Türkiye Yol Ayrımında mı? - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Türkiye Yol Ayrımında mı? - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 20.10.2010 > Kaç kez okundu? 1947

Paylaş


Son birkaç yılda ülkemiz aktif ve rasyonel dış politika ataklarıyla uluslararası camiada ve özellikle bölgemizde kendinden söz ettirmeye başlamıştır. Deyim yerindeyse, gündemi büyük devletler tarafından belirlenen bir ülke konumundan gündem belirleyen bir güç haline yükselmiştir.















Bu yükseliş zaman zaman çok hızlı bir eğilim göstererek Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve hatta Kuzey ve Orta Afrika’nın en önemli politik ve uluslararası sorunları ülkemizin önderliğinde düzenlenen oturumlarda ele alınmış ve çözüm yolları aranmıştır.











Nitekim bu ataklar ve girişimler sonucunda ve devletimizin ortaya koyduğu yüksek dış politika vizyonu sayesinde, Ankara ve İstanbul birer bölgesel diplomatik merkez konumuna gelmiş, bu iki kentte periyodik olarak uluslararası ve bölgesel oturumlar, doruk toplantıları ve liderler zirvesi toplanarak problemlere çözümler aranmıştır. Hükümetimizin dış politika atakları sayesinde daha önceleri bir elin parmak sayısını geçmeyen vizesiz gittiğimiz ülke sayısı yetmişlere ulaşmıştır.











Sosyal bilgiler derslerinde ortaokul ve lise öğrencilerine empoze edilen; ülkemiz üç tarafı denizler ve dört tarafı düşmanlarla çevrilmiş bir konumda bulunmaktadır söyleminden kurtularak bütün komşularla sıfır soruna ulaşma yolunda ilerlemekteyiz. Bütün komşu ve bölge ülkeleriyle kültürel, siyasi ve tabii ki ekonomik ilişkiler kurularak münasebetler pekiştirilmiş ve her sahada önemli antlaşmalara imza atılmıştır. Devletimizin onurlu dış politikası ve dik duruşu bütün Müslüman âleminde, komşularda ve emperyalizmin baskısı altında ezilen halklarda ülkemize ve devletimize karşı büyük sempati ve yakınlık duyulmasına sebep olmuştur. Bu da ürettiğimiz ve hizmetlere yönelik istek ve talebi attırmış yakından gördüğüm bu ülkelerin çoğunda Türk mallarına sanayi ürünlerine hatta hizmet sektörüne büyük rağbet ve talep patlamasına sebep olmuştur.











Daha önceki dönemlerde 70 kuruş borç için IMF’nin, Dünya Bankası’nın vb. uluslararası finans çevrelerinin kapısını aşındıran ülkemiz günümüzde komşu ve civar ülkelerle yaptığı milyarlarca dolarlık ekonomik ve ticari antlaşmalarla dünyadaki tüm büyük ekonomileri sarsan Dünya Ekonomik Krizi’nden bile en az hasarla çıkmayı başarmıştır. Söz konusu ülkelerle yapılan antlaşmalar önümüzdeki dönemlerde 40-50 ya da daha yüksek meblağlara ulaşacağından hiç kuşkum yoktur. Bu nedenle IMF, Dünya Bankası vb. diğer sömürgeci finans kuruluşları ve uluslararası sermaye egemenleri ülkemizin bu konumunu hazmedemeyerek çeşitli oyunlarla bu ihracat potansiyelimizi ve gelirler dengemizi bozmaya ve ülkemizi yeniden kendilerine bağımlı kılmak için her türlü oyuna başvuracaklardır.











Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici üyeliğine ezici oyla seçilmemiz, daha önceleri hayalini bile kuramadığımız İslam Konferansı Örgütü Başkanlığı’na iki dönemden bu yana seçilip bu görevi başarıyla yürüten değerli devlet adamı Prof. Dr. Ekmelettin İhsanoğlu’nun durumu ve milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığına getirilmesi, son yıllarda uluslararası arenada elde ettiğimiz olağanüstü başarılara birkaç örnek olarak gösterilebilir.











Dış politik başarılarımızın listesi bu yazının havsalasına sığmayacak kadar uzun, ayrıntılı ve tabii ki gurur vericidir. Daha önceki yazılarımda emperyalizm ve Siyonizm’in entrika, ihanet ve kirli oyunlarından defalarca söz etmiştim. Ülkemize duyulan yakınlık, sempati ve hayranlık bu çevreleri rahatsız etmiş ve her zamanki gibi oyunlar oynamaya, kirli politikalar üreterek bu süreci tersine çevirmeye yönelik girişimlerini hızlandırmaya başlamışlardır. Düşünün Yemen’in en küçük kasabalarında ay yıldızlı bayrağımız yürüyüşlerde taşınıyorsa, Kuzey Afrika, Malezya veya Endonezya gibi uzak ülkelerde devlet adamlarımızın posterleri halkın omuzlarında taşınıyorsa, İranlı öğrenciler ve gençler Tahran’daki Büyükelçiliğimizi çiçek yağmuruna tutuyorsa ve komşu pek çok ülkede aileler yeni doğan bebeklerine başbakanımızın adını veriyorlarsa, bu tarz olumlu ve fevkalade olaylar emperyalizm ve Siyonizm’in penceresinden hoş karşılanacak durumlar değillerdir.











Karanlık odalarda, entrika ve kirli oyunları planlayan ve kendilerince dünyaya düzen vermeye çalışan güçler daha önceleri yaptıkları gibi ülkemiz ile komşuları ve doğal çevresi arasına nifak sokmak ve içinden çıkılmayacak sorunlar meydana getirmek peşindedirler. Tabiatıyla dış meseleleri yakından izleyen aklı başında her uzmanın tahmin edebildiği gibi, sömürgeci devletler ülkemizin bölgesel bir güç konumuna yükselmesini ve uluslararası arenada söz sahibi olmasını içlerine sindiremediklerinden ihtilaf tohumları ekme peşindedirler.











Bu kirli oyunların konuşulduğu bir ortamda ortaya atılan ABD’nin füze savunma sistemi kuşkularımızı haklı çıkartacak bir gelişme gibidir. Öncelikle vurgulamam gereken nokta şudur; ülkemiz ulusal güvenlik ve stratejik gereksinimleri doğrultusunda milli iradesini ortaya koyarak istediği zaman topraklarının her noktasına istediği füze savunma sistemini, balistik füzeyi ve askeri uzmanlarımızın tercih edeceği her türlü silah ve savunma donanımı konuşlandırabilir ve bu egemen ve bağımsız her ülkenin hakkıdır.











Kanımca ABD’li yetkililerin ülkemizi de kapsayacak füze savunma sistemi projesi, bizim ulusal güvenlik gereksinimlerimizden çok, psikolojik ve kirli ve taktiksel bir oyundur. Bu senaryo düşünülüp, yazılıp ve ABD’li uzmanlar tarafından kamuoyuyla paylaşıldığında yaratacağı tepkiler ve yankılar önceden ince taktiklerle ince ince hesaplanmış ve planlanmıştır. ABD ve derin ABD’deki, İsrail çıkarlarını ön planda tutan grupların düşüncesine göre, bu teori Türk sivil ve askeri bürokrasisini olumlu ve olumsuz anlamda ikiye bölecek ve daha önceleri ülkemizin siyasal istikrarı için yaratılan suni sorun ve problemlere bir yenisi eklenecektir. Öte yandan ABD, Batı ve İsrail hedef ve çıkarlarını koruyup kollayacak olan bu savunma sisteminin ülkemizde konuşlandırıyor olması, Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu ve hatta Orta Asya ile kurulan derin bağları derinden etkileyecek ve sarsacaktır. 2003’ten başlayarak 2007 itibarıyla zirveye ulaşan onurlu dış politikamıza onarımı mümkün olmayan bir darbe indirecektir.











Müslüman ülkelerin halkları nezdinde elde ettiğimiz olağanüstü hayranlık ve gıpta duyguları yerini yeis ve ümitsizlik alacaktır. Tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası sayılan Ortadoğu ve Kuzey Afrika‘daki sağlam duruş ve yakınlık en azından halklar nezdinde ülkemizin değerini düşürecektir. Hatırlanacağı gibi yazının başında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ABD’nin bütün baskılarına rağmen, ulusal çıkarlarımız doğrultusunda İran’a uygulanacak yeni yaptırımlar konusu da hayır oyu kullandığımızı belirtmiştik. Şimdi Portekiz’in başkenti Lizbon’da düzenlenecek olan NATO Zirvesi’nde ABD’nin planladığı füze savunma sistemi gündeme gelip oylanacaktır. Devletimiz baskılara boyun eğmeyecektir. Ben, ülkemizin yol ayrımında olmadığını ve sağduyuyla ulusal çıkarlarımız doğrultusunda karar vereceğine şimdiden eminim.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 193
Toplam Tekil 1638082
IP 54.197.75.176






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.098 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu