PAKİSTAN’DAN SELAM VAR - Yakup TUFAN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









PAKİSTAN’DAN SELAM VAR - Yakup TUFAN
Tarih: 14.09.2010 > Kaç kez okundu? 2288

Paylaş


Bir haftadan beri Pakistan’dayız. Kardeş ülke Pakistan’ın uğradığı sel felaketi sebebiyle ve mağdur olan inasanlara yardım yapma niyetiyle, burada bulunuyoruz. Gayemiz, ATİB’in yardımlarını biçare insanlara yerli yerince ulaştırmaktır. Yirmi milyonun üzerinde mağdur olan ve -asrın en büyük sel felaketinden- etkilenen insanların yaralarına az da olsa melhem olmaktır.



Pakistan’a ilk geldiğim gün, İslamabad’da bulunan MFK(Keşmir İnsan Hakları Org.) Başkanı Dr. M.H. Asım ve diğer yetkililer ile birlikte bir iştişare toplantısı yaptık. Yapılan toplantı ve görüşmeler neticesi, Çarsada (CHARSADDA) bölgesinde bulunan mağdurlara gıda yardımı yapılmasına karar kıldık. Zira, bölgenin ulaşım ve emniyet bakımından sıkıntılı olması hasebiyle, -anlatılanlara göre- oraya henüz dış yardım (gıda yardımı) yapılmamıştı.



İslamabad’da yaptığımız yoğun çalışmalar, kurulan bağlantılar, yapılan işbirliği ve görüşmeler neticesinde, tonlarca gıda maddesi( pirinç, un, sıvı yağ, mercimek, çay, şeker vs.) satın aldık. Bunları özel bir yerde (depo) ayrı ayrı paketledik ve büyük torbalara doldurduk. Afet bölgesine nakletmek, ulaştırmak üzere hazır hale getirdik.



Ramazan ayının son Cuma günü, İslamabad’dan sabahın erken saatlerinde yola çıktık. Çarsada, (Charsadda) Pakistan’ın başşehri İslamabad’ın kuzey batısına düşmekte ve yaklaşık 200 km uzak bir mesafedeydi. İslamabad Mardan şehri arasındaki yol iyiydi, -Motorway-. Fakat, Mardan ve Çarsada arası ise, oldukca kötü ve tehlikeliydi.

İslamabad’dan yüklediğimiz gıda maddalerine biz de arabalarla bizzatihi refakat ediyorduk. Hedefimiz, en kısa zamanda Çarsada’ya varmak ve yardımları yerine ulaştırmaktı.

Bizim arabamızda basın mensupları da vardı. Yol boyunca, ben onlardan -sel felaketi ile ilgili- bilgiler almaya çalışıyordum. Onlar da görgü şahitleri olarak, felaketin vehametini bana anlatmaya çalışıyorlardı. Çarsada yolunda ilerlerken, bizzatihi o manzalara kendimiz de şahit olmaya başladık.

Çarsada’ya doğru yol aldıkca, -yol boyunca- sel felaketinden zarar görmüş yerleşim birimlerine, su altında kalmış tarla, bağ ve bahçelere, selden zarar görmüş köprülere, geçitlere ve yıkılmış evlere rast geliyorduk. Mezarlıklar dahi her şey harap olmuşa benziyordu.

Yolumuz, açık alanlara, şehir veya yerleşim birimleri giriş yada çıkışlarına kurulu çadırkentlerin yanlarından geçiyordu. Bir kısım aileler, ev, mal ve mülkünü kaybetmiş insanlar, bu çadırkentlere yerleştirilmişlerdi.

Yaklaşık (sıkıntılı) üç buçuk veya dört saatlik bir yolculuktan sonra, İslamabad’da hazırlamış olduğumuz tonlarca gıda maddesini Çarsada’ya ulaştırdık. Çarsada şehir girişine geldiğimizde, bize refakat edecek polisler ile karşılaştık. Daha önceki görüşmelerimizde, biz yetkililerden polis refakatı talep etmiştik. Burada bekleyen polisler bizi güler yüzle karşıladılar ve birlikte şehir idari merkezine birlikte gittik. Bizi burada da Ecmel Han (vali) karşıladı. Kendisiyle samimi ve sıcak bir görüşme yaptık. Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayan Türkler’in selamlarını kendisine ilettim. Ecmel Han, bizim ziyaretimiz ve yapacağımız insani yardımlardan oldukca memnun olduğunu dile getirdi. Daha sonra valiliğin bahçesindeki mescitte birlikte Cuma namazı kıldık. Namazdan sonra, yine polisler refakatında, yardımları dağıtacağımız bölgeye(şehir merkezine yaklaşık 20km mesafe) doğru hareket ettik. Kötü ve dar yollardan geçerek yardım dağıtacağmız yere vardığımızda, çoluk çocuk, kadın kız, genç ihtiyar, binlerce mağdur ve muhtaç insanın bizi beklediklerini gördük. Onlar oruçlu bir halde, 40 derece güneşin altında, saatlerce bizim yolumuzu beklemişlerdi. Kimi bir, kimisi ise beş km’lik uzak yerlerden gelmişlerdi. Gaye bir torba gıda yardımı almak ve akşam (iftar) olmadan bir an evvel tekrar evlerine veya çadırlarına dönmekti.





Biçareleri daha fazla bekletmeden, -oldukca çıcak bir Cuma günü- görevliler nezaretinde, bir çok koldan yardım dağıtmaya başladık. Mümkün olduğu kadar, önce çocuklar, kadınlar ve yaşlılara gıda torbalarını dağıtmaya çalışıyorduk. Fakat, -insanların yardım alamama ve evlerine veya çadırlara elleri boş dönme korkusu içerisinde olmaları-, dağıtım esnasında polislere de bize de zor anlar yaşatıyordu. Asayiş ve düzeni sağlamakta oldukca zorluk çekiliyordu.

Dağıtılan gıda maddesi dolu torbaları(yaklaşık 35-40 kg ağırlığında) omuzlayanlar ise, dillerinde dua, yüzlerinde sevinçle, geldikleri yerlerin tekrar yollarını tutuyorlardı. Ortalık tam bir bayram havasını andırıyordu. Yardım yapılan meydanda, çağrışmalar ve bağrışmalar, ricalar ve minnetler, teşekkür sesleri adeta birbirlerine karışmıştı. Biz ise, bir taraftan ihtiyacın ne kadar büyük olduğuna bizzatihi şahit oluyor, diğer yandan da, gıda alanlarların yüzlerindeki sevinç ve neşeyi görüyor ve bundan hayli memnun oluyorduk. Yetmişlik dedelerin, ninelerin ve küçük çocukların, kız çocuklarının tabiri caizse gözlerinin içinin gülmesi, bizi de sevinçe boğuyordu...

İftara doğru yaklaşırken getirdiğimiz tonlarca gıda yardımının dağıtımı da bitmişti. Yüzlerce Çarsada’lı aile, binlerce mağdur insan, Mübarek Ramazan ayının son Cuma günü, yardım almanın, -kendilerine uzanan merhamet bir elinin- sevincini ve mutluluğunu yaşıyordu. Bir onlar kadar da biz de sevinçli ve mutluyduk. Zira, mağdur ve mazlum Pakistanlı kardeşlerimizin yaralarına melhem olmanın, -al elma gönül alma- onlara yardımda bulunmanın gururunu ve sevincini yaşıyorduk.

Yardımların dağıtımından sonra bir konuşma yapan Ecmel Han şunları söyledi:-“Size, Türkiye’ye, Türk kardeşlerimize, Almanya’ya, Müslüman kardeşlerimize, ATİB mensuplarına, bizi düşenen ve bize yardım yapan bütün insanlara ne kadar teşekkür etsek yine azdır. Sizlerden Allah razı olsun. Sizler, şu Mübarek Ramazan günü, ailenizden, yer ve yurdunuzdan binlerce km uzaktasınız ve bize yardım yapmak için burada bulunuyorsunuz. Bu durum bizi ziyadesiyle sevindirmektedir. Bugüne kadar buraya (sizden önce) kimse gelmemişti. Ulaşım ve buna benzer konularda sıkıntılarımız olduğu için, maalesef kimse bu ölçüde gıda maddesi, bu bölgedeki mağdurlara ulaştırılamamıştı. Siz bu anlamda ilk yardım yapanlar oldunuz. Çok sağ olun, bizi çok memnun ettiniz,” dedi. Sözlerinin sonunda Elmel Han, Türkiye’ye, Almanya’ya Almanya’da yaşayan Türk Toplumu ve Avrupa Müslümanları’na saygı, sevgi ve selamlarını bildirdi. Ecmel Han’dan sonra biz de, dost ve kardeşliği içerisine alan bir konuşma yaptık. Daim kendilerinin yardımında olmaya gayret edeceğimizi bildirdik. Pakistan halkı ve Türk halkının iki kardeş olduklarını ve bu sıkıntıları da yine birlikte aşacaklarını dile getirdik...

Yardım yaptığımız meydanda artık Ecmel Han, şehir görevlileri, biz (on kişilik ekip) ve Çarsada polislerinden başka kimseler kalmamıştı. İftar vakti de iyice yaklaşmıştı. Ecmel Han’nın (iftarı birlikte yapma ısrarına rağmen), biz kendisiyle ve emniyet mensuplarıyla vedalaşarak, tekrar İslamabad’a dönmek gayesiyle yola koyulduk. Önümüzde yaklaşık 200 km’lik bir yol vardı. Bu bölgede gece yolculuğu ise, odukca büyük dikkat istiyordu.

Yine, sel felaketinenden zarar görmüş köprü ve yolları, şehirleri, köy ve kasabaları, nehirleri tek tek, bir bir geçerek, gecenin geç saatlerinde, -sağ salim-, İslamabad’a geri döndük. Bedenimiz, gündüz oruçlu olmanın ve günün yorgunluğunu taşıyordu. Gönlümüz ve kalbimiz ise, -yüz yılın felaketi- diye adlandırılan sel felaketi sebebiyle mağdur ve muhtaç olan insanlara, yardım yapmanın, onların yaralarına -az da olsa- melhem olmanın sevinç ve gururunu taşıyordu...

İslamabad/Rawalpindi, 5 Eylül (Kadir Gecesi) 2010

Yakup Tufan







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 592
Toplam Tekil 1637653
IP 54.205.150.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.408 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu