İLERİ DEMOKRASİ ve MUHALEFETE KAHRİYE - Mustafa Nevruz SINACI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









İLERİ DEMOKRASİ ve MUHALEFETE KAHRİYE - Mustafa Nevruz SINACI
Tarih: 05.08.2011 > Kaç kez okundu? 1942

Paylaş






“Açılım-saçılım adlarıyla ‘ileri demokrasi’ yolunda, ciddi mesafeler alındı!



Protokole geç kaldığı ve program başladığı için kendi geldiğinde ayağa kalkmayan; anlı-şanlı, üstün hizmet madalyalı, PKK'nın rüyalarını bile korkutacak yetenek ve cesaretteki Paşa'yı; Gizli tanık ifadeleriyle görev başındaki Generalleri, tutuklayabiliyor İleri Demokrasi!



"Meşenin dalları, nerenize ...di? Has..tirin! Has..tirin!" diye iltifat eden bir Belediye Başkanına, ayrı bir devlet temsilcisi gibi beyanat verenlere, yaptırımı yok. Meclis'e gelmeyen, kendi meclislerini toplayan, Özerklik ilan eden, kendi vergilerini toplayacaklarını, devlete vergi vermeyeceklerini, ekonomik destek haracı isteyeceklerini açıklayanlara izin veriyor!



Aynı gün 14 Mehmetçik katlediliyor! 14 Mehmetçiğin katledildiği hain tuzak sonrası itlâf edilen PKK'lı leşlere, "Onlar bizim kahramanlarımızdır." diye sahip çıkılıyor! Onlara İleri Demokratlığın bütün tavizleri… Komuta kademesinde suçlu görülen subaylara, cezaevi tehdidi! Allah belânı versin İleri Demokrasi!



Vicdani Ret diyerek asker vermeyenler, Devleti dağa çıkmakla tehdit ediyorlardı, alışmıştık! Şimdi de Diyânet İşleri Başkanlığını reddederek, sivil itaatsizlik adıyla camilerde değil, açık havada alternatif Cuma ve teravih namazı kılıyorlar! İslâmiyet'e göre haram aylar da, üç aylar da, bırakın savaşmayı, avlanmak bile mekruhken, düzde alternatif Cuma ve Teravih Namazları kılınırken dağda her gün, ikişer-üçer Mehmetçik katlediliyor!



Her gün, hem de üç aylar' da, Ramazan mübarek'te askerlerimiz katlediliyor, esir edilip dağa kaldırılıyor, Cumhurbaşkanı, Başbakan kınıyor! Meclis başkanı çok sert ifadelerle kınıyor! Genel Kurmay Başkanı yok! Dört saat önce KKK’na, sonra vekâleten Genel Kurmay başkanlığına atanan General, kendi ikbal hayalleriyle meşgul ve kınamaya bile zamanı yok!



Ben ve millet ve Şehit Aileleri sadece kınamıyor lânet ediyoruz! Belâ okuyor, beddua ediyoruz! Allah onlarında, onlara ileri demokratik hak tanıyanların da, isyan edenlerden hesap sormayanların da, koca NATO generallerine, FB başkanı'na, muteber işadamlarına, yazarlara, gazetecilere güç yetirirken; KCK'lılara, BDP'lilere, PKK'nın siyasallaşmış şehir örgütlerine güç yetiremeyenlerin de bu mübarek günler yüzü suyu hürmetine Allah belâsını versin!



İleri Demokrasi'yi Allah kahretsin! Cehennem sıcağında çocuklarımızı, kuru otların, çalıların ortasında tuzağa düşürenlerin Allah belâsını versin! O çatışma yerini yasaklamayarak yandaş basının olmadık resimleri servis etmesine izin veren, rütbe yarışında ihanet içinde olan her kesin Allah belâsını versin! Ne orucumuzdan, iftarımızdan ne de teravih'ten tat almıyoruz! İçimiz kan ağlıyor. Şu mübarek günlerde halka bunları reva görenlerin, Allah belâsını versin!



Bu millet sizi, "hizmetin ibadet" sayıldığı yere kadar çıkardı! NATO Generalleri karşısında yalnız bırakmadı! Yandaş dolma kalemler, sizin adınıza Türk Milletine, Türk Ordusu'na, Atatürk'e, Cumhuriyet'e olan öfkelerini kusuyorlar! O Türklükten, milletlikten, milli duygulardan nasipsiz çukurlara, millet sizin hatırınıza tahammül etti, ediyor! Daha ne yapsın bu millet, yürek yangınlarını engelleyesiniz diye? Allah’ınızı severseniz artık doğruyu yapın! Her kese, her kuruma yeten güç, PKK'lılara yetmiyorsa; o güç’ün de Allah belâsını versin! Mazlumun, yolcunun, yetimin duası-bedduası tutar derler! Mazlum Şehit aileleri adına, evinden barkından kaçan sürgün yolcuların adına, Şehit yetimleri adına; bu aziz mübarek günlerde Allah belâlarını versin! Allah müstahaklarını versin! Kahroluyorum, Allah Kahretsin!” (İftar Bedduası, Mustafa Aslan- 3 Ağustos 2011)



Aziz meslektaşımın bu feryâdını paylaşmak istedim. Doğru; Halkın içine itildiği gayya çukurundan gün boyu kahriye, beddua ve lânetler yükseliyor. Ancak hakiki felâket ve melânet suçlu’nun “muhalefet” olduğu asla unutulmamalı. Zira bu menfur kaos, yasa ve ahlâk dışılık; hak-adalet, hukuk ve anayasa düşmanlığı hüküm sürerken mhp&chp ne yapıyor Allah aşkına? Ya kartel domuzlarından beslenen sözde aydınlar? Önüne atılan her kemiğe onursuzca atlayan oligark’a ne demeli? İşte, esas bu şahsiyetsizlik ve haysiyetsizliğe lânet olsun, kahrolsunlar...











.....///.....











SURİYE TEZGÂHI VE TÜRKMEN KATLİAMLARI



Mustafa Nevruz SINACI



Geri zekâlı, ilmi hâl ve insan ahlâkından yoksun, akıl fukarası, asırlık dâhili bedhah birileri, Arap ülkeleri ve menfur yönetim unsurlarını hâşâ Müslüman olarak nitelemekte. Bu tam bir cehalet, gaflet, dalâlet, hıyanet ve insanlık davasına ihanet; Yalan, iftira ve bühtandır.



Ama her ne hikmetse, günümüzde adı dinci veya diyalogcu ya çıkmış bütün okumuş, yazmışlar böyle düşünür; Üstelik sözlerini; ‘İslâm akıl dinidir, mantık dinidir’ diye bitirir; Her daim, bilerek-isteyerek, plânlı-programlı olarak işledikleri günahların kızgın ateşiyle kavrulan ruhlarını soğutmak için aklî olmayan hurafeler ve boş işlerin peşinde koşarlar.



Örneğin: İnsani ve dini hayatımızın temeli, hakkıyla ve lâyıkıyla kılınan 5 vakit namaz yetmezmiş gibi; Kandiller, üç aylar, mübarek günler-geceler, bayramlar ve iki bayram araları derken, çok değerli vakitlerini hayatlarından ayırır, en insani, medeni işlerini ihmal eder hale gelirler. Şimdi bir de tesbih modaları var. Ellerinde bir tesbih matik, sabah akşam çeker, sonra bunları eşe dosta rakam gösterilip bununla gurur duyarlar. Ama çevrelerini kuşatan haksızlık, yolsuzluk ve yoksullukla alâkadar olmaz; doğruluk ve dürüstlüğü tavsiye etmez; ihanete karşı durmaz, zalime dur demezler. Ne yani, bu mu İslâm? Yaptıkları dindarlık falan değil softalık. Fanatizm. Mademki İslâm bir akıl dini, o halde duruma bir açıklık getirmek gerek!..



İŞİN DOĞRUSU VE AÇIKÇASI



Günceli dosdoğru değerlendirip, geleceğe dürüstçe ışık tutabilmek için “Müslümanlık önce İnsan olmayı zorunlu kılar; İnsanlık mutlak doğruluk-dürüstlük, iyilik demektir; Ancak adalet, hak’a riayet ve hakikatte ilim-irfana teslimiyetle ancak İslâm olunabileceği” gerçeğini mutlaka açıklamak bilinmesini sağlamak zorundayız. Aksi takdirde bu günün alt varlıklarını; Dinli veya dinsiz samimi, saf, temiz, namuslu, dürüst insanlar ile dindarlardan ayırt edemeyiz.



Öncelikle ve mutlaka şu hakikati bilmek lâzımdır ki: İslâm, Hazreti âdem’den beri var olup 124 bin Peygamberle sürüp gelen tek din’dir. Satanizm ile putperestlik muhtevalı mason tarikatı öğeleri taşımadıkça, Hazreti Muhammed’i peygamber olarak kabul eden her mezhep, tarikat ve bütün yollar İslâm’dır.



İslâm, kesinlikle lâik, Cumhuriyetçi ve Demokrat’tır.



Tıpkı Atatürk’ün: “Türk demek: Türk’çe düşünmek, Türk’çe konuşmak ve Türk’çe yaşamaktır” demesi gibi; Müslüman demek da, “namuslu, dürüst ve adaletli yaşamaktır.” İşte olayları bu zaviyeden ele alıp değerlendirmek lâzımdır. Sonuçta bu özellikleri (inandığı gibi yaşamak; Demokratik seçim ve Şûra yoluyla yönetim) taşımadıkça hiçbir rejim meşru, devlet temelinde hukuki, ahlâki ve insani değildir. Bizimde dâhil olduğumuz, günümüz (öz’de değil) sözde Müslüman ülke ve topluluklarının sorunu budur. Dolayısıyla yukarda açıklanan mutlak değerlere nazaran aksi istikamette gelişen; Batı kaynaklı baskı, NBC ve psikolojik savaş, çok yönlü soygun-vurgun, mukallit Orta Doğuyu felâkete sürüklemektedir.



Öyle ki, 20 yıldır Musul hattı, Kerkük, Telâfer ve Suriye’de alçakça gerçekleştirilen Türkmen soykırımları, Diyarbakır merkezli özerklik furyası ve din tüccarlarının insani boyut düşmanlığı ve İslâm’ı yozlaştırma çabaları bütünüyle bir AB+ABD, Ermeni-mason oyunudur.



Bu nedenle ve özellikle “Suriye-Irak bağlamında” olarak:



1- ABD, İngiltere, NATO veya İsrail, Suriye'ye asla müdahale ettirilmemelidir.



2- Türkiye, Suriye'ye dış müdahaleyi engelleyecek şekilde daha aktif bir politika izlemek, sürece dâhil olmak ve gerekirse taraflar arasında arabuluculuk yapmak zorundadır.



3-Türkiye, Türkmen unsurlarını korumak, adaleti temin ve barışı sağlamak için İKO, Arap Birliği ve BM nezdinde acilen ve derhal sonuç alıcı girişimlerde bulunmalıdır.



4-Türkiye, Suriye ile kurulacak ilişkilerde, ABD veya başka bir koalisyon adına değil, bir imparatorluk varisi-bakiyesi olarak sürece dâhil olmalı ve bunu açıkça deklare etmelidir.



5-Beşar Esed yönetimi, Türkmen halkına şiddet uygulamak, soykırım ve lânetli terör örgütüne yardım ve yataklık etmekten vazgeçmeli; BAAS rejimini terk ederek, Kürt kisveli Ermenilerden arınarak, insan haklarına saygılı, özgür ve adil bir ülke olmayı başarmalıdır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 22
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 772
Toplam Tekil 1640314
IP 54.161.241.199






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.312 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu