İdegey Destanı ve Destan Kahramanı İdegey - Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









İdegey Destanı ve Destan Kahramanı İdegey - Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban
Tarih: 28.02.2009 > Kaç kez okundu? 3423

Paylaş


(BU yazı, Türk Yurdu Dergisinin Nisan 1996 tarihli 104. sayısında basılmış olup, düzeltme ve eklemelerle yeniden Bizim KIRIM Dergisinin 3/2005 tarihli 8. sayısında basılmıştır)

Bugünkü Tataristan, Altın Orda Devletinin varisi olarak, Altın Orda Devletinin 750 yıllığına bağışlanmış uluslararası bir bilimsel toplantıya ev sahipliği yapar. Kazan’da 1993 yılının Ağustos ayında açılan bu toplantı, Tatar ulusunun tekrar dirilişinin başlangıcı olarak, Tatar tarihini gözden geçirme, Tatar edebiyatının üzerine gitme eylemlerini canlandırır. İşte bu girişim sonucu “Tatar medeniyetinin cevheri” sayılan (Tahirov: 145) İdėgey Destanının renkli-resimli nüshası 10.000 tiraj olarak, 1994 yılında Kazan’da tekrar basılır.

Destanlar, bir ulusun kaygı ve sevinçleriyle yoğrulmuş tarihi, edebiyatı ve dilidir. Kısacası destan, mensubu olduğu ulusun ulusal kimliğidir. İdėgey adı ile ünlü olan bu, Tatar halk destanı, ahenkli ve yalın diliyle, siyasî trajedinin en acı dersini vermekte, vatan ve ulus sevgisini en tesirli ifadelerle anlatmaktadır.

Örneğin: Çeviri:



İdėl-yort, İdėl-yort, Ey İdil-yurt, İdil-yurt,

İdėl ėçė imin yort. İdil içi emin yurt.

Atam kiyeü bulgan yort- Atam damat olmuş yurt,

İyėlėp tezėm qılgan yort; Eğilip tazım etmiş yurt.

Anam kilėn bulgan yort- Anam gelin olmuş yurt

İyėlėp selam eytken yort; Eğilip selam vermiş yurt.

Kėndėgėmnė kiksen yort, Göbeğimi kestiği yurt.

Kėrėm-qoñım yugan yort; Çamaşırımı-tenimi yıkamış yurt.

Biye saugan sötlė yort, Kısrak sağmış sütlü yurt,

Qımız ėçken qotlı yort; Kımız içmiş kutlu yurt.

İdėl-Cayıq arası İdil-Cayık arası,

Yılqı bėlen tulgan yort, Yılkı ile dolmuş yurt,

Qazan-Bolgar arası Kazan-Bulgar arası

Qala bėlen tulgan yort; Şehir ile dolmuş yurt.



İdėl-Yortnı dau aldı, İdil-yurdu kavga bastı,

Yau östėne yau kildė, Düşman üstüne düşman geldi.

İdėgey eytken kön kildė. İdėgey’in söylediği gün geldi.

Çıñgıznıñ quygan xan tagı Cengiz’in bıraktığı han tahtı,

Qan tagı bulıp evėrėldė; Kan tahtına dönüştü,

Xan sarayı qamaldı. Han sarayı sarıldı.

Qırım, Qazan, Acdarqan Kırım, Kazan, Astrahan

Başlı-başlı il buldı, Ayrı ayrı hanlık oldu,

Altın Urda taraldı. Altın Orda dağıldı.

(İdėgey Destanı1994: 127, 128, 243)

Sovyetler döneminde içeriğinin yurtsever ruhlu olmasından dolayı basılması sakıncalı görülen bu destan, 1988 yılında Kazan’da 20.000 tiraj olarak basılır ve sahibi olan Tatar ulusunun coşkulu ilgisini görür. Küçük boyutlu olarak basılmış bu nüsha için önsöz yazan İlbaris Nadirov, destanın değeri hakkında şu ifadeleri kullanmaktadır:

“Tasvir edilmiş olayların tarihî ve sosyal boyutu, vatan ve ulus yazgısını belirleyen dönüm noktalarının beyanı, ciddî ve can alıcı çarpışmalar üzerine kurulmuş maceralı olaylar dizisi, asıl kahramanların kimliği üzerindeki anlatım zenginliği, işte bunların hepsi, İdėgey Destanının dünyaca ünlü lirik eserlerin sırasında yer almasına hak kazandırır (İdėgey 1988: 5).

Destan 7000 mısradan ibaret olup, her mısra, Türkî halkların en eski şiir şekli olan 7 heceden kurulmuştur. Bu şekil ezberleme ve söyleme kolaylığını vermektedir (İdegey 1988: 7,8). Destanın 30 kadar varyantının bulunduğu bilinmektedir. Bu varyantların 3’ü Kırım Tatarlarına, 3’ü Başkurtlara, 2’si Kazaklara, 1’i Nogaylara, 1’i Özbeklere, kalanları ise Kazan Tatarlarına aittir. Bu bulgulardan anlaşılan şu ki, İdėgey Destanı tüm Türkî halkların ortak mirasıdır (Tahirov 1993 Ağustos: 5).

Destanın içeriğinden ve Altın Orda Devletinin tarihinden anlaşıldığına göre, Altın Orda’nın son döneminde (14.yy sonu ve 15.yy başı), kısa bir zaman içinde 20’den fazla han değişikliği olur (Tahirov: 145). Bu devirde Avrupa, Orta Çağın dar kalıplarından, gizemli ideolojilerinden kurtulmaya, özgürlüğe, bilimin aydınlığına ulaşmaya çalışırken, Altın Orda’yı iç kavgalar sürükler. Bunlar yetmiyormuş gibi, İslam öncülerinin çabasıyla, Altın Orda manevî cihetten gizemli Orta Çağ Arap ideolojisi olan İslamın derinliklerine dalar (Kurban 1998: 80). İşte o zaman bu kavga ve çöküşe son vererek vatanı ve devleti kurtarmak için harekete geçen tarihî şahıs İdėgey, bu İdėgey Destanının kahramanıdır. Onun 1352-1419 yılları arasında yaşadığı bilinmektedir (Tataristan Xeberlere 18.11.1994).

Aralarındaki İdėgey gibi kahramanları halk, saygıyla anmıştır ve destanlaştırmıştır. Bu yüzden onların adı yüzyılları aşarak günümüze kadar gelmiştir. Bilindiği gibi destanlar, ne kadar lirik ve ne kadar masallara özgü anlatım tarzları ile süslenip yoğrulsa bile, temelinde yer, zaman ve olup bitenler gerçeğinin bulunduğu insanlık âleminin en değerli eserleridir.

Destan kahramanı İdėgey’in kimliğini ve Onun tarihteki rolünü anlamak için, İdėgey’i doğuran Altın Orda Devletine ve onun İdėgey ile ilgisi olan hanlarına kısaca değinmek yerinde olur.

Cengiz Hanın ölümünden 2 yıl sonra 1229 yılında Kerulen nehri boyunda Büyük Kurultay açılıp, Cengiz Hanın vasiyetine göre üçüncü oğlu Ögedey Büyük Han seçilir. Cengiz Hanın en çok sevdiği torunu Batu Han da bu kurultayda hazır bulunur. İkinci Büyük Kurultay Orhun nehri boyundaki imparatorluğun başkenti Karakurum şehrinde 1235 yılında açılıp, önemli kararlar alınır. Mülkî işler askerî işlerden ayrılarak, göçebe devlet işleri yerleşik hayata taşınmaya başlar. Posta, vergi ve kağıt para ilişkileri yürürlüğe konulur. İşte o zaman, yüzde 90’ı Türk olan imparatorluğun 600.000 kişilik koca ordusunun başında Batu Han bulunmaktadır. Yıl 1237, bu ordu Rus toprakları dahil tüm Doğu Avrupa’yı ele geçirir. Savaş sırasında güzel Bulgar şehri viran olur. Yıl 1240, Rusya’nın eski başkenti Kiyev’i işgal eden ordu, Batı Avrupa’yı geçerek Viyana kapılarına dayanır. İşte o zaman Büyük Han Ögedey’in ölüm haberi gelir. Moğol büyükleri kurultay için Karakurum’a dönmek zorunda kalınca, işgal eylemleri de kendiliğinden durur. Başında Batu Hanın bulunduğu kalabalık ordu geriye dönerek, İdil nehri boyuna gelip yerleşirler. Batu Hanın, babasının adıyla anılan Cuci ulusuna-Deşti Kıpçak Bölgesine hükmettiği 31 yıllık hükümdarlık devri, 1255 yılındaki ölümü ile sona erer. Bu tarihten sonra Cuci ulusu, Altın Orda Hanlığı veya Kıpçak İli olarak adlandırılır.

Altın Orda hanları Saray şehri yanındaki Gülistan denilen yerde görkemli saraylarda keyif-safa ile ömür geçirirler. Onlar gittikçe Cengiz Han dönemindeki sade, çalışkan ve hareketli hayat tarzından uzaklaşıp, içkiye verilirler. Yaklaşık 250 yıl varlığını sürdüren Altın Orda Devletinde 50’ye yakın han tahta oturmuştur, ortalama her han 5’er yıl hükmetmiştir. Bu hanların çoğu kendi eceliyle değil, birbirini öldürerek dünyadan geçmişlerdir (Gubeydullin 1989: 99-119).

Altı Orda’nın son devirlerine doğru saraydaki çekişmeler daha da alevlenir, tahtı başkalarına kaptıran Tuktamış Han Semerkant’a gidip, Büyük Timur’a sığınır. Büyük Timur da kendisine bağlı bir han aracılığıyla yanı başındaki huzursuzluklara son verip, hanlığı kendi lehine yönlendirmek amacıyla Altın Orda üzerine sefer yapar. Bu çabalar sırasında İdėgey bir askerî komutan olarak Timur’un hizmetinde bulunur; Tuktamış Hanı tahta oturtur. Fakat uzağı göremeyen, beceriksiz Tuktamış, “vefaya cefa” mantığıyla Timur’a ihanet eder, İdėgey’in babasını öldürür. İdėgey hem kendisini savunmak hem devletini kurtarmak için gereken bütün tedbirlere başvurur. Timur’dan yardım talebinde bulunur. Tuktamış Handan farklı olarak İdėgey, Büyük Timur’un şahsiyetine, iktisadî-askerî gücüne yüksek değer verir ve bu ulu Cihangir ile bozuşmanın Altın Orda için büyük felâketler getireceğini anlar.

Büyük Timur ile olan savaşta Tuktamış hanlığı bırakıp kaçar. İdėgey, Cengiz soyundan olan Timėr-Kutluk’u (Timėr-Kutluk’un babası olan Timėr Melik Tuktamış tarafından öldürülmüştür) tahta oturtur. Bu sıralarda İdėgey, iç kavgalardan yararlanmayı planlayan Rus ordusuna karşı başarılı savaşlar yürütür. Timur ile olan dostluğunu pekiştirir (Urmançi: 78-82). Yüksek seviyedeki bir diplomat olan İdėgey’in Timurlular ile dostluğu, Timur öldükten sonra Şahruh döneminde de kesintisiz sürer (Aka 1994: 106-107).

Cengiz soyundan değil, ama güçlü devlet adamı olarak ortaya çıkan İdėgey’in kişiliği, akılcı eylemleri bilindikçe, Büyük Timur hakkındaki şu görüşler çürümeye mahkum olacaktır: “Timur, Altın Orda’ya karşı savaş açmazsa, onu zayıflatmazsa idi, Altın Orda parçalanmazdı. Böylece Ruslar da Altın Orda toprakları hesabına genişleyemezdi. Timur, Yıldırım’a karşı savaş açmazsa, Osmanlı hakimiyetini zayıflatmazsa idi, İstanbul 50 yıl önce alınırdı. ”Timurlenk Batı ajanıydı” (Kemal Tahir, Milliyet Gazetesi 24.03.1989).

Ne yazık ki, İdėgey’in ve Büyük Timur’un iyi niyet girişimleri, Karalar Çağının (Orta Çağ) kapanıp, Deniz Çağının (Yeni Çağ) başlamasından kaynaklanmış, coğrafî nedenlerden dolayı çağa ayak uydurmada zorlanan Orta Asya Türklüğünün tarihî yazgısını değiştirmede yetersiz kalır. Bilim ve sanatta ilerlemiş Timurlular’a da çağı atlatabilecek derecede zaman kafî gelmez. Bu konuda Timur’u suçlayanlar, ya tarihî gerçekleri bilmiyor, veya kasıtlı olarak uyduruyorlar.

Tarihimiz boyunca her zaman ezelî ve ebedî düşmanımız olarak karşımıza çıkan Çinlilerin ve Rusların en ağır siyasî suçlamaları, alaylı fıkraları Büyük Timur üzerinde yoğunlaşmıştır. Osmanlı tarihçi ve ideologları da düşmanlarımızın etkisinde kalarak Timur’u ağır bir dille eleştirmişlerdir. Oysa Ankara Savaşının (1402) dış güçlerin etkisinde kalan Yıldırım’ın tutumundan kaynaklandığı, Timur’un savaşa istemeyerek girdiği bilinir. Savaşın neyi götürüp, neyi getirdiğine gelince, savaştan sonra Anadolu’da hür bir ortamın yaratıldığı, şeriat baskısına maruz kalan Aleviliğin canlandığı bilinmektedir (Şaylan, Cumhuriyet Gazetesi 09.05.1990). Aleviler ise İslamiyeti Türk kimliği içinde eriterek, Anadolu’nun Araplaşıp gitmesini bir dereceye kadar önleyebilmiştir. Alevilerin Atatürk Devrimlerine candan destekçi oldukları da bir gerçektir.

Türk tarihinin gelmiş geçmiş hükümdarları arasında bilime ve Türklüğe verdiği önemiyle ayrı bir konuma sahip olan Büyük Timur hakkındaki şu samimî ve alçak gönüllü değerlendirme, Mutafa Kemal Atatürk’e aittir : “Ben Timur’un zamanında gelseydim, Onun yaptığı işleri başaramazdım. O benim zamanımda gelseydi, yaptıklarımdan daha fazlasını yapabilirdi” (Özgürel, Radikal Gazetesi 21.12.2003).

Yukarıda sunduğum İdėgey Destanı ve İdėgey’in kimliği hakkında yanı sıra Büyük Timur hakkında anlatmaya çalıştığım konunun özeti şudur:

İdėgey’in, Büyük Timur’un kimliği ve onların Altın Orda ve Osmanlı ilişkileri derinlemesine incelenirse, düşmanlarımızın iddiaları çürütülür, ulusal birliğimiz sağlamlaşır kanaatindeyim. Bir ulusun büyük şahsiyetlerinin karalanması, aslında o ulusun karalanmasından başka bir şey olamaz. Timur üzerindeki suçlamalar hiçbir zaman ulusumuzun Timur’a olan saygısına gölge düşürememiştir. Evet, Timur’un tıpkı Cengiz Hanın, “Ulusum yaşadıkça kendi ölümümden korkmuyorum” (Cengiz Han Yeniden At Koşturuyor, Cumhuriyet Gazetesi: 29.03.1990) dediği gibi, güvenilir bir ulusu vardı, sahibi vardı. Ulusları da yaşatan etken, o ulusun tarihindeki büyük şahsiyetleridir, destanlarıdır. Destan yaratmak her bireye, her ulusa nasip olan bir değer değildir. Destanı ulu bireyler, ulu uluslar yaratır. Tarihinde ulu şahsiyetleri, destanları olmayan uluslar, meşru babası olmayan çocuğa benzer. Böyle uluslar kim sahip çıkarsa onun malı olur. İdėgey gibi, Timur gibi, Atatürk gibi ulu insanları doğurabilen ulus, o ölümsüz fertlerinin omzunda ebedî yaşar. İşte bugünkü Tatarlar, destanları, ulu bireyleri olduğu için, 500 yıllık esirlikten sonra yine dimdik ayaktadırlar. Böyle bir ulusun devletsiz kalması elbette kabul edilemez. Zaman geçtikçe müstemlekecilerin (Rusların ve Çinlilerin) boyun eğmek zorunda kalacağı bu kaçınılmaz gerçeği dünyamız elbette anlar ve er geç Tatar ulusu asırlar önce yitirdiği devletine kavuşacaktır. Bunun teminatı İdėgey Destanında saklıdır.

Kaynaklar:

AKA, İsmail, Mirza Şahruh ve Zamanı, Ankara 1994.

“Cengiz Han Yeniden At Koşturuyor” Cumhuriyet Gazetesi, İstanbul 29.03.1990.

GUBEYDULLİN, Gaziz, Tarixi Sexifeler Açılganda, Kazan 1989.

İdėgey Destanı, Kazan 1989.

İdėgey Destanı, Kazan 1994.

KURBAN, İklil, Yaşlı Tarihin Yankısı, İstanbul 1998.

ÖZGÜREL, Avni, “600 Yıl Süren Güvensizlik” Radikal Gazetesi, 21.12.2003.

ŞAYLAN, Gencay, “İslam Anadolu Potasında” Cumhuriyet Gazetesi, İstanbul, 09.05.1990.

TAHİR, Kemal, “Timurlenk Batı Ajanıydı” Milliyet Gazetesi, İstanbul 24.03.1989.

TAHİROV, İndus, Kazan Utları, No 11.

Tatarstan Xeberlere, Kazan 18.11.1994.

URMANÇI, Fatih, Miras, No 8.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 744
Toplam Tekil 1636275
IP 54.163.94.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu