Kardeşlik Ekonomisi - Aziz Dolu Atabey - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Kardeşlik Ekonomisi - Aziz Dolu Atabey
Tarih: 23.01.2009 > Kaç kez okundu? 2049

Paylaş


Yavuz Sultan Selim Han’ın İran’a yönelik güttüğü siyaseti bilmeyen yoktur. Doğu Anadolu yüzünden kopan fırtına, zamanla dini, ticari vs. bir sürü sorun olarak çetrefil bir hâl almıştır. Bu durumu o zamanın şartlarında incelemek, değerlendirmek gerekir tabi ki. İslam’ın sancağı için yapılan amansız bir yarış; amansız bir rekabet söz konusudur. Böyle bir ortamda Yavuz, İran’ı iktisadi yönden zayıflatmak için; bu ülke ile ipek ticaretini yasaklar. Çok geçmez, bir tüccar yasağı ihlâl eder. Ee tabi Yavuz’un hışmını çeker. Yavuz, zatın idamını ve devlet adına, mallarına el konulmasını buyruk verir. Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi, ticaret hukuku ve bireysel haklar konusundaki İslâmî içtihatları da delil gösterip, bu karara muhalefet eder. Sonuçta cezanın hükmü kaldırılır. Hatta Yavuz, Zembilli Ali Efendi’ye bir özür mektubu bile gönderir. Şimdi bu olayı niye anlattım? Âlemin liberali, serbest piyasa havarisi Amerika, kalkıp da Türk mallarına kota koyarken; İran’la ticaret anlaşması yaptın diyerek, Türkiye’ye baskı yapmaya çalışırken; bizim liberallerin dumura uğramış dimağlarının açılmasına dair içimde hâlâ bir umut kırıntısı taşıdığım için… Ne demişler, niyet hayır; akıbet hayır. O halde Batı ülkeleri için bir açık pazar olmaya ‘hayır’ diyelim cancağızlar. Hayırda, hayır vardır zira.

Bugün Yahudilere baktığımızda tek millet olarak dünya siyasetinde büyük işler başardıklarını görürsünüz. Keza Hıristiyanlar da tek millet olmaya doğru gitmektedirler. Hatta komünizmin çökmesi ile aralarındaki sen-ben kavgası da bitmiş görünüyor. Budistler vs. de hemen hemen öyle… İslâm âlemine baktığımızda ise ne yazık ki Müslümanlar bölük-pörçüktürler ve bundan da -maalesef- rahatsızlık duymamaktadırlar. Üstelik Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar, Doğu Türkistan… diye giden misallerde de görüldüğü üzere, mesele bu bölük-pörsüklükten çıkmaktadır. Bir, iri ve diri olmayı başaramayan bir âlemin de dünya siyasetinde söz sahibi olması takdir edersiniz ki hayaldir. Oysa bu millet hayal kurmak için değil; hayalleri süslemek için yaratılmıştır. Çünkü bu millet, Necip Fazıl Bey’in de dediği gibi “Allah’ın seçtiği kurtulmuş millet”tir.

Avrupa ile Amerika’nın siyasi ve ekonomik olarak açık-gizli bir çekişme içerisinde olduğu; özellikle de Sovyet Rusya’nın dağılıp, soğuk savaş yıllarının sona ermesi ile bu sürtüşmenin daha da belirginleştiği artık dedikodu olmaktan çıkmıştır. Amerika Birleşik Devletlerine karşı oluşturulmaya çalışılan Avrupa Birleşik Devletleri de somut adımlardan biridir. Rusya’ya karşı Amerika’yı bir nevi koruma (Batılıların söylemiyle, goril) olarak kullanan Avrupa, böylece hem zindeliğini korumuş hem de Amerikan ve Rus gücünün karşılıklı erimesini sağlamıştır. Bu yarışta Rusya erken havlu atmış, Amerika’nın da 60’lı yıllardan sonra gittikçe artan iç ve dış borçların sebep olduğu bütçe açığı ile başı belaya girmiştir. Hatta dünya piyasalarında halen sürümde bulunan Amerikan dolarının bile altın olarak Amerikan Federal Bankasında karşılığının olup olmadığı belirsizdir. Tuzak kuramcıları (komplo teorisyeni), dünya piyasalarına sürümü yapılan bu paranın büyük ihtimalle (olasılık) kara para olduğunu; dünya iktisadiyatının (economi) damarlarına zerk edilmiş (enjekte) bir nevi kokain görevini gördüğünü ve yakın zamanda, geçici rahatlamanın sona ereceğini iddia etmektedirler. Buhrana (kriz) sürüklenen dünya iktisadiyatının büyük darbe alacağı malumunuzdur. Haliyle Tanrı Dağlarına indiğinden; Hıra Dağlarında erdiğinden bu yana dünya siyasetinin, dünya iktisadiyatının en önemli oyuncularından (aktör) olan Türk Milletinin de bu buhrandan nasibini alması kaçınılmazdır. Bununla birlikte “iş”te birliği gerçekleştirmiş bir Büyük Türkiye’nin bu badireden etkilenmeyeceği; en azından, az zararla kurtulacağı da ortadadır.

Türk iktisadı, yıllardır sürdürülen ve nereye kadar gideceği meçhul olan ‘borçlanma’ açılımlarıyla bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Kısmi rahatlamaya sebep olacak özelleştirmelerin de (Bu arada özel sektöre karşı olmadığımızın bilinmesini istiyoruz.) sağlıklı yapılmadığının, yapılamadığının ortada olduğu malumunuzdur. Neden derseniz devlet destekli zenginlerin (burjuva) alım gücünün devlet imkânlarıyla sınırlı olacağı unutulmamalıdır. Devlete kiremit satanlarla, hatır-gönülle ihale kapanlarla sağlıklı bir özelleştirme yapılabilir mi? Elbette hayır! Yıllarca ‘tarım ülkesi’ olarak Batıya bağımlı yaşayan Türk iktisadiyatı (economi) sonrasında da gezgincilik (tourism) furyası ile yarı atıl işletmelere sahip olmuştur. Ağır sanayiden geçtik, sanayi bile doğru dürüst kurulamamıştır. ‘Devrim’ gibi Türk iktisadiyatının anıtsal girişimleri her ne hikmetse birer birer devrilip gitmiştir. Hâlbuki hiçbir iktisat (economi) yoktur ki gücünü üretimden almasın. Ama bizim maalesef bu gücün hayli uzağında olduğumuz da ortadadır. İşte bu nedenle, tüketim toplumu olmak gibi bir garabet durumdan bir an önce kurtulup; üreten olmalı, üretim gücünü elimize geçirmeliyiz. Bunun olabilmesi ise bir zamanlar ortaya atılan ve insanımızın yüreğinin hızlı hızlı atmasına sebep olan ‘Anadolu kaplanları’ ülküsünün tekrar yeşertilmesi ile mümkün olabilir. Hatta bu ülküyü Anadolu bozkırlarından alıp, Türkistan’a, Sibirya bozkırlarına taşıyabilirsek o zaman Bill Clinton’un da dediği gibi 21. yüzyılın ‘Türk asrı’ olması işten bile değildir cancağızlar. Yeter ki bu ülkü yüreğimizi ısıtıp, aklımızı biraz kurcalasın. Biraz ‘Çılgın Türkler’ olalım. Üzerimizdeki ölü toprağını hele bir atalım. Silkinip, aslımıza bir dönelim var ya; işte o zaman, Birunî’nin deyimiyle ‘Kızıl Elma’ bizim olacaktır dostlar. Hem vallahi hem billahi…





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 531
Toplam Tekil 1636825
IP 54.211.191.72






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu