Değişen Uluslar Arası Sistem ve Türkiye - Hakan TOĞA - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Değişen Uluslar Arası Sistem ve Türkiye - Hakan TOĞA
Tarih: 16.03.2011 > Kaç kez okundu? 2022

Paylaş




Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’da son zamanlarda yaşanan gelişmeler uluslar arası dengeleri büyük ölçüde değiştirdi ve değiştirmeye de devam etmektedir. Küresel güçlerin projeleri sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmamış Afrika, Orta Asya ve Kafkasya ile de ilgili yeni stratejiler geliştirilmiştir. Yaşananlar uzun zamandır Türk basını tarafından da dikkatle takip edilmekte ve ülkemizdeki düşünce kuruluşları/stratejistler aracılığıyla öngörüler, değerlendirmeler sıkça aktarılmaktadır. Benim bu isyanları ve küresel güçlerin “dünya düzeni” oluşturma politikalarını temel alarak üzerinde durmak istediğim nokta dünyanın almaya başladığı yeni şekil, bu yeni düzenin hedefindeki İslam dünyası, Türkiye’nin bu değişimdeki rolü ve isyanların domino etkisi gerçeğinde adı geçen Orta Asya’daki gelişmeler olacaktır.

Öncelikle yaşananları sadece iç ya da sadece dış dinamiklerle açıklamak mümkün değildir. Ancak iç dinamikleri tetikleyen bir dış dinamik olduğu açıkça ortadadır. En basit mantıkla düşünüldüğünde isyanların yaşandığı bölgede dikta rejimleri yeni değil ortalama 50 yıllık bir geçmişe sahiptir. Yoksulluk, düşük refah düzeyi, postkolonyal dönemin sömürülen aktörleri sıfatı gibi sorunlar da yeni değildir ve yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahiptir. Peki, ne oldu da halk bunca zaman istemeyerek te olsa itaat ettiği yönetimlere karşı birden başkaldırdı? İşte bu sorunun cevabını bulmak için, 21. Yy’da –stratejik öneme sahip bölgeler başta olmak üzere- dünyanın her yerine kendi sistemlerini yerleştirmek isteyen küresel güçlerin projelerine, amaçlarına ve uygulamalarına iyi bakmamız gerekmektedir. 11 Eylül saldırıları sonrasında Ortadoğu’ya giren ve bir bakıma Sovyetler’in dağılmasının ardından 11 Eylül’le kabuğunu yırtan ABD’nin Irak ve Afganistan harekâtlarında yaşadığı başarısızlığına İslam coğrafyasında artan anti-amerikancı fikirler de eklenince ABD, çağdaş “böl ve yönet” ya da “karıştır ve yönet” politikaları geliştirmeye başladı. ABD’nin birçok resmi ve sivil kuruluşu bu çağdaş politikaları geçtiğimiz yıllarda açıkça ifade etmişlerdi. ABD’nin 2005-2009 arası Dışişleri Bakanlığını yürüten Condolezza Rice 2003 yılında Washington Post’ta “Ortadoğu’yu Değiştirmek” başlığıyla yayımlanan makalesinde Fas’tan Basra Körfezine kadar olan bölgede –Kafkasya ve Türk Cumhuriyetleriyle birlikte- 22 devletin değiştirileceğini yazmıştır. Bunu yazan kişi bir stratejist değil ABD’li bir diplomat ve sonraki dönemin de Dışişleri Bakanı’dır. Bunun dışında Wikileaks’e göre ABD’nin Kahire Büyükelçisi merkeze gönderdiği gizli bir belgede 6 Nisan aktivistlerinin ABD’ye götürülmesinden ve Mısır’da 2011 seçimlerinden önce bir iktidar değişikliği yapılmasından bahsetmektedir. İşte ABD’nin modern politikası olan sivil devrimler sayesinde bugün Kuzey Afrika’da, Ortadoğu’da ABD’nin sistemlerini yerleştirecek ve küresel güçlerle ittifaka hazır iktidarlar kurulmaktadır. Nitekim Ukrayna’da, Gürcistan’da, Kırgızistan’da yaşananları da bu bağlamda düşünürsek değişimin çok ta yeni olduğunu söyleyemeyiz.

ABD’nin kurmak istediği bu sistem ve oluşturmaya çalıştığı yenidünya düzeninde önemli bölgelerin İslam coğrafyası içerisinde yer alması bir olguyu daha sorun haline getirmektedir: anti-amerikancılık. Ancak bu sorunun da çözümünü “ılımlı islam” adı verilen ve İslamı bölgelere (Batılı islam, Türk islam, İran islam gibi) mezheplere hatta etnik kökenlere göre ayıran, İslamın diğer dinlerle diyaloğa girmesi(suni ortak noktalar oluşturma) hedefini taşıyan bir projeyle bulmuştur. Bu projeyle hem fundamentalistleri sindirecek hem de laiklerin desteğini alacak ve böylece modern İslam anlayışı çerçevesinde yeni bir İslam algısı ortaya çıkaracaktır. Ilımlı İslam olgusunun İslam dünyasını ve İslamiyeti hedef alan kısmına girmeyeceğim çünkü bizim için bu bağlamda önemli olan husus ABD’nin İslami coğrafyaları silahsız, rahat bir şekilde yönetmesi için toplumlardaki -anti-islamcı ABD- imajını silmek zorunda olduğu gerçeğidir. İşte tam da bu noktada devreye ABD için bulunmaz bir müttefik giriyor: Türkiye. NATO’nun Türk askerini müslüman coğrafyada “islami tatlandırıcı” olarak kullandığı bir gerçektir. Türk hükümetinin de İslam coğrafyasında ün kazanması müttefikimiz (!) ABD’nin bu bölgelere sivil devrimlerle girişini kolaylaştıracaktır. Özellikle son yıllarda Türkiye’ye Arap ülkelerinden duyulan sevgi Türkiye’nin bölgesel güç olmasını değil ABD’nin Türkiye ile ittifak halinde bu bölgelere tamamen hükmetmesini sağlayacaktır. İşte Türkiye’nin bu isyanlar ve yaşanan devrimler temel alındığında bölgedeki önemi -her ne kadar çok fazla yararına olmasa da- açıkça ortadadır.

Sonuç olarak dünyada dengeler değişmekte ve yeni bir düzenle daha doğru planların yeni yeni hayat geçirilmesiyle karşı karşıyayız. ABD ve Avrupa Kuzey Afrika ile Ortadoğu’da kendi yönetimlerini kurmak istemektediler. Hedefte olan Orta Asya ve Kafkasya ise Ortadoğu kadar kolay lokma olmayacaktır. Avrupa Birliği, Orta Asya için Türkiye’den vazgeçmeyecek ancak Almanya ve Fransa’nın güçlü lobisi ilişkilerin kısır döngü halinde devam etmesini sağlayacaktır. ABD’nin ise Orta Asya politikası ters tepmiştir, Rusya ve Çin; İran’ı gözden çıkarmamakta ve silah bakımından yoğun destek vermektedir, Kırgızistan’da istenilen denetim sağlanamamış Özbekistan ABD aleyhine politikalar izlemeye başlamış ve Kazakistan; Rusya, Çin ve Hindistan ile büyük enerji projeleri gerçekleştirmiştir. Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na Rusya, Çin ve Orta Asya ülkelerinden sonra Pakistan, Moğolistan ve İran da katılmıştır. Bush yönetiminin desteklediği ve güvendiği Hindistan hem Çin’le ilişkilerini iyi tutuyor hem de İran ile büyük çapta ticari anlaşmalar gerçekleştiriyor. Dünya’da oluşturulmaya çalışılan bu sistemde göze çarpan en önemli nokta ise karşıt kutuplar arasında kalan ve büyük öneme sahip iki ülkenin varolmasıdır: Türkiye ve İran. Önümüzdeki yıllarda bir Türkiye-İran soğuk savaşını yaşamamız çok uzak bir ihtimal olmayacaktır ve uluslar arası sistemin tek kutupluluktan çok kutupluluğa geçmesi asla sürpriz olmayacaktır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 706
Toplam Tekil 1641941
IP 50.16.17.16






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu