BASIN BÜLTENİ Erdoğan: "Kıbrıslı Türkler, ortak sahibi oldukları Ada’da asla 'azınlık' konumuna indirgenmeyecektir" - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Erdoğan: "Kıbrıslı Türkler, ortak sahibi oldukları Ada’da asla 'azınlık' konumuna indirgenmeyecektir"
Tarih: 13.12.2017 > Kaç kez okundu? 193

Paylaş


TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs'ı bir "Elen Adası" olarak görmeye devam ettiklerini belirterek "Açıkça söylemek isterim ki Rumların bu hayalleri asla gerçekleşmeyecektir. Kıbrıslı Türkler, ortak sahibi oldukları Ada’da asla Kıbrıslı Rumların arzu ettiği şekilde bir 'azınlık' konumuna indirgenmeyecektir" dedi.

Erdoğan, Yunanistan'ın To Vima gazetesine verdiği mülakatta, Yunanistan-Türkiye ilişkileri, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler, Batı Trakya Türk azınlığı, Lozan ve Kıbrıs sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yunanistan ziyareti kapsamında Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos ve Başbakanı Aleksis Çipras ile ekonomik ilişkiler konusunda da görüşmeler yaptığını anımsatan Erdoğan, ikili ticaret hacminin ülkelerin potansiyelini yansıtmaktan uzak olduğunu ve bunu 10 milyar dolara yükseltmeyi hedeflediklerini ifade etti.

Erdoğan, iki ülke arasındaki ulaştırma projelerine önem verdiklerine işaret ederek "Bu bağlamda, İstanbul-Selanik hızlı tren hattı, İzmir-Selanik feribot hattı ve İpsala-Kipi sınır bölgesinde ikinci bir köprü inşası, iki ülke makamlarının üzerinde çalıştığı projeler arasındadır." dedi.

Güney Gaz Koridorunu hayata geçirmek için iki ülkenin birlikte çalıştığına değinen Erdoğan, Kıbrıs'ın etrafındaki enerji kaynaklarına ilişkin, "Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının üretim ve kullanımına ilişkin bazı görüş ayrılıklarımızın bulunduğu ortadadır. Ancak ortak amacımız, bölgeye kalıcı barış getirmek ve bölgedeki herkesin refahını artırmaktır." değerlendirmesinde bulundu

Erdoğan, Ege ve Akdeniz'deki meselelerde tek sorunun deniz yetki alanlarının belirlenmesi olmadığına dikkati çekerek "Varılacak çözümün de kapsamlı ayrıca her iki taraf için de hakkaniyete uygun olması gerekir. Ancak böyle bir çözüm sürdürülebilir ve kalıcı olabilir. Bu hususları tabiatıyla Cumhurbaşkanı Sayın Pavlopoulos ve Başbakan Sayın Çipras’la ele alıyoruz. Kışkırtıcı mahiyetteki bazı eylemleri engelleyecek adımların atılmasını önemsiyoruz. Nitekim bu tür adımlar ve olumlu söylem hem ortamın yumuşamasına, hem de mevcut diyalog kanallarının açık tutulmasına katkı sağlayacaktır." diye konuştu.

Lozan Anlaşması'nın Türkiye'nin Yunanistan ve diğer bazı ülkelerle ilişkilerini belirleyen temel anlaşma olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türkiye, diğer tüm anlaşmalarına ve yükümlülüklerine olduğu gibi Lozan’a da bağlıdır ve saygılıdır. Başta azınlıklar olmak üzere de bugüne kadar anlaşmayı hassasiyetle uygulamıştır. Öte yandan, zaman zaman gerek ikili anlamda gerek diğer meselelerde sıkıntılarla, sorunlarla ve uygulama yanlışlarıyla karşılaşabiliyoruz."

Erdoğan, bugünün ve 94 yıl öncesinin şartları ve çözüm yolları arasında farklılık bulunduğunu, zamanın şartlarına iyi adapte olunması gerektiğini ifade ederek "İyi niyet ve samimiyet korunduğu müddetçe, aşılamayacak hiçbir sorunumuz olmadığına inanıyorum. Ege konusu ve diğer meselelerde diplomatik kanalların işliyor olması bu bakımdan memnuniyet vericidir. Bu çerçevede dostluğumuzu ve iş birliğimizi Lozan gibi bir temel anlaşmanın ruhuna ve lafzına uygun şekilde inşa etmek istiyoruz." şeklinde konuştu.

Kıbrıs sorununda yarım asırdır devam eden müzakerelerde Kıbrıslı Rumların yeni ortaklık devletinde güç paylaşımı açısından ciddi sorunlar yaşadıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar, Kıbrıs’ı halen bir 'Elen Adası' olarak görmeye devam ediyorlar. Zaten 1960 Cumhuriyeti’nin sadece üç yıl içinde çökmesinin nedeni de buydu. Açıkça söylemek isterim ki Rumların bu hayalleri asla gerçekleşmeyecektir. Kıbrıslı Türkler, ortak sahibi oldukları Ada’da asla Kıbrıslı Rumların arzu ettiği şekilde bir 'azınlık' konumuna indirgenmeyecektir. Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini temel alan bir zihniyet değişikliği olmadığı sürece, çözüme yönelik müzakereler de sonuçsuz kalmaya mahkumdur."

Erdoğan, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı'na büyük bir çoğunlukla olumlu oy verdiğini hatırlatarak "Rumlar ise birkaç ay önce Crans-Montana’da yaptıkları gibi, o dönemde de çözümden kaçtılar. Halihazırda BM Genel Sekreteri’nin taraflara çağrısı doğrultusunda değerlendirme süreci içindeyiz. Ada’da iki tarafta 2018 yılı başında yapılacak seçimlerin ardından Kıbrıs konusunda nelerin konuşulabileceği de daha net ortaya çıkacaktır." değerlendirmesinde bulundu.



Özgürgün: “AB’nin yanlı tavrı, Kıbrıs sorununun sonuçsuz kalmasında çok büyük etken”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs’ı ziyaret eden Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Antonio Tajani’nin sadece Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunup, KKTC’yi ziyaret etmemesiyle ilgili olarak, “Kuzey’e geçmemesi çok büyük sürpriz değil” dedi.

Başbakan Özgürgün, Avrupa Birliği’nin, (AB) Yunanistan ve Rum tarafından yana olan yanlı tavrının, Kıbrıs sorununun sonuçsuz kalmasında çok büyük etken olduğunu söyledi.

Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, AP Başkanı Tajani’nin Kıbrıs ziyaretinde KKTC’ye geçmemesini ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyaretini değerlendirdi.

AB’nin Kıbrıs konusuna bakışında yıllardır sorun olduğunu ve bu hatalarını her zaman tekrarladıklarını ifade eden Başbakan Özgürgün, “Annan Planı’na ‘hayır’ demiş Rum tarafını tek taraflı olarak yanlış bir kararla AB’ye kabul eden bir zihniyetten zaten daha iyisini beklemek mümkün değil” dedi.

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda Yunanistan ve Rum tarafından yana taraf olduğunu ve bunu da her durumda gösterdiğini belirten Başbakan Özgürgün, AB’nin, Kıbrıs’taki bir tarafı tek yanlı bir kararla AB’ye üye olarak alırken, Kıbrıs Türk tarafına, “Bizim seninle işimiz yok. Bizim muhatabımız; ister evet, ister hayır desin, Kıbrıs’ta çözüm olsun, olmasın Rum tarafıdır” dediğini kaydetti.

Bunun, Kıbrıs’ta bir anlaşma ve çözüme samimiyetle yaklaşan Kıbrıs Türklerine karşı olumsuz bir tavır olduğunu dile getiren Başbakan Özgürgün, “Eğer Kıbrıs Rumlarına, ‘bir anlaşma ve çözüm için mücadele edin, ondan sonra sizi beraber AB’ye alırız’ denseydi Kıbrıs’ta bir çözüm zaten olacaktı” dedi.

AB’nin samimiyetsizlik içinde olduğuna, 2004’deki tavrın 2017’de de devam ettiğine işaret eden Özgürgün, “Biz bütün Kıbrıs’ı aldık ama bütün müktesebatı Kuzey Kıbrıs’ta uygulamıyoruz” diyen bir zihniyetin, Kuzey Kıbrıs’ta da muhatapları olduğunu, Kuzey Kıbrıs’ın da bir demokrasisi ve halkı olduğunu kabul etmesi gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının Annan Planı referandumuna, kurucu devlet olarak katıldığını, BM’nin ve dünyanın da böyle tanıdığını, AB’nin tavrının ise, “seni tanımıyorum” demek olduğunu kaydeden Özgürgün, AB’nin Rum tarafı ve Yunanistan’dan yana olan yanlı tavrının Kıbrıs sorununun sonuçsuz kalmasında çok büyük etken olduğunu söyledi ve “Kuzey’e geçmemesi çok büyük sürpriz değil” dedi.

Başbakan Özgürgün, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinin çok olumlu bir ziyaret olduğunu belirterek, ancak Yunanistan ve Rum tarafında, Türkiye’yi “işgalci” olarak gören akıl ve mantık dışı açıklamalar yapıldığını söyledi.

Türkiye’nin Kıbrıs’ta, bir anlaşmanın tarafı olarak Kıbrıs Türklerinin eşit haklarını korumak için bulunduğunu vurgulayan Başbakan Özgürgün, şunları kaydetti:

“Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan Kıbrıs’ta Türkiye’yi hâlâ daha işgalci olarak görüyor, Türk ordusunu da ‘temizlenmesi gereken bir unsur’ olarak görüyor. Oysa ortada biraz akıl olsa, 1974’den beri Kıbrıs’ta barışı sağlayanın Türk Silahlı Kuvvetleri olduğu, hiç kan akmayan dönemin, 1974 ile şu anki dönem olduğunu anlarlardı. 1974 ve öncesinde Kıbrıs’ta her gün kan aktı, hâlâ daha insanların kalıntıları bulunuyor, küçücük adada insanlar ortadan kayboldu, bunun müsebbibi de, Türk ordusunun burada olmayışıyla bulunan ortamdı, o ortamda bunlar yapıldı. Türkiye’nin 1974’den sonra burada olmasının bir tek sebebi var; Kıbrıs’ta bir anlaşmanın tarafı olarak Kıbrıs Türklerinin eşit haklarını korumak.”

Anavatan Türkiye’nin, Kıbrıs Türkleri’nin eşit haklarını koruyacak bir anlaşmaya uyacağını, gerek Annan Planı gerekse son görüşmelerde ortaya koyduğunu kaydeden Başbakan Özgürgün, Yunanistan ve Rum tarafının ise hala, “Kıbrıs benimdir. Kıbrıs’ın tamamına hâkim olmadıktan sonra Kıbrıs görüşmelerinin her hangi bir anlaşmayla sonuçlanmasını istemiyorum” tavrını sürdürdüğünü söyledi.

Rum-Yunan tarafının bu tavrını Kıbrıs Türkleri ve Türkiye’nin asla kabul etmediğini ve etmeyeceğini vurgulayan Özgürgün, “Kıbrıs’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) varlığı güvencemizdir. Kıbrıs’ta TSK’nın varlığı bugün barışı sağlamaktadır, Rumların da öldürülmesini engellemiştir. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, 1974’de15 ile 20 Temmuz arasında ne kadar Rum öldürüldüğünü hepimiz biliyoruz. Bu kadarcık akıl olsa, düşünülse anlaşılır” dedi.

Rum Başpiskopos Hrisostomos’un hiç aklı başında açıklama yapmadığını, son olarak, “Kıbrıslı Türklerin İslamlaştırılmış Ortodoks Rumlar olduğunu” söyleyecek kadar ileri gittiğini, bunları dinleyince Rumlardan akıllı ve mantıklı bir yaklaşım beklenmediğini ifade eden Başbakan Özgürgün, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs’ta bir anlaşma için çok destek vermişlerdir. Her zaman barış elini uzatmışlardır. Kıbrıs Türkleri de öyle. Ama hiçbir zaman o barış eli tutulmamıştır” diye konuştu.



Başbakan Özgürgün: “Trump’ın kararı bölgedeki sorunları daha da büyütecek”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmesi ve Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıma kararının, bölgedeki sorunları daha da büyüteceğini söyledi.

Başbakan Hüseyin Özgürgün, Türkiye’deki A Haber’in sorusu üzerine, ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’le ilgili açıklamasını ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyareti sırasında Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamayı değerlendirdi.

Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün açıklamasına göre, Ortadoğu’nun dünyada, sorunların en çok yaşandığı bölge olduğuna ve sürekli kan aktığına işaret ederek, Kıbrıs da dahil, yıllardır çözülememiş sorunların bölgede yığıldığını kaydeden Başbakan Özgürgün, Trump’ın açıkladığı kararın Ortadoğu’da akan kanı durdurmayacağını ve barışı sağlamayacağını, tam tersi gelişmelere yol açacağını söyledi.

Kıbrıs’ın bölgeye yakınlığına ve gelişmelerden etkileneceğine dikkati çeken Başbakan Özgürgün, Kıbrıs’ta yıllardır devam eden sorunu çözmek değil büyütmek isteyenlerin, şimdi aynısını Ortadoğu’da yaptığını kaydetti.

Başbakan Özgürgün, Kıbrıs’ta da sorunun çözülmek istenmediğini, Anavatan Türkiye’nin Kıbrıs’ta anlaşma sağlanması için her dönem olumlu adım attığını ve barış elini sürekli uzattığını belirterek “Kıbrıs’ta 43 yıldır anlaşma olamamasının müsebbibinin Rum tarafı olduğunun net olarak görüldüğü bir ortamda hâlâ somut bir adım atmayanlar, şimdi de Kudüs olayını ortaya atarak, daha da büyük soruna yol açıyorlar” diye konuştu.

“Büyükelçiliği Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyorum demek, aslında ‘Ortadoğu’da kan akmasını istiyorum’ demek. ‘Ortadoğu’da sorunların daha da büyümesini istiyorum’ demek” diyen Başbakan Özgürgün, ABD’nin böyle bir kararın bölgede yaratacağı sıkıntıları çok iyi bilen bir ülke olduğunu, böyle bir karar alırken ne murat ettiğini anlamanın mümkün olmadığını dile getirdi.

Konunun Kıbrıs’la da bağlantısı olduğunu düşündüğünü ifade eden Başbakan Özgürgün, Kıbrıs sorununun büyümesini ve devam etmesini isteyenlerin Ortadoğu’da da aynı yaklaşımı sergilediğini vurguladı.

Başbakan Özgürgün, Kıbrıs’ta Anavatan Türkiye sayesinde kan dökülmediğini, barışın sağlandığını ifade ederek ancak Kudüs konusunda alınan kararın, bölgedeki sorunları ve istikrarsızlığı büyüteceğini ve daha karmaşık hale getireceğini, alınan karardan bu sonucun çıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina’da Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamanın çok doğru ve yerinde olduğunu belirten Başbakan Özgürgün, Kıbrıs’ta bir çözüm olmasını, dıştaki güçlerin de yardımıyla Rum tarafının engellediğini, Rumların, tüm görüşmelerde, son olarak da İsviçre’de yapılan görüşmelerde uzlaşmazlığını ortaya koyduğunu anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Anavatan Türkiye hükümetlerinin bulundukları her ortamda ve her dönemde Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıs sorununun çözülmesine olan desteğini ortaya koyduğuna işaret eden Başbakan Özgürgün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Atina’da, Kıbrıs’ın tamamına sahip olmak isteyen Rumlara, “bu hayalden vazgeçin” mesajı verdiğini ifade etti.

Kıbrıs Türkleri ile Anadolu halkı arasında gönül bağı olduğunu, bu ilişkinin bir menfaat ilişkisi olmadığını vurgulayan Başbakan Özgürgün, şöyle konuştu:

“Kıbrıs mücadelesi, büyük Türk milletinin kopmaz bir parçası olan Kıbrıs Türk halkının, Anavatanı ile birlikte vermiş olduğu bir mücadeledir. Bu devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu anlamda birlikte hareket ettiğimizi ortaya koyuyor. Hem de, Kıbrıs’ta bir anlaşma isteyen tarafın anavatan Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı olduğunu ortaya koyuyor, istemeyenin de Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan olduğunu açık açık söylüyor. Anavatan Türkiye’nin açık desteğiyle bugünlere gelmiş bulunuyoruz. Bu 1950’lerden başlayan açık destek. Bugün Anavatan Türkiye hükümeti ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan samimi ve sıcak ilişkilerimiz, Kıbrıs Türk halkının refah içerisinde, hiç kimseye muhtaç olmadan hayatını devam ettirmesini de sağlıyor. Bundan sonra da bu devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanı bu mesajı da veriyor ama aklını başına almayan, Kıbrıs’ın tamamına sahip olmak isteyen Rum tarafına da ‘bu hayalden vazgeçin’ mesajını açıkça gönderiyor.”

Rum Başpiskopos Hrisostomos’un, “Kıbrıs’taki Türkler İslamlaştırılmış Hristiyanlardır” iddiasına da atıf yapan Başbakan Özgürgün, “Kudüs’teki hareket de bölgedeki kötü niyetleri hep ortaya koyan ve çok ciddi tepkimize yol açan hareketlerdir. Bunların ardı arkası kesilmiyor” dedi.



Kuzey Kıbrıs, İzmir Turizm Fuarı’nda tanıtılıyor



Kuzey Kıbrıs, 11. İzmir Turizm Fuarı’nda tanıtılıyor. Türkiye ve çeşitli ülkelerden turizm acenteleri, oteller, turizmle direkt ya da dolaylı olarak bağlantılı çalışan sektörlerin yer aldığı fuardaki 71 metrekarelik stantta KKTC’den Turizm ve Çevre Bakanlığı, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği (KTOB), Kıbrıs Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB), Akdeniz Eko-Agro Turizm Derneği, Restorancılar Birliği, KITUYAD ve ZOOM dergi grubu yer alıyor.

Fuar ile eş zamanlı olarak 3. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi de gerçekleştiriliyor.

Fuarda, KKTC standını Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un da ziyaret ettiği bildirildi.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 601 1800 - 01

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar








Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 27
Dün Tekil 956
Bugün Tekil 657
Toplam Tekil 2238850
IP 54.80.58.121






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































12 Muharrem 1440
Eylül 2018
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2018 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.813 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu