Anadolu’da Unutulmuş Kadın Birliği - Erdal SONUÇ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Anadolu’da Unutulmuş Kadın Birliği - Erdal SONUÇ
Tarih: 23.01.2019 > Kaç kez okundu? 117

Paylaş


Bacıyan-ı Rum:

On beşinci yüzyıl Osmanlı Tarihçisi Aşıkpaşazade ( ö. 1481/886 ) “Tevârih-i Âl-i Osman” eserinde Anadolu’da Türkmenlerin oluşturduğu dört zümreden bahseder. Bunlar Gâziyân-ı Rûm, Ahîyân-ı Rûm, Abdalân-ı Rûm ve Bâciyân-ı Rûm. Bu zümreler içinde Gaziler savaşçı , Ahiler zanaatkar, Abdallar dervişleri, Bacılar da kadınlar zümresini teşkil etmektedirler. Bu yazımızda biz kadınlar zümresinden bahsedeceğiz.

On üçüncü yüzyıl Anadolu’sunda Türkmen kadınların oluşturduğu bir teşkilatın adıdır "Bacıyan-ı Rum". Bu oluşumdan ilk kez Âşıkpaşazâde bahsetmiştir. Elimizde ki mevcut bilgilere göre; Hacı Bektaş-i Veli’nin manevi desteği ile kurulan bu teşkilat, halka hizmeti esas almakla birlikte ; Anadolu’nun sosyal yaşamında , İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde etkin bir rol oynamıştır.

Gelelim "Bacıyan-ı Rum", isminin kelime manasına. "Bacı" kelimesi, abla, kız kardeş anlamına gelmektedir.Günümüzde de aynı anlamı taşımaktadır. "Rum" kelimesi ise Anadolunun o zaman ki adıdır. Örneklemek gerekirse “Mevlana Celaleddin-i Rum-i” gibi. O devirde de bu devirde de yazar, şair ve toplumun kanaat önderleri, yöneticileri, bulundukları yerle anılırlardı. Yani çevirirsek Anadolulu Mevlana Celaleddin olarak bilinir. Bu vesileyle "Bacıyan-ı Rum", Anadolu Kadınları manasına gelmektedir. Bir teşkilat sözkonusu olduğundan “Anadolu Kadınlar Birliği “ olarak algılıyoruz.

Yapılan son araştırmalara göre bu teşkilatın gazilik yönününde olduğu bundan ziyade tasavvufi ve buna bağlık olarak kültürel yönünün ağır bastığını ortaya koymakta ve Anadolu’da oynadıkları siyasi, askeri, kültürel ve sanayi rollerine dikkat çekmektedir.

İlme, sanata ve ahlâka son derece önem verilen Ahilikte, kadının da sosyal ve ekonomik hayatta önemli bir yeri vardı. Kadınların teşkilatlanıp gelişmesi için Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı, dünyanın ilk kadın teşkilatı olan "Bacıyan-ı Rum" teşkilatını yani Anadolu Kadınlar Birliği'ni kurmuştur.

Fatma Bacı Ahi Teşkilatı’nın kurucusu Ahi Evren’in (yani Nasreddin Hoca’nın) eşidir. 13.yy’ın başlarında teşkilatın Kayseri, Konya, Kırşehir ve Ankara illerinde kurulduğu, daha sonra Moğol istilasından kaçanların uç bölgelere göç etmesiyle Anadolu’nun çok yöresine yayıldığı biliniyor.

Hacı Bekt⺒ın Vilâyetnâmesi’nde geçen Fatma Bacı hakkındaki övücü ifadelerle, Âşıkpaşazâde’nin “Hacı Bektâş nesi varsa Hatun Ana’ya emanet etti” şeklindeki beyanlarını bir araya getirirsek, Hacı Bekt⺒ın manevi otoritesini, ermiş bir hatuna emanet edip, bu dünyadan göçtüğünü söyleyebiliriz. Hacı Bekt⺒ın yerine bir kadını vekil bırakması Türkler arasında kadına verilen değerin en güzel ifadesidir. Kaldı ki Bektaşiliğin kadın husundaki olumlu tavrı günümüzde dahi süregelmektedir.

Türk toplumlarında kadının yeri hakkında Nizâmülmülk, şunları söyler: “Türkistan Hakanları devlet işlerinde hatunlarla müşavere eder ve onların fikirlerini üstün tutarlardı. Türkmen Padişahları (yani Selçuklular) da onlar gibi hatunlara büyük bir mevki verirler.” Demektedir. Danişmendnâme, Dede Korkut ve Menakıbnâme gibi eserler, Anadolu’da kadınların çok önemli siyasî, askerî ve sosyal faaliyetlerde bulunduğuna dair öneklerle doludur.

Bu kuruluşta yer alan kadınlar kendileri gibi Müslüman olan kadınları belli amaçla eğitime tabi tutmuşlar onların daha sağlam bir dini-ahlaki kimliğe sahip olmalarını sağlamaya çalışmışlardır.

Yakın tarihimizde bu konuyu Prof. Dr. Mikail Bayram irdelemiş ve kitap yazmaya yetecek veri toplayana kadarda kimsenin pek dikkatini çekmemiştir. Mikail Bayram “Bâcıyân-ı Rûm (Selçuklular Zamanında Genç Kızlar Teşkilatı)” ismindeki bu çalışması daha önce ortaya atılmamış birçok iddia ve tespit içermektedir. Mikail Bayram Bacıların faaliyetlerini örgücülük, dokuma, misafir ağırlama, askeri faaliyetler olarak sınıflandırmıştır. İlgilenenlerin bu eseri okumaları tavsiye olunur.

Bacıyan-ı Rum, ahilik teşkilatına oldukça benzer bir işleyiş içindedir. Zanaat eğitimindeki çırak, yamak, kalfa ve usta hiyerarşisi Bacılar arasında da var. Tarihçilerin yorumlarına göre, ahilerden farklı olarak, ustanın aldığı “şeyh” unvanını kadınlar taşıyamıyor. Her zanaat dalının ahi şeyhi, aynı zamanda o daldaki Bacıların da şeyhi olarak kabul ediliyormuş. Bacılar, örgücülük ve dokumacılık dallarında ustalaşıyorlar. Osmanlı döneminde yeniçerilerin taktıkları “ak börk” denilen savaş başlığı, Bacılar’ın ürünü olduğu araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir

Kayseri’de Ahi teşkilatı tarafından sadece kadınların girebileceği çalışma yerlerinde el sanatlarını ve mesleklerini icra ediyorlardı. Kadınlar daha çok çadırcılık, keçecilik, nakışçılık, örgücülük, kilim ve halı dokumacılığı, ipek ve pamuk ipliği üretimini gerçekleştirmişlerdir. Çalışan kadınlar gerek mesleki ve teknik konularda, gerekse ahlaki konulardaki çağın gerektirdiği eğitim ihtiyacını "Bacıyan-ı Rum" teşkilatında karşılıyorlardı. Ahi teşkilatının kadın kolları gibi işleyişi vardı.

Bacıyan-ı Rum yetim, kimsesiz genç kızları himayesine almış, onların eğitimlerinde, ev bark sahibi olmalarını sağlamışlardır. Ayrıca kimsesiz ihtiyar kadınların bakımı, kimsesiz genç kızların evlendirilmesi gibi sosyal hizmetlerde de bulunmuşlar maddi sıkıntısı olanlara yardım etmişlerdir. Ahi zaviyesine gelen konuklara yemek hazırlanması, savaş zamanlarında ordunun yemek elbise ve savaş malzemelerinin bakım ve onarımında yardımcı olmuşlardır.

Çoğunluğu Türkmen kadınlarından oluşan Bacılar göçer hayatı yaşadıkları için eğerli bir ata binmeyi, erkekler ava veya savaşa gittiklerinde obanın düzenini sağlamayı gerektiğinde saldırılara karşı obayı savunacak güçte ve beceride olmak zorundaydılar. Bu yönleri pek ön plana çıkarılmasa da Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıflama sürecinde Moğol istilalarının püskürtülmesi ve halk direnişlerinde Bacılar bizzat erkekleri ile kılıç kuşanıp savaşmışlardır.

Bu teşkilatın öncülerinden olan Fatma Bacı’nın hem Ahi Evran gibi tasavvufi yönü çok daha fazla olan bir kişinin hanımı olması, hem de Evhadüddin Kirmani gibi zaten tasavvufi kişiliğiyle tanınmış bir şahsiyetin kızı olması, söz konusu teşkilatın tasavvufi tarafının daha fazla olduğunu bir nişanesidir. Nitekim Fuad Köprülü, savaşçı kadınlar tezinin yanında, Hacı Bektaş’ın bu teşkilatla ilişkilerine değinerek, onların Sufi bir zümre olduğunu da özellikle altını çizmiştir. Mikail Bayram, Bacyan-ı Rum için bir tarikatın kadın müritlerinin meydana getirdiği bir cemaattir demesinin sebebi de belki de budur. Moğollar tarafından teşkilat dağıtılmış olsa bile bulundukları yörelerde zaviye gibi halka yönelik tasavvufi nitelikli eğitim kurumları açarak bölgenin insanının dini eğitimine katkıda bulunmuşlardır. Ömer Lütfi Barkan, Anadolu’da zaviye ve tekkeler açan bu kadınlardan Kız Bacı, Ahi ana, Sakari Hatun, Hacı Fatma gibi kadınların isimlerini vermektedir. Aynı zamanda açılmış olan bazı zayilerin şeyhlerinin de kadınlar olması dikkat çekmiştir. Barkan, bu derviş kadınların Bacıyan-ı Rum olduklarının altını çizmiştir.

Görüldüğü gibi Bacıyan-ı Rum teşkilatı XII. Ve XIV. Yüzyıl Anadolu’sunda önemli fonksiyonlar icra etmiştir. Bu teşkilat kadınlar arası birliği ve kaynaşmayı sağlerken, yoksul insanlara yapılan yardımlar sebebiyle sosyal dengeyi korumuştur. Teşkilatın liderliğine her zaman önemli statüleri olan kadınlar getirilmiş, böylece teşkilat bünyesinde insanların problemlerinin daha kolay ve etkin bir biçimde çözülme şansı yakalanmıştır. Bu teşkilat içinde hiç kimseye hor bakılmamış, herkes halihazırdaki durumuna göre değerlendirilmiştir. Bu teşkilat sayesinde kadınların dini duyguları daiama canlı tutulmaya çalışılmış kendi aralarında tertip ettikleri sosyal ve kültürel faaliyetlerle dini konulardaki bilgeleri artırılmaya çalışılmıştır. Teşkilata mensup kadınlardan imkan bulanların açtıkları zaviye ve tekki gibi eğitim kurumlarıyla halkın dini hayatına canlılık kazandırdıkları muhakkaktır. Kısaca, Anadolu Selçuklulaları döneminde “Fakireğan’yani “Kadın Dervişler” olarak da isimlendirilmiş olan bu kadınlar teşkilatı, Anadolu topraklarında en az ele aldığımız diğer teşkilatlar kadar, kadınlara hitap etmesi bakımından ise diğerlerinden daha fazla önem arz etmektedir.

İslamiyet’in Türkmen toplumunda gücü arttıkça, önce Bacılar’ın silahları ellerinden alınmış, sonra Ahi meclislerinden, ardından da zikir meclisinden ihraç edilmişlerdir. Geçmişin silah kuşanıp yerel meclisinde söz söyleyen bacıları, Osmanlı’nın soylu erkeklerinin hayırsever zevceleri, hünkârın hareminin haseki sultanları haline getirilmiştir.

Son söz olarak; "İşine, aşına, eşine sahip ol." Diyen Bacıyan-ı Rum ‘un üstlendiği ve gerçekleştirdiği işlevleri acaba modern Türkiye’de yerine getirebilen bir kadın teşkilatı var mıdır?



Tarihçi Yazar

Erdal SONUÇ













Kaynakça

1- Âşıkpaşazâde, Tevârih-i Âl-i Osmân

2- Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Diyanet Yayınları

3- Uzun Firdevsi, Menâkıb-ı Hacı Bektaş Veli “Vilayet-nâme”,haz.: A. Gölpınarlı

4- Mikail Bayram, a.g.e.,

5- Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş

6- Irene Melikoff, “Bacıyan-ı Rum’dan Biri: Kadıncık Ana”,





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 25
Dün Tekil 1138
Bugün Tekil 525
Toplam Tekil 2634354
IP 100.26.182.28






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































18 Muharrem 1441
Eylül 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.001 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu