin isteğe bağlı olmasını” dayattıklarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Adamlar bize diyorlar ki; Askerlik yapmak istemeyen askere alınmasın. Yani binlerce yıllık Türk ordusunun günümüze gururla taşıdığı “Her Türk erkeğinin mutlaka asker ocağından geçmesi” uygulamasına son verilsin.



Son çıkarılan “Bedelli Askerlik Kanunu” ile “Sözleşmeli Er Kanunu” bu açıdan yeniden gözden geçirilerek değerlendirilmek zorundadır. Paralı askerlerin ne olduğunu dünya Irak'ta görmüştür. Yedi düvelin gözü olan Ata emaneti kutsal vatan topraklarımızı biz paralı askerlerle mi koruyacağız?



Sonuç olarak; Türkiye çok tehlikeli ve sıcak günlerden geçmektedir. Milletçe dik durmak, üzerimizdeki emperyalist emellere karşı koymak ve üzerimizde oynanan oyunları bozmak zorundayız. Bunu da ancak her alanda güçlü , moral gücü yüksek bir ordu ile sağlayabiliriz.



Oysa basından üzülerek izlediğimiz güncel gelişmeler Türk ordusunun gücünün her geçen gün azaldığını ortaya koymaktadır.



Barış zamanı savaşa en fazla hazır olan ordular ülke üzerinde çıkarı olan küresel güçler için en büyük caydırıcı unsurdur. Çünkü, güçlü ordular savaş ve yıkımın değil, barış ve huzurun gerçek teminatıdır.



İşte tam burada Başkomutan Abdullah Gül’ün devreye girerek Yasama ve Yürütme organlarını ordumuzun güçlenmesi konusunda acilen göreve davet etmesi gerekmektedir.



Unutmayalım ki; DEVLETLERİN ÖMRÜ, ORDULARININ ÖMÜRLERİ KADARDIR.



Dr. Tahir Tamer Kumkale

http://www.kumkale.net, http://www.bildiriyorum.com, http://kumkale.wordpress.com





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 30
Toplam Tekil 1641265
IP 54.167.149.128






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu