ŞIMARIK OĞLAN İSRAİL - Vedat KUŞAKLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ŞIMARIK OĞLAN İSRAİL - Vedat KUŞAKLI
Tarih: 08.09.2011 > Kaç kez okundu? 1999

Paylaş


Şımarık oğlan İsrail, delikanlı adam Türkiye’nin iyice canını sıktı. Tabi ki bu şımarık oğlanın kulaklarına asılmalı ve ağzına yüzüne birkaç tokat patlatmalı. Ancak tokadı patlatacaksan patlatırsın. Gözlerini bertleterek ‘’ Bak senin ağzını burnunu kırarım, kafamı bozma benim! ’’ gibi laf ebelikleriyle, itişip kakışmakla bu işler olmaz. Kavgada ilk vuran kazanır. İlk vuracaksın, kuvvetli vuracaksın, devamlı vuracaksın. Türk Silahlı Kuvvetlerinin topçuluk talimnamesinin alfabasi budur.’’Askeri ilişkileri askıya aldık, ekonomik ilişkileri değil! ’’

‘’ İsrail’in Ankara’daki askeri ataşesi Ankara’dan ayrılmıyormuş! Bitireceği işleri varmış! ’’

‘’ İlişkiler ikinci katip düzeyine indirilmiş! ’’ Geçiniz bunları! İsrail’in büyükelçiliğini tamamen kapatırsın. Asker, sivil tek bir büyükelçilik görevlisini Türkiye’de barındırmazsın. İsrail’deki Türk büyükelçilik binasına kilidi vurursun, tüm personelini Türkiye’ye çağırırsın. Her türlü askeri, siyasi, ekonomik, kültürel, spor, müzik faaliyetlerini askıya falan da almazsın, gebertirsin her ilişkini. Askıya almak ne demekse, o askıyı da kırarsın ve çöpe atarsın. Hiç bir İsrail turistine, iş adamına Türkiye’ye giriş izni vermezsin. Boğazlardan hiç bir İsrail gemisinin geçişine izin vermezsin.Türk vatandaşlarının İsrail’e gidişlerine yasak koyarsın. Bir ülkeyi, bir devleti adam etmek istiyorsan, savaşı da göze almalısın. Akdeniz’de dolaşan fırkateynlerine, hücumbotlarına, deniz karakol uçaklarına, keşif ve savaş uçaklarına, İsrail Ordu birlikleri tarafından tacize uğradıklarında ateş açma, nefsi müdafaa izni, emri de verirsin. Sadece İsrail değil; gerektiğinde ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Çin, yani kaşınan hangi ülke olursa olsun kaşıyacaksın. Ama Doğu Türkistan’daki Türk kardeşlerimizi asarak, keserek, döverek öldüren Çinlilerin Seyit Onbaşı heykeli gibi çürük mallarının Çanakkale aynalı çarşıda satışına izin verirsen, bu iş olmaz. Büyük devlet olamazsın. Senelerce ‘’ İsrail’in anası İngiltere, babası Amerika ‘’ diyerek bu ülkeyi bizim basınımız, bizim hükümetlerimiz, bizim devletimiz şımarık oğlan haline getirdi. ‘’ Anasının babasının nikahına kadar, cehennemin dibine kadar yolu var ’’ diyeceksin. ’’ Daha önceleri neredeydiniz ’’ diyordu Barış Manço bir bahar akşamı şarkısını söylerken. Silah taşıyan bir adam için en tehlikeli şey silahını birisine çekmesidir. Silahını çektiğinde tetiğe basacaksın hemşehrim. Çünkü o tetiğe basmazsan, karşındaki de cebindeki tabancasına veya bıçağına hemen davranır ve senin kararsızlığına veya blöfüne, tehdidine pabuç bırakmadan o seni halleder. Bu sebeple gerekirse hiç silah taşımayacaksın. Tatlı dille, efendilikle, güleryüzle işini halledeceksin. Olmadı yumruk yumruğa kozunu paylaşacaksın. Eğer silah taşıyorsan o silah kınından , silahın bakımını yapmak, namlusunu ve mekanizmasını temizlemek dışında, sadece patlatmak, namludaki kurşunu atmak için çıkmalıdır. Silahını ateşlediğinde hedefi 12’den vurup devirmelisin. Ben bu yüzden kişisel olarak silah taşımam. Silah taşıdığımda çok korkak oluyorum. Çünkü refleks olarak herhangi bir gerilimde elim belimdeki silaha gider. Bu örneği tabancası olan insanlar en ufak gerilimde birbirini vursun diye vermedim. Tam tersi, askerler, polisler dışında hiç bir sivilin silah taşımasına taraftar değilim, hatta yasaklanmasını öneriyorum. Hatta ben de artık emekliyim, ben de gereken kanunları çıkartırlarsa silahımı seve seve muharip güçlerimize, polis, asker yetkililerimize teslim ederim. Bireyler arası ilişkiler aynen uluslararası ilişkilerin benzeri olduğuna inandığım için belirttim bunu. Devletler arası ilişkiler makro ise, kişiler arası ilişkiler mikrodur. Mavi Marmara’ya İsrail silahlı güçlerinin saldıracağı belliydi. O konvoya Birleşmiş Milletler veya NATO, yada Türk savaş gemileri refakat etmeliydi. Haydi bu yapılmadı, sıcağı sıcağına İsrail’e 24 saat içinde misilleme yapılmalıydı. Aradan bir sene geçmiş, ufak çocuklar gibi itişip kakışıyoruz.! ’’ Özür dile lan! ’’ diyoruz. ’’ Dilemeyeceğim işte! ’’ diyorlar. Böyle devletler arası ilişki, böyle diplomasi olmaz beyler. Kusura bakmayın! Katil teröristlerin azmettiricisi olan ve şimdi İmralı’da istirahat buyuran herife 20 sene boyunca Suriye’de kral muamelesi yapan Suriye yetkileri ile hep sarılıp öpüştük! ‘’ Kuzey Irak’tan bir adet Kürt kedisi bile alamazsınız ’’ diyen ve ırkçı Kürt katillerine arka çıkan Barzani’ye Türk pasaportu verdik, bağrımıza bastık, kırmızı halılarla karşıladık, ’’ Kardeşim! ’’ deyip yanaklarına öpücük kondurduk! Türkiye’den Libya’ya ekmek parası kazanmaya giden Türk işçilerinin, Türk iş adamlarının Libya Hükümetinden almaları gereken ücretlerini Kaddafi vatandaşlarımıza senelerce ödemedi, Türk hükümeti olarak gıkımızı çıkartmadık! Srebrenica katliamı oldu, hiç bir Sırpa tavır koyamadık! Biz alışmışık, birkaç yüz kişi ellerinde pankartlarla Taksim’de, Kızılay’da 2 saat kadar yürüyüş yapar, slogan atar ve polis de biber gazı, tazyikli su sıkar dağıtır ve böylece Türk insanının gazı alınmış olur. Ahmet Davutoğlu’na ‘’ Yabancı Dış İşleri bakanlarının en korktuğu adam! ’’ damgasını vurduk! Aman da ne korkarlarmış! Dalga geçiyorlar, dalga! kimsenin bizden korktuğu yok! İsrail ile aramız kaç defa limoni oldu, ama yine bizi kafa kola aldılar ve yine milyarlarca dolarlık silah ihalelerini kaptılar. Yani İsrail ile aramızdaki gerginlik artık yalama oldu, vida tutmuyor! Mustafa Kemal Atatürk hasta yatağına düştüğünden ve vefat ettiğinden beri Türk dış politakasında zafer kazandığımız tek bir hamleyi söyleyin bana! Kim söyleyecek? İlk palavrayı kim sıkacak? Sadece rahmetli Bülent Ecevit’in Amerika’nın, İngiltere’nin, Avrupa’nın tehdit ve baskılarına rağmen, salyalarını akıtarak Türk kanı içmeye susamış ırkçı Rum çetelerine ‘’yumruğumuzu koduğunda suratlarına, kıç üstü oturtması!’’ olayı vardır, Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra ilk ve tek başkaldırıdır emperyalist kahpe dünyaya. Tayyip Erdoğan’ın ‘’ Van minut! ’’ olayı da göğsümüzü kabartan, coşkulu ve hoş bir çıkıştır ama sadece görüntüde kalmıştır. Ben her makalemde olduğu gibi, sözü yine Türk aleminin siyasi, askeri, ekonomik olarak Büyük Türk Birliğini kurması gerektiğine getireceğim. Çünkü o zaman hiç bir oğlan ülke karşımızda şımaramaz. Hiç bir kahpe devlet altımızı oyamaz. Hiç bir gay hükümet suratımıza sırıtıp arkamızdan entrika çevirip aleyhimize katil terösitleri kışkırtamaz. Teröristlerin döşediği mayınlar İtalyan, Rus yapısı ve biz bu ülkelerle dostluk peşindeyiz. Kürt ırkçı teröristlerini besleyen, büyüten Avrupa Birliğidir, Amerikadır, İngilteredir, İsraildir ve biz bu ülkelerle sıkı, fıkı askeri, ekonomik kankalıklar içindeyiz. Çin Doğu Türkistan Türklerinin kökünü kurutuyor ve Türkiye ucuz Çin mallarından geçilmiyor. Delikanlı olacaksak, Adanalı’nın dediği gibi Allahımıza kadar olacağız. Tek tek basaraktan, bade süzerekten bu işler olmaz. Kıvırmakla, sekmekle devletler idare edilmez. Türkiye İsrail askerleri gibi cinayet işleseydi, önce bizim basınımız o askerlerin, Genelkurmayın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin iddianemesini hazırlayıp iplerini çekmişti. Sonra yüzlerce subay emekli edilmişti veya sürgün tayinleri ile sürülmüştü ve bir çok kişi açığa alınmıştı, bir çok kişi Hasdal, Silivri cezaevine tıkılmıştı. İsrail ise askerlerinin kimlik bilgilerini dahi vermiyor ve ‘’ onları koruyacağız! ’’ diyor. İsrail bir askerini Filistinliler kaçırdı diye Filistini kan gölüne çevirdi, içimizdeki yüzsüz, arsız katil mahluklar bizim nice subayımızı, astsubayımızı, uzmanımızı, erimizi, polisimizi, sivilimizi, öğretmenizimizi, mühendisimizi, işçimizi, hekimimizi ya öldürdü veya inlerine kaçırdı, biz İsrail’in Filistin’e koyduğu tepkinin binde birisini koyamadık. İran’ı görüyorsunuz! Aynı terörist katil mahlukların analarını ağlatıyor,köklerini kurutuyor. Onlarda ateşkes falan diyor, İran oralı bile olmuyor. İran’a Amerika bu güne kadar niçin saldıramadı acaba? Çünkü İran’a Arap Baharı masalı uymaz. İran köklü bir ülke ve savaş tarihi de yabana atılacak seviyede değil! Dış İşleri bakanlığına hitaben aylar,belki de bir iki sene önce bir makale yazdım.’’Avrupa’daki ikinci, üçüncü nesil Türk evlatlarına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmeyecek ve bu durum Avrupa’daki Türkleri üzmektedir’’konulu bir yazıydı.Birileri Türk olmaktan, Türkiye’de Türk olarak yaşamaktan rahatsızsa, bırakalım da Türk olmaktan onur, gurur duyan evlatlarımızın ikinci, üçüncü, dördüncü nesil olup olmadıklarına bakmaksızın Türk kimliklerini muhafaza etsinler görüşünü savundum. İngiliz, Alman, Hollanda vatandaşları kendi ülkelerinden kopuyorlar ve Türkiye’ye gelip Türk vatandaşı oluyorlar hatta bizim Türkülerimizi, zeybek oyunlarımızı öğreniyorlar. Bu arkadaşlara bu hakkı tanıyoruz ama Avrupa’daki, Amerika’daki kardeşlerimizin evlatlarını, torunlarını Türk görmek istemiyoruz! İşte Dış işlerinin başarısının,başarısızlığının püf noktası buradadır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 532
Toplam Tekil 1636826
IP 54.211.191.72






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.716 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu