HAYSİYETSİZ DIŞ POLİTİKA!.. - Özkan BOSTANCI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









HAYSİYETSİZ DIŞ POLİTİKA!.. - Özkan BOSTANCI
Tarih: 24.11.2010 > Kaç kez okundu? 2036

Paylaş


- Milletimiz asırlardan beri iki müstebit kuvvetin, iki imhakar kuvvetin baskısında müteessir ve müteellim olmakta idi. O iki kuvvetten birisi doğrudan doğruya MEMLEKET ve MİLLET'İ İDARE ETMEK İDDİASINDA BULUNAN MÜSTEBİTLER, ikincisi bütün bir EMPERYALİST ve KAPİTALİST ALEM'dir! (6.3.1922)

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK



DIŞ SİYASET'e önce TÜRK CEPHESİ'nden, sonra da MÜSLÜMAN CEPHESİ'nden bakan ATATÜRK, dünyanın geri kalan kısmını ikiye ayırır;



EMPERYALİST ALEM ve MAZLUM MİLLETLER!..



O tarihlerde EMPERYALİST ALEM bütün BATI AVRUPA DEVLETLERİ, ABD ve JAPONYA'dan oluşuyordu.



Bunların esaretine düşmemiş bir RUSYA ve OSMANLI DEVLETİ vardı.



Dünyanın geri kalan bütün ülkeleri istisnasız SÖMÜRGE idi!..



Rusya ihtilalle sarsılmış, OSMANLI da 1. Cihan Harbi mağlubiyeti ile parçalanmıştı.



Yani Rusya'da ihtilalciler,



TÜRKİYE'de de MUSTAFA KEMAL direnmese; hiç MÜSTAKİL ülke kalmıyacaktı!



Bu durum RUSYA ile TÜRKİYE'yi TABİİ DOST yapmıştı, ilerde vereceğiz...



İşte bu yüzden ATATÜRK, ikiye bölünmüş bir dünyadan söz ederken, EMPERYALİST KAPİTALİST BATI ve MAZLUM ŞARK tabirlerini kullanır!



Yalnız dikkat edilmesi gereken husus, ATATÜRK'ün EMPERYALİST BATI'ya çatmadan önce başımızdakileri suçlaması, onların bizi bu hale düşürdüğünden şikayet etmesidir.



DIŞ SİYAYET, İÇ TEŞKİLAT'a bağlıdır.



Yani DIŞ SİYASET'i yürütenler, HÜKÜMET, DIŞİŞLERİ gibi bizim insanlarımızdır.



Eğer bu kişiler TÜRKLÜK'ten, TARİH'ten, SİYASET'ten nasibini almamış; RUHSUZ, KANSIZ, SATILMIŞ insanlar olursa; DIŞ SİYASET düzenli yürümez.



Sakın ola ki, bu suçlamanın geride kaldığı ve OSMANLI DEVLET ADAMLARI'na ait olduğu sanılmaya!.. Şimdikilerin onlardan hiç farkı yok!..



Daha önce de belirttiğimiz gibi, İSMET İNÖNÜ'yle 1940'da başlayan bugünlere uzanan dönem, KESİNTİSİZ DEĞİŞMEZ bir tarzda EMPERYALİZM'e boyun eğmiş tek bir HAYSİYETSİZ DIŞ POLİTİKA'dan oluşur.



İnanmadıysanız, ATATÜRK'ün sözlerini bir kere daha okuyun!



Sonra DIŞ POLİTİKA'mızı idare edenlere bir bakın...



Başımızdakiler ATIL, HAREKETSİZ, BECERİKSİZ, ÇEKİNGEN, KORKAK, MÜTEREDDİT, BATI UŞAĞI değil mi?..



Ne IRAK AMBARGOSU yüzünden girdiğimiz 75 milyar dolarlık zararı kuruşuna kadar talep etme cesaretleri var, ne de parasını ödediğimiz halde alamadığımız firkateynleri AMERİKA'dan istemeye!..



Ya Yunanlar İKİZLER ADASI'na asker çıkarınca, bayrak dikince ne yaptılar?..



Sözde bayrak diktiler, değil mi?..



Ama sonra İKİ TARAFIN DA bayrak indirmesini kabul ettiler!..



Yani "orası bizim değil" dediler!



Bu kişiler hâlâ "biz tek başımıza yapamayız, AVRUPA BİRLİĞİ'ne girmezsek, kapılarımızı onlara açmazsak, BATI bizi terkederse mahvoluruz!" demiyorlar mı?..



Peki, MİLLİ MÜCADELE döneminin İNGİLİZ MUHİPLERİ, AMERİKAN MANDACILARI'ndan farkı ne bu kanı bozukların?..



Şu halde başkasına çatmadan önce, kendimizi toparlamamız lazım...



Bunu nasıl yapacağız?..



BÜYÜK DİPLOMAT ATATÜRK onun da yolunu göstermiş...



Önce diyor ki, HANGİ İSTİKLAL VARDI Kİ, YABANCILARIN NASİHATLERİ İLE AYAKTA KALABİLSİN?..



Zaten ATATÜRK, MİLLİ SİYASET'imizi de şöyle tanımlar:



- "Her şeyden önce kendi KUVVET'imize dayanarak VARLIĞIMIZ'ı koruyup, MEMLEKET'in SAADET ve İMAR'ına çalışmak!.."



Yani ATATÜRK yabancıların MALİ YARDIM'ına endekslenmiş bir DIŞ POLİTİKA'yı reddeder!..



Sonra BİR ZAYIFIN BİR KUVVETLİYLE BİRLEŞMESİ, ZAYIFIN KUVVETLİYE KUL-KÖLE OLMASI DEMEKTİR ifadesiyle, VARLIĞIMIZ'ın korunması bahanesine sığınıp İTTİFAK veya BİRLİK'lere girilmesini de son derece tehlikeli bulur.



MİLLİ GÜVENLİK yabancılara İHALE edilemez, onların insafına bırakılamaz.



Hele KALKINMA, İLERLEME'yi yabancıdan beklemeyi APTALLIK sayar!..



Bunun için YABANCI hiç bir ülkenin, (DOST veya DÜŞMAN olması hiç fark etmez) NASİHATLARI, PLANLARI, YARDIMLARI, KARARLARI ile hareket edilemez!..



Bunlara bel bağlanmaz, güvenilmez!..



Böyle bir politikayı savunan YERLİ MANDACILAR'a DEVLET KADEMELERİ'nde, DIŞİŞLERİ'nde ASLA görev verilmez!



Böyle politikaları savunan PARTİLER, HÜKÜMET KURMA ne kelime, ANAYASA MAHKEMESİ'nce kapatılır, yöneticileri VATANA İHANET'ten mahkum edilir!



ATATÜRK böyle ister!



Yine TÜRKİYE sözünün geçmediği hiç bir İTTİFAK'ta ve ULUSLARARASI KURULUŞ'ta yer almaz, alamaz!..



Çünkü GÜÇLÜ DEVLETLER'in asla DEMOKRATİK olmayan BİRLEŞMİŞ MİLLETLER gibi kuruluşları, ve NATO, AVRUPA BİRLİĞİ gibi İTTİFAKLAR'ı bizi ezer.



KÖLE yapar!..



O yüzdendir ki, ATATÜRK 20 yıllık siyasi hayatında BATI ile hiç bir İTTİFAK'a girmemiştir.



ATATÜRK o zamanki CEMİYET-İ AKVAM'a da TÜRKİYE'yi üye yapmamıştır.



Bizim BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'e girişimiz İSMET İNÖNÜ'nün, NATO'ya girişimiz AMERİKAN MUHİBBİ MENDERES'in, AVRUPA BİRLİĞİ'ne müracaatımız gene İSMET İNÖNÜ'nün marifetidir.



Yine onun gibi BATI UŞAĞI, hatta AZAT-KABULETMEZ KÖLESİ DEMİREL, ÖZAL ve ÇİLLER bunun için yıllarca yırtınmadılar mı?..



Sonunda ne oldu?..



BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'den 50 yılda bir kere bile lehimize bir karar çıktı mı?..



NATO bizi bir kere bile savundu mu?..



AVRUPA BİRLİĞİ lehimize bir tek karar alıp bizi destekledi mi?..



Ne gezer?..



Tam tersine!..



BİRLEŞMİŞ MİLLETLER defalarca KIBRIS konusunda bizi sıkıştırdı, NATO bize ambargo uyguladı, silahlarını kullanamıyacağımızı söyledi.



AMERİKA bizi ERMENİ katliamı ile suçladı, toprak isteğine ses çıkartmadı..



Hatta bizi KÜBA KRİZİ'nde RUSYA'nın önüne YEM olarak attı. AVRUPA BİRLİĞİ ise YUNANİSTAN'a EGE'de, KIBRIS'ta destek verdi, KÜRTLER'e toprak bağışlıyalım diye baskı yaptı...



Bunlar dost değil, HALA DÜŞMAN!



Ve ATATÜRK diyor ki;



""- Bu namussuzlar bana DÜŞMANLIK'tan vazgeçmedikçe, ben de onların AMANSIZ DÜŞMAN'ıyım!.. ASLA GÜVENMEM! Onlarla ANCAK, MİLLET'imin MENFAATLERİ'ne uygun olan hususlarda İLİŞKİ'ye girerim!""



Biz GERÇEK ATATÜRKÇÜ'yüz!..



O yüzden HIRİSTİYAN EMPERYALİST KAPİTALİST BATI'ya DÜŞMAN'ız!..



Onun dümen suyunda giden EMPERYALİST JAPONYA'ya asla güvenmeyiz!



Ta ki, SİNSİ EMELLER'inden vazgeçinceye kadar!



Yoksa elimizi verir, kolumuzu kaptırırız.



Hatta bizi yutarlar da farkında olmayız!



Bu tavır, "BATI ÜLKELERİ ile hiç bir irtibatta olmamak" anlamına gelmez.



MEDENİYET icabı İLİŞKİ ve TİCARET hatta SAYGI göstermemiz mümkündür.



Ancak bu ÖNCE onların bizim HAKKIMIZA, HUKUKUMUZA, İSTİKLALİMİZE, ŞEREF VE HAYSİYETİMİZE SAYGI göstermeleri şartına bağlıdır.



ATATÜRK, bu konuda da GERÇEKÇİ'dir.



Çok iyi bilir ki, EMPERYALİST ZALİM BATI'nın GÜÇSÜZLER'e hiç SAYGI'sı yoktur!



Bilir ki, fırsatını buldular mı hemen ezerler!



Onun için ATATÜRK bütün bu iyiniyeti ortaya koymasına rağmen, istediği sonucu elde etmek için GÜÇLENMEK'ten başka çare görmez!



Bunu da ancak KENDİ İMKANLARIMIZ'la yapmamız gerektiğine inanır.



Çünkü DÜŞMAN'a muhtaç olan, er-geç onlara boyun eğmek durumunda kalır!



Son olarak ATATÜRK, DÜNYA SİYASETİ'nde hakim olan EMPERYALİST ÜLKELER'e bir gerçeği hatırlatır:



TÜRKİYE GÜÇLÜ DEVLETTİR!..



TÜRKİYE de en az sizin kadar ETKİLİ'dir!..



TÜRKİYE'nin bu ETKİ'si gözardı edilemez!..



Yani TÜRKİYE'ye danışmadan, onun rızasını almadan DÜNYA'nın hiç bir köşesinde herhangi bir uygulamaya giremezsiniz!



ATATÜRK bunu der ama, demeden önce yanına bütün TÜRK DÜNYASI'nı ve İSLAM ALEMİ'ni almak ister.



Çünkü TÜRKİYE'NİN GÜCÜ bu iki kanatta yatmaktadır.



İşte ATATÜRK'ün KAPİTALİST BATI ile DIŞ SİYASET prensipleri bunlardır!



Hemen ekliyelim: Bu prensipler TÜRKİYE'ye DÜŞMANLIK güden bütün ülkelere uygulanır.



RUSYA, düşmanca davranan ARAP ÜLKELERİ veya YUNANİSTAN gibi cüceler de bu uygulamaya dahildir.



TÜRKİYE bir AYNA'dır.



DOSTLUK gösterene DOSTLUK yansıtır, DÜŞMANLIK gösterene DÜŞMANLIK!..



Kimseye yılışmak, yaltaklanmak, alttan almak, aşırı ilgi göstermek yoktur!



Şimdi biz ne kadar yırtınsak, Demirel Efendi ne kadar "TÜRKİYE dünya devletidir," diye vecizeler yumurtlasa, Gül ve Erdoğan efendilerde her ne kadar aynı söylemi kullansalarda, boştur!..



Çünkü biz hem TÜRK DÜNYASI'na, hem de İSLAM ALEMİ'ne sırtımızı dönmüşüz!



BATI'ya hizmet sunmakla uğraşırken, onların kapılarına yatıp "Ne olur, bizi de içeri alın, vallahı ne derseniz yapacağım" diye yalvarırken, hangi ETKİ'den söz edebiliriz ki?..



Adamlar, bırakın dışarda bizi kaale almayı, içerde bile istediğimizi yapmamıza engel oluyorlar!





Özkan BOSTANCI - Kastamonu







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 25
Dün Tekil 863
Bugün Tekil 505
Toplam Tekil 1639257
IP 54.166.112.64






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































7 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu