19 MAYIS 2010”DA TÜRK GENÇLİĞİ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









19 MAYIS 2010”DA TÜRK GENÇLİĞİ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 18.05.2010 > Kaç kez okundu? 2086

Paylaş


Bende bu imanı yaratan kuvvet, yalnız aziz memleket ve millet hakkındaki sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir. - Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1935)

Cumhuriyetin kuruluşunu hazırlayan milli mücadelenin başlangıçı olan 19 Mayıs 1919”un 91 nci yılını gururla idrak ediyoruz. TBMM, Milli mücadelenin önderi Mustafa Kemal Atatürk”ün Samsun”a ayak bastığı bu tarihi Gençlik ve Spor Bayramı olarak kabul edip taçlandırmıştır.

Biliyoruz ki Gazi”yi yücelten önemli vasıflardan biri de O”nun Türk Gençliğine verdiği değerdir. Memleketin geleceğini oluşturacak gençlik kavramı Atatürk”te en güzel anlamını bulmuş ve en yüce değer yargısına ulaşmıştır.

Atatürk; Gençlik kavramını ülkeyi emanet edeceği nesiller için kullanmıştır. Köhnemiş zihniyetlere, milleti geriye götürmeye çalışan bağnaz kafalılara karşı dayanacağı gücün gençlik ve onların dinamik fikirlerinde olduğunu görmüştür. Çağdaş ilmin hakim olduğu zihniyetle yetişecek genç kuşakların, gelecekte eserlerini ve inkilâplarını daha da geliştireceğini, onu her türlü tehlikeden koruyarak yücelteceğine inanmıştır.

Cihan savaşının felaketli sonuçlar doğurduğu mütareke döneminde Türk gençliği Atatürk için tek umut kaynağı idi. 1918 yılı, inançların ve kendine güven duygusunun Türk toplumunun tamamında ve bilhassa yöneticilerinde yıkıldığı bir dönemdir. Bu inançsızlık ve tam teslimiyet ortamında Atatürk için tükenmez inanç kaynağı, yüreğini kaplayan engin millet sevgisi ve Türk gençliğini tanımanın verdiği güvendir. Atatürk; ahlâk bunalımı doğuran bir felaket, çöküş ve karamsarlık ortamında sırf vatan aşkıyla kurtuluş yolu arayan Türk gençliğini keşfetmiştir.

Atatürk”e göre gençlik yaş sınırları dışında tamamen fikri bir anlam taşımaktadır. O”na göre gençlik yaşça değil, fikirce yeniliği vurgulamaktadır. “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir” sözü ile bunu vurgulamıştır.

34 yaşında Çanakkale kahramanı, 39 yaşında milli mücadeleyi kazanan orduların başkomutanı, 42 yaşında Cumhuriyetin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı, 50 yaşında inkilâplarının büyük kısmını tamamlayan devlet adamı olan Atatürk; taşıdığı düşünce yeniliği, ruhundaki enerji tazeliği ile yaşamının her çağında genç kaldı ve genç olarak aramızdan ayrıldı.

O, gençliği; “Benim anladığım gençlik; bu inkilâbın fikirlerini ve ideolojisini benimseyip gelecek kuşaklara götürecek kimselerdir. Benim nazarımda 20 yaşında bir yobaz ihtiyar, 70 yaşında bir idealist ise zinde bir gençtir.” Şeklinde tanımlamaktaydı ve milli mücadelenin asker kadroları gibi sivil kadroları da gençlerden oluşuyordu.

Türk Kurtuluş Savaşını yakından izleyen yabancılar; en şiddetli muharebelere katılan kıt”aların başındaki genç komutanların başarılarını izlerken, TBMM”ni milletlerarası görüşmelerde temsil eden genç fakat, yaşına göre çok olgun ve tecrübeli Türk insanı ile tanışıyor ve şaşırıyorlardı. Bu genç kuşak Meşrutiyet dönemlerini yaşamış, Osmanlı Devletini sona erdiren bütün olayların içinde bulunmuş, Balkan Savaşları, Çanakkale ve Birinci Dünya Harbinin ateş çenberinden geçmiş, memleket ve millet acısıyla yürekleri yanmış ve çok genç olmalarına rağmen pişmiş ve olgunlaşmışlardı.

Bu genç neslin varlığı ile büyük dinamizmi milli mücadelenin başarılmasında önemli rol oynamıştır. Atatürk, hayatı boyunca genç değerleri desteklemiştir. Başarı için gençlere fırsat vermenin şart olduğuna inanmıştır. Yakın çevresini de bu konuda duyarlı olmaya zorlamıştır. Titizlikle seçerek yurt dışına okumak için gönderdiği gençlerin durumlarını bizzat takip ederek, hem bulundukları ülkelerde bu gençlere sahip çıkılmasını sağlamış ve hem de memlekete döndüklerinde bunlardan azami istifade etmek için büyük gayret göstermiştir. Bu gençlere yaşlarına göre çok büyük sorumluluklar vermiştir.

Atatürk, 30 Ağustos 1924”te Dumlupınar”da yaptığı tarihi konuşmasında; bağımsızlık mücadelemizi anlatır ve mutlaka kazanılması gereken yeni savaşın "Uygarlık Savaşı" olduğunu vurgulayarak konuşmasını Türk gençliğine hitaben şu sözlerle tamamlar.

" Son sözlerimi özellikle memleketimizin gençliğine yöneltmek istiyorum. Gençler; cesaretimizi arttıran ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfanla insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil !... Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk. O”nu yücelterek yaşatacak olan sizsiniz."

Ata”nın Türk Milletine armağan ettiği en büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti”dir. Bu eserinin muhafaza ve müdafaasını Türk gençliğine emanet etmiştir.

Bugün sorgulamamız gereken husus günümüz gençliğinin bu emaneti muhafaza edecek bilgiye, inanca ve kendine güvene sahip olup olmadığıdır.

Bilindiği gibi Nutuk”un son bölümü "Türk gençliğine bıraktığım kutsal emanet” kenar başlığı altında kaleme alınmıştır ve "Gençliğe Hitabe" ile bitirilmiştir.

Türk çocukları için kutsal bir emanet olan NUTUK güncelliğini korumaktadır. Atatürkçü olabilmek, O”nu anlayabilmek, yaşayabilmek ve sonunda O”nu yeni nesillere anlatabilmek için Nutuk”un her cümlesi dikkatle okunmalı, adeta hıfzedilmeli, daima kullanılmak ve hatırlanmak için el altında bulundurulmalıdır.

“Atatürk”ün Gençliğe Hitabesi” Türk gençliğine çok anlamlı, kapsamlı ve oldukça zor görevler yüklemiştir. O”nun bu hitabesinde gençliğe verdiği görevler çok kutsal, fakat çok ağırdır. Burada istenilenlerin gerçekleştirilmesi çok planlı, proğramlı ve sürekli bir çalışmayı gerektirmektedir. Verilen sorumluluklar ancak şuurlu ve inançlı kitlelerin yapacakları zorlu bir mücadele ile başarılabilir.

1982 Anayasası milletin % 92 “sinin kabul oyları ile yürürlüğe girmiştir 28 yıldır ülke yönetimini yönlendirmektedir. Geçen 28 yılda her maddesine dokunulan anayasamızda dokunulamayan bir tek kavram anayasanın üzerinde inşa edildiği fikri temelini teşkil eden Atatürkçü Düşünce Sistemi”dir.

Anayasamız Devletimizi, İstiklâl ve Cumhuriyetimizi Türk gençliğine emanet etmektedir. Anayasa”nın bu konuyu düzenleyen 58 inci Maddesi; "Devlet; İstiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerini müsbet ilmin ışığında, Atatürk İlke ve İnkilâpları doğrultusunda ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.” Şeklindedir.

Anayasanın bu maddesi dururken ülkeyi yöneten bizim nesillerimize soralım;

- Devletimizin, ülkenin geleceğini emanet ettiği gençlere karşı yapması gereken ödevlerinin yerine getirildiğini söyleye bilirmiyiz?

- Bizler evlâtlarımızı Atatürk”ün gösterdiği ilkeler ve düşünce sistemi doğrultusunda yönlendirebildik mi ?

- Çocuklarımıza, sorumluluklarına sahip çıkacak mücadele azmi aşılayabildik mi?

- Çocuklarımızı, Türk Kültürü ve Türk tarihi motifleri ile eğitebildik mi ?

- Küreselleşme adı altında dünyanın her tarafından ülkemize yöneltilen kültürümüze yabancı ve beyinlerimizi sömürgeleştiren fikir ve düşüncelere karşı gerek kendimizi ve gerekse gençlerimizi koruyacak sistemleri kurabildik mi?

Sözün kısası gençlerimizi Türk gibi mi, yoksa dünya vatandaşı olarak mı yetiştirdik? Şimdi Türk aydınlarının ve yönetim kadrolarının gündeminde bütün bu temel konuların görüşülmesi ve tartışılması gerekiyor. Peki bu konuda bir çalışmaya şahit oluyormuyuz ? Ne yazık ki bunun cevabı şu anda “hayır” olacaktır.

Sonuç olarak;

19 Mayıs 2010”da gençlerimiz; milli şuura sahip, Türk milli kimliğini tanımış, Türk kültürü ile bilinçlenmiş, çağdaş dünyanın gelişmesini takip edip ona ayak uydurabilen, müsbet ilmin ışıklarıyla donanmış olmalıdır. Türk İstiklâlini ve Türkiye Cumhuriyetini sonsuza kadar devam ettirme görevinin emanet edildiği gençlerimiz çağdaş eğitim ve öğretim metotları ile yetiştirilmelidir.

Atatürk”ün kastettiği ve özlediği gençlik; parçalanmış, bölünmüş, ayrı ayrı idealler peşinde koşarak birbiriyle kıyasıya çatışan, ve nihayet yabancı ideolojilerin esiri olan bir gençlik değildir. O”nun idealindeki gençlik; Türk milletinin müşterek eğilimlerini temsil etmeli, hiç bir yabancı ideolojiye alet olmamalı, fikir ve inanç birliği içinde bulunmalıdır.

Kendisini en iyi şekilde yetiştirmek için her imkandan yararlanarak var gücü ile çalışmak günümüz gençliğinin vazgeçilmez görevidir.

Kanaatimce, bütün olumsuz görüntüsüne rağmen milli kültür değerleriyle donatılmış Türk gençliği; Atatürk”ün en değerli emaneti olan Türkiye Cumhuriyetini kanındaki binlerce yıllık tarihinden aldığı milli heyecanı ve milli ruhuyla sonsuza kadar koruyacaktır. Gençlerimiz aldıkları buu kutsal görevi başarı ile yapmayı müteakip bir bayrak gibi nesilden nesile aktararak ülkemizi ebediyen hür ve bağımsız kılacaklardır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 159
Toplam Tekil 1635690
IP 54.147.236.192






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.382 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu