MASALSI MASALLAR - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









MASALSI MASALLAR - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 14.09.2011 > Kaç kez okundu? 2000

Paylaş


12.09.2011





1. BAŞARILI OLSUN DA DÖNMESİN!



Bir varmış iki yokmuş, iki varmış dört yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde DİNOZORİSTAN ülkesinin bir büyük Dâr-ül Fünûn’unda çalışan, öğrencilerinin çok sevdikleri (!) büyük bir Müderris, Payitaht’ta önemli bir göreve getirilmiş. Haliyle öğrencileri ile irtibatı da kesilmiş...



Müderris’in çalıştığı ve yıllarını verdiği şehirden ayrılması üzerine, çok sevdikleri öğrencileri onun yeni görevine atanmasına o kadar çok sevinmişler ki bayram yapmışlar. Büyük bir tezahüratla şehir dışına kadar onu yolcu etmişler ve aracının arkasından da –gelenek gereği- temiz su dökmüşler. Yapılan tören ve gösterilen ilgi, herkesin dillerine destan olmuş. Cerideler, mecmualar ve diğer basın yayın organları, günlerce bunu yazmışlar. Her vesile ile yıllarca bu olay gündem oluşturmuş. Müderris’in yokluğu tüm Dâr-ül Fünûn mensupları, şehir eşrafı, şehir bürokrasisi ve geniş halk kitleleri tarafından iliklerine kadar hissedilmiş…



Gün olmuş, devran dönmüş ve Saygın Müderris, günümüz Türkçesiyle Hoca, eski kurumuna bir ziyaret yapmış... Tabii çok sayıda, kaleşnikoflu eskort eşliğinde, şehrin mülkî amiri, üst düzey bürokratlar hep ‘hoş geldiniz’ demeye gelmişler.



Müderris bir ara, bıraktığı ve ‘çok özlediğini’ söylediği öğrencileri ile ‘10–15 dakikalık bir sohbet toplantısı yapmak’ istemiş ve bu isteğini ilgili yöneticiye iletmiş. O da hemen öğrencileri bir konferans salonuna toplamış ve Eski Hoca’yı sınıfa davet etmiş…



Hoca’nın koridora girmesi görülecek bir olaymış… Neredeyse mehter takımı yok… Herkes koridorda iki sıra halinde sıralanmış ve ‘Hocam, sizi çok özledik!’ demek için yarışa girmişler. Hoca salona girmiş ve Dâr-ül Fünûn’undan ayrılma macerasını ve yaşadıklarını anlatmış ve öğecilere de değerli bazı tavsiyelerde bulunmuş.



İlginç zoru-cevap faslından sonra sohbet toplantısı bitmiş… Salonda bulunan herkes avuçları çatlayıncaya kadar alkışlamışlar. Ayaklarını yere vuranların çıkardığı ses, kocaman binada deprem hissi uyandırmış. Ve Hoca, onlara el sallayarak veda etmiş ve eski çalışma binasından ayrılmış…



Hoca gittikten sonra Departman Başkanı, alkışlar eşliğinde tezahürat yapan öğrencileri tekrar salona davet etmiş ve şöyle demiş:

— Gençler, gördünüz işte… Departmanımızın, Fakültemizin, Dâr-ül Fünûn’unumuzun, ülkemizin, memleketimizin, insanımızın ve insanlığın ve dahi kâinatın yetiştirdiği bir değerimizi, bir büyük Hocamızı… Hepinizin bu yolda ilerlemesini istiyorum. Gerçekten Hoca’mızı güzel karşıladınız ve muhteşem bir uğurlama töreni yaptınız. Size bunun için çok teşekkür ediyorum. Yalnız bir şeyi anlamış değilim: Sizler, o burada hocalık yapar iken, bana onu çok sık şikâyet ettiniz. ‘Despot’ dediniz, ‘dersi bir an önce bitse de şundan kurtulsak diye, dua ediyoruz’ dediniz. ‘Derste iken çıt sesi çıkacak diye, korkumuzdan nefeslerimizi tutuyoruz’ dediniz. ‘Tebeşir fırlatacak diye kafanızı ve gözünüzü koruma tedbirleri aldığınızı’ söylediniz. “Onun yüzünden tek dersten iki ve üç yıl kaybeden pek çok arkadaşımız var” dediniz… Bunun yanında “anketlerde kendisine kötü puan veren öğrencileri el yazılarından bulmaya çalıştı. Bu durum etik mi? Biz bundan sonra yapacağınız anketlere nasıl istediğimiz gibi cevap veririz?” dediniz. Dediniz de dediniz… Eee? Peki, bu yaptığınız tezahürat ve sevgi gösterisi ne oluyor?



Öğrencilerin verdikleri cevap müthiş:

— Hocam, biz o ‘başarılı olsun da gelmesin’ diye o tezahürü yaptık. Yanlış anlamayın, Hoca’mız hep başarılı olsun, hep memlekete, millete ve insanlığa hizmet etsin ama buraya, bize, hoca olarak geri dönmesin! Gidişi muhteşem olsun ki Sevgili Hoca’mızın, geri dönmeye yüzü olmasın…

— Allah’tan dualarımızı kabul etmesini niyaz ediyoruz: Kendisi Hep Başarılı Olsun ve Hiç Gelmesin! Dualarımız hep onunla, başarılı olsun diye…

Daha sonra bir öğrenci ilave ediyor:

— Tüm endişemiz, Hoca’mız ya başarısız olur da dönmek zorunda kalırsa, ne olur halimiz? O zaman, Nuh Tufanı’nı beklemememiz gerekecek!



2. HÜKÜMET KURMA ÇALIŞMALARI



Bir varmış iki yokmuş, üç varmış dört yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde iken, DİNOZORİSTAN ülkesinin önemli her Talim-Terbiye Kurumu, ‘Özerk Devlet’ statüsü ile yönetilirmiş. Bu tür özerk statüde pek çok kurum ve kuruluş varmış... Bunlardan biri de, ülkenin kuzey-batı eyaletinde bulunan DÂR-ÜL FÜNÛN SÂKÂR isimli kuruluşmuş.



Aslında Devlet Başkanları, ancak iki defa seçilebilirlermiş. Olağanüstü olayların yaşanmaya başlandığı, 1000 yıl sürmesi beklenen dehşetengiz projelerin yürürlüğe sessizce konduğu ve her şeyin tozunun alınmaya başlandığı, Tozal’ın Genel Komutan olduğu, eşek ile atın evlenmesinden katır denen hayvanların; kurt ile köpeklerin birleşmesinden kurt-köpeklerinin dünyaya geldiği ve Deve ile Kuştan ise devekuşunun doğduğu HİNDİ yılında, mevcut yönetime muhalif bir gurup, bir çalışma ekibi kurmuşlar… Çok yoğun ve samimi bir mesai harcamışlar. İstedikleri sonucu alabilmek için ekibin her üyesi çok çalışmış. Etkili olabilecek tüm kişilere ulaşmışlar. Samimi niyet ve isteklerini ifade etmişler. Sonuçta başarılı da olmuşlar ve destekledikleri aday seçilip, ülkenin Genel Komutanı, yani Baş Komutan Tozal tarafından da atanmış…



Seçilen Devlet Başkanı –ki ismi belki de hayal meyal bazılarınca hatırlanır, Kâinat Rmzan imiş- koltuğuna oturmaya giderken, o kurumda, ekibin baş ‘organizatör’ü durumunda olan ve ilk masalda belirtilen Büyük Hoca, Büyük Müderris de varmış. İşte bu -sonradan rüyâ kişilik olarak da anılmış, bazıları da ona Sivil General adını takmışlar- çok ama çok Büyük Hoca, seçilen yeni Devlet Başkanı’nın kapısına abanmış ve tebrik ziyaretine gelen ve ‘hayırlı olsun’ temennilerini iletecek olan Çalışma Ekibi arkadaşlarını durdurmuş ve şöyle demiş:

— Evet, beyler! Size nasıl yardımcı olabilirim? Maksat hâsıl olmuştur. Çalışmalarımızın semeresini hep birlikte gördük. Hepinize çok teşekkür ederiz. Artık sizlere gerek kalmadı. Siz, şimdi işinizin gücünüzün başına dönün… Biz, ihtiyaç duyduğumuzda sizleri tekrar davet ederiz! Hadi güle güle… Güle güleyin…



Şaşkınlık ve hayretler içinde kalan, elektrik çarpmış gibi, sükût-u hayale uğrayan heyet üyeleri ‘hık-mık’ demişler, biraz bozuntu ile homurdanmışlar, ama Büyük Müderris Hoca’nın kararı kesinmiş:

— Bak! Hâlâ konuşuyorsunuz… Ben size konuşmayın, demedim mi? Hadi, marş marş… Amele gerektiğinde, üzerlerine basılacak ırgatlar lâzım olduğunda, ben sizleri bulurum. Hadi Yallah…



Nasıl ama?

‘Hoca’ dediğin,

‘Büyük organizatör’ dediğin,

‘Büyük dâvâ adamı’ dediğin,

‘Büyük yol arkadaşı’ dediğin,

‘Sırdaş’ dediğin,

‘Dâvâ kardeşliği’ dediğin,

“Sırtını ‘kaya’ diye dayadığın” büyük (!) adam,

İşte böyle olmalı, değil mi?



İşte böyle…

Üzülmeyin anlatılanlara…

Boş kalan boş-boğazlar, böyle ‘masal mı, fıkra mı?’ belli olmayan Lüzumsuz ve asılsız lâflar ederler…

Ama neticede, ne de olsa, bu anlatılanlar hep birer masaldır…

Hem de ‘masalsı bir masal’…

“Masalsı Masallar”ın tatları da bir başka oluyor.



Sizlere daha önce de “Fıkramsı Fıkralar” anlatmıştım.

Çok beğenildi.

Pek çok internet sitesinde iktibas edildi.

Eğer Google’da bir arama yaparsanız,

Ne kadar çok yerde yayınlandığını görürsünüz.



Umarım “Masalsı Masallar”ı beğenmişsinizdir…

Beğendiyseniz yenileri de var…

Onlar böyle kısa ve hemen okunacak cinsten değil…

Meraklanmayın diye, sadece başlık veriyorum:

“Romansı Romanlar”…





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 11
Dün Tekil 863
Bugün Tekil 768
Toplam Tekil 1639520
IP 54.204.198.71






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































7 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.121 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu