KUZEY VE GÜNEY KORE ARASINDAKİ GERİLİM; NASIL BİR SAVAŞ OLACAK VE SONUÇLARI? - Yrd. Doç. Dr. Sait YILMAZ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KUZEY VE GÜNEY KORE ARASINDAKİ GERİLİM; NASIL BİR SAVAŞ OLACAK VE SONUÇLARI? - Yrd. Doç. Dr. Sait YILMAZ
Tarih: 28.05.2010 > Kaç kez okundu? 4985

Paylaş




Beykent Üniversitesi

saityilmaz@beykent.edu.tr



II. Dünya Savaşı”nın bitmesi ile Kore yarımadası üzerindeki Japonya hâkimiyeti sona erdi. Ancak, Soğuk Savaş”ın başlaması ile yarımada siyasi olarak ikiye bölündü ve güney kısmı ABD, kuzeyi ise Sovyetler Birliği tarafından işgal edildi. Böylece 38. paralelin kuzeyinde ve güneyinde ideolojik olarak farklı iki Kore devleti ortaya çıktı. 1948 yılında Kim II-Sung tarafından Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti kuruldu ve 1950 yılında bağımsızlığını ilan etti. Kuzey Kore”nin 25 Haziran 1950”de Güney Kore”yi işgal etmesi neticesi başlayan Kore Savaşı, Amerika ve müttefiklerinin daha sonra Çin Halk Cumhuriyeti”nin müdahalesi ile uluslararası bir boyut kazandı. 1953 yılında bir ateşkes anlaşması imzalanmasına rağmen iki ülke arasında her an savaş çıkmaya yakın bir gerginlik ortamı günümüze kadar devam etti. 2007 yılında iki ülke arasında bir barış anlaşması imzalanmış olmasına rağmen bu barış henüz kâğıt üzerindedir. 2003 yılında Kuzey Kore”nin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması”ndan (NPT) çekilmesi üzerine bu ülkeyi nükleer kabiliyetler edinmekten vaz geçirmek üzere Altı Ülke Görüşmeleri (Six Nations Talks) süreci başlatıldı. Çin”in de katkısı ile bazı kesin olmayan sonuçlara varılsa da yapılan görüşmeler Kuzey Kore”ye sadece önemli ekonomik rüşvetler sağladı . Kuzey Kore, kendi nükleer enerji reaktörünü yapma hakkını savunmakta ve dünya çapındaki kara borsada nükleer madde, bilgi ve potansiyel atma araçları temin etme peşinde koşmaktadır.

Bugüne kadar iki ülke arasında genellikle Kuzey”in neden olduğu casusluk, gemilere saldırı ve terör faaliyetleri kapsamında pek çok gerginlik yaşandı. Son dönemde krizi çıkaran ise 26 Mart 2010 tarihinde bir Güney Kore savaş gemisinin (Cheonan) torpido ile vurularak 46 Güney Kore askerinin ölmesi oldu. Güney Kore”nin bu saldırıyı Kuzey Kore”nin yaptığına dair BM”ye kanıtlar sunması ile geçtiğimiz günlerde iki ülke arasındaki ilişkiler son derece gerginleşti. Kuzey Kore, savaş hazırlık durumuna geçerken, Güney Kore büyük bir deniz tatbikatına başladı. Genel Sekterlik görevinde bir Güney Korelinin (Ban Ki-Moon) olduğu BM, Kuzey Kore”ye uygulanacak yeni yaptırımları görüşmeye hazırlanırken; ABD, bu yaptırımların kuvvetli ama ölçülü olmasını istedi. Kuzey Kore”nin tek dostu gözüken Çin ise itidal çağrısı yaptı. Durumun ABD için ciddiyeti öyle fazla ki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton geçtiğimiz günlerde Seul”u ziyaret ederek Güney Koreli yetkililerle görüştü. Bu makalenin amacı, Kuzey ve Güney Kore arasındaki gerilimi inceleyerek, olası bir savaşın şekli ve sonuçları ile bölgenin geleceğini değerlendirmektir.

Kuzey ve Güney Kore Arasındaki Dengeler

1948 yılında Kore”nin ikiye bölünmesi ile kurulan Kuzey Kore Demokratik Cumhuriyeti babadan oğla geçen bir iktidar anlayışı içinde tek partili bir komünist rejimidir. 1994 yılında iktidarı babası Kim II-Sung”tan alan şimdiki devlet başkanı Kim Yong İl önümüzdeki yıllarda iktidarı henüz çok küçük olan oğluna devretmeye hazırlanmaktadır. Parçalanan Kore”nin diğer bir parçası olan Güney Kore ise başkanlık sistemine dayalı demokratik rejimle yönetilmektedir. Kuzey Kore”nin 23.1 milyon nüfusuna karşılık, Güney Kore 48.7 milyon nüfusa sahiptir (2008 rakamları). Sadece Seul”de 10.3 milyon kişi yaşamaktadır. Kuzey Kore kronik olarak yiyecek sıkıntısı içindedir. Yaklaşık 1 milyon kişilik bir orduya sahip Kuzey Kore, bütçesinin üçte birini sürekli savunmaya harcayan askeri bir devlettir. 1990”lı yıllarda yaklaşık 2 milyon kişi açlık ve kıtlığa bağlı nedenlerden öldü. Bu nedenle, BM tarafından özellikle çocuklara yönelik başlatılan gıda ve yiyecek yardımı günümüzde de devam etmektedir.

İki ülke arasındaki en önemli uçurum ekonomi ile ilgili rakamlarda ortaya çıkmaktadır. Kuzey Kore”nin kapalı rejimi ve uygulanan yaptırımlar ülkeyi kurulduğundan beri zor şartlar altında tutmuştur. Halka ekonomik olarak bir şey veremeyen, yaptığı reformlar başarılı olmayan Kuzey yönetimi dün olduğu gibi bugün de halkına rejimin harcı olarak ancak güney düşmanlığı sunmaktadır. Kuzey Kore”nin 40 milyar $ olan (12 milyar $ dış borç) GSYİH”na karşılık güneyin GSYİH”ı 890 milyar dolardır. Kuzey”in yıllık ihracatı bir milyar $ iken, Asya kaplanı olan güneyin 320 milyar $”dır (2006-2007 rakamları). Kuzey Kore”nin ihracat ürünleri arasında askeri ürünler ve makine yapımı, kimyasallar, madencilik, metalürji öne çıkmasına rağmen bu ürünler ülkeye uygulanan ticaret yasaklarından önemli darbe yemektedir. Kuzeyin en çok ihracat yaptığı ülkeler; Japonya % 28, Güney Kore % 21, Çin %5, Almanya % 4”dür. Kuzey Kore”nin ithalatı ise; Çin %33, Japonya %17, Rusya %5 şeklindedir.

Kuzey Kore”ye yönelik olarak nükleer ve balistik füze faaliyetleri ile insan hakları ihlallerinden dolayı uygulanan yaptırımlar BM dışında ABD, Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere pek çok ülkenin özellikle ekonomi ve ticaret alanındaki kısıtlamalarını içermektedir. BM yaptırımları içinde; Kuzey Kore”ye giren ve çıkan tüm kargo üzerinde denetim yetkisi, yasaklanmış malzeme taşıyan Kuzey Kore deniz araçlarına yönelik kısıtlamalar bulunmaktadır. BM Yaptırım Komitesi tarafından 1874 no.lu karar ile Kuzey Kore”nin ana nükleer tesislerini kontrol eden sekiz Kuzey Kore kurumu ve ticaret şirketleri kara listeye alınmıştır. 1695 no.lu karar ile, Kuzey Kore”nin kitle imha silahlarına yönelik her türlü programda kullanabileceği materyal, teknoloji ve ekonomik kaynakların ticaretine yasak getirilmiştir. ABD ise kendi şirketlerinin Kuzey Kore banka ve ticaret şirketleriyle silah anlaşmaları ve silah satışına yönelik işlemlerine yasak getirmiştir. Kuzey Kore”den ithal edilen malların onaylanması gerekmektedir. Japonya, kriz dönemlerinde Kuzey Kore ile tüm ithalat ve ihracatını ve bu ülkenin deniz araçlarının limanlarına girişini yasaklamaktadır.

Olası Bir Savaşın Şekli ve Sonuçları

Son kriz ile birlikte Kuzey Kore”nin cezalandırılmasını isteyen Güney Kore, askeri hazırlıklar yanında mevcut yaptırımlarına; Kuzey Kore ile ticari ilişkilerin ve yapılan yardımların (çocuklar için yapılanlar hariç) kesilmesi, bu ülkede yeni yatırımlara izin verilmemesi, Jeju Boğazının Kuzeye kapatılması gibi tedbirleri eklemeyi düşünmektedir. Gelinen aşamada her ne kadar Kuzey Kore”ye yeni yaptırımlar ile krizin şimdilik geçiştirileceği gözükse de, Kuzey Kore”nin güney ile birleşme ya da tamamen kopma yolunda tarihi kararını ne yazık ki ayrılma yönünde verdiği açıktır. ABD”nin başının başka bölgelerde belada olması ve ekonomik sıkıntıları, Kuzey Kore”yi Güney Kore ile bir savaşa girmek için cesaretlendirmektedir. ABD için gelecekte Çin ve İran ile birlikte üç önemli ana savaş sahasından biri olan Kore yarımadası, Kuzey”in kendine göre geliştirdiği bir kriz yönetim anlayışı sonucu ani başlayan ve çok yıkıcı bir savaşın alanı olabilir. Bu savaş Kuzey”in Güney”i kısa sürede işgal etme niyetine uygun konvansiyonel bir savaş senaryosu ile başlayacak ancak nükleer silah kullanımının kaçınılmaz olduğu bir çatışmaya dönüşecektir .

Ancak, Kuzey Kore”nin Güney”i işgali ABD tarafından güçlü bir karşılık verilmedikçe son bulmayacaktır ve bu durum işgale karşılık nükleer silah kullanımını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle Kuzey Kore”nin nükleer silah isteğinin temel nedeni Güney”i işgal etmesine karşılık olarak ABD”nin nükleer silah kullanmasına karşı koymaktır. Kuzey Kore”ye karşı koymak için askeri seçenekler çok sınırlıdır ve bu ülkeye karşı istihbarat çok zayıftır. Üstellik Kuzey Kore, uzun yıllardır ABD”nin nükleer saldırısına hazırlanmakta ve yer altında köstebek bir toplum yaratacak kadar yer altı sığınağı geliştirmiş, askeri hedefler sıkı şekilde koruma altına alınmıştır. Üstelik Kuzey Kore”deki bir nükleer patlama hava koşullarına bağlı olarak komşu ülkeleri de (özellikle Güney Kore ve Japonya) etkileyebilecektir. 5 Kilotonluk küçük bir nükleer bombanın bile Japon Denizi”ne ulaşacağı hesaplanmaktadır. Öte yandan uzun menzilli balistik füze kullanımı ise her ikisi de nükleer silah kullanımına karşı olan Japonya veya Rusya”nın iznine tabidir.

ABD”nin Doğu Asya ve Pasifik”te 78.000 askeri (Güney Kore”de 28.500) bulunmaktadır. Japonya”daki Okinawa adasında bulunan üssü ise diğer bir önemli takviye noktasıdır. Güney Kore ve Japonya, ABD”nin müttefiki ve nükleer şemsiyesi ile birlikte koruması altındadır. 2005 yılında Japonya”daki ABD varlığı 50.000 kişi idi. Üç önemli nükleer savaş senaryosundan biri olan Kore yarımadasındaki savaş; ABD”nin Uzak Doğu”daki Güney Kore, Japonya ve Filipinler gibi savunma garantisi verdiği müttefikleri ile ilişkilerinde önemli bir test olacaktır. Bu savaşta hava kuvvetleri ve konvansiyonel güçlerin rolü sınırlı olacak, füze ve gerilla savaşı öne çıkacaktır. Büyük kayıplar vermekten çekinen ABD, gerilla savaşına girmek yerine Kuzey”e karşı nükleer kartını geliştirmektedir. Ancak, Kuzey Kore”nin de New York”u vurma ihtimali ABD”nin uzun yıllardır kabusudur ve füze kalkanı projesinin gerekçelerinden birisidir. ABD savunma garantisinin işlememesi özellikle Japonya üzerinde etkili olacak, Asyalılaşma (Asianization) ideolojisi kendi güvenlik gündemine uygun ve bağımsız Japon askeri yapılanmasını hızla hayata geçirecektir.

Muhtemel bir Kuzey-Güney Kore Savaşı”nın ölümcül sonuçları ABD topraklarına da yansıyabilir. Bu durum ABD kamuoyunda yaratacağı yaygın tepkinin yanında, ABD”nin müttefiklerine yönelik savunma yükümlülüklerine ilişkin göstereceği zafiyetle birlikte sadece Uzak Doğu”dan silinmesine değil, küresel hegemonya konumundan da vazgeçmesine neden olabilir. Kısaca, Kore Savaşı, ABD”nin jandarma görevini bıraktığı çok kutuplu bir sisteme geçiş için katalizör görevi oynayabilir. ABD”nin kendi kabuğuna çekildiği yeni dünyada artık Rusya ve Çin gibi bölgesel güçler öne çıkacağından çatışmaların doğası ve niteliği çok değişecektir. İster istemez bu senaryo bize şu soru soruyu sordurmaktadır; Acaba muhtemel bir Kore Savaşı Çin”in komplosu olabilir mi? Hatta ABD”yi vuracak kabiliyeti Çin kendisi mi vermiştir? ABD”nin hedef haline geleceği bir Kore Savaşı Çin için bir taşla pek çok kuş demektir. Hele yanı başında yıllardır bekleyen Tayvan krizini de böylelikle aradan çıkarmak varken.

Bölgenin Geleceği

Küresel eğilimler dikkate alındığında, 2050 yılı itibariyle dünya ticaretinin ilk iki sırasında Güneydoğu Asya-Pasifik bölgesi ülkelerinin (Çin ve Hindistan) yer alacağı ve toplam ticaretin yaklaşık yüzde 40-50`sinin bu bölgede yoğunlaşacağı öngörülmektedir. Bu bölge, 3 milyarın üzerinde insanın yaşadığı büyük bir pazar niteliği taşımaktadır. AB içi ticaret hariç tutulduğunda, dünya ticaret liginde ilk 10 sırada yer alan ülkelerden 6`sı (Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Singapur, Hong Kong) bu bölgede yer almaktadır. Şüphesiz bölgenin ekonomik gücünü oluşturan başlıca kaynak elektrik-elektronik ve otomotiv sektöründeki ihracattır. Özellikle Japonya”nın Sony, Toyota gibi markalarla dünyada başı çektiği bu sektörde Asya Kaplanları içinde yer alan Güney Kore”de LG, Hyundai gibi markalar ile sektörde yerini almıştır. Bölgedeki ekonomik gelişimin en önemli sebeplerinden biri iş gücünün ucuz olması ve çalışan nüfüsün fazlalığıdır.

Asya-Pasifik bölgesinde yüzyılın ilk çeyreğinde Çin”in artan askeri hareketliliği ve yumuşak güce verdiği önem dikkat çekmektedir. Bu strateji yumuşak güçten sert güce geçişi simgelediğinden dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir. Kuzey Kore ile ilgili nükleer konuların çözümü için yapılan Altı Ülke Görüşmeleri”nde Çin etkin bir rol oynamaktadır. ASEAN içinde etkinliğini artıran Çin, böylece hem daha çok kaynağa sahip olurken Tayvan”ı izole etme imkanı bulmaktadır. Öte yandan, Japonya Hint Okyanusu”nda Amerikan savaş gemilerine yakıt ikmali yaparak Asya dışına taşacak güç projeksiyonu için tecrübe edinmektedir. Kendi çıkarları artık ABD ile çakışmaya başladığından Japonya ve Güney Kore, ABD”nin değil kendi önceliklerinin peşinde küresel siyasi, ekonomik ve askeri güç projeksiyonlarını geliştirmektedirler. Pekin, Seul ve Tokyo artık ekonomilerinin güçlü kalmasını sağlayacak yeni kaynaklar bulma peşinde Asya dışına açılma gayreti içindedir.

ABD, Asya-Pasifik bölgesi ile işbirliğini Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Konseyi (APEC) kanalı ile yürütmektedir. ABD”de bir yandan Çin”i liberal sisteme entegre ederek iç reformları teşvik etmek, diğer yandan olası bir çatışmaya karşın çevreleme stratejisi izlemektedir. Rand Corporation ABD stratejisine “engagement” ve “containment” kelimelerinden türetilmiş “congagement” adını vermektedir Ancak Çin”in bölgede siyasi, iktisadi ve askerî yükselişi karşısında ABD”nin henüz net bir siyaset geliştiremediği görülmektedir. Asya Pasifik bölgesi kendine özgü örgütlenmeler ve güvenlik anlayışları ila farklı bir bölgedir. ABD”nin kendi çıkarları doğrultusunda müttefik arayışında bulunması ve bu arayışta gözünü kırpmadan diğer güçleri yoksayacağı tehlikesini hisseden Uzak Doğu ve Pasifik ülkeleri içten içten sorunlar yaşasalar da dışarıda gelen tehditlere karşı birleşmenin gerektiğini bilmektedirler.

Kore yarımadasına dönecek olursak gelinen aşamada yeni yaptırımlar ile sorunlar bir süre daha ötelenecek, yeni krizler beklenirken Kuzey Kore üzerindeki baskılar devam edecektir. Peki nereye kadar? Şüphesiz burada belirleyici olan Kuzey Kore yönetimi, o da olmazsa belirli bir dayanma sınırından sonra kendi halkı olacaktır. Gelecek ile ilgili üç Kuzey Kore modeli öngörülebilir. Birinci olasılık, Kuzey Kore yönetiminin mevcut kapalı rejim sistemini değiştirerek kendi içinde çok partili demokratik bir yapıya kavuşması, ekonomide yapacağı reformlar ile Çin benzeri bir modele geçerek dışa açılması ve Batı ile sorunlarını zaman içinde karşılıklı güvene dayanarak aşmasıdır. Bu çözüm Kuzey Kore için en sağlıklı yol olarak gözükmektedir. İkinci yol, bunu kendi yönetimi yapmayacaksa halkın kendisinin yapması ve rejimin halk eli ile değişmesidir. Ancak bu devrimsel yöntem ülkeye kaos da getirebilir. Üçüncü yol ise ülkenin mevcut rejim ile çürümeye devam etmesi, yani kendi kendine intihar etmesidir. Umalım ki birincisi için Kuzey Kore yönetimi gerçekçi bir şekilde çalışsın.

Sonuç; Türkiye İçin Dersler

Irak, İran ve nihayet Kore krizi göstermektedir ki büyük güçler kendi çıkarları söz konusu olduğunda bir zamanlar müttefiki olan daha küçükleri çabuk unutabilmektedir. 21. yüzyıl güvenlik ortamı son derece kaygan bir zemine sahiptir ve bu zeminde önceden kazanılmış müttefiklerin ve savunma garantilerinin pek fazla hükmü yoktur. Ülkeler, güvenlikleri söz konusu olduğunda kendi kendine yetecek savunma kabiliyetleri edinmedikçe dışa bağımlı olacak ve bağımsız politikalar üretemeyecektir. Politik olarak Türkiye”ye buradan çıkarılacak ders, müttefiklerinin değil kendi ülke çıkarlarını gözeten, uzun vadeli politikalar izleme gereğidir. Öte yandan muhtemel savaş senaryoları göstermektedir ki geleceğe savaşlarında füze savunması ve nükleer silah kullanımı öne çıkacaktır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye için özellikle hava savunma sistemleri ile birlikte uzaya dayalı haberleşme ve yönlendirme sistemleri ihtiyacının alarm verdiğini söyleyebiliriz. Türkiye, çıkarları ters düştüğünde büyük güçlerden biri ile yakın coğrafyada girebileceği bir çatışma senaryosuna uygun bağımsız savunma kabiliyetlerini geliştirmek zorundadır. Buna özellikle taktik kapsamdaki nükleer kabiliyetler de dahil edilmedir.











Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 8
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 763
Toplam Tekil 1638652
IP 54.205.150.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu