AKADEMİK BİR MASAL: EFELENMEK - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









AKADEMİK BİR MASAL: EFELENMEK - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 10.03.2011 > Kaç kez okundu? 2351

Paylaş






Bir varmış bir yokmuş… İki varmış üç yokmuş… Dört varmış ama beş yokmuş… Sayılar böyleymiş biraz sonra anlatılacak masalın geçtiği diyarlarda… Bazen de sayıların hiçbir anlamı olmazmış.



Evet, bir varmış bir yokmuş… Bir büyük deryanın ortasında kalmış büyük bir adanın ormanlık alan meskûnları olan hayvanlar mutlu bir hayat yaşıyorlarmış. Her akşam kendi ‘kafe’lerinde toplanıyorlar, eğleniyorlar ve hoşça vakitler geçiriyorlarmış. Her hayvan cinsi kendi aralarında toplanıyorlar ve bahsedilen aktiviteleri orada kendi aralarında yayıyorlarmış. Gerek kendi aralarında gerekse de diğer hayvan toplulukları arasındaki toplantılarda yürütülen ilişkilerde temel husus ve gözetilen temel unsur, birlerinin hukuklarını gözetmek, haksızlık yapmamak ve adil davranmakmış. Nesiller buyu gelenek haline gelen bu yapı sıkıntısız ve arızasız bir şekilde yürüyormuş.



Gün gelmiş, devran dönmüş ve deryanın adaya yakın bir yerine bir gemi oturmuş. İçindeki hayvanların ve insanların hepsi ölmüş ama sadece bir sevimli bir tilki yavrusu hayatta kalmış. Onu da karıncalar kurtarmışlar. Ona bir Tilki Evi yapmışlar. Yaralarını tedavi etmişler, yedirmiş içirmişler. Yavru Tilki, zaman içinde iyice büyüyüp semirmiş. Tabiî olarak da semiren her hayvan gibi tilki yavrusu da güçlenmiş ve kuvvet sahibi olmuş. Karıncalar artık ayaklarının altında dolaşan yaratıklar olarak algılanmaya başlamış. Günler geçtikçe etrafındakilere efelenmeye de başlamış. Tilki, büyümenin verdiği hava ile karıncaların hayatına çeşitli müdahalelerde bulunmaya başlamış. Karıncalar da buna mümkün olduğu kadar ses çıkarmaz ve müsamahalı davranırlarmış.



Karıncalar ve diğer hayvanlar yani tüm mahlûkat, yukarıda belirtildiği üzere her akşam kendi aralarında günlük olarak toplanmaya devam ediyorlarmış.



Gel zaman git zaman, devir dönmüş, ay güneş; güneş de ay olmuş. Tilki zaman geçtikçe şirretleşmiş. Herkese bir şekilde tasallutta bulunmaya başlamış. Başta karıncalar camiası olma üzere huzursuzluk, tüm hayvânatı sarmaya başlamış.



Bir gün tüm hayvanların toplandığı ortak toplantı gününde yani Hayvanat Genel Kurul Toplantısı’nda her hayvan topluluğu kendilerine ayrılan yerlerde toplanmışlar. Toplantı başlamak üzere iken içeri giren semirmiş Tilki, ‘Sinekler Topluluğu’na yönelmiş:

— Heyt! Var mı Lân bana yan bakan? Diye bağırmış ve en yakınındaki bir sineğe okkalı bir tokat aşk etmiş. Garip ve zavallı sinek, ne yapsın!.. Hiç sesini çıkarmamış. Sonra da Kelebekler Topluluğu’na yönelmiş. Aynı nârayı atmış ve kelebeklerden birinin narin kanadını koparmış. Herkes gözleri fal taşı gibi açılmış vaziyette… Hiç kimseden tıs yok… Tilki, Kediler Topluluğu’na yönelip gördüğü ilk kediyi kapmış ve aynı narayı savurarak, kedinin bacaklarını ayırmış. Ortam çok gerilmiş… Her hayvan topluluğu sıranın kendilerine geleceğini düşünüyor ve ‘inşallah bu toplantıyı kazasız belasız atlatırız’ diye dua ediyormuş. Tilki’nin vahşeti, sadizmi, saldırganlığı ve aşağılaması hemen hemen her Hayvan Topluluğu’na uğramış.

Toplantı mekânının izbe ve uzak bir köşesinde kendilerine ayrılan yerde toplanan ve Asil bir hayvan topluluğu olan Aslanlar, olayı üzülerek seyrediyor ama müdahale de etmiyormuş. Derken sıra onlara da gelmiş ve önceki nârasını tekrar atarak, yeni doğmuş bir aslan yavrusuna tokadı basmış.

— Heyt! Var mı Lân bana yan bakan?

Bunu gören Baba Aslan, Tilki’nin bir bacağından tutup duvardan duvara vurmuş. Hayvanın yüzü göz kan içinde… Aslan, tüm hayvânatın gözleri önünde, onların hayran bakışları altında, dinlenip dinlenip Tilki’yi defalarca duvara vurmuş. Sonra da sormuş:

— Söyle bakalım Lân şimdi, derdin ne? Lân kimmiş?

Tilki, kan revan içinde; hayvanat, içinden ‘oh olsun’ derken ayağa zorla kalkıp duruma açıklık getirmiş:

— Hayvanâtın mübarek Başı! Sevgili komşum! Ben pes ettim. Senden korkulur! Aslan Ağabeyim! Ben senin yarı yaşındayım. Çok genç ve tecrübesiz sayılırım. Sizin, olsa olsa yarı yaşınızdayım. Özür dilerim. Yaptığıma pişman oldum. Bu arada şunu da öğrenmiş oldum: Allah kimseyi sizin elinize düşürmesin. Siz Aslanlar, anladığım kadarıyla kabına sığmayan uluslararası varlıklarsınız. Şunu da belirteyim ki gafil bulunup yaptığım bir hareket için bu kadar da ağır ceza verilmez ki… Şunu da net bir şekilde gördüm: Siz hayatta her şey yapmışsınız. Sizi, bizlerin artık rahat bırakması gerekiyor. Ancak bir şeyi daha belirteyim: Hani sen âdildin? Neden orantısız güç kullandın? Neden bu kadar hiddetlendin ki? Ben ne yaptım ki? Ben sadece ‘millet susmasın’ diye birkaç hareket yaptım yani efelik gösterisinde bulundum. Varlığımdan herkesin haberdar olmasını istedim. ‘Heyt! Var mı Lân bana yan bakan?’ diye sordum. Ne olur yani, soru sormak yasak mı? Hayvan, birazcık efelense ne olur ki? ‘Ben varım, desen ne olurdu ki? Ben de; ‘toplumlar arasında biri varmış’ der durumu öğrenmiş olur ve bu dayağı da yememiş olurdum. Bir daha böyle bir hareket kesinlikle yapmayacağım. Hatta ayrı ayrı koloniler halinde yaşayan bu hayvan toplulukları birer ‘ulus’ kabul edersek, ben onlara Devlet Yönetimi ve Uluslararası İktisat dersi verir, kendimi de affettiririm. Ne de olsa ben, biraz akademisyen sayılırım. Siyaset Bilimi’ni pardon Politika Entrikasını çok iyi bilirim. Uluslararası İktisat ise hikâye… Ülkelerarasında mal ve hizmet ticareti, alt tarafı… Ne verirsen yerler. Ne yazarsan okuyanlar zaten anlamazlar. Bahsettiğim konularda da benim uluslararası yayınlarım ve ileri derecede ISSC, KATAKU ve SALLA kategorisinde saygınlığım var. Tekrar rica ediyor ve yalvarıyorum: Beni, yaptığım hatadan dolayı lütfen bağışlayın.



Alınacak dersler:

Hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz.

Efelenmek ancak efelenene, Efe’ye zarar verir.

Altından kalkılamayacak yükün altına girmemek gerek.

Efelenenler, birer Donkişot kimliklilerdir.

Yiyemeyeceğin tatlının başına oturmak lüzumsuzdur.

Yumruğu yedikten sonra ‘özür dilemek’ anlamlı değildir.

Marifet, dayağı hak ettirecek eylem ve harekette bulunmamaktır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 28
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 800
Toplam Tekil 1637861
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu