19 MAYIS 1919 RUHU BİTİRİLİYOR MU? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









19 MAYIS 1919 RUHU BİTİRİLİYOR MU? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 14.01.2012 > Kaç kez okundu? 2165

Paylaş


Bende bu imanı yaratan kuvvet, yalnız aziz memleket ve millet hakkındaki sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir. (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1935)



Milli bayramlarımız, din, mezhep ve etnik köken farkı gözetmeden milletimizin tümü tarafından kutladığımız, milli birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının doruğa çıktığı, milli dayanışmanın dosta düşmana gösterildiği en sevinçli günlerimizdir.



Milli bayramlarımızı kutlarken; can vererek, kan dökerek ülkemizi vatanlaştıran ve bize bağımsızlığımızı kazandıran atalarımızın kahramanlıklarını ve başarılarını anar, bize emanet ettikleri milli değerlerin önemini daha iyi kavramaya çalışırız..



Cumhuriyetin kurulduğu günlerden itibaren periyodik olarak kutlanarak beynimize kazınan ve artık değiştirilemeyecek şekilde kurumsallaşan dört milli bayramımız vardır. Bunlar; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’dır.



Milli bayramlarımızın her biri tam bağımsız T.C. Devletinin kuruluş döneminin önemli temel taşlarını simgeler ve birbirini bütünler. Bu bayramlar Türk milli şuurunun gelişip güçlenmesine katkı sağlarlar. Bayramlarımızın milletleşme ve devletin sahiplenilmesinde önemli işlevleri olduğu unutulmamalıdır.



Bugün konu olarak ele aldığımız 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı Atatürk tarafından Türk gençliğine armağan edilmiştir. 19 Mayıs, Mustafa Kemal’in küresel işgâlcilere karşı kutsal kurtuluş mücadelesini başlatmak üzere Samsunda Anadolu topraklarına ayak bastığı gündür. Ayrıca 19 Mayıs fikirleriyle sadece milletimize değil, dünya insanlığına yol gösteren Atatürk’ün doğum günü olarak kabul edilmiştir. Her 19 Mayısta okullarımızda anma törenleri ile bölgedeki büyük spor tesislerinde Türk gençliğinin dinamizmini ve zindeliğini gösteren çeşitli spor gösterileri ile tören yürüyüşleri yapılır.



Son yıllarda çeşitli vesilelerle milli bayramlarımızda yapılan etkinliklerde meydana gelen kısıtlamalardan sonra bu defa da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına Milli Eğitim Bakanlığınca getirilen kısıtlamalar gündeme damgasını vurmuştur.



Yakın geçmişi hatırlayacak olursak; önce terör şehitlerimiz bahane edilerek 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri, daha sonra Van depremindeki can kayıpları sebebiyle acılarımızın taze olduğu gerekçesiyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri iptal edildi. Bayram günlerinde törenleri iptâl eden yönetimin üst düzey bürokratlarının çocuklarının düğün törenlerinde çekilen resimlerin gazete manşetlerinden kamuoyuna yansıması milletin gönlünde onulmaz yaralar açmıştır..



Geçen iki milli bayram kutlamalarının iptâlini algılamakta zorlanan halkımız bu defa da 19 Mayıs gösterilerini kısıtlayan Milli Eğitim Bakanlığı kararı ile karşı karşıya kaldı.



İşte konuya ilişkin olarak Müsteşar Emin Zararsız’ın M.E. Bakanı Ömer Dinçer adına İl Milli Eğitim Müdürlükleri’ne gönderdiği genelgede;



“19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinde, yönetmelikte yer almayan senaryo, değişik renk ve nitelikte gösteri ve fon çalışmaları gibi etkinliklere yer verilmemesi, kutlamaların sadece okullarda yapılması” isteniyor. Bunun gerekçesi olarak; "Kutlama törenlerinin hazırlık döneminin mevsim olarak soğuk bir zamana denk gelmesi nedeniyle sağlık sorunlarına yol açmasına, çalışma süresinin uzun olması nedeniyle öğrencilerin derslere ilgisinin azalmasına, motivasyonlarının düşmesine, gönüllü olmayan öğrenci velilerinin okullarla olan ilişkilerinin bozulmasına sebep olduğu yönünde duyumlar alınmaktadır." Gibi anlaşılamaz bir sebep gösterilerek “Stat gösterilerinin sadece Ankara ile sınırlı tutulmasına” yer veriliyor.



30 Ağustos ve 29 Ekim kutlamalarının arkasından 19 Mayıs törenlerine de getirilen bu kısıtlamaları nasıl değerlendirmek gerekiyor bilemiyorum. Fakat adının başında “Milli” sözcüğünü kullanan bakanlığın bayram kutlamalarının kapsamını daraltarak, bayramları kapalı mekanlara sokarak, göstermelik törenlerle geçiştirerek milli bayramlarımızı ve bize bu bayramları armağan eden Atatürk’ü unutturmak mı istemektedir?. Sorusunu da sormadan geçemiyorum..



Bakanlığın bu zamansız ve anlamsız uygulamasını anlamak ve algılamak mümkün değildir. Çünkü bu uygulama ile toplumun neleri kaybedilebileceğinin yeterince değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca bu uygulamalarla ne gibi kazanımlar elde edileceği hususunda milletimizin yeterince bilgilendirilmediği de bir gerçektir. Bir kere daha milletimizn kafası karışmıştır. Algımız altüst olmuştur.



Aslında 19 Mayıs törenlerinin uzun bir süredir verilmek istenen milli ruha uygun olarak yürütülmediği de bir gerçektir. Ama bu kutlamaları daha etkin hale getirmek yerine kısıtlamaların getirilmesi yanlıştır.



Aşağıda öğretmenlik yaşamının 20 yılında Lise Müdürü olarak görev yapan kardeşim merhum Caner Kumkale’nin 19 Mayıs kutlamalarına ilişkin 25 Mayıs 2004 ‘de Önce VATAN gazetesindeki köşesinde yer alan makalesini bulacaksınız. Eğitim ordumuzun isimsiz kahramanları değerli öğretmenlerimizin konuya bakışlarına bu yazıda bütün gerçekçiliği ile şahit olacaksınız.



TBMM, Milli mücadelemizin lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs tarihini “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edip gençlerimizi taçlandırmıştır. Biz biliyoruz ki Gazi’yi yücelten önemli vasıflardan biri de O’nun Türk gençliğine verdiği değerdir. Memleketin geleceğini oluşturacak gençlik kavramı Atatürk'te en güzel anlamını bulmuş ve en yüce değer yargısına ulaşmıştır.



Atatürk; Gençlik kavramını ülkeyi emanet edeceği nesiller için kullanmıştır. Köhnemiş zihniyetlere, milleti geriye götürmeye çalışan bağnaz kafalılara karşı dayanacağı gücün gençlik ve onların dinamik fikirlerinde olduğunu görmüştür. O, çağdaş ilmin hakim olduğu zihniyetle yetişecek genç kuşakların, O’nun eserlerini ve inkilâplarını daha da geliştireceğine ve her türlü tehlikeden koruyarak yücelteceğine inanmıştır.



O, gençliği; “Benim anladığım gençlik; inkilâbın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim nazarımda 20 yaşında bir yobaz ihtiyar, 70 yaşında bir idealist ise zinde bir gençtir.” Şeklinde tanımlamaktaydı. Genç neslin varlığı ve dinamizmi milli mücadelenin başarılmasında önemli rol oynamıştır. Atatürk, hayatı boyunca genç değerleri desteklemiştir. Başarı için gençlere fırsat vermenin şart olduğuna inanmıştır. Yakın çevresini de bu konuda duyarlı olmaya zorlamıştır.



“Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi” Türk gençliğine çok anlamlı, kapsamlı ve oldukça zor görevler yüklemiştir. Gençliğe hitabede istenilenlerin gerçekleştirilmesi çok plânlı, proğramlı ve sürekli bir çalışmayı gerektirir. Verilen sorumluluklar ancak şuurlu ve inançlı kitlelerin yapacakları zorlu bir mücadele ile başarılabilir.



İşte bu yüzden 1982 Anayasası 58 inci Maddesi ile T.C.Devletini, İstiklâl ve Cumhuriyetimizi Türk gençliğine emanet etmektedir. Bilindiği gibi T. C. Anayasası; Atatürk İlkeleri ve Atatürkçü Düşünce Sistemi temeli üzerine inşa edilmiştir. Anayasamız gücünü Atatürk İlkeleri ve Atatürkçü Düşünce Sisteminden almaktadır. Bu Anayasa ile getirilen bütün kurallar da bu fikri temele oturtulmak ve kanunlarımızda bu fikri temele uymak zorundadır.



Oysa yeni Milli Eğitim bakanı Ömer Dinçer göreve başlar başlamaz çıkarılan kanun hükmünde kararname ile yürürlüğe giren “Yeni Milli Eğitim Temel Kanunu”nda belirlenen yeni görevlere göre Atatürkçülük fikri kanundan tamamen çıkarılmıştır. Bu büyük yanlış düzeltilmeyi beklerken bu defa 19 Mayıs törenleri ile ilgili yeni uygulamanın gelmesi sonucunda gençlerimizin ve dolayısıyla ülkemizin geleceğinin güvencesiz kalmaya mahkum olduğu değerlendirilmektedir.



Konu çok ciddidir ve Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarının insiyatifine terk edilemeyecek kadar önemlidir. Konuya başbakan Erdoğan’ın acilen el koymasında ve bakanlar kurulunda detaylı bir incelemenin yapılmasında yarar vardır.. Ayrıca TBMM’nin de konuya duyarlı yaklaşması ve meclis gündemine alınıp etraflıca tartışılması için TBMM başkanlık divanına görev düşmektedir.



Dr. Tahir Tamer Kumkale



http://www.kumkale.net



http://www.bildiriyorum.com



http://kumkale.wordpress.com/







----------------------------------------------------------------------------------------------------



BİR ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINI DAHA GERİDE BlRAKTIK.



Geçtiğimiz hafta bir bayramı daha geride bıraktık. Gençlik bayramı olarak kutladığımız bu bayramda her zamanki gibi gençlerimiz tarafından büyük bir şevk ve coşku içerisinde kutlandı.



Bu kutlama törenlerine mutlaka katılır, o tarihte nerede isem bulunduğum yerde etkinlikleri izlerim. Bu yılda görkemli bir şekilde kutladığımız Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız, 19 Mayıs akşamı her zaman'ki gibi saat 24.00 de sona erdi. Ve 20 Mayıs sabahı Türkiye'de gene hayat devam ediyordu.



Bu kutlamalar benim gençliğimde de ayni idi, aradan yıllar geçti, gene aynı.. Değişen bir şey yok. İnanın okunan şiirlere kadar, gene her şey ayni. Düşünüyorum da aradan bunca yıl geçmesine rağmen hiç mi bir milli şair yetiştiremedik de ayni şiirlerle idare ediyoruz.? Hiç mi vatanını, milletini seven Atatürkçü şairimiz yoktur. Varsa onların şiirleri neden okunmaz?.



Bayram'da önce Atatürk'ün Gençliğe Hitâbı okunur.. Arkasından da Gençliğin Ata'ya cevabı dile getirilir. Bu cevap çok anlamlıdır. Ata'sına bağlı olan ve söz veren bu gençlik o an için sizin göğsünüzü kabartır, gurur duyarsınız. Bu gençlik oldukça sırtımız yere gelmez diye düşünürsünüz. “İşte Türk Gençliği” der ve gösterilerini izlemeye başlarsınız. Ama birden aklınıza yıllar önce sizinde ayni cevabı gür sesle seslendirdirdiğiniz aklınıza gelir. Ve “gene değişen hiçbir şey yok der” üzüntüye kapılırsınız.



Müzik eşliğinde gençlerin gösterilerini izlerken aklımıza bir süre önce yapılan Eurovizyon şarkı yarışmasında bizi temsil eden ve bir Yunan tanrıçasının adı olan Athena grubu gelir.. Neden Athena dersiniz..Üzülürsünüz ama elinizden bir şey gelmez. Bu grubu incelediğinizde metal tutkunu mekanı olan meşhur Akmar pasajı kültürü ile yetiştiklerini görür; daha da üzülürsünüz.



Türkiyemizi temsil edecek kişilerin ne oldukları, nereden geldiklerini hiç mi incelememişlerdir. Ama ben bir TC vatandaşı olarak bu gençleri değil, onları Türkiye'yi temsil etmeye layık gören aklı kınıyorum. Ben bunları düşünürken bayramdaki gençlerin gösterileri sona erdi. Sonra sunucu bütün gençleri ve bayrama katılanları “Onuncu Yıl” marşını söylemeye davet etti.. Ve hep birlikte gür sesle söylediğimiz Onuncu Yıl marşıyla töreni bitirmiş olduk.



Onuncu Yıl marşında söylediğimiz “Türk Önde. Türk ileri” sözünün önemini içimde hissederek hâlâ onuncu yılda kaldığımızı o gün bu gün pek değişen bir şey olmadığını hissederek tören yerinden buruk hislerle ayrıldım.



Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin Ata'ya verdikleri sözleri yerine getiremesinde hepimizin kusuru olduğunu sanıyorum. Yanlış eğitim politikaları, eğitimdeki plânsızlığın acı sonuçları, idarecilerimizin günü kurtarma gayretleri içerisinde olmalarının bizi bu günlere getirdiğini düşünüyorum.



Bu hafta'da Fetih Haftası.. Fatih Sultan Mehmed'i, çağ açıp çağ kapayan bu büyük insanı anacağız. Gene gururlanacağız.. Gene gögsümüz kabaracak ve kutlamalar bitecek... Sonrasında gene tarihimizden şanlı bir gün ve anacağımız bir büyüğümüz mutlaka olacaktır.



Peki biz hep böyle tarihimizle gurur duyup göğsümüzü hep tarihe mal olmuş kişilerimizle mi kabartacağız? Biz şu an içinde yaşadığımız ülkemizle, milletimizle, gençlerimizle ne zaman gurur duyacağız.. Yine Onuncu Yıl Marşı'nı söylemek zorunda mı kalacağız.?



Atatürk zamanında ulaşılan ekonomik refaha, kendi uçağımızı, kendi silahımızı yapacağımız, yaptıklarımızla gurur duyacağımız devletimiz ve milletimizin başarılı günleri olmayacak mı?



O günleri en kısa sürede görmek Türk insanının en büyük arzusudur.



O günlere ulaşabilecekmiyiz dersiniz?



Merhum S. Caner Kumkale

Öğretmen(x)

(x) Bu yazı 24 Nisan 2005’te aramızdan ayrılan eğitimci Sarıyer Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi Müdürü Merhum S. Caner Kumkale tarafından 25 Mayıs 2004 tarihli ÖNCE VATAN gazetesindeki YANKI köşesinde yayımlanmıştır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 532
Toplam Tekil 1636826
IP 54.211.191.72






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu