PKK TERÖRÜNÜN ÖNLENMESİ DEVLETİN ÖNCELİKLİ GÖREVİDİR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









PKK TERÖRÜNÜN ÖNLENMESİ DEVLETİN ÖNCELİKLİ GÖREVİDİR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 19.10.2011 > Kaç kez okundu? 1803

Paylaş


18 Ekim 2011: 5 polis ikisi çocuk üç sivil vatandaşımız şehit edildi.

19 Ekim 2011: 26 askerimiz şehit edildi. 18 askerimiz yaralandı.



Terör örgütü saldırılarının artarak devam edeceğini her plâtformda vurgulamaktadır.



Son iki günde devlet güvenlik güçlerinin verdiği zaiyatın kanlı bilançosu budur. Bu bilanço resmen yürütülen bir sıcak savaş ortamını göstermektedir.



Sıcak savaş şartlarının yaşandığı bir ortamda devletin artık barış döneminin yöntemleri ile yönetilmesi imkansızdır. Oysa Başbakan Erdoğan'ın konuya ilişkin yaptığı basın toplantısında söyledikleri, tamamen bugüne kadar yürüttükleri barış dönemi politikalarına devam edeceklerinin açık bir itirafı şeklindedir.



Bugün yurdun dört bir yanına gönderilen şehit cenazeleri ülkenin iyi yönetilmediğini göstermektedir. Şehit cenazelerine katılan öfkeli kalabalıkların çığlıkları ve haklı infiâli semaları çınlatmaktadır. Önlenemeyen terör yüzünden Ak Parti yönetimine karşı giderek artan tepki dolayısıyla devlet erkânı cenaze törenlerine katılmaktan kaçınmaktadır.



Bugün Ak Parti iktidarının 2003 yılında kabul ettiği İKİZ YASALAR ve bu yasaları eyleme dönüştürecek AB UYUM YASALARI ile ayrılıkçı güçlere karşı kendisini bir şey yapamaz hale getirdiği bir gerçektir. Bu yasalarla ülkenin bölünme ve parçalanmasını isteyen ayrılıkçı güçlere çok geniş serbest hareket ortamı tanınırken, devletin bölünüp parçalanmasına karşı tedbir alacak devlet organlarının eli-kolu bağlanmıştır.



Yurtdışından desteklenen silahlı terör örgütü PKK; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemen olduğu topraklarda bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak istediğini her fırsat ve ortamda açıklamaktan çekinmemiştir. Örgüt, hazırladığı Kürdistan haritalarına göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Samsun-Mersin hattının doğusunda kalan bölgeyi vatan topraklarından koparmak istiyor. Bu maksatla yurtiçi ve yurtdışında aynen bir devlet sistemini andıracak tarzda teşkilatlanıyor. Gücünü göstermek için doğrudan devleti ve milleti korumakla görevli güvenlik güçlerine ağır silahlarla saldırıyor. Bu konuda içeriden ve dışarıdan destek alıyor. Örgütün kanlı saldırıları PKK yandaşları tarafından yapılan gösterilerle bütün yurt sathında alkışla karşılanıyor. Terör örgütü Türkiye Cumhuriyetini Kürdistan adını verdiği topraklarda işgalci güç olarak gördüğünü söylerken yandaşları Kürdistan bayrakları ve Öcalan posterleri altında Türk bayraklarını yakıyor. Bizzat kendi sözcüleri tarafından yaptıkları eylemlerin masum bir kültürel hak elde etme mücadelesi olmadığı gururla açıklanıyor. Kuracakları devletin haritaları kendisini destekleyen devletlerin resmi toplantılarında boy gösterirken, PKK’yı özgürlük savaşcısı olarak nitelendiren yabancı medyanın manşetlerinde Kürdistan haritaları kolaylıkla yer buluyor.



PKK terör örgütü; devletin toprak bütünlüğüne, anayasal düzenine ve bek’asına karşı açık bir savaş yürütecek kadar desteğe sahip, her alanda güçlendirilmiş ve tecrübe kazanmış teşkilatlı bir gruptur. Örgütü yaşatan halk desteği ne yazık ki bugüne kadar önlenememiştir. Bu yüzden otuz yıldır ortadan kaldırılamamış olmasını sadece Ak Partinin yönetim hatalarına bağlamamız mümkün değildir.



* Peki, bugün ülkenin dört bir yanında aziz şehitlerimiz dualarla toprağa verilirken Anayasa ve yasalarımızda devletimize açıkça savaş açmış güçlere karşı ne yapılacağı açıkça belli iken neden bu tedbirler alınmayarak devletimiz güçsüz ve zayıf bir halde gösteriliyor?



Biz biliyoruz ki, devlet teşkilatının öncelikli görevi; vatandaşlarının can ve mal güvenliğini ile birlikte devletin bek’asını sağlamaktır. Şimdi görülen manzara o ki, devlet vatandaşını bırakmış, vatandaşının canı ve malını korumakla görevli güvenlik güçlerinin güvenliğini bile sağlayamayacak hale düşmüştür.



Oysa devletimiz asla güçsüz değildir. Devlet kendini koruyacak her türlü yasal tedbiri almış ve kendini korumakla görevli anayasal kuruluşları oluşturmuştur. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti devlet kadrolarında anarşi ve terör olaylarına karşı dünyanın en tecrübeli ve yetenekli kişileri istihdam edilmektedir. Fakat Ak Parti yönetimi elindeki bu kadrolardan yeterince istifade edememektedir.



PKK’nın her saldırısını abartarak göstererek silahlı propagandanın bütün imkanlarından PKK örgütü ve sempatizanlarını yararlandırıp sevindiren sorumsuz medyaya artık dur denilmelidir. Medyanın görevi terör örgütünün bedava propagandasını yapmak değildir. Ayrıca haber veriyorum ve demokratik konuşma hakkımı kullanıyorum örtüsü altında PKK örgütünün dolaylı yoldan propagandasını yaparak örgüte destek verenlerin kapısını Cumhuriyet savcılarımızın çalmaları gerekmektedir.



Ergenekon soruşturmaları ile birlikte Türk ordusuna karşı “Asimetrik Psikolojik Savaş” yürütüldüğü hususu bizzat Genelkurmay Başkanları tarafından defalarca dile getirilmiştir. Buna rağmen yandaş medya olarak adlandırılan kuruluşlarca her fırsatta Türk ordusu adeta bir suç örgütü gibi gösterilmeye devam edilmektedir.



Bunun yanında, halkımızın Türk Ordusu hakkındaki güvenini sarsmak ve kafalarında ordumuz hakkında soru işaretleri yaratmak üzere uzman adı altında konuşturulan ve yazı yazdırılan beyinleri satın alınmış aydın kılıklı kişilerin de misyonlarına devam ettiği görülmektedir. Bu uzman kimliği arkasına saklanmış cahil kişiler askere karşı yapılan her kanlı saldırı sonrasında ölen askerlerin komutanlarının hatalı ve suçlu olduğunu vurgulayarak adeta teröristi haklı göstermektedir.Bu şekilde askerlerimizi milletin gözünde küçük ve aciz duruma düşürerek askerleri komutanlarına karşı isyana teşvik etme suçunu da işlemektedirler.



Geçmişte terörle mücadele ederek terörü sıfır noktasına indiren üst düzey bazı komutanların, teröristlerin imzasız ihbar mektupları ile suçlanarak teker teker terörist oldukları gerekçesi ile hapishanelere tıkıldığı bir ortamda milletin kafası allak bullak olmuştur. Her saldırıdan sonra teröristlerin değil, şehit olan askerlerin sıralı komutanlarının suçlanması terörle doğrudan mücadele eden kişilerin moralini bozmuş ve askerin teröre karşı direnme azim ve iradesini zayıflatmıştır.



Özetleyecek olursak; T.C. Devletine karşı kuralsız şiddet uygulayarak asimetrik savaşı fiilen yürüten PKK örgütünün istedikleri adım adım gerçekleşme yoluna girmiştir. Teröre karşı elindeki yasal ve teşkilatlı devlet güçlerini kullanmakta tereddüt eden yönetim, adeta köpekleri salmış ve taşları bağlamıştır.



Türk insanı terörü ve terörle mücadeleyi iyi bilmektedir. Fakat bugün bu mücadeleyi yapması gerekenlerin elleri kolları bağlanmıştır. Güvenlik güçlerinin halen uygulanan yasalarla terörle mücadeleye devam etmeleri mümkün değildir. Yeni yasal uygulamalarla güvenlik güçlerinin elinin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.



Dışarıda teşkilatlanıp, yığınaklanarak doğrudan devletin güvenlik güçlerine ağır silahlarla yapılan saldırı ortamının adı Anayasamıza göre savaş halidir. Savaşa karşı tedbirlerde ancak “2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu”na göre alınabilir.



PKK terör örgütünün sadece silahlı bir kişilerden oluşmadığı yurt içi ve yurtdışında her alanda teşkilatlandığı dikkate alınarak bütün yurtta kısa sürede (En az altı ay) uygulanacak sıkıyönetim ilanı ile başlatılacak savaş hali durumuna göre acilen gerekli tedbirler alınmalıdır.



Yasal mevzuat ile eli güçlendirilen güvenlik güçleri tek komuta altında toplanarak büyük şehirlerimizden başlayarak Anadolunun her karış toprağı didik didik aranıp teröristlerden temizlenmelidir.



Devlet güvenlik güçleri kendisine ulaşamadığı ve güvenliğini sağlayamadığı için terör örgütlerini desteklemek zorunda bırakılan halkımızın can ve mal güvenliği sağlanarak çok acı çeken bu vatandaşlarımız yeniden devlete kazandırılmalı ve sonunda teröristleri ayakta tutan halk desteği kırılmalıdır.



Bir taraftan yurt içindeki terör odakları bertaraf edilip terör bataklığı kurutulurken, 1991 yılından beri PKK terörüne yataklık yapan Kandil üssüne İran ve Irak ile koordineli olarak yapılacak askeri harekatla dağlar ve kamplar teröristlerden tamamen temizlenmelidir. Bu harekât yapılırken yayınlarıyla PKK'nın propagandasını yapan medya da kontrol altında tutulmalıdır.



Sonuç olarak;



Bugün gelinen noktada terör devletin öncelikli sorunudur. Mutlaka ve acilen çözülmelidir. Soruna acilen çözüm bulunamadığı takdirde ülkenin hızla bir iç savaşa doğru sürüklendiği gerçeği asla unutulmamalıdır.



Sorun bizimdir. Tedbiri de bizim almamız gerekmektedir. Devletimiz güçlüdür. Milletimiz sağduyulu ve yeteneklidir. PKK terörünün önlenmesi için ABD ile AB’nin akıl ve desteğine ihtiyacımız yoktur. Terörü önlemek, devlet ve milletin güvenliğini yeniden tesis etmek için sadece güçlü ve bu işi çözeceğine inanmış, kendi gücünün farkına varmış ve halkın tamamının desteğini almış bir hükümete ihtiyaç vardır.



10 yıldır tek başına iktidarda olmasına rağmen bugünkü çözümsüz durumun ortaya çıkmasında katkısı bulunan Ak Partinin tek başına teröre çözüm üretebilmesi mümkün değildir. Çünkü Ak Partinin kendi çıkardığı yasalarla hazırladığı bu ortamdan ülkeyi çıkartacak gücü kalmamıştır. Zaten bu iş artık tek başına bir partinin altından kalkacağı boyutları da aşmıştır.



Bu durumda uygulanabilecek muhtemel hareket tarzları şöyle sıralanabilir;



- Bütün partileri içine alan geniş tabanlı bir çözüm hükümeti oluşturulmalıdır.



- Hükümet ilk iş olarak terörle mücadelede devlet güçlerinin elini bağlayan ve bölünmeye dolaylı olarak yardım eden dış dayatmalarla çıkartılmış bütün kanun ve yönetmeliklerİ kaldırmalıdır.



- Terörle mücadeleyi sadece asker ve polis gücü ile değil, devletin bütün milli güç unsurlarının katılımıyla gerçekleştirecek bir eylem planı hazırlanmalıdır. Bu planın gerektirdiği yasal düzenlemeler ivedilikle yapılarak güvenlik güçlerinin eli güçlendirilmelidir.



- Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilerek kısa sürede ülke şehir ve dağlarında tek bir terörist kalmayacak şekilde yapılacak operasyonlarla terörizm ülke gündeminden çıkartılmalıdır.



- Halkın güvenlik güçlerine olan güveni tazelendikten ve memleketin en ücra noktasında yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlanıp hukuk düzeni yeniden tesis edildikten sonra Seferberlik ve Savaş Haline son verilmelidir.



30 yılı aşkın bir süredir terör baskısını yaşayan Türk insanının alınacak bütün tedbirlere katkıda bulunma gayreti içinde olduğu asla unutulmamalıdır.







Dr. Tahir Tamer Kumkale

19 Ekim 2011 Çarşamba







http://www.kumkale.net



tamer@kumkale.net





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 863
Bugün Tekil 432
Toplam Tekil 1639184
IP 54.204.108.121






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































7 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu