Harputlu Ermeni Kökenli David İgnatius ile Recep Tayip Erdoğan’ın Bilek Güreşi! - Prof. Dr. Ramazan Demir - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Harputlu Ermeni Kökenli David İgnatius ile Recep Tayip Erdoğan’ın Bilek Güreşi! - Prof. Dr. Ramazan Demir
Tarih: 03.02.2009 > Kaç kez okundu? 3694

Paylaş


Davos toplantısı kapsamında düzenlenen Gazze Panelinde Başbakan Recep Tayip Erdoğan’la bilek güreşi tutan panel yöneticisi, aslen Harputlu bir Ermeni aileden olan kişi; Ermeni-Musevi David İgnatius Erdoğan’la neden bilek güreşine gerek gördü? Bu hususu çok boyutlu olarak irdelemeye çalışalım.

Davos’ta bu oturumu yöneten David İgnatius, bilinen kadarıyla, Ermeni-Musevi karışımı aslını gizlemeye çalışan, fakat, içten içe her diasporalı Ermeni gibi kin ve nefret esasına göre yetiştirilmiş olduğu tahmin edilen ünlü bir gazeteci zat. Yönetim sırasında gösterdiği adaletsizce yönetim ve “despotik” davranışların altında işte bu kin-nefret duygularını aramak gerek.

David İgnatius, ABD’nin önemli gazetelerinden Washington Post’un önemli yazarlarından biri, bu biliniyor. Bu paneli yönetmek için neden David seçildi, sorusuna cevap verecek durumda değiliz. Bu, RT.Erdoğan’ın ekibinin işidir. Ancak, bazı varsayımlarda bulunmak mümkündür.

Önce bazı soruları ortaya koyalım: Türk Dış İşleri yetkilileri David İgnatius’un Ermeni kökenli diyasporik bir üye olduğunu biliyor muydu? Ve bunu Recep Tayip Erdoğan’a söylemişler miydi? Yoksa, Harputlu Ermeni orijinli bir aileden geldiği için bilinçli mi seçildi? Diğer yandan David İgnatius’un her ne kadar bir tarafı Ermeni kökenli olsa da, diğer tarafının Musevi bir aileden geldiği de rivayet edilmektedir. Özellikle bu özelliği bilindiği için mi İsrail yetkilileri tarafından yönetici olarak seçildi? İşte size çok açılı bir gözlem-bakış objektifi… David İgnatius’ın Harputlu Ermeni orijinli bir aileden geliyor olması son derece önemli. Zira Ermeni diasporasının en çok iddialı oldukları husus, Harput Ermenileri konusudur. Anadolu’daki Ermeni vatandaşların en eğitimlileri, Harputta yetişmişler /yetiştirilmişlerdir. Bu bağlamda Harput Ermeni diasporası için son derece önemlidir. Gerekçe ise; tehcir sırasında, Harput çatışma alanı olmadığı halde, burada yaşayan Ermeni vatandaşların tamamına yakınının zorunlu göçe tabi tutulması ve bu süreçte Ermeni vatandaşların uğradıkları kayıplar hakkında yazılan raporlar ve bugün de

belge olarak gösterilen eldeki kitaplar. Kaldı ki David İgnatius, “soykırım iddialarını sonuna kadar destekleyen” kişi olarak biliniyor ve bu konuda güçlü kalemini de çok iyi kullanıyor. İgnatius, kökeninin açıktan konuşulmasını istemiyor; özellikle Harputlu bir aileden gelme Ermeni kökeni olduğundan bahsedilmesini istemiyor. Bunun çok sebepleri olabilir. ABD’de Washington Post gibi ilkeli bir gazetede köşe yazarı olmak marifet ister.

Belli ki David İgnatius da çok yetenekli birisi. Bu konumunun ne sebeple olursa olsun sarsılmasını istemiyor olabilir. Orijininin konuşulma isteksizliğinin temelinde geçmişten gelen kin ve nefret tohumunun saklı kalışı ve bunun tezahürünün bilinmesini istemeyebilir, ya da Washington Post gazetesinde ailesinin geçmişinden ötürü “dışlanma” pozisyonuna düşme endişesi olabilir ya da farklı bakışla görülme endişesi taşıyor olabilir.

Sonuçta, kamuoyunda ve gazete yönetiminde oluşacak önyargılara bağlı olarak, köşe yazarlığının ve savunduğu “diyasporik” düzenin olumsuz etkilenebileceğini düşünüyor olabilir, özetle.

David İgnatius, Türkiye’yi iyi tanıyan birisi. Belki de Harputa da gitmiş olabilir. Bilmiyorum. Köşe yazarlığının yanı sıra ’’Yalanlar Üzerine/Body Of Lies’’ adlı kitabın da yazarı. Ve bu kitaptan yola çıkılarak hazırlanmış senaryo sinemaya da aktarılmış ve 19 Aralık 2008 ta vizyona girmiş. Filmde Türkiye ile ilgili orijinal olan yönü ise, Adana İncirlik askeri üssünün teröre maruz kalması durumunda olabilecekleri anlatan bir tema taşıması.

Film için Türkiye’ye geldiği gibi “özürcü-imzacılar” tarafından “akıl vermek- almak” için davet de edilmiş. Herhalde konferans için davet eden “özürcü- imzacılara” koltuk veren ve kapı açan bazı üniversitelerde David konuştu! Dolayısıyla bay İgnatius, ülkemizde hayli itibar görmüş... Ortadoğu’nun dinamikleri hakkında fikir sahibi olmuş... En azından geldiği orijinin de önce Küçük Asyalı sonra Ortadoğulu olduğunu bilerek ve bu konuda epey emek vererek bölgenin de “uzmanı” durumuna gelmiş… Bundan dolayı da Türkiye seyahatlerinde pek çok gazeteye röportaj verdiği gibi el üstünde de tutularak İstanbul’da iyi şekilde ağırlanmış...

David İgnatius aynı zamnada Dünya Ombudsmanlar Birliği’nin de üyesidir. Kendisiyle röportaj yapmak isteyen gazetecilerle kurduğu diyalog esnasında:

Bay İgnatius’a bazı sorular sorulmuş. Örneğin; aileniz Harputluymuş, doğru mu? Harput’a hiç gittiniz mi? Dedelerinizden söz etmek ister misiniz?

Gibi sorulara genellikle sessiz kalması veya konuşmak istemediğini belirtmesi akıllara pek çok soruyu getirmektedir. David İgnatius’un her Türkiye seyahatinde farklı duygulara kapıldığı bir varsayım olabilir. Özellikle Harputlu Ermeni kökenli bir aileden geliyor olması mutlaka kendisi için bazı farklı duyguları yaşamasına sebep olabilir.

Bunları analiz etmek pek mümkün değil, ancak bazı tahminlerde bulunmak mümkündür. Türkiye kökenli olan dedelerinin öyküsü üzerinde sorulan sorulara karşın ısrarla konuşmak istememesi, bilinç altında var olan bazı negatif duyguların olma ihtimalini güçlendiriyor ki bundan daha doğal ne olabilir? Kaldı ki köken tarafında ayrıca Musevilik de var.

David İgnatius’un Davos’ta R.T. Erdoğan’ı kızdıran fiziksel

hareketlerin, “kötü niyetli” olmadığını kabul etsek bile, taşıdığı “ünlü” gazetecilik kimliği ile Türkiye’ye karşı yakaladığı bu fırsatı kullanarak, bilinç altına çocukluğundan beri muhtemeldir ki işlenmiş-şırınga edilmiş “kin ve nefret” kültürüyle önyargılarından kurtulmayarak “taraflı” bir yönetim sergilemeyi başarmıştır.

Panel yöneticiliği, evrensel kurallara göre belki değil amma kendi açısından başarılı sayılır. Sonuçta İgnatius, hem Türkiye Başbakanı’na, İsrail Cumhurbaşkanının yarısı kadar konuşma süresi tanıyarak R.T.Erdoğan’ı sinirlendirmeyi başarmış ve bir anlamda “minderi terk etme” zaafını göstermesini sağlamıştır. Bu, David İgnatius için büyük başarı sayılmalıdır.

Diğer yandan diplomatik nezakete çok aykırı olsa bile, eliyle koluyla Türkiye Başbakanı’nı adeta taciz etmiş gibi görünse de, sonra “bilek güreşine” dönüşen itişmeler olsa da, bu harekete “kabalık” bir anlam yerine, “samimiyet” duygular anlamını yükleyerek, öfkesini kontrol ederek, karşısında sinirlenen Erdoğan’ı “teskin etme” amacına yönelik olduğu algısını baskın kılmayı da başarmıştır. Sonuçta, bu fiiller nedeniyle süren “bilek güreşine” rağmen, R.T. Erdoğan, söyleme biçimi ve yöntemi tartışmalı olsa da, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e, bugüne kadar söylenmesi gerekeni, fakat söylenmemişleri söyleme başarısını göstermiştir. Ancak, tam yerinde olması gereken haklılığını, bu bağlamdaki karizmasını, “minderden kaçış” fiili nedeniyle gölgede bırakmıştır. Zihinlerde kalan tablo, “kızarmış bir yüzle masayı terk eden bir başbakan” manzarası kalmıştır. Peres’e söylediklerinin hepsi unutuldu bile… Bu gözlem ve irdelemeleri bir arada değerlendirildiği zaman şu gerçek ortaya çıkmaktadır; David İgnatius yerine bir başkası görevlendirilmiş olsaydı, Türkiye’ye karşı bilinçaltı önyargısı olmayan, en azından daha az olan bir kişi o oturumu yönetseydi, eminim ki bunların hiç biri olmayacaktı. Ve böylece “Davos Fatihi”, “Hamas avukatı”, “üçüncü Abdülhamit”, “Dünyanın Başbakanı” yakıştırmaları da olmayacaktı.

Bir şey daha olmayacaktı; Davostaki “minderden kaçış” mağlubiyeti, toplumsal zekası üç ayla sınırlı bu duygusal millete “zafer” olarak sunulamayacaktı. R.T.Erdoğan, iç politikada dört değil, sekiz ayağı üzerine düşmüştür. Bunun için de, David İgnatius’a bir teşekkür mektubu yazmalıdır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 356
Toplam Tekil 1636650
IP 54.163.94.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.311 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu