TÜRK”ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -5- - Özkan BOSTANCI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK”ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -5- - Özkan BOSTANCI
Tarih: 24.05.2010 > Kaç kez okundu? 1913

Paylaş


TÜRK”ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -5-



Yazımıza 5. bölümle devam ediyoruz;



Yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz;



- "Millî hayatımızda yediden yetmişe hepimizin bilmesi gereken zafer günlerimiz olmakla beraber, ACISINI DÜNYA DURDUKÇA İÇİMİZDEN ATAMIYACAĞIMIZ MİLLÎ FELAKET GÜNLERİMİZ DE VARDIR...



1877 Rus Harbi sonu büyük muhaceretleri! ..



TÜRK”ÜN AVRUPA”DAN ÂDETA KÖKÜNÜN KAZINMASI İSTEĞİYLE HORTLAYAN HAÇLI ZİHNİYETİNİN GİRİŞTİĞİ TOPLU KATLİAMLAR!..



1912 Balkan Savaşı ve TÜRKLER”e reva görülen zulüm ve İŞKENCELER!..



Tarihin bu acı mirasları her TÜRK”ün kalbinde unutulmamak üzere dünya durdukça muhafaza edilmelidir.



Milletimizin kalbinde HİSS-İ İNTİKAM olmalı!..



Bu alelâde bir intikam değil; hayatına, ikbaline, refahına düşman olanların mazarratlarını izaleye matuf bir intikamdır"

(16.3.1923) Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK



GİRİT ADASI:



1645 yılında, Sultan İbrahim zamanında Hanya kalesinin fethi ile başlayan Girit savaşı, 25 yıl sürmüş, 1669 yılında ve 4.Mehmet zamanında Fazıl Ahmet Paşa”nın adanın çoğunu fethetmesiyle sonuçlanmıştır.



Nihayet 1715 yılında Damat Ali Paşa”nın Suda, Spinalunga ve Granbusa kalelerini de almasıyla adanın tümü Türkler”in eline geçti ve ondan sonra imtiyazlı bir eyalet olarak varlığını sürdürdü.



Mora İsyanı sırasında Girit Rumları kurdukları Heteria cemiyetinin propogandası ile isyan ettiler.



Dağlık köylerde yaşayan Rumlar Türk”lerle meskûn kasaba ve köylere hücum ettiler, silahsız erkekleri öldürdüler, kadınlara, kızlara saldırdılar, evleri yağmaladılar.



Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa”nın oğlu İbrahim Paşa 1925 yılında Mora isyanını bastırınca ada duruldu.



Ancak 1830 yılında Yunan krallığının kurulması ile Girit Rumları tekrar isyan ettiler.



1831 yılında Mehmet Ali Paşa”ya Girit valiliği verilince isyan bastırıldı.



Mehmet Ali Paşa 1840 yılında yerini Mustafa Naili Paşa”ya bıraktı.



Ancak Yunan mültecilerin tahrikleri ile adada yer yer isyanlar başladı.



1866 yılında Ruslar”ın Hanya konsolosunun da teşviki ile Rum papaz ve öğretmenlerin kışkırttığı Rumlar teşkilatlanarak büyük bir isyan başlattılar.



Hatta bir hükûmet kurarak adanın Yunanistan”a ilhakını ilân ettiler!



Avrupa devletlerinin baskıları ile tavizler peşpeşe geldi.



Önce sancaklarda mutasarrıfların yarısının İslam, yarısının Hıristiyan olması kabul edildi.



93 Harbi sırasında (1877) tekrar isyan eden Rumlar”a "özerk" denecek kadar serbest bir idare sistemi sağlandı.



Devlet ricâlinin bir kısmı,şimdikiler gibi "ver, kurtul" zihniyetinde idi, ancak Sultan 2. Abdülhamid bunu şiddetle reddediyordu.



Rumlar bir türlü dek durmayınca, 1889 yılında Şâkir Paşa adaya gelerek umumî afilan etti, ancak Rum hakları da fermanla önemli ölçüde kısıtlandı.



1896”da saldırılar ve çatışmalar tekrar adaya yayıldı.



Küstah Yunan prensi George adaya gemiler gönderip asker çıkardı.



Osmanlı Devleti”nin müdahalesiyle gemileri geri çekti, ancak askerler adada kaldı.



Ancak büyük devletlerin baskıları ile adadaki Osmanlı askeri sayısı azaltıldı ve Osmanlı sancağı ancak Hanya kalesinde dalgalanır oldu.



Adanın valisi olarak da Prens George seçildi.



Böylece ada fiilen kaybedilmiş oldu!



Prens George 1900 senesinde Hanya kalesindeki Osmanlı sancağının yerine Yunan bayrağı çektirdi.



1908 yılında adanın Rum millî meclisi Yunanistan”a ilhakı kabul etti.



1910 yılında Müslüman mebusları meclise kabul etmemeye karar verdiler!



Ada Balkan Harbi”ni müteakip Londra veBükreş antlaşmaları ile resmen Türkiye”nin elinden çıkmış oldu. (1913)



Tahmiscizâde Mehmed Mâcid "Girit Hatıraları" kitabında şöyle yazıyor:



- "TÜRKLER”e âit büyük koyun sürülerinin yayıldığı yeşil otlakların arasından neşeyle akıp giden derelerin fısıltılarında, sanki hunhar Girit palikaryalarının öldürdükleri, diri diri yaktıkları TÜRK kızlarının, beşikteki TÜRK yavrularının yürekleri yakan iniltileri, bugün hâlâ yankılar yapıyor!.."



- "Gök gürültüleri âdeta 1283 (1867) tarihinde patlak vermiş olan isyanı bastıran, veeşkiya sürülerini imha eden Serdar Ömer Paşa”nın emrindeki 100.000 TÜRK askeri ile yerli mücahitlerin top ateşlerinin gürültülerini andırıyor!.."



- "Adanın batısındaki Seline kazasını süsleyen yüzbinlerce zeytin ağaçlarının dalları, sanki 1312 (1896) senesinde Kadano köyünde albay Vassos kumandasındaki 17.000 kişilik düşman kuvveti tarafından kuşatılan ve tam 45 günlük bir mukavemetten sonra, ecnebî (Hıristiyan Batı) askerlerinin müdahalesiyle Hanya kalesine çekilen 700 kadar TÜRK”ün kahramanlık hatırası karşısında hürmetle sallanıyor!"



- "Yine o tarihte Akrator yarımadasında bulunan İsternis köyü eşkiyalar tarafından kuşatılmak üzre iken, köydeki TÜRK aileleri daha önce davranrak kaçıp şehre sığınmışlardı.



Fakat köyün yardımsever zenginlerinden Mehmed Ağa kaçmağa muvaffak olamayıp, karısı ve çocuklarıyla birlikte evinde mahsur kalmıştı.



Bir kaç gün devam eden müdafaası sırasında, pencerelerden yağdırdığı kurşunlarla cânilerden bir kaçını yok eden Mehmed Ağa, bilâhare namusunu eşkiyalara çiğnetmemek için son kurşunlarını karısıyla kızlarına sıkarak onları öldürmüş, ve nihayet kendisi de intihar etmişti!"



- "23 Ocak 1312”de (1897) Hanya”da Rumlar”ın müslümanlar üzerine kurşun yağdırmağa ve müslümanların da buna şiddetle karşılık vermesiyle âniden patlak veren kavga, kanlı isyan hareketine bütün Rumlar”ın katılması lüzumunu ihtar eden bir işaret teşkil ediyordu!



Gerçekten 2-3 gün zarfında isyan adanın her yerine yayıldı.



Her tarafta silah sesinden, köyleri şehirleri bir ateş yığınıhaline çeviren yangın çatırtısından, yaralıların, dul kadınların, şehit yetimlerinin iniltisinden başka bir şey işitilmiyordu!"



- "Adanın doğusundaki İstiye kazasından gelen vatandaşlarımız Rum barbarları tarafından camilere kapatılıyor, dinamit veya petrolle ateşe veriliyordu!



3-4 gün içinde 1000”den fazla TÜRK kardeşlerimiz en vahşi, en alçakça bir şekilde imha edildi."



- "Hanya”da bulunan Fransız konsolosu Blanc, Türklüğe aşırı derecede düşman idi.



Fransa Dış İşleriBakanlığı”na çektiği telgrafta İstiye civarında meydana gelen fecî katliamın güyâ TÜRKLER tarafından Hıristiyanlar”a karşı yapıldığı yolunda malûmat vermek gibi alçakça bir harekete tevessül etmişti!



Blanc”ın çektiği bu telgraf, Fransa kamuoyunu TÜRKLÜK aleyhine galeyâna getirdi ve o gün Paris Üniversitesi”ndeki TÜRK öğrencilere saldırıda bulunuldu."



- "Adaya çıkan itilaf devletlerine mensup taburların, özellikle Fransız müstemleke müfrezelerinin müslümanlara karşı giriştiği aralıksız tecavüzler pek şiddetli, pek alçakça, ve pek terbiyesizce idi.



Hele bir gün Provilia köyündeki Fransız karakolu erlerinden biri Gani bir asabiyetle silahına sarıldığı gibi, “TÜRK, TÜRK, TÜRK!” diye bağırıp koşarken, yolda her rastladığı Müslüman”a ateş ediyordu!



Bu azgın canavar Ali Şahane adlı bir zavallıyı şehit ettiği gibi, 4-5 masum TÜRK kardeşimizi de ölüm derecesinde yaralamıştı!"



- "Beyannâme ilan edildiği günde (4 Ocak 1898) adada 100.000”e yakın TÜRK vardı...



Onu ilan eden (Emperyalist Hıristiyan Batı Avrupalı) devletler, Girit eşkiyasını açıktan açığa desteklemişlerdir.



Beyannâmede şehirlerde mahsur kalmış köylü TÜRK ahalinin köylerine dönebilecekleri açıkça belirtildiği halde, o yolda hiç bir adım atılmamıştır!"



- "TÜRKLER”den bir çok zevatın başlarından fesler kapılıp yırtılmak.



Müslüman evlerinin kapılarına şiddetle vurularak TÜRKLÜK, MÜSLÜMANLIK hakkında en çirkin küfürler ve tehditler savurmak,



Şapkalarını yoldan geçen İslâm kadınlarının şemsiyelerinin üzerine atıvermek.



Minare alemlerine nişanalarak binlerce kurşun sıkmak.



Ezan okuyan müezzini taşa tutmak.



Aksakallı yaşlılarımıza yol ortasında saldırmak.



Merkep köpek gibi hayvanları Mehmet, Mustafa, Hasan gibi isimlerle çağırmak.



Ramazan günlerinde Müslümanlar”a zorla şarap içirtmek.



İstavroz çıkarttırmak.



Resmî dairelerde çalışan bütün TÜRK memurların görevlerine son vermek.



Müslümanlar”ın zeytinliklerini, bağ ve bahçelerini yağmalamak.



Hıristiyanlar arasında eksik olmayan hırsızlık olaylarını Müslümanlar”ın üzerine atmak.



Din kardeşlerimin kaatillerini, yakalanmış olmalarına rağmen beraat ettirmek veya 4-5 ay sonra serbest bırakmak...



Gibi ihanet ve hiyânetler ard arda devam ediyordu."



- "Ahh, hiç hatırımdan çıkmıyor...



Sevgili mehmetçiklerimiz 1314 (1898) Ekiminde adadan ayrılıyorlardı...



Birdenbire evimizin önüne gelen bir bando takımı "Siz, TÜRK”LERİ kesiniz! Zâlimi parçalayınız!" anlamındaki eski Yunan marşını çalmaya başladı!"



Zulüm ve eziyet adanın Yunanistan”a geçmesi ile de bitmez!..



- "İstiklâl savaşını müteakip, Anadolu”dan göç eden Rum muhacirlerin Hanya”ya geldikleri günlerde, bir çete reisi Provilia köyünde oturan Havva ismindeki güzel bir kızı, önce Hıristiyan yapmak, sonra da onunla evlenmek sevdasına düşmüş...



Bir akşam arkadaşlarıyla kızı zorla kaçırıp uzak köylere götürmüş.



Kıza Hıristiyanlığı kabul etmesini ve kendisiyle evlenmesini teklif etmiş.



Fakat bu dindar ve iffetli TÜRK kızı yapılan teklifi şiddetle reddetmiş.



Bunun üzerine tam kırk gün ölümle tehdit edilerek dövülmüş, elbiseleri parça parça edilmiş.



Nihayet müslümanların şikâyeti üzerine konsolosların müdahalesiyle kızın ailesine iadesi sağlanmış."



Rahmetle andığımız Mehmed Mâcid”in şu ibret verici sözleriyle Girit meselesini bitirelim:



- "GİRİT ADASI, ne MELİK MOLLA EBU ABDULLAH ES-SAFİR”in PADOL tepesinde ağlayarak KRAL FERDİNAND”a teslim ettiği (ENDÜLÜS”ÜN SON KALESİ) GIRNATA gibi...



Ne de ARNAVUT HASAN TAHSİN PAŞA”nın emri altındaki 40.000 askere bir kere bile silah patlatmadan BALKAN ordularına teslim ettiği SELÂNİK gibi..



Savunmasız olarak düşman tarafından zaptedilen bir Müslüman memleketi değildi!"



- "GİRİT ADASI ancak İNGİLTERE, FRANSA, RUSYA ve İTALYA”nın askerî müdahalesi üzerine, TÜRK askerlerinin adadan uzaklaşmak zorunda kalmasından ve yerli halkın savunma silahları ellerinden alındıktan sonra, YUNANİSTAN”a peşkeş çekilebildi!"



Özkan BOSTANCI







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 439
Toplam Tekil 1635970
IP 54.167.165.157






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu