Güdümlü Demokrasi - Aziz Dolu ATABEY - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Güdümlü Demokrasi - Aziz Dolu ATABEY
Tarih: 08.08.2011 > Kaç kez okundu? 1918

Paylaş


Türkiye 1876 yılından beri az veya çok demokrasiye aşinadır. Gerçek anlamda bir halk yönetimine şahit olunamadan onlarca yılın devrilip gittiği tarihi bir vaka olmakla birlikte, yarı meclisli ve meclisli (parlamento) yönetim anlayışları ile bugünlere kadar gelinmiştir. Aslında bu uygulamalar halk yönetimi olmayıp, halkın yönetilmesi olarak algılanagelmişse de, demokrasi açısından baktığımızda iyi kötü bir geleneğe sahip olduğumuz görülür. Bu züğürt tesellisi, en azından yüreklerimizin soğumasını, dimağlarımızın hararetinin düşmesini sağlamaktadır. 1960’lı, 70’li yıllardaki su kaynatma talihsizliklerine; 1960, 1970, 1980’li yıllardaki keple bot arası üç kuruşa beş köfte dallamalıklarına maruz kalsa da halkımız bire yedi, bire yedi yüz veren başakların hayalîyle tahta sandıkların daracık yarığına umudunu ekmiştir. Ama her defasında yaban otları sarmıştır bu hayalleri, umutları… Öyle ya, çıkanın civciv mi kuş mu olduğu hayati öneme sahiptir bu millet için. Zira ‘kuzum’ diyerek koynunda büyüttüğü kuzgunlar yüzünden epeyce çilelere maruz kalmıştır. Umulur ki kuzgunların köküne kıran girsin de bu asil millet felâha ersin. Niyetimiz de, temennimiz de budur cancağızlar.



27 Mayıs 1960 darbesi milletin hafızasına kazınmış, milletin vicdanını kanatmıştır. Darbenin kime karşı yapıldığına dikkât ederseniz; söylenenlerin aksine darbecilerin Atatürk devrimleriyle uzaktan yakından bir alâkalarının olmadığını görürsünüz. Zira darbe Atatürk’ün son başbakanı Celal Bayar’a ve halkın % 65 desteği ile işbaşına gelmiş Ali Adnan Menderes’e karşı yapılmıştır. Darbe, Sovyet Rusya ile çok önemli anlaşmaların yapılmasına sayılı günler kala inmiştir Meclisin, dolayısıyla da milletin tepesine. Yaman hırsız, ev sahibini bastırmıştır anlayacağınız.



1980 öncesi dönemde, öğleden önce bir sağcının (ülkücü?) sinesini gül bahçesine çeviren delikli demir, öğleden sonra da kalkıp bir solcunun (devrimci?) göğsünü kızıla boyarken; mertliği bozan namertler, meş’um (makûs, uğursuz) şartların olgunlaşmasını beklerken milletin elinden -maalesef- hiçbir şey gelmemiştir. Akıl tutulmasına uğrayan yığınlar sokaklarda birbirlerini boğazlamışlardır yıllarca. Sonuçta da ‘birilerinin çocukları’ başarmıştır. Öyle ya, ayağın baş olması olacak iş midir? Ayan, eşraf takımı; ağa, şeyh gürûhu varken marabalara düşse düşse halt etmek düşer değil mi ya? Üstelik bu câhil cühelâ takımı Batı kültürüne de bir türlü ayak uyduramamıştır. ‘Müslüman’ız elhamdülillah’ deyip, pasif direnişe geçmiştir. Hâl böyle olunca da, bu medeniyet düşmanlarını yola getirmek farz olmuştur monşerler için. Velhâsıl (kısacası) asil milletimizin, gül bahçesine çevirir umuduyla sinesini açtığı bu zevat, milletin millî ve manevî değerlerine yabancılaşmış, yaban otları gibi millî bünyeyi tahrip etmiştir.



Güzel ülkemizde, demokrasimizin aksadığı; kör-topal bir şekilde yol almaya çalıştığı ortadadır. Zira temsil edilen, temsil edeni kendisi seçmediği için; temsil eden, halkın arasından değil de bir fırka (party) başkanının ve/veya onun ahbaplarının iki dudağı arasından çıkmakta, bu garabet durumun bir sonucu olarak da temsil edilen halka ‘eline vur, ekmeğini al’ muamelesi reva görülmektedir yahut görülebilmektedir. Uygulanan bu yönetim (regime, rejim) modelinin demokrasi olarak adlandırılması ise abesle iştigâl bir lâkırdıdır bize göre.



Evet, canlar! Demokrasinin özü özgürlük, tezahürü ise düşünce hürriyetidir. Türkiye’de gerçek bir demokrasinin gelişmesi, yerleşmesi isteniyorsa ‘sivil denetim’ mekanizmaları biran önce hayata geçirilmelidir. Milletin özgürlüğüne ve düşüncelerine saygı gösterilmeli; emanet, sahibine yani bu büyük millete teslim edilmelidir. 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' diyen, 'Akıl, akıldan üstündür' diyen bu millete!.. Yok, siz Hızır iseniz yahut âlemin akıllısı iseniz o zaman başka tabi. Ne diyelim: “Bilmediklerim ayağımın altına konulsa başım göğe değerdi.” diyen Hz. Ali (ra) Efendimize selâm olsun. Serik–07.06.2011 Salı



Aziz Dolu Atabey

azizdolu.blogcu.com





Derkenar: Hz. Ali (r.a.), Efendimiz bir gün kürsüde vaaz ederken kendisine bir soru yönelten ve sorusuna cevap alamayınca: “Bilmiyorsan o kürsüye niye çıktın?” diyerek tepki gösteren bir şahsa: “Beni bildiklerim buraya çıkardı. Bilmediklerim ayağımın altına konulsa başım göğe değerdi.” diyerek takdire şayan cevap vermekle kalmamış, tevazünün en güzel örneklerinden de birini sergilemiştir.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 554
Toplam Tekil 1640096
IP 50.16.107.222






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu