KKTC’de "Fırsatlar ve Tehditler" Çalıştayı Raporu - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KKTC’de "Fırsatlar ve Tehditler" Çalıştayı Raporu - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 15.03.2011 > Kaç kez okundu? 2563

Paylaş


KKTC Dış Basın Birliği ve Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği tarafından 05 Mart 2011’de Ankara’da KKTC ile ilgili “Fırsatlar ve Tehditler’’ konulu bir çalıştay düzenlenmiştir. Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Orta Asya Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Doç. Dr. Abbas Karaağaçlı’nın çalıştayla ilgili raporu şöyledir:











Çalıştay Ankara Oran semtinde bulunan TÜRKSOY binasının yuvarlak salonunda protokol konuşmalarıyla başladı. Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği Başkanı Hikmet Eren konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2011 yılının ülkemizde KKTC yılı olarak ilan edilmesi münasebetiyle KKTC Dış Basın Birliğiyle ortaklaşa “Fırsatlar ve Tehditler” konulu çalıştayı düzenlediklerini ifade ederek KKTC’nin jeopolitik konumu, enerji kaynaklarının varlığı, Hazar enerji havzasına yakınlığı ve kültürel alanlardaki gelişmişliğiyle çok önem arz ettiğini belirtmiştir. Hikmet Eren konuşmasının devamında adadaki Türk varlığından ve mevcudiyetinden korkulduğunu, kendilerinin ise Kıbrıs Türk halkının kültürel tanınılırlığına katkı yapmayı vazife sayarak çok önemsediklerini açıklamıştır. 2011’in KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti arasında ekonomik kültürel ilişkiler bakımından atak yılı olacağını, bu yıl adayı bir milyon Türk turistin ziyaret ederek münasebetlerin gelişmesine aracı olacaklarını belirtti. KKTC ve Türkiye arasındaki münasebetlerin menfaat ilişkisi değil, karşılıklı dostluk ve kardeşlik ilişkisi olduğunu vurgulamıştır.





KKTC Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar ise konuşmasında bu çerçevede birçok etkinlik yapıldığını KKTC halkıyla ana vatan halkı arasında köprülerin daima canlı tutulması gerektiğini Kıbrıs Türk halkıyla Türk halkının birbiriyle ilişkilerinin et tırnak gibi olduğunu söylemiştir. İki halkın birbirlerine daha da yakın olması gerektiğini, yalnız önümüzde bir belleksizleştirme sorunu olduğunu vurgulamıştır. “Halkı ve toplumu sağlıklı bir bellek konumuna getirmek hedefimiz olmalıdır. Ortak hedefimiz bellek alt yapısı altında pek çok şey konuşacağız. KKTC’nin nereden geldiğini ve nereye dayandığını bilirsek nereye bakacağını iyi göreceğiz.” demiştir.





Daha sonra TÜRKSOY Genel Sekreteri Düşen Kaseinov söz alarak, TÜRKSOY teşkilatıyla KKTC arasında sıcak ilişkilerin devam ettiğini vurgulayarak 2011 yılının ülkemizde KKTC yılı olarak ilan edilmesini çok önemsediklerini, adada yaşayan Türk halkıyla kültürel iş birliklerini devam edeceklerini açıklamışlardır. CHP Balıkesir milletvekili Sayın Hüseyin Pazarcı ise konuşmasında CHP’nin merhum genel başkanlarından Başbakan Bülent Ecevit dönemi başta olmak üzere Kıbrıs sorunu ve KKTC’yi çok önemsediklerini vurgulamıştır. Bu ilginin bugünde de devam ettiğini belirtmiştir. Gelişmelere bakıldığında AB’nin de büyük bir kusuruna şahit olduğunu beyan eden Hüseyin Pazarcı “Rum tarafının tek taraflı olarak AB üyeliğine alınması çözümsüzlüğü getirmiştir.” demiştir. Birleşmiş Milletler’i daha yapıcı bir tutum izlemeye davet eden Pazarcı, Türkiye ile KKTC arasındaki sonsuz kardeşlik ilişkilerinin en iyiye götürülmesini temenni ettiğini beyan etmiştir.





Çalıştayın bir diğer konuşmacısı KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün ise adada son on yılda Türkiye’nin de desteği ile çok büyük gelişmelerin yaşandığını ifade etmiştir. KKTC’nin ekonomi, eğitim ve genç nesli ile büyük umut vaat ettiğini vurgulayarak et tırnak gibi olan Türkiye KKTC arasındaki ilişkileri bozmaya yönelik çabaları nafile girişimler olarak nitelemiştir. Adada yaşanan son olumsuz gelişmelere de değinen Özgürgün, KKTC ve anavatan Türkiye’nin birlikte hareket ettiğini söyleyerek dünya ekonomik krizinin adada yaşanan olumsuz etkileri anavatanın desteği ile çözüleceğine inandığını belirtmiştir. KKTC’nin bütün ambargolara rağmen ekonomisinin ayakta olduğunu ve kardeş Türkiye’nin desteği ile daha da ileriye gideceğini ifade etmiştir. 2011 yılının Türkiye’de KKTC yılı olarak ilan edilmesi bu desteğin devamının ifadesidir.





Turizm sektörüne çok önem verdiklerini belirten bakan Özgürgün, tarihimizi ve halkımızı yok sayamayacaklarını ifade etmiştir. Anavatandan adaya nakledilecek suyu taşıyacak olan su projesine de değinen Özgürgün, Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkürlerini sunmuştur. Adanın eğitim, turizm, hizmet ve başka sahalarda çok iyi fırsatlar yakaladığını, müzakerelerin çok önemli olduğunu ve TC’nin desteği ile sürdürülen müzakerelerden sonuç alınabileceğini, yalnız yarım asırdan beri BM çerçevesinde sürdürülen ikili görüşmelerin Rum tarafının olumsuz tavrından dolayı çıkmaza girdiğini beyan etmiştir. Müzakereleri son fırsat olarak değerlendiren bakan, Rumların AB üyeliğini de bahane ederek Türk tarafının iyi niyetini suistimal ettiklerini beyan etmiştir. KKTC olarak siyasi eşitlik ve egemenliğe dayalı anlaşma taraftarı olduklarını açıklamıştır. Sayın Bakan 2012 yılının ikinci döneminde Rum tarafının AB başkanlığını üstleneceği dönemde, Türk tarafından yeni tavizler koparma siyaseti izleyeceğini, artan ırkçılık ve silahsızlanmanın müzakere sürecini tehlikeye soktuğunu beyan etmiştir.





Çalıştay’ın bu bölümünde TC Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Cemil Çiçek söz alarak uzun, ayrıntılı ve bilimsel konuşması ile adada yaşanan son olaylar başta olmak üzere pek çok konuya açıklık getirmiştir. Sayın Bakan şöyle demiştir: “Bu çalıştay çok önemli bir zaman diliminde yapılıyor, bu aşamada çalıştay çok faydalı ve verimli bir toplantı olacaktır. Kıbrıs gerçeğini ortaya konulması çok önemlidir. Türkiye de TC tarihi boyunca iktidar olmuş bütün siyasi partilerin Kıbrıs konusundaki düşünceleri daima birbirine benzer ve milli bir hüviyet taşımaktadır. Birbirinden farkı yoktur. Bu ulusal bilinç ve bellek Türkiye’deki partilerin üzerinde ittifak ettikleri nadir konulardandır. Kıbrıs meselesi, milli ve partiler üstü bir meseledir. KKTC ve TC arasındaki ilişkiler bir emperyal ilişki değildir.”







“Bu münasebetler kardeşlik ilişkileridir. Anavatan, yavru vatan diye nitelendirilmesi çok sempatik bir yaklaşımdır. Anavatan ve yavru vatan bizim ilişkimizde çok belirleyicidir. Ortaya çıkan fırsatları çok iyi değerlendirmeliyiz. Son yapılan eylem ve ortaya çıkan tabloya, söylemlere ve pankartlara zamanında tepki konulmaması düşünülmesi gereken bir konudur. Ben bulunduğun konum itibari ile devletin her türlü bilgisine sahip olmaktayım. Bizim partilerin KKTC konusunda fikir birliği söz konusu iken, ne yazık ki KKTC için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Halen KKTC’de faaliyet gösteren partilerde bizim gibi düşünmeyenler var. KKTC 27 yaşındadır, 27 yıl önemli bir zaman dilimidir. Bence öz eleştiri yapma zamanı gelmiştir. Geldiğimiz noktada suçlu aramıyoruz, mademki etle tırnak gibiyiz kardeşler birbirlerinin yanlışlarını söyleyebilmelidirler. Bu toplantı bu konuda bir zemin olabilir. Bu ve benzeri toplantılar KKTC’de de yapılmalıdır. Geçmiş hükümetlerin bazı yanlışlıkları var, biz bu sıkıntıların giderilmesi için çaba göstermeliyiz. Çözüm için uğraşıyoruz. Halen Rum tarafı çözümsüzlüğün tarafıdır.





Son yapılan mitinglerle bu olayı örgütlenmiş olan bir avuç insana karşı tavır konulamamıştır. Biz kardeşler olarak ona üzülüyoruz. Biz hükümet olarak KKTC gerçeğini her bağlamda ve her ortamda dünya liderleri ile ve uluslararası organlarla paylaşıyoruz. İzolasyonlar KKTC’yi bir hapishaneye çevirmiştir. Adada Türkiye’ye yapılan haksızlıklara tepki göstermeyenlere üzülüyoruz. Bu olaylar bizi üzmektedir. Biz kardeşlerimizin mutluluğu için her türlü siyasi ve ekonomik desteği veriyoruz. Bizim dönemimizde KKTC’nin yurt dışında 18 temsilciliği faaliyete geçmiştir. Orada azınlık, çoğunluk yoktur. İki eşit halk var, bunun dışında hiçbir çözüme razı olmamalıyız.







Bize AB veya Kıbrıs arasında bir tercih yapın deseler, bizim hükümetimiz bin kere Kıbrıs’ı tercih ediyoruz düşüncesinin hâkim olduğu bir hükümettir. AB üyeliği için biz KKTC’nin hak ve hukukundan asla vazgeçmeyiz. Burada bütüncül bir yaklaşım vardır. Şimdi KKTC’nin Avrupa Konseyi’nde bir çalışma ofisi vardır, yine KKTC’nin İslam Konferansı Örgütü’nde çok önemli bir ağırlığı söz konusudur. Orada iki halk yaşamaktadır. AB’nin desteğinde Rum tarafının yaşam koşulları daha iyi durumdadır. Hükümetimizin ada ekonomisine desteği 2002 yılında 200 milyon dolardı, şimdi bu rakam 600 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Biz bu miktarı adanın ekonomik gelişmesine ayırmaktayız. Ne yazık ki bu 600 milyon dolardan %84’ü oradaki cari harcamalarda kullanılmaktadır.







Adada bir bakanlıklar enflasyonu var, yani küçücük adada bir sürü bakanlık mevcuttur. Devletin kontrolü zayıf olunca kalkınma tam olarak sağlanamaz. Kanımızca KKTC’de büyük bir reforma ihtiyaç var. Ülkemizin ve hükümetimizin desteği tabi ki artarak devam etmektedir. 40 yıllık bir hayal olan Anavatanın adaya su götürmesi projesi 450 milyon dolar bütçe ile faaliyete geçecektir. 75 milyon küp suyu denizin 250-300 metre altından döşenecek olan borularla adaya taşıyacağız. Yine bu çerçevede 95 milyon dolar bütçe ile adaya elektrik kablosu taşıyacağız. Oradaki elektrik özelleştirilmelidir. Böylece Türkiye’deki gibi verimlilik artacak ve devlete olan zarar ortadan kalkacaktır.”





Çalıştay’ın bu aşamasında bilimsel oturumlar başlamıştır. Birinci oturumun başkanlığını üstlenen TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Fırat Purtaş KKTC’deki eğitim kurumlarının kalitesinden adanın kültür zenginliği ve tarihi kültür varlıklarının çokluğundan söz etmiştir. Bu kültür zenginliğinin barışı ortaya çıkardığını, yaşanan sorunların geçici olduğunu adada dünyayı bilen demokrasi kültürüne sahip yetişmiş bir sivil toplum kitlesinin olduğunu ve bunun da adanın gelişmesinin güvencesi olduğunu anlatmıştır.





KKTC Cumhurbaşkanlığı Eski Müsteşarı Ergün Olgun ise “Kıbrıs’ta Görüşme Sürecinin Son Durumu” başlıklı tebliği ile sürdürülen müzakereleri ayrıntılı bir şekilde dinleyicilerle paylaşmıştır. Sayın konuşmacı müzakerelerden neden sonuç alınamıyor ve ilerleme sağlanamıyor sorusuna karşılık;







1. Siyasi eşitlik

2. İki kesimli kurucu devlet prensibi

3. Türkiye’nin garantörlük konumunun korunması

konularının zarureti üzerinde durmuştur.







Sayın Ergün Olgun’a göre adadaki bugünkü çıkmazın asıl nedeni, 1964 yılında BM Güvenlik Konseyi’nin 186 No’lu kararıdır. 1963 yılında Soğuk Savaş döneminde Rumların, Kıbrıs’ı Akdeniz’in Küba’sı yaparız tehdidi ortaya çıkmış ve böylece ortak cumhuriyeti ele geçirme planları başarılı olmuştur. Günümüzde de Rum tarafı elde ettiği bu fırsatları elinden bırakmıyor. Bizler Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de sahibiyiz süreç ve içeriği sağlıklı yürütmemiz lazım. Bu doğrultuda;





1. Düz ve adil müzakereler ile ilerlemeyi sağlamalıyız

2. Mevcut siyasilerden yararlanan Rumlar son olaylardan faydalanmaya çalışmakta ve bu olaylar Rumların ekmeğine bal sürmektedir.

3. Güvensizlik sorunu, her iki tarafta birbirine güvenmiyor. Taraflar güven artırıcı adımlar atmalıdırlar.







Konuşmacı tebliğinin sonunda Rum kısmı Yunanistan Askeri İşbirliği ve benzeri konulardan söz etmiş, sonuç olarak da adada meydana gelen son olumsuz olayları (miting) KKTC-Türkiye arasında var olan ilişkileri sabote etmeye yönelik hareketler olarak nitelendirmiştir.





KKTC Meclis Eski Başkanı İsmail Bozkurt ise, “Kıbrıs Türk Halkının Var Oluş Savaşımı ve Devletleşme Süreci” başlıklı bilimsel tebliği ile tarihsel sürece ışık tutmuş, 1571’de adanın Osmanlı hâkimiyetine geçmesi ile Kıbrıs sorunun başladığını beyan etmiştir. Ona göre Avrupalılar adanın Türk hâkimiyetine geçmesini asla kabullenmemişlerdir. 1814’de Mora İsyanı’nı Kıbrıs’a sıçratarak buraya yansıtılmak istenmiştir. 1821’de Roma’ya kaçan Kıbrıslı papazlar 1. Kıbrıs Birlik Deklarasyonu’nu yayınlamışlardır. 1914’de İngilizler adayı ilhak etmişlerdir. 1918’de ilk kez Kıbrıs Türk Milli Meclisi oluşturuluyor ve adanın Türkiye’ye bağlanması isteniyor. Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ulvi Keser ise “Kıbrıs Türk Mücadele Teşkilatı ve Önemi” adı altındaki bilimsel ve görsel tebliği ile 1955-1974 yılları arasında adada Rum baskı ve dehşetine karşı faaliyet gösteren Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)’nin tarihini duygusal bir ortamda anlatmıştır.





Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soyalp Tançelik “Batı Dünyası Açısından Kıbrıs’ın Jeopolitik ve Jeostratejik Konumu” başlıklı tebliği ile Kıbrıs’ın jeopolitik ve dış politika alanındaki önemi üzerinde durmuştur. Bu bölümün son konuşmacısı KKTC Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi Tanpınar “KKTC’de Toplumsal Değişim” konulu bildirisi ile adada yaşanan son olayları da gündeme alarak şunları dile getirmiştir: “Açıklananlara, yönteme ve uygulananlara dikkat etmeliyiz. Tarihin ne olduğunu milli mücadelemizi genç nesillere anlatmalıyız. Kol kırılır yen içinde kalır. Ne yazık ki gerçekleşmemiştir. Bu olaylar bizi sevmeyenlere fırsat yaratmıştır. Kıbrıs Türk halkının en önemli gücü Türk kimliğidir. Bütün bu girişimler bu kimliğin yıpratılmasına yöneliktir. KKTC ile Türkiye arasında güven bunalımı yaratılmak istenmektedir. Bir bilinç donanımı ve bilinçlendirme projeleri hazırlamalıyız. Toplumsal belleğin güçlendirmesini yapmalıyız. Ortak bellek havuzuna gereksinim vardır.”





İkinci oturumun başkanlığını Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Gazeteci-Yazar Yrd. Doç. Dr. Kürşat Zorlu üstlenmiştir. Zorlu, açılış konuşmasında KKTC’nin en önemli deneyimi olduğunu ve son olayların KKTC-Türkiye dostluk ve kardeşliğine yönelik girişimler olarak değerlendirmiştir.





KKTC YÖDAK Üyesi Prof. Dr. Umay Türkeş Günay “Türk Dünyası ve KKTC” konulu tebliği ile Türk coğrafyasındaki egemenliğini kaybeden halklara değinmiş ve tarih boyunca neden bu olanlara izin verdiğimizi sorgulamıştır. Hocamız “Neden devletlerimiz yıkılıyor ve yenileri kuruluyor” ve “Neden İngiltere’nin hiç tarihi tekerrür etmiyorken, biz Türklerin tarihi devamlı olarak tekerrür ediyor” diye sormuştur. Umay Türkeş, daha çocukken ABD’de 1956 yılında yaşadığı bir hatırasını da naklederek, o tarihte evlerine gelen küçük Ermeni kızların Osmanlıların nasıl onların dedelerini katlettiklerini, birer çiçek vererek yaptıkları propagandayı anlatmıştır. Umay Türkeş, bütün Türk dünyasında en önemli sorunun eşitsel bir stratejik platformunun olmadığına bağlamıştır. Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Turan ise “Çağcıl Gelişmeler Işığında KKTC’nin Geleceği Açısından Eğitimin Stratejik Önemi” konulu görsel sunumuyla KKTC’nin eğitim sorunlarına değinmiştir.





BİLGESAM Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Abbas Karaağaçlı ise “KKTC’nin Türk Cumhuriyetleri’nde ve İran’da Tanıtılması” konulu görsel tebliği ile Sovyetler Birliği döneminde Rum tarafında faaliyet gösteren komünist AKEL partisinin etkisi ile kardeş cumhuriyetlerde Kıbrıs meselesi konusunda var olan önyargı ve yanlış bilgilere dikkat çekmiştir.







Orta Asya’da, özellikle Kazakistan ve Kırgızistan’da haklı Kıbrıs davamızı ve KKTC’yi tanıtmaya yönelik faaliyetlere yer veren hocamız tebliğinin ikinci bölümünde ise günümüz İran İslam Cumhuriyeti’nde pek çok Batı karşıtı ve anti-emperyalist kitap ve araştırmalar yayınlanmasına rağmen Kıbrıs gerçeğini ve Rumların zulmünü anlatan bir kitap bulunmadığına dikkat çekerek yakında bu boşluğu dolduracak olan Kıbrıs Gerçeği adlı araştırma esrinin Farsça olarak yayınlanacak olmasının, azda olsa KKTC’nin 70 milyonluk İran’da tanıtılmasına yönelik katkısı olacağını anlatmıştır. Hocamız Abbas Karaağaçlı, sonuçta KKTC’nin ve Kıbrıs meselesi gerçeğinin Orta Asya ve İran’da tanıtılması hususunda yapılması gerektiğini belirtmiştir. Tanıtım, belgesel ve konulu filimler, kitaplar ve başka araçlar üzerinde durmuştur.





Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Kara, “Arşiv Belgelerine Göre Kıbrıs’taki Halkların İlişkileri”; Kıbrıs Vakıflar İdaresi Eski Genel Müdürü Taner Derviş, “Kıbrıs Vakıflar İdaresi’nin Statüsü ve Stratejik Önemi” ve son olarak TC Başbakanlık Kıbrıs İşleri Müşavirliği Kıbrıs Uzmanı Özgür Üçkuş ise “KKTC’nin Ekonomik Yapısı ve Yatırım Alanları” konulu bilimsel tebliğleri ile dinleyicileri bilgilendirmişlerdir. Daha sonra Yrd. Doç. Dr. Kürşat Zorlu başkanlığında, dinleyicilerin katılımcılara yönelik soru-cevap aşamasına geçilmiştir. Çalıştay, Kürşat Zorlu’nun değerlendirme konuşması ve katılımcılara Avrasya Ekonomik İlişkiler Başkanı ve KKTC Dış Basın Birliği Başkanı tarafından katılım belgeleri ile son bulmuştur.







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 346
Toplam Tekil 1635877
IP 54.167.142.229






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.311 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu