Bir Şehit, Bir Gazi Ve Bir Gaye… - Aziz Dolu ATABEY - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Bir Şehit, Bir Gazi Ve Bir Gaye… - Aziz Dolu ATABEY
Tarih: 12.09.2010 > Kaç kez okundu? 2266

Paylaş


Enver Paşa, Türk-İslâm tarihi açısından başlı başına bir olaydır (fenomen) dostlar. Hayâlperest, aklı bir karış havada gibi sunulan (lanse edilen) bu gözü pek Türk subayı söz konusu olduğunda eller vicdanlara konulmalı; “yiğidi öldür, ama hakkını yeme” sözü kulaklara küpe yapılmalıdır. Zira “Zaten mukadder olan ölümden korkarak köpek gibi yaşarsak hem geçmişlerimizin, hem de geleceklerimizin la”netlerine müstahak oluruz.” deyip ölüme meydan okuyarak, deli dolu bir hayat süren bu kahraman Türk çocuğuna edilecek hitap -bize göre- “delikanlı” sıfatıdır.



Söze Enver Paşa ile başlamaktan muradımız “söz büyüğün” düsturundan ilham alarak, yaş haddini göz önünde bulundurmamızdır elbette. Mustafa Kemal dendiğinde ise “Sarı Paşa” efsanesinin yazıya nasıl döküleceğine dair bir muamma şakaklarımızın zonklama sebebidir. Öncesi de olmakla birlikte, ülkenin kara bahtını aydınlatmak için Batı”dan, Gelibolu tepelerinin ardından doğan bir güneştir Mustafa Kemal.



Enver Paşa”nın eline silahını alıp Makedonya dağlarına çıkmasından; Saraydan kız alıp “damat” olmasından bahsetmeyeceğiz canlar. Kemal Paşa”nın, dayısının çitliğinde karga kovalamasını; “Fikriye”sini de pelesenk etmeyeceğiz dilimize. Zaten tarih kitaplarımız bunları tekerrür edip durmaktadır. Biz yazılmayanlardan, üzeri örtülmeye çalışılan tarihi gerçeklerden bahsedeceğiz sizlere. Çünkü ciğeri beş para etmezlere bile iade-i itibarı münasip gören yönetenlerimizin ve yönetilenlerimizin artık Enver Paşa”yı rahat bırakmalarının; Enver Paşa ile Mustafa Kemal”in dostluğuna, kardeşliğine gölge etmekten vazgeçmelerinin zamanı gelmiş de geçmiştir bile. Enver Paşa da artık saygıyla anılmalıdır bu topraklarda…



Bildiğiniz gibi Viyana bozgunu, 93 Harbi… diye giden süreç Osmanlı Devletinin zayıflamasına, gerilemesine yol açmıştır. Bir nevi yaralı aslana dönen Osmanlı”nın bu durumundan istifade etmek isteyen Batılı devletler ise sırtlanlar gibi saldırmıştır Osmanlı ülkesine. Bu hayâsızca akınlardan biri de İtalyanların Trablusgarp (Libya) saldırısıdır. Osmanlı, hukuki temelden yoksun bu saldırıya ordusu ile müdahale edemez. Mısır”ı ilhak eden İngilizler, İtalya ile işbirliği yaparak, Osmanlı ordusunun kara harekâtına izin vermez. Kara ordusu olmadan, deniz harekâtının başarılı olması da mümkün görünmez. Yapılacak bir şey kalmıştır ve Osmanlı onu yapar. Bir orduya bedel on bir vatan evladını gönderir. Başlarında Enver (Paşa) vardır. Yoldaşları ise Mustafa Kemal (Paşa), Cemal (Paşa), Kuşçubaşı kardeşler ve diğer yedi yiğit… Teşkilat-ı Mahsusa üyesi bu bir avuç gözü pek subay, yerli Arapları örgütleyerek mücadeleye başlarlar. Öyle ki Libya”yı İtalyanlara dar ederler. Kuzey Afrikalı Araplar kazandıkları bu özgüvenle sonraki yıllarda milli bağımsızlık hareketlerini başlatıp; Emir Abdülkadirlerin, Abdülmaliklerin, Ömer Şeriflerin önderliğinde Batılı sömürgecileri (emperyalist) ülkelerinden defedeceklerdir.



Yeri gelmişken bir kahramanlık öyküsünden daha bahsedeyim sizlere. Trablus”ta, özellikle de Derme ve Tobruk”ta muharebeler pek çetin geçmiştir. Muharebelere bizzat katılan Mustafa Kemal, elinde Revolver marka tabanca ile sokak savaşı yaparken, bir el bombasının yakınında patlaması sonucu sol gözünden yaralanır. İlerleyen günlerde gözü kan çanağına dönüp, kör olma tehlikesi ile karşı karşıya kalınca, arkadaşlarının zoruyla Bulgaristan”a giderek tedavi olur. Sofya”daki “ataşemiliterlik” görevinin içyüzü budur cancağızlar. Ne diyelim “deccal” diyenler utansın.



Başkomutan Enver Paşa”nın, onlarca yıldır gerileyen, hırpalanan dahası dün kapısında yamak olan Balkan devletçiklerine bile yenilen Osmanlı ordusunu alıp birkaç yıl içinde şaha kaldırdığı tarihi bir vakadır. Zira bu ordu Kut”ül Amara”da İngiliz ordusunu esir almıştır. Bu ordu, Çanakkale”de destan yazmıştır. Kurtuluş Savaşını zaferle taçlandıran ruh biraz da Çanakkale”de kazanılan o ruhtur bize göre. Dahası Talat Paşa”nın, cepheden cepheye koşan Enver Paşa”ya “sana birşey olursa ne yapacağız” demesi üzerine “Mustafa Kemal”den başkası bu orduyu idare edemez" diyerek, halefini işaret etmesi ile Sultan Vahideddin”in “Paşa, Paşa bu ülkeyi ancak sen kurtarabilirsin!” diyerek, Mustafa Kemal”e Anadolu”nun yanık bağrını göstermesinin tesadüf olmadığı da ortadadır. Zira Çanakkale”de doğan güneş Anadolu”yu ışıtmaya başlamıştır artık. Bir diğer güneş de Türkistan bozkırlarını aydınlatmak için yollardadır. Ve bir bayram sabahında, daha bayram namazını bile kılmaya fırsat bulamadan savaşa girmiş; elde kılıç, Rusların makineli tüfek bataryasına saldırdığı bir anda kalbine isabet eden bir kör kurşun O”nu Hakkın rahmetine kavuşturmuştur. Çocuk yaşta tutulduğu vatan-millet aşkı için, delişmen kalbinden bir kez daha vurulmuş; bir Kurban bayramında, vatan için kurban olmuştur. Enver Paşa şehit olmuştur.



Bize göre Enver Paşa ile Kemal Paşa iki kardeş, iki dost dahası bir elmanın iki yarısıdır. Onlar son Osmanlılardır, son Osmanlı Paşalarıdır. Aralarında görev bölümü yapmışlar; biri Türkiye”nin, diğeri Türkistan”ın istiklâli için varlıklarını ortaya koymuşlardır. Ve bu kutsal gaye uğruna biri şehit olmuştur, diğeri gazi… Dahası Anadolu”da yokluklar içinde devam eden İstiklâl Harbine (Bağımsızlık Savaşı) destek sağlamak için Türkistan”da yardım kampanyaları tertip eden de yine Enver Paşa”dan başkası değildir. Ne diyelim, “hain” diyenler utansın.



Evet canlar! Gözlerini budaktan sakınmayan bu iki vatan evladının; son Osmanlı paşalarının ruhlarının şad, mekânlarının cennet olması için birer Fatiha göndermeden önce sözü bu kez Gazi”ye bırakalım:



—“Enver, bir güneş gibi doğmuş, bir gurûb (gurup, günbatımı) ihtişamıyla batmıştır, arasını tarihe bırakalım." Serik–28 Mart 2009





Aziz Dolu Atabey

azizdolu.blogcu.com







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 40
Toplam Tekil 1636334
IP 54.161.208.7






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu