ATATÜRKÇÜLÜK: MİLLÎ EGEMENLİK KAVRAMI - III - Prof. Dr. Cihan DURA - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ATATÜRKÇÜLÜK: MİLLÎ EGEMENLİK KAVRAMI - III - Prof. Dr. Cihan DURA
Tarih: 08.04.2010 > Kaç kez okundu? 2290

Paylaş


www.cihandura.com



Bir Atatürkçü ancak Atatürkçülüğün temel kavramlarını bildiği derecede Atatürkçü”dür. Kim ki bu kavramların hepsini bilir, üzerinde düşünür, uygular, başkalarına anlatır, açıklar, ancak o “ben tam bir Atatürkçüyüm” diyebilir.

Atatürkçülüğün temel kavramlarından biri Millî Egemenlik”tir.

( “Milli Egemenlik kavramı” hakkındaki yazımın 3. ve son kısmını sunuyorum.)

MECLİS

-Millet, egemenliğini en iyi ve en zararsız şekilde üye sayısı ne çok az, ne çok fazla olan bir meclis aracılığıyla kullanır. Türkiye”de bu kuruluşa Türkiye Büyük Millet Meclisi denir. O, yüce kudretin tecelli yeridir, milletimizin biricik ve hakikî temsilcisidir. Yasama ve yürütme yetkilerine sahiptir. Yalnızca milletimizin seçtiği güvenilir temsilcilerden, onun tevdi ettiği yetki ve görevleri yerine getiren vekillerden oluşan en büyük makamdır.

-Meclis yalnızca milletimizin emrine itaat etmekle yükümlüdür. Meclis yüce kudreti, millî iradeyi millet adına mânevî şahsiyetinde toplar. Ancak bu tecelli sınırlıdır ve belirli bir zaman için geçerlidir.

-Ancak meclislerin de bir sakıncası vardır ki o da şudur: Meclis, milletten emanet aldığı egemenliği millet iradesine aykırı şekilde kullanabilir. Doğru yoldan sapabilir, despotluk yapabilir. Öyle kararları olabilir ki onun, milletin hayatına giderilmesi imkânsız zararlar verebilir. Millet her olasılığa karşı egemenliğini korumaya mecburdur. Çare, milletin oyuna yeniden başvurmaktır.

YÜRÜTME

-Yönetim hakkı milletimizindir. Yönetim usulü, halkımızın kendi yazgısını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır.

-Millî egemenlik esasına göre yönetilen devletlerde, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nde de kabul edilmiş olan prensip şudur: Milletin genel isteklerini en çok temsil eden ve bu isteklerin bağlı olduğu menfaat ve gerekleri en yüksek kudretle ve yetkiyle yerine getirebilecek siyasi parti veya grup, devlet işlerinin yönetimini üzerine alır ve sorumluluğu en yüksek liderinin omzuna bırakır.

-Kendilerine milletimizin kaderi emanet edilmiş insanlar, Meclis, cumhurbaşkanı ve hükümet bilmelidir ki kendilerini iktidara ve yetkili makamlara getiren irade ve egemenliğin sahibi, Türk milletidir. İktidar mevkiine saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Milletin kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakikî ve sağlanabilir menfaatleri yolunda kullanmakla yükümlüdürler.







ÖZET



Bu son bölümde şu hususlar açıklanmıştır:

-Milletimizin, egemenliğini TBMM aracılığı ile kullandığı,

-Meclisin yalnızca milletin emrinde olduğu, ancak meclisin de sakıncası olduğu,

- Milletin en iyi temsil eden siyasi partinin, devlet işlerinin yönetimini üzerine aldığı,

-Meclis, cumhurbaşkanı ve hükümetin bulundukları makamlara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmiş oldukları.





“ATATÜRKÇÜLÜK: MİLLÎ EGEMENLİK KAVRAMI -III” (UYGULAMA)

Bu bölümde Milletimizin egemenliğini hangi organlar vasıtasıyla nasıl kullandığı, hükümetin teşekkülü; Meclis, cumhurbaşkanı ve hükümetin sorumlulukları hakkında genel mahiyette bilgi sahibi olduk. Şimdi bu bilgilerimizi boyutlandırıp somutlaştıralım. Konu üzerinde odaklanıp kafa yoralım. Benim aklıma aşağıdaki sorular geldi. Yanıtlarını da kendimce verdim.



Soru 1: Meclis üye sayısının neden çok az ve çok fazla olmaması gerekir?

Yanıt: Çünkü çok az olursa temsil gücü az olur. Türkiye alan ve nüfusça büyük bir ülkedir. İkinci olarak, yönetim oligarşiye kayar. Çok fazla olursa, işlerin verimi azalır. İktisadın ünlü Azalan Verimler Yasası muhtemelen burada da geçerlidir. Bugün Türkiye”de milletvekili sayısı 550”dir. Bu sayı hangi ölçüte göre belirlenmiştir? “Egemenliğin en iyi ve en zararsız şekilde kullanılmasını sağlayan bir sayı mıdır? Hiç tartışıldığını duymadım. Optimum sayının ne olduğu, nasıl belirleneceği merak çeken bir konudur. Bilimsel araştırmalara konu olmuş mudur, bilemiyorum.



Soru 2: Bugün ülkemizde Türkiye Büyük Millet Meclisi”nde yüce kudretin tam olarak tecelli ettiği söylenebilir mi?

Yanıt: Bence söylenemez. Şu sebeplerden dolayı:

-Seçim Kanunu halkın oylarının meclise yansımasını engellemekte, çarpıtmaktadır. Bunun somut ve yadsınmaz bir örneği şudur: Oyların yalnızca %34”ünü alan bir parti, TBMM”nde milletvekilliklerinin %60”ını ele geçirmiştir. Böyle temsil olur mu? Millî egemenlik sözde istikrara feda edilmiştir. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Pire için yorgan yakmaya!

-İkinci sebep yüksek seçim barajıdır. Bir parti ülke çapında %10 oy alamazsa, ona verilen oylar karşı partinin oylarına eklenmektedir. Böyle saçmalık olur mu? Bu; yüce kudretin, halk iradesinin tecellisini engellemek değilse nedir? Yasanın bu hükmünün derhal değiştirilmesi gerekir. Ancak büyük partiler, işlerine geldiği için bu değişikliğe yanaşmıyor.

Bu iki sebep dışında, başka sebepler de söz konusu olabilir. Bu da güzel bir düşünme ve araştırma konusudur. Hep böyle yapmalıyız, kendimizi toplum sorunları üzerinde düşünmeye, araştırmaya, öğrendiklerimizi başkalarına aktarmaya alıştırmalıyız.



Soru 3: Meclisin, milletten emanet aldığı egemenliği millet iradesine aykırı şekilde kullanmasına örnek verilebilir mi?

Yanıt: Verilebilir. Eğer milletvekilleri halkın değil, parti liderinin isteklerini yerine getiriyorsa, birtakım çıkar gruplarına hizmet ediyorsa, dost ve akrabaları için çalışıyorsa, böyle bir aykırılıktan söz edilebilir. Böyle davranan milletvekilleri ne kadar fazla ise, aykırılık da o derece büyüktür.



Soru 4: Kendilerine milletimizin kaderi emanet edilmiş insanlar, Meclis, cumhurbaşkanı ve hükümet Milletin kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakikî ve sağlanabilir menfaatleri yolunda kullanmakla yükümlü olduklarının bilincinde midir?

Bu sorunun yanıtını, kazandığınız bilgileri kullanmanız, düşünüp araştırmanız, kendinizi sınamanız için size bırakıyorum.







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 863
Bugün Tekil 508
Toplam Tekil 1639260
IP 54.166.112.64






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































7 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu