Kirli Etiketler… - Prof. Dr. Ramazan DEMİR - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Kirli Etiketler… - Prof. Dr. Ramazan DEMİR
Tarih: 07.08.2010 > Kaç kez okundu? 2156

Paylaş


Toplumun fertleri arasında yapıştırıcılık niteliğini taşıyan milli ve manevi değerler vardır. Bunlardan biri de dindir. Türk Milletinin geleneğinde sonsuz değer biçtiği mefhumlardan biri din, diğeri de millilik tır. Önceki nesillerden, soyağacından belgeli “seyyid” olarak bilinen, “aziz” mertebesinde “eren” değerler olan büyüklerimiz, bizlere şu telkini yaparlardı: “gelip geçici olan şeylere değil, ebedi olan şeylere değer vermek gerek...”

Bir şey daha söylerlerdi; “mürşit olmak istersen, varlığını aşacaksın” derlerdi...



**



Mürşit olabilmek...



Ve o zamanlar manasını çok iyi anlayamadığım şu telkini özenle yaptılar; ki bugün bunun ne kadar derin anlam taşıdığını, manevi miras dediğim bu anlamlı telkinleri düşündükçe anlıyorum; yaşamın en can alıcı noktalarını oluşturmakta olduğunu görüyorum...



İşte o telkin; “Evlat, irşat olmayı aracı kullardan bekleme, onlar çeşitli hüviyetlerle, yakalarına “din” etiketini iliştirerek fiyatlarını ilan ederler, sakın onlara kanma evlat... Seni inancınla esir alırlar...”

Çünkü irşat Allah”a aittir...

Mürşit olmak için her şeyiyle O”na teslim olmak gerekir, kula değil...

Bu teslimiyetten sonra beden de, ruh da olgunlaşır...

Varmak istediği hedefe ruh ulaşır...

Ruh olgunlaştıkça beden de olgunlaşır…

Öyle ya, hangi olgun meyve dalında kalmıştır ki?!

Mürşit olabilmek, Tanrının rızasıyla olgunlaşmaktır...



Şimdi biraz düşünelim; böyle bir terbiyenin ortaya koyduğu ürün ile “din ticareti” yapan bu farklı kılıktaki “din tüccarı” yaka etiketli sahtekârların oluşturduğu bir düzende nasıl irşat olunur, nasıl mürşit olunur?



Dinde bir realite olan “tarikat=yol” o denli ticaret aracı haline getirildi ki etrafınıza bakındığınızda, mantar misali türemiş açık-gizli topluluklar görüyor ve duyuyorsunuz. Hem de biri değerini beğenmiyor, biri bir diğerinin orasından burasından mıncıklıyor; kenarından köşesinden kusurlar arıyor...

Şirket kurar gibi kuruluyor, oluşturuluyor!

Bunların amacı, dinde “irşat” ya da “mürşit” olmak değil; heybeyi, cüzdanı doldurmak!?

Yapılan tüm işleri kendine mal etmeye çalışıyor...

Bazıları ortalığa düşmüşler, güya “hacı-hoca” olmuşlar, vatandaşı manevi değerlerine hitap ederek, hassas oldukları duygularını sömürerek ve sonuçta kandırarak geçiniyorlar... Fahri imam olarak halkı aydınlatmaya kendini adamış rahmetli dedem ve dayım, “muska” ya da “dua” için gelenleri sopayla neden kovduğunu şimdi daha iyi anlıyorum… Bu yaklaşımın “din ticareti” olduğunu bilirmiş meğer…

Şimdikiler ise, renkli camlarda milletin beynini sulandırıyorlar...

Sadece beyin de değil, Allaha olan inancını, inanç dolu kalplerini şüpheyle dolduruyorlar; samimi niyetlerini vesveseye boğuyorlar...

Çorum lahanası gibi kafasına sarık sarmakla insanın ne hoca, ne de mürşit olamayacağını anlamıyorlar...



**

Hayatın içindeki din...



Din hayatımıza, geleneklerimize yerleşmiştir.

Din, eğer kişisel hayatın tarzı olarak seçilmişse, saygı duymak gerek... Fakat hayatın, toplumun her yaşam alanına din kurallarını koyarsanız, bunu benimsemek ve anlamak zor olur ve insanı çıkmaza sokabilir…

O takdirde dindarlıkla ve dincilik farkı kalmaz...

Din ve dinin kuralları, kişi temelinde büyük bir sorumluluktur; yapıp yapmamak kişinin sorumluluğundadır; fakat bunun kurallarını sosyal ve toplumsal hayata uygulayıp ön koşul olarak koyarsanız yanlış olur. Çünkü kişinin ya da toplumun yapmış olduğu ve dahi yapacağı yanlışlar da dine mal edilir...



Söz gelimi, kültür hayatımıza girmiş olan “halvet” konusu tartışılırken, Hıristiyanlıkta süresiz olduğu halde Müslümanlıkta 40 gün ile sınırlı mı değil mi tartışmasının sosyal hayata kattığı kargaşanın boyutları gibi... Benzer pek çok “inanç” boyutlu değerlerdeki tartışmalar örneğinde olduğu-olacağı gibi... Kişinin bu konudaki yanlış tutumu ya da uygulamaları, hayatın kuralı olarak algılandığı zaman bu inançlara mal edilecektir.

İşte temel yanlış buradadır...



**

Müslüman, Musevi ya da Hıristiyan olmak ayrı şey, dindar olmak ayrı şeylerdir. Her Müslüman ya da Hıristiyan mecburi dindar değildir, iradesi neyi istiyorsa odur...

İnanç da inançsızlık da bireyin iradesindedir ve Yaratana karşı sorumludur, kula karşı değil…

Toplumsal hayata bu nedenle dini kuralları uygulama lüksünüz olamaz...

Uygulamaya kalkarsanız, o zaman toplumu çatıştırırsınız...

Bunu bir bütünün parçaları olarak, fakat birliğin ruhuna aykırı olmayan değerler olarak algılamak gerekiyor. Tıpkı millet mefhumunda olduğu gibi; millet, sadece sağ olanlar, sağ kalan topum demek değildir, tarihindekilerle bir bütün olarak millettir...

Millete doğru yolu gösteren, toplumu bir bütün olarak gören din uluları millet için rahmettir-nimettir. Çünkü dinin temelini onlar kurdular, milletin de onu benimsemesi zaman içinde oldu...

Önümüzdeki günlerde “oruç” ayı başlayacaktır. Camilerde ya da sokakta karşılaşacağınız “din tüccarlarına” lütfen dikkat ediniz…



**

Sonuç…



Yalanı, riyakârlığı sermaye edinmiş insanların mensubiyetleri ne olursa olsun “kirli” etiketi taşıyor demektir…

Nebze göre şerbet sunanların, ikiyüzlülüğü marifet sananların, haksızlık karşısında susanların kimliği ne olursa olsun “kirli” etiketi taşıyor demektir…

Din ticareti yapıp samimi Müslümanların cebini ve oyunu hortumlayan da, politik çıkar için mütedeyyin Müslümanları kandıranlar da “kirli” etiketini taşıyor demektir…

Menfaat adına milli ve manevi değerleri sermaye olarak kullanan, insanların yoksulluklarını-acılarını istismar eden her türlü politikacı (poly-tick=çok yüzlü-çık suratlı) “kirli” bir makama taliptir demektir…

Marifet, bunlardan hiç biri olmamak ve benzememektir…

Marifet, özde bir sözde bir olabilmektir…

Marifet, her türlü “kirli” etiketten uzak durmaktır; vatanımız için, milletimiz için, cumhuriyetimiz için, bayrağımız için çalışmak ve üretmektir…



5.8.2010

www.r-demir.com









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 760
Toplam Tekil 1641995
IP 54.204.108.121






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.098 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu