İNANMAK YA DA İNANMAMAK - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









İNANMAK YA DA İNANMAMAK - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 21.12.2011 > Kaç kez okundu? 2339

Paylaş


1. DUANIN GÜCÜ



İnternette dolaşan ve bir dostun bana da gönderdiği hârika iki fıkra… Üçüncüsünü daha önce bir başka versiyonu ile yayınlamıştım. Üzerlerinde biraz tadilat yaptım. Kimi ‘dinsizlerin’ çıkarları uğruna nasıl ‘dindar gözüktükleri’ ile kimi ‘dindarların’ çıkarları uğruna nasıl ‘dini inkâr’ ettiklerinin hikâyesi... Aynen günümüzde olduğu gibi…



Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir umumhane inşa etmeye başlamış.



Cami İmamı ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler. Ancak mal sahibinin, kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. İlgili mevzuat böyle bir yasaklama hükmü içermiyormuş. Çünkü cari kanunlara göre özel mülkiyet kutsal ve sahibine istediği gibi kullanma izni veriyormuş.



İmam ve caminin tüm cemaatinin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde, söz konusu girişim için her gün beddua etmekten ve sahibine lânet yağdırmaktan öteye geçememiş.



İnşaat epeyce ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala, her nasılsa, fırtınalı bir gecede şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu bina yerle bir olmuş… Sabahleyin binaya bakanlar hayretler içinde kalmışlar… Hayret, genelev yerle bir olmuş… Olayı herkes kendi açısından yorumlamış ve her kafadan bir ses çıkmış…



Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler. ‘Oh olsun’ demişler… ‘Yarabbi şükür!’ demişler… Hâsılı, yapılan duaların kabul olduğuna çok mutlu olmuşlar. Ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direkt veya endirekt olarak bu ‘hasardan sorumlu’ oldukları iddiası ile camiye karşı tazminat davası açmış.



Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına ve kusurun kendilerinde olduğuna dair müştekinin ileri sürdüğü iddialara şiddetle itiraz etmişler. Sayfalarca savunma yapıp, hatta bir de avukat tutup, bu olayın ‘kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını’ da kabul etmemişler.



Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkeme günü geldiğinde hâkim dosyayı

dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:

— Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, demiş.

— Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.

Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati!"



Yorum:

Bu fıkraya isteyen istediği yorumu yazabilir...



2. YAĞMUR DUASI



Bu yıl Somali’de yaşanan kıtlık ve kuraklık gibi bir doğal afet yaşayan bir köyde, köy sakinleri yağmur duasına çıkarlar… Dua etmek için bütün köy ahalisi, yediden yetmişe köy meydanında toplanır.



Toplanan ahali içinde sadece birinde şemsiye vardır.



İşte, duanın gücüne inanan bu kişidir. Ötekiler, kim bilir, ‘belki yağar belki yağmaz, Allah’ın işi gücü yok da bize mi bakacak’ gibi, ‘yağmurun hemen yağacağı mı var ki…’ gibi bir tereddüt içindedirler.



Keşke inananlar bu tek şemsiyeli kişi gibi inansalar… İşte bu inançtır.



Yorum:

Bu fıkraya da isteyen istediği yorumu yazabilir...

3. SONUNDA AYILARA YEM OLMAK

Kendisini ateist olarak tanımlayan ve Allah’a inanmayan bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş… “Evrim ne güzellikler yaratıyor” diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha hızlı olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış. Adam yere düşmüş… Ayı da adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, tam vurmaya hazırlanırken adam:

— Allahım!!! Diye bağırmış.



Bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş… Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hûzmesi adamın üzerine parlamış.



Çok derinden gelen İlâhî bir ses, adama:

— Yıllarca bana inanmadın. Yaratılışı ‘kozmik’ bir kazaya bağladın. Sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım? Demiş.



Adam utanç içinde:

— Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem. Haksızlık, ama hiç olmazsa ayıyı dindar yapabilir misin? Demiş.



İlâhî ses:

— Peki… Diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.



Nehir tekrar gürül gürül akmaya başlamış, her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış:

— Allah’ım, senin lütfettiğin bu rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun bana verdiğin nimetlere...



Yorum:

Bu fıkraya da isteyen istediği yorumu yazabilir...







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 308
Toplam Tekil 1642479
IP 54.166.37.177






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu