“Kırım Tatar Soykırımı: Öncesi ve Sonrası” Bilimsel Konferansı Simferepol, Kırım - Ord. Prof. Dr. Ermentay SULTANMURAT - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“Kırım Tatar Soykırımı: Öncesi ve Sonrası” Bilimsel Konferansı Simferepol, Kırım - Ord. Prof. Dr. Ermentay SULTANMURAT
Tarih: 26.03.2011 > Kaç kez okundu? 3110

Paylaş




“Kırım Tatar Soykırımı: Öncesi ve Sonrası”

Bilimsel Konferansı

Simferepol, Kırım OC Ukrayna, 26.03.2011.



Dünya Türkleri Asamblesi Genel Başkanı Ord. E. SULTANMURAT’ın

BİLDİRİSİ



Sayın Başkan, değerli ülküdaşlar ve misafirler!

Kırım’ın köklü halkı olan Kırım Tatarlarının kaderi ile geleceğini ülkü edinen Sizleri Dünya Türkleri Asamblesi adına saygıyla selamlıorum.

Bugün Kırım Tatarlarının kaderi sadece Kırım Tatarları değil, aynı zamanda tüm Ukraynalıları, tüm Türk Dünyası’nı, tüm İnsanlığı düşündürmelidir. Zira, Kırım Tatarları Büyük Türklük Varlığının özgün bir parçası değil, aynı zamanda insanlık uygarlığının bir parçasıdır da.

Kırım Tatarlarının da dahil olduğu insanlık soyu varlığının sayesinde zengin ve güzeldir dünyamız. Barbarlık güdülerimize üstünlük tanıyarak Kırım tatarlarını sıkıştırmaktan, dışlamaktan, asimile etmekten bizim insanlığımızın manası daha da güzelleşmeyecektir. Biz böylelikle sadece tarihimize yeni kara sayfa eklemiş ve çok milletli rengarenk dünya gibi büyük mirası bir daha asla geriye alamayacak üzere kaybeden kaba insanların manasız, anlamsız ve karanlık kalabalığın yaşayacağı günün gelişini hazlandırmış oluruz.

Eğer, barışçıl çözümü olduğu halde başvurulmadan şu an daha zayıf olan kardeşlerimizin tarih sahnesinden silinmesine yol açacaksa, bunun, sonuç itibarıyla dünyada sadece iki üstün ırkın hükümranlık sürmesiyle ilgili kanlı doktrinden hiç bir farkı olmayacaktır.

Çağdaş toplumun tüm dünyayı ilgilendiren ortak meseleleri bir yana, en gelişmiş ülkelerde bile gündemdeki çözülebilecek sorunlara açıklık ve çözüm getirilmediğinden dolayı daha güçlüler daha zayıfların sayesinden ve sırtından refahını sağlama eğilimi gittikçe şiddetlenmekte olduğu düşüncesi somutlaştı.

Zamanında SSCB Çarlık Rusya’dan miras aldıktan sonra da “Halklar Hapishanesi” olmaya devam ettiyse de dünya arenasında Batı Empeyalizme karşı ideolojik açıdan engelleyici bir faktör idi, Batı da SSCB etkisine karşı bir engeldi. Şimdi ise dünyaca güçlülerin hepsi de olabildiği ve zaptedebildiği kadar ülkeleri sömürme konusunda hemfekirdirler. Geçen yüzyılın altmışlı yıllarında kolonolizm anlayışı değişikliğe uğradıysa da birçokları o dönemde bile beşinci metropoli etkisi altındaydı. Bugün, çekirdeğinde esas birkaç “emperyalist köpekbalıkları”ndan oluşan ve “Uluslararası Organizasyon ” diye adlandıran guruplar bu halklara bağımsızlık verilmesini düşünmemekte bile. Aksine, bugün Libya örneğinden gördüğümüz gibi her şeye rağmen gene kendilerinin sömürü kaynapına dönüştürme isteğindeler. Böylece, dünya krizinden zarar gören Batı tekelinin iştahı ve arzusunu karşılama ve sağlama isteğindedirler.

Libya olaylarıyla ilgili olarak Bulgaristan Dış İşleri Bakanı “Petrol Oyunu” diye isabetli bir değerlendirme yapmıştır. Yönetici olan BM ise bu oyunda Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri olan esas efendilerini isteklerini tatmin eden hizmetçisi rolünü üstlenmiştir. Orada çoktan beri yerlerini Hindistan, Brazilya hatta Almanya’ya devretmesi gereken Fransa ile İngiltere gibi cücelere yer yoktur.Bu kurumda çalışanların birçoğu görev süresi bittikten sonra da ABD’de kalma hayallerini taşımaktadır.

Durum böyle iken, bu çalışanların insanların insani idealları, hele Libya’nın veya Kırım Tatarlarının haklarının korunması için samimi olarak çalışacağını kim söyleyebilir ki? Çoktan BM’i çağın sorunlarının kaynağına yakın olan Avrupa’ya taşınması gerekirdi.

Dünyayı sarıp sarmalayan böyle şartlarda birilerinin Kırım Tatarlarının haklarını çiğnemesi pek şaşırtmamaktadır. Zira, bu güçlüler için yaşam normları olarak gözükmektedir.

Kırım Tatarları kendi doğal ve yasal haklarının savunulmasında ve davasında yukarıda bahsettiğimiz meseleleri dikkate almaldır. Özellikle Uluslararası kurumlar ezilmiş halkların önemli tribünleridir. Avrupa Birliği ülkelerinde saygın Kırım Tatar diyasporaları mevcuttur. Onlar Türk ve diğer halkaların temsilcileriyle birlikte Kırım Tatarları ile diğer ezilmiş halkların sorunlarını olumlu çözüme kavuşmasına dek bu kurumların gündemine getirmelidirler.

Kırım Tatarları halkına ve temsil edici organına uluslararası kurumlarda, Türk Ülkeleri Parlamentoları Birliğinde ve Türk devletlerinde temsilciliklerini bulundurmalıdırlar. Bu ise Kırım Tatarları meselesiyle ilgili kamuoyunun oluşmasını ve tanıtmı sağlar.

Maalesef, şu an Türk Dünyası herkes tarafından ulaşıma açık olan Basın-Yayına sahip değildir, dillerimiz ise gittikçe birbirinden uzaklaşmakatdır. Hepimiz tarafından gurur duyulan ve Kırım Tatarlarının asil evladı olan İ. Gaspralı’nın “Tercüman”ını tüm Türk aydınları tarafından okunmamış mıydı?!

DTA’nın ortak Türk dilini canlandırma isteği ve arzusu gerekli desteği alamamaktadır. Bu mesele ortak kaderimizle, Türklerin ayakta kalabilmesiyle ilgili olmasına rağmen, kimse komforlu ortam ve yüksek maaşsız çalışmak istememektedir. Biz böyle şartları sağlama imkanına sahip değiliz. Üstelik, bazı kardeşlerimiz kendilerinin kullandığı Türk Dili’nin lehçesini kabul ettirerek, yine ağabeyliği üstlenme isteğindedir.

Herkese anlaşılır Ortak Türk Basın-Yayına sahip olmakla Kırım Tatarları Sorunuyla birlikte birçok problemlerin çözümünde Türk Dünyasının dikkatini çekebilirdik. Genel olarak değerlendirdiğimizde gerçek Türkçülük çok az şahisyetlere ilgi alanı, bir çokları için nöbetçi popülistik söylev olmaktadır.

Kırım Tatarları’nın Kırım’a gelebilme imkanını elde ettiğine yirmi yıldan fazla zaman geçmiştir. Kanaatimca geçmişin ve aşılmış yolun irdelenmesi ve tahlil edilmesi gerekir.

Özellikle kaybettiklerimiz ve sebeplere özel dikkat etmeliyiz. Aksi takdirde gelecekte şuan mevcut olanları da kaybedebiliriz. Meclis’e muhalefetin olduğunu duyduğumda şaşırmıştım. Kırım’daki Kırım Tatarlarının bulunduğu şartlarda amaçlara ulaşılması için dikkati çekebilecek en küçük düşünce bile değerlendirilmelidir. Her teklifin hayata dönüştürülebilme kriterisi tecrübedir. Kanaatimce, Kırım Tatarları olmayanlar da dahil olmak üzere Kırım Tatarların geleceği ilgilendiren herkes birlikte çalışmalıdır. Bu Kırım Tatarları olmayanlar için de geçerlidir.

2009’ Dünya Kırım Tatarları Kurultayında Kırım Tatar hareketinin ünlü şahsiyetlerinin biri 1944’de deporte edildiği Orta Asya Türkleri’ne küskünlüğünü Kırım Tatarlarının onların düşüncelerine ve diğer desteklerine ihtiyacı yoktur diye dile getirmekten utanmmaıştır. Tabii ki, o anda üzücü durum, hatta provakasyonlar gündemdeydi. Bunun sebepleri bugüne kadar tespit edilmiş değildir. Belki de bu ortak düşmanlarımız yaptığı iştir? Ne olursa olsun, Türk atasözünün Kazakçada’ki versyonunda “Bite küserek kürkünü yakma” denilmektedir.

Türklerin ortak amacı var: her Türk topluluğunu korumak ve Türk Uygarlığını yineden oluşturmaktır.

Asamblemizin kararı ortak amaca ulaşılması için kitlelerde kamu oyu ve şuurun uyanması ve ortak Türk kültürel alanının yineden oluşturlması gerekmektedir. Bu milli kimliğin korunmasında en önemli meseledir. Bundan dolayı biz “Türk Kültürü ve Dil Bayramı”nın resmi olarak kabul edilmesi ve onaylanmasıyla ilgili bir Bildiri sunmuş bulunmaktayız.

Biz elimizden geldiği kadarıyla Sayın Mustafa Cemil’i saymakta ve tanıtım faaliyetlerini gerçekleştirmekteyiz. Ancak, bazı arkadaşları bu düşüncemize karşı çıkmaktadırlar. Ancak, ne mutludur ki, Kırım Tatarlarından teklif edilen Bayramın önemini anlayan şahsiyeteler gerekli desteği sağladılar. Bize ulaşan bilgilere göre Kırım’da bu bayramın kutlanması için sadece Tatarlar değil, aynı zamanda diğer halklar da hazırlıklarını sürdürmektedirler. Umudumuz, bu bayrama tüm Kırmlıların ve azınlıkların katılımının sağlanmasıdır. Bildirmemiz gerekir ki, Kırım Tatarların teklifiyle bayram tarihini Mayıs ayının üçüncü Cumartesi ve Pazar güzünden dördüncü Cumartesi ve Pazar günlerine değiştirdik.

Bizce, Kırım Tatarların öncülüğünde sürgün edilen diğer Kırımlı halkların katılımıyla denize açık Ekonomik Bölge’nin oluşumunu başarmalıdır. Bu ise sürgün edilen hakların ekonomik açıdan güçlenmesini, yatırımın yapılmasını ve postsovyet ve diğer ülkelere sürgün eilenlerin geri dönüşümünü sağlayacaktır.

Değerli kardeşler!

Kurultaya alınan kararların gerçekleşmesinde başarılar ve verimli çalışmalar dileriz. Saha’dan Kıbrıs’a kadar tüm Türkçüler düşüncede Sizinle birliktedir, kimi zaman isteklerimizin dışında belirlenmiş olan ülke sınırları ise Sizin ve Bizim ortak ve tek ruhumuzdaki yara izleri olduğunu bildirmek isterim.

Dünya Türkleri birleşin!









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 159
Toplam Tekil 1635690
IP 54.147.236.192






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu