KAFAYI HEYKELLERE TAKMAK! - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KAFAYI HEYKELLERE TAKMAK! - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 13.12.2011 > Kaç kez okundu? 1897

Paylaş


Okuyucularımızın bir kısmı hatırlayacaklardır, bir süre önce ‘Akademik Bir Masal: Efelenmek’ isimli bir yazı yazmıştım. Yazının tüm metni için bakınız: (http://www.turansam.org/makale.php?id=2825)



O yazımda özetle şöyle demiştim: Bir adanın hayvanlar dünyasında tam bir ahenk varken, batan gemiden kurtulan ve ada hayvanları tarafından büyütülen bir Tilki, büyüyüp semirince etrafındakilere efelik yapmaya başlar. Hayvanların büyük bir kısmı buna ses çıkarmazlar ve müsamaha ile bakarlar… Ancak sıra bir aslan yavrusunun Tilki tarafından hırpalanması üzerine baba aslan, Tilki’yi duvardan duvara vurur. Perişan eder. Çaresiz kalan ve yüzü gözü kan revan içindeki Tilki pes edip özür diler ve şöyle der:



— Hayvanâtın mübarek başı! Sevgili komşum! Ben pes ettim. Senden korkulur! Aslan Ağabeyim! Ben senin yarı yaşındayım. Çok genç ve tecrübesiz sayılırım. Sizin, olsa olsa yarı yaşınızdayım. Özür dilerim. Yaptığıma pişman oldum. Bu arada şunu da öğrenmiş oldum: Allah kimseyi sizin elinize düşürmesin. Siz Aslanlar, anladığım kadarıyla kabına sığmayan uluslararası varlıklarsınız. Şunu da belirteyim ki gafil bulunup yaptığım bir hareket için bu kadar da ağır ceza verilmez ki… Şunu da net bir şekilde gördüm: Siz hayatta her şey yapmışsınız. Sizi, bizlerin artık rahat bırakması gerekiyor. Ancak bir şeyi daha belirteyim: Hani sen âdildin? Neden orantısız güç kullandın? Neden bu kadar hiddetlendin ki? Ben ne yaptım ki? Ben sadece ‘millet susmasın’ diye birkaç hareket yaptım yani efelik gösterisinde bulundum. Varlığımdan herkesin haberdar olmasını istedim. ‘Heyt! Var mı lân bana yan bakan?’ diye sordum. Ne olur yani, soru sormak yasak mı? Hayvan, birazcık efelense ne olur ki? ‘Ben varım, desen ne olurdu ki? Ben de; ‘toplumlar arasında biri varmış’ der durumu öğrenmiş olur ve bu dayağı da yememiş olurdum. Bir daha böyle bir hareket kesinlikle yapmayacağım. Hatta ayrı ayrı koloniler halinde yaşayan bu hayvan toplulukları birer ‘ulus’ kabul edersek, ben onlara Devlet Yönetimi ve Uluslararası İktisat dersi verir, kendimi de affettiririm. Ne de olsa ben, biraz akademisyen sayılırım. Siyaset Bilimi’ni pardon Politika Entrikasını çok iyi bilirim. Uluslararası İktisat ise hikâye… Ülkelerarasında mal ve hizmet ticareti, alt tarafı… Ne verirsen yerler. Ne yazarsan okuyanlar zaten anlamazlar. Bahsettiğim konularda da benim uluslararası yayınlarım ve ileri derecede ISSC, KATAKU ve SALLA kategorisinde saygınlığım var. Tekrar rica ediyor ve yalvarıyorum: Beni, yaptığım hatadan dolayı lütfen bağışlayın.



Ortalık yatışmış görünmektedir. Tilki’nin hareketleri ve özrü bir süre sükût ile karşılanır.



Bir süre sonra, olup bitenleri unutmuş görünen sinsi tilki, tilkilik ‘fıtratından’ vazgeçmeyip, erbabı tarafından çok iyi bilinen ‘kuyruk acısı’ ile yeni saldırı alanları aramaya başlar. Yatar kalkar kendisini perişan edip özür dileten figürün bir zaafını (!) veya bir yanlışını (!) bulmaya çalışır. Duyar ki kendisini kolları arasına almasını beklediği bir güçlü figürün yanına gelecektir… Sevinçten uçar ve dilediği özürleri unutup tekrar efelenmeye başlar… Onun hayali ile intikam alacak, saldıracak bir yel değirmeni arar ve aklınca bulur da…



Sâkârâ isimli sanal bir ülkede, sanal bir seyyahı ‘anma programı’ vardır. Oraya 4 adet Dar’ul Ulûm’dan akademisyen çağırılır. Bunlardan birinin sunumunu ‘Sanal Seyyah Yaşasaydı Bunları Da Görürdü’ veya ‘ Sanal Seyyah’ın göremedikleri’ isimli bir sinevizyon gösterisidir.



Sunumu yapan kişi de seyyah birisidir ve dünyanın gezdiği değişik bölge ve coğrafyalarından ve yerlerinden hatıra olarak aldığı şapkaları da sergiler. Sunumu sırasında Avrupa’nın en meşhur şehirlerinin ana meydanlarında bulunan acayip heykeller (‘Ucube Heykeller’) de söz konusu edilir. Çünkü bunlar o anılan meşhur seyyahın görmedikleri nesnelerdir. Sunucu, ‘o meşhur seyyah yaşasaydı, bunları da görürdü’ der. Ama Milyonlarca insanın gidip gördüğü bu heykellerden birisi, sanki kendisi çok ahlâklı imiş gibi, bizim Tilki’yi rahatsız eder.



Aslında Tilki, o panele gitmemiştir, ama ona yağdanlık yapan, yalakalık yapan bir ‘taşeron yalaka’, pusuda yatan Tilki’ye bu durumu anlatmıştır. Tilki eline geçirdiğini sandığı bu fırsatı kullanmak ve kuyruk acısını hafifletme için internet gazetelerinde yorumlar yapmaya başlar. En az 10 tane çakma (müstear) isimle yazar da yazar… Kendisi çalar ve kendisi oynar, kendisi sorar kendisi cevap verir… Vay efendim vay, kos koca insan müstehcen heykel gösterir miymiş? Gencecik çocuklara bu heykeller gösterilir miymiş? Sunumu yapan kişi özür dilemeliymiş… Vay efendim vay, o şaplara da neymiş öyle? Sanki burada ‘sirk gösterisi’ varmış da haberi yokmuş. Sergilenen şapkaların keskin taraflarının birilerinin bir taraflarına batması halinde ortaya çıkacak durumu, sunumcu düşünmüş mü?



Tilki artık ahlâk zabıtası rolünü üstlenmiş. Kafayı ucube heykellere, hem de müstehcen heykellere takmış… Yatıp kalkın rüyasında çıplak heykeller görüyormuş. Vali Bey sunucuyu protesto etmiş ve alkışlamamış. Alkışlaması gerekmez miymiş? Niye alkışlamamış? Heykelleri beğenmemiş… Be garip tilki! Sen ne zamandan beri Vali Bey’in avukatlığına soyundun?



Herkesin her şeyi beğenmesi şart mıdır? Her yıl milyonlarca insanın seyrettiği, şehirlerin ve parkların ana meydanlara yerleştirilen ve en az 300 yıldan beri var olan heykellerin, Tilki’yi rahatsız etmesini anlamak mümkün değildir. Tilki’ye bu heykellerden bahsedilmeseydi, ucube heykeller ortadan kaybolur, kimseye görünmez ve yok mu olurlardı? Hey devekuşları siz çok yaşayın olur mu? Kafanızı kuma gömün, o ucube heykeller kaybolur, görmezsiniz ve göremezsiniz… Olur mu?



Hülâsa; ‘takacak’ bir şeyi olmayanlar ancak, kafalarını heykellere takarlar... Heykellerle, hem de ‘müstehcen’ kabul ettikleri heykellerle, yatıp onlarla kalkarlar... Allah hiç kimsenin kafasını ‘müstehcen heykel’ ile bozmasın! Allah hiç kimseyi şizofrenik tepkilere muhatap etmesin. Ruh dünyası bozulanları da ıslah etsin. Tilkilerin kendilerini kanatları altına almasını bekledikleri güçlü figürlerin, sudan çıkmış balık gibi, kendilerine bile faydası olmaz. O yüzden beklemesinler ve önce, ‘adam gibi adam’ misali, ‘hayvan gibi hayvan’ olsunlar…











Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 22
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 539
Toplam Tekil 1640894
IP 54.161.168.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu