KONUK YAZAR: BANA YAZILAN ŞİİRLER ve İSA KAYACAN - Muharrem KUBAT - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KONUK YAZAR: BANA YAZILAN ŞİİRLER ve İSA KAYACAN - Muharrem KUBAT
Tarih: 23.12.2011 > Kaç kez okundu? 2385

Paylaş


“Bana Yazılan Şiirler” Prof. Dr. İsa Kayacan’a yazılan şiirleri bir araya getiren eserin adı oluyor. Asıl konuya geçmeden önce eserin kahramanı Sayın Kayacan’ın özgeçmişi ile ilgili kısa bir bilgi sunmak istiyorum.

İsa Kayacan, 20 Eylül 1943 tarihinde Burdur’un Tefenni ilçesine bağlı Ece köyünde dünyaya gelmiştir. Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’ nü bitirmiştir.

İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü, Orman ve Sanayi Bakanlıklarıyla, Basın-Yayın Enformasyon genel Müdürlüğü, TRT. ve Başbakanlık’ta görev yapmıştır.

Asıl mesleği yazarlık olan Kayacan, 31.12.2010 tarihi itibariyle 42 bin 065 makaleye imza atmış, edebiyatımıza her türden 129 eser vermiş, 3 bin 560 gazete ve dergide yazıları yer almış, değişik kuruluşlara 29 bin 920 kitap ve dergi hediye etmiştir.

Yine, dost ve kardeş Azerbaycan’la ilgili olarak en çok yazı yazan, bir başka söyleyişle Azerbaycan’ı gündemde tutan tek yazardır. Haklı olarak; UNESCO Milli Kültür Komisyonu üyesi olarak çalışan, Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de bulunan üniversitelerce kendilerine iki ayrı ayrı “Fahri Doktora”, bir Fahri Profesörlük" payesi verilmiştir. Elbette bu denli onore edilmeler kişiye manen bir güç vermektedir. Aslında Sayın Kayacan bu denli çalışmaları ile bunu çoktan hak eden bir kültür insanıdır. Özgeçmişte bazı çalışmalarını istatistik olarak sunduğum Kayacan’a bu denli unvanlar az bile demekten insan kendini alamıyor. Bu tür kişilere, kültürümüzün hak ettiği yeri alması için çok ihtiyacı olduğunu okuyucularımla paylaşmak istiyor, asıl konuya geçiyorum.

Sevgili okurlar, aslında, ben, Sayın Kayacan’a yazılan şiirlerle ilgili olarak bir şeyler yazacaktım. Fakat, özgeçmişteki yapılan işleri görünce doğrusu şaşırdım. İnsan ömrüne bu kadar yazı, makale, yorum şiir ve benzeri şeylerin sığdırılması olağan üstü bir gücü gerektiriyor. Tanrı, Sayın Kayacan’a bu gücü vermiş işte. Daha nice yıllar dilemek geçiyor içimden bu bilge insana...

Sözü edilen eserde 130 şairin 242 şiiri yer alıyor. Ayrıca, yazar ve şairler yazarla ilgili olarak yorumlarda bulunmuş. Bu cümleden olarak, “Yazarların Gözü ve Kalemiyle İsa Kayacan I” bölümünde şiirimizde çok saygın bir yeri olan ağabeyimiz, merhum Ahmet Tufan Şentürk yazar için şu yorumda bulunmuş.

"İsa Kayacan, Burdur’un Tefenni ilçesinin, Ece köyünden çarığıyla, yırtık poturu, yamalı gömleğiyle çıkmış, insan üstü bir irade, yılmak, yorulmak bilmeyen bir çalışma (çaba ile) koşmuş, koltuk değneğine dayanmadan " ben de varım" diyebilmiş, ipek böceği gibi kozasını örmüş, balarısı gibi peteğini balla doldurmuştur.”

Ne güzel tanım değil mi? üzerinde yorum yapmaya hiç gerek yok. Bu vesileyle şiirimizin duayeni ve tatlı insanı merhum ağabeyime kabrin cennet, ruhun şad olsun demeyi kendimce bir görev sayıyorum...

Eser sunuş kısmından sonra üç bölümden oluşuyor.

- Birinci Bölüm’de şairlerin yazarla ilgili yazdığı şiirler,

- İkinci Bölüm’de eser sahibinin vefat eden eşi Sabahat Kayacan’a ait yazdığı şiir ve yazılar.

- Üçüncü Bölüm’de yazarın eserleri,bestelenen şiirleri ve bazı yazarların Kayacan’a atfen yazdığı kitaplar yer alıyor.

Eserdeki ilk şiir Prof. Dr.İbrahim Agah Çubukçu’dan. Sayın Çubukçu "İsa Kayacan" adını verdiği şiirinin ilk kıtasında Kayacan için:

“İsa Bey’in adı belleklerde yaşar,

Güçlüge göğsünü germiş Kayacan.

Hizmetini saysak insanlar şaşar,

Kendini kültüre vermiş Kayacan.” demiş.

"Hizmetini saysak insanlar şaşar” derken hepimizin duygularına tercüman olmuş Sayın Çubukçu. Kayacan’ın çalışmalarını bundan daha güzel anlatan bir kıta bulmak çok zor doğrusu...

Kazım Poyraz, “Gönlü İlim Dolu” adını verdiği şiirinin son kıtasında:

"Gönlümüze mekan kurdu,

Canı gibi sever yurdu,

Kazım’ı sevgisi sardı,

Beğler beğidir Kayacan." diye tanımlamış İsa Kayacan’ı.

Şair İkinci Bölüm’de 12.02.2002 tarihinde kaybettiği eşi Sabahat’a içi yanarak şöyle seslenmiş:

"Aşkım ve heyecanım, en mübarek işimdin,

Ocağımı tüttüren sımsıcak ateşimdin,

Hayatımdın, eşimdin, her mevsim güneşimdin,

Şimdi karanlıktayım,çekilmiyor bu hayat,

Öksüz, yetim kalmışım, neredesin Sabahat?.

Katlanmak kolay değil.Hele bu ilk eşinizse ,acı- tatlı günleri birlikte paylaşmışsanız yokluğu her gün daha çok hissedilir. Onun yerini dolduracak birisini bulamazsınız.. (Yukarıdaki beş mısra Mustafa Ceylan’ın, İsa Kayacan’ın Ağıdı’ndan)

Sevgili Okurlar, buraya kadar Sayın Kayacan’ı sizlere tanıtmaya çalıştım. Tam tanıttığım kanısında değilim, Çünkü, kültür dolu bu insanı gereği gibi tanıtmak çok zor. Ancak teselli bulduğum bir yanı var. Bu, yeri doldurulamaz yazarı "GUİNNESS" Rekorlar Kitabı’na aday göstermek için çalışmalar başlatılmış. Şahsım adına çok sevindim,

Yetenek dolu bu insan, Türk kültürünü ve edebiyatını bir yerlere getirebilmek için gece dememiş, gündüz dememiş var gücüyle çalışmış. Tabir yerindeyse yaşamı, yazın olmuş, Keşke eli kalem tutan herkes böyle olabilse ve Tanrı’nın verdiği yeteneği böyle sergileyebilse. İşte, o zaman Türk edebiyatı hakettiği yeri alır ve yeryüzü edebiyat kulvarında “ben de varım" der.

Sayın Kayacan, bu denli güç üstü çalışmalarınız nedeniyle sizi candan kutluyor, hayranlığımı iletiyor, daha niceleri diyor, uzun ömürler diliyorum.

Ayrıca, Türk edebiyatı ve kültürü adına sizi saygı ile selamlıyorum...







































KONUK YAZAR:

ACISIYLA TATLISIYLA ÖĞRETMENLİK ANILARIM

VE CAFER KOÇAK

Muharrem KUBAT

“Acısıyla Tatlısıyla Öğretmenlik Anılarım” Cafer Koçak’ın çalıştığı okullardaki anılarını içeren eserinin adı oluyor. Sözü edilen eser, 2010 yılı Aralık ayında yayımlanmış. Yazarın, yine 2010 yılı Eylül ayında “Sevgili Helga” adında bir eseri daha yayımlanmış ve 4. baskısı yapılmıştır.

Yazar, 1961 yılında Emirdağ’da doğmuştur. 1980 yılında Bursa Yabancı Diller Yüksek Okulu’nu, 1985 yılında da Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı’nı bitirmiştir. Yüksek Lisans ve Doktora yapmıştır. Bir süre İngiltere’de çalışmıştır. Halen Antalya’ da İngilizce Öğretmeni olarak çalışmaktadır. Ayrıca, “Unutamadıklarım I-II” adında iki eseri bulunmaktadır.

Yazar, sözü edilen eserin "Önsöz" ünün ilk paragrafında: “Çocukluğumdan beri hep öğretmen olmak istemiştim. Türkiye" de sevdiği mesleği yapan az sayıdaki insanlardan biri olarak kendimi hep şanslı görmüşümdür..." diyor ve ekliyor:

"Ben de öğretmenliğe başladığım ilk günden itibaren yaşadığım ilginç olayları ileri de bir gün belki de bir kitaba dönüştürürüm düşüncesiyle notlar halinde yazarak unutulmasına izin vermemiştim.” demiş.

Bu duygular içerisinde öğretmenliğe başlayan yazar mesleğini istiyerek seçtiğini, görev aldığı günden itibaren de anılarını not ettiğini belirtiyor.

Bilindiği gibi böylesi bir durum her tahsil yapan insana kısmet olmuyor. Herkes istediği bölüme giremiyor. Hele hele mesleğinin ilk günlerinde ilerde lazım olur diye not edenler çok az oluyor. İşte bunu Sayın Koçak çok iyi başarmış. Bizlerin düşünemediğini yazar hayata geçirmiş... Eserde bu denli 42 anı yer almış. Hepsi birbirinden güzel. Ayrıca, eğitici, öğretici nitelikte. Baştan sona keyif alarak okudum. Üslup akıcı, sözcükler yalın. Süslü- püslü cümlelerden kaçınılmış. Anılar doğal bir lisansla yazılmış.

Anılar yazarın ilk çalıştığı Yozgat’ın şafaatlı ilçesinde başlamış. Eskişehir ve Antalya illerinin çeşitli okullarında devam etmiş. öyle zannediyorum, bundan sonra da devam edecek.

Bu kısa yazımda , kitapta yer alan anıların hepsini size sunmam mümkün olmadığı için bir tanesini sizilerle paylaşmak istiyorum. Eserin 22. sayfasında yer alan ve adı "Serkan’ın Mutluluğu" olan anı özet olarak şöyle:

Yazar, bir ilköğretmen okulunda nöbet tutmaktadır. Nöbeti esnasında bir erkeğin bahçe duvarının dışında öğrencileri izlediğini görür. Bu kişiye yaklaşarak öğrencileri niçin izlediğini, kendisi tarafından yardımcı olması gereken bir hususun olup olmadığını sorar.

Öğrencileri izleyen kişi evet yardıma ihtiyacım var der ve okulda bir oğlunun olduğunu, eşinin oğlunu 7 yıldır kendisine göstermediğini söyler. Bu hususta yardım ister. Öğretmen kişiyi idareye götürür. İdare baba-oğlu görüştürmeye razı olur. Bu görüşme yapılırken anne gelir. Anne bu görüşmeye razı olmaz. Eşiyle tartışır. Tartışma sohbete dönüşür. Anneyle baba bu konuyu dışarda görüşmeye karar verirler. Dışardaki

görüşme anneyle babanın tekrar birleşmesine vesile olur. Böylece öğrenci de okuluna, diğer anne babalı öğrenciler gibi mutlluluk içerisinde devam eder.

Bilindiği gibi öğretmenlik öğrenciye sadece okuma yazma öğretmek değildir. Bunun yanında en azın- dan) öğreticilik kadar eğtici de olması gerekir.

Hatta, bazı hallerde eğitim önde gelir. Burda, öğretmenin eğiticiliği öne geçmiş, dağılmış bir aileyi yuvasına döndürmüştür... Diğer anılar da böyle devam edip gidiyor. Anı yazacak kişiler için örnek bir eser. Keşke eli kalem tutan herkes sevgili Cafer Koçak gibi anılarını böyle not edip kitaplaştırabilseydi her halde Türk edebiyatı bugün bir yerlere gelir, yeryüzü edebiyat kullarında ben de varım derdi. Bu nedenle yazarı candan kutluyor, daha niceleri diyor,edebiyat adına kendisini sevgi ile selamlıyorum gözlerinden öpüyorum.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 732
Toplam Tekil 1641087
IP 54.197.124.106






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu