Milliyetçiliğin Türkçe Sürümü - Aziz Dolu Atabey - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Milliyetçiliğin Türkçe Sürümü - Aziz Dolu Atabey
Tarih: 25.01.2009 > Kaç kez okundu? 2070

Paylaş


Mustafa Çalık Bey, ülkemizde milliyet ve milliyetçilik kavramlarını doğru algılayan ender insanlardan biridir. O’na göre, 1970’li yıllarda bir nevi ‘iç harp ideolojisi’ işlevi gören Türk milliyetçiliği; 1980’li yıllara gelindiğinde ise ‘eylem pusulası’na dönüşmüştür. Yazar, o yıllarda milliyetçilerin girip-çıktıkları ocak, okul, vakıf, dernek… türü oluşumların gayri resmi olarak birer ‘özel harp dairesi’ gibi çalıştıklarını iddia etmektedir. Bu iddianın çarpık yanına gelince; iddia, milliyetçiliği bir kişinin, kurumun veya kuruluşun tekelinde görme yanlışlığını bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. Üstelik bu çarpık anlayış, ‘birleştirici’ olması gereken milliyetçiliğin, ‘bölücü’ unsurlara yataklık eder hale gelmesine de yol açmaktadır. Oysa milliyetçilik, milleti oluşturan bireylerin her birinin yüreğinde yer alan bir sıcaklıktır. Ama siz, milliyetçiliği, dünya görüşüne (ideoloji) ve siyasete malzeme yaparsanız, sıcaklığın yerini soğukluğun alması da kaçınılmaz olacaktır. Bir nevi bölücülük olan bu ‘biz ve onlar’ teranesini dinin veya Atatürk’ün siyasete alet edilmesiyle karşılaşılan sorunlarda da gözlemleyebiliriz. Peki, bu sorunların ‘milliyet’ söz konusu olduğunda da yaşanmayacağını kim garanti edebilir?

Evrenkentte (univercity) okurken, Toktamış Ateş’in konuşmacı olarak katıldığı bir bilgilendirme toplantısına (konferans) gitmiştim. Konuşmasının bir yerinde -kelimesi kelimesine dikte (note) ettiğim- “Solcu olmayan Atatürkçü olamaz. Atatürkçü olmayan insan olamaz.” teranesini yumurtlaması üzerine de toplantıyı terk etmiştim. Bir saatimi boşa harcadığıma mı yanayım, adam olamadığıma mı; Atatürk’le arama örülmeye çalışılan ideolojik bağnazlığa mı? Varın, ötesini siz düşünün. Neyse akşam olup da Kırım göçmeni Ali Emmi’nin gönül ikliminde ‘tavşankanı’ çaylarımızı yudumlarken içimizdeki öfke seli de durulmuştu. Bizim tabelaya oy vermeyen Türk değildir; bize oy vermeyen de Müslüman değildir; yok, asıl bizden olmayan Atatürk düşmanıdır… türünden zırvalıkları seslendirenlerin İmralı’daki Abduş’tan (Peygamberimizin sevdiği isimlerin başında gelen ‘Abdullah’ın manasını kirletmemek lazım canlar.) ne farkları var Allah aşkına? Sevinçte, kederde; kaderde bir olmak dururken hem de…

Evrensel bir kavram, bir olgu olan milliyetçiliğin ülkemizde sorun haline getirildiği, getirilmeye çalışıldığı malumunuzdur. Anayasal vatandaşlıkla, kültürle açıklanması gereken milliyetçilik kavramını günlük siyasetin yardakçılığına mahkûm etmek; en başta milletin kendisine karşı yapılacak bir haksızlık ve saygısızlıktır. Yine Amerikan karşıtlığını ‘devrimcilik’ sanmak ne kadar ahmaklıksa; Sovyet (Rusya) karşıtlığını ‘ülkücülük’ sanmak da o kadar ahmaklıktır. “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.” düsturu bir tarafa bırakılarak; birkaç siyasi partinin gençlik kolları, bilemediniz yan kuruluşları gibi hareket eden devrimci milliyetçilik, ülkücü milliyetçilik, liberal (batı tarzı) milliyetçilik, dini milliyetçilik… türü cepheler -olsa olsa- milliyetçiliğin manâsına erememiş geniş halk yığınlarının koyun gibi güdülebilmesi için sarf edilen laf ebelikleridir. Peki, milliyetçiliğin manâsı nedir? Bir bireyin (fert), kaderin ona çizdiği yolda kendisini gerçekleştirmesi; gerekli vasıflarla (özellik) donanması neyse, bireylerden oluşan (müteşekkil) milletin de kendini gerçekleştirmesi; çağın gerektirdiği bilgi, birikim ve becerileri bünyesinde toplayarak, diğer uluslar karşısında ‘ben de varım’ demesidir. Kısacası ortak çıkarlarla güçlenen, birlikte yaşama isteğidir. Birlik, beraberlik içerisinde; güçlü, kuvvetli, mutlu, huzurlu…

Mustafa Çalık Bey, -haklı olarak- millet, milliyetçilik kavramlarının bu ülkede kavga sebebi gibi gösterilmeye çalışılmasına rağmen, asla olayların gerçek sebebi olamayacağını belirtmektedir. Zira demir çubuklarla dövüldükten sonra, okulun ikinci katından atılarak öldürülen, hatta öldüğünde ayakkabısının tabanı da delik (!) olan Dursun Önkuzu da Türk’tür; O’nu acımasızca dövdükten sonra ikinci katın camı, çerçevesiyle birlikte aşağıya atanlar da… Dünyaya geldiğinde -bilmem kaçıncı erkek evladı dünyaya getirmekten ötürü- buruk bir sevinç yaşayan anne-babasının ‘bari bundan sonraki kız olsun’ temennisiyle adını ‘Dursun’ koyduğu, Dursun Önkuzu yerde can çekişirken, bahçede toplanıp; polisin ve sağlık ekiplerinin müdahalesini engelleyenler de Türk’tü! Hatta ve hatta bir kıyıda bekleşen ‘iman kurtarma sevdalıları’ da Türk’tü! O halde, milliyetçilik meselesi kan-gen meselesi değildir bu ülkede… Bir ‘kardeşi, kardeşe kırdırma’; bir ‘tarlanın taşı ile tarlanın kuşunu öldürme’ meselesidir. ‘Su uyur, düşman uyumaz.’ diyen atalarımıza inat, maalesef biz uyuduk. Ve birileri de amacına ulaştı.

Milliyetçiliğin Türkçe sürümü (versiyon) ile ilgili tarafsız, bilimsel yaklaşımların az da olsa dillendirilmeye başlanması -yeni kuşaklar (nesil) söz konusu olunca- sevindirici bir gelişmedir. En azından geçmişin hatalarından, acılarından dersler çıkarılarak; geleceğin barış ülkesi, Büyük Türkiye’si tekrar inşa edilebilir. Bunun gerçekleşmesi ise sağ-sol; Alevi-Sünni; Kürt-Türkmen… türünden farklılıkların değil; din, vatan, millet, devlet, bayrak, marş, sanat, spor, edebiyat… diye giden bilim ve kültür kaynaklarının öğüt (referans) alınması ile mümkün olabilecektir. Tabi bu öğütlerin de kuru kuruya bir işe yaramayacağı malumunuzdur. Öyleyse bu öğütlerin lafta kalmaması; içlerinin doldurulması gerekmektedir. Bu da, vatandaşlık bağlarının güçlendirilmesi; ortak çıkarların korunması; adaletin, kültür birliğinin sağlanması… ile mümkün olur. Bunlar olduğu takdirde de, milliyetçilik bu ülkede bir sorun olmaktan çıkar. Hatta ilahi vazifesi olan ‘âleme nizam verme’ gayesinden uzaklaşan Türk milliyetçiliği, böylece aslına geri dönmüş (rücu) olur. Sonrası, insanlığın hizmetine sunulmuş yeni bir ‘Osmanlı barışı’nın hüküm sürdüğü; ‘Fatih’ler yetiştiren bu milletin, ‘mehdi’ vazifesi gördüğü bir asr-ı saadetin yaşanması… olarak ortaya çıkacaktır. Gerisi Yüce Allah’a kalmış. Ne diyelim, Allah-û âlem...





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 21
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 594
Toplam Tekil 1640949
IP 54.163.173.253






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu