Naci Alan: Gazeteler, iktidarların kontrol edebildiği medya kuruluşları haline geldi - Prof. Dr. İSA KAYACAN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Naci Alan: Gazeteler, iktidarların kontrol edebildiği medya kuruluşları haline geldi - Prof. Dr. İSA KAYACAN
Tarih: 12.03.2010 > Kaç kez okundu? 3919

Paylaş




Ülkemizde gazeteci olmak, gazete yönetiminde başarılı olmak ayrı ayrı gibi görünüyor. Her ikisinin içinde yeralmak, alabilmek herkesin başarabildiği çalışma alanı değildir.

Ankara’ya geldiğim 1960’lı yılların başından itibaren gelip-gittiğim, yazılarımın yayınlanması için bir çıraklık dönemi geçirdiğim, Ankara, Ulus bölgesindeki Rüzgarlı sokak(şimdi Rüzgarlı Caddesi) gazeteciliğin merkezi olarak uzun süre anıldı, yaşandı.

Bu Rüzgârlı sokaktaki gazetelerin en önemlilerinden, rahmetli Turhan Dilligil’in sahipliğindeki “Adalet” Gazetesinde tanıdığım Naci Alan ismi, yıllarla birlikte tanıdığım isim ve imzalardan biri, ancak önde gelenidir. Şimdi Ankara’da ulusal gazete olarak yayınlanan, “Anayurt” Gazetesinin imtiyaz sahibi olan Naci Alan’la fırsat buldukça yaptığım sohbetlerde, Ankara gazeteciliği hakkında değişik bilgiler edinmiş, bilgilerimin bir kısmını da tazelemişimdir.

Naci Alan 10 Nisan 1955 tarihinde Çorum-Ortaköy’de doğdu. Ankara’da (AİTİA) Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. Öğrencilik yıllarında gazetelerde çalışmaya başlayan Naci Alan, 1975 yılında Halkçı gazetesinde çalışmaya başlıyor. Sonra, Flaşh, Gündem ve Olay gazetelerinde çalışmalarını sürdürüyor. Adalet Gazetesinde 1986 yılına kadar görev yaptıktan sonra, 1988 yılında Nuri Şahin’in sahipliğinde yayınlanan Belde Gazetesinde göreve başlıyor.

CHP’nin yayın organı olan, sonra Yaşar Aysev tarafından devralınıp adı “Barış” olarak değiştirilen gazete, Hamdi Eriş’in yönetiminde yayınlanmaya başlamadan, sayın Eriş’in oturduğu apartmanın adı “Meydan” olduğu için “Meydan” adıyla yayınlanmaya başlıyor. Naci Alan bu gazetenin Genel Yayın Yönetmenliğini yapıyor.

Meydan Gazetesi, Yaşar Alıçlı tarafından devralınınca, Naci Alan bu gazetede “ortak gibi” çalışıyor. Ankara’da yayınlanan “Meydan” ismi, İstanbul’da yayınlanan “Meydan” Gazetesi ismiyle mahkemelik oluyor (olunuyor), davayı Ankara Meydan ismi kazanmasına rağmen Yaşar Alıçlı gazete ismini İstanbul’da yayınlanan “Meydan”ı yayınlayanlara devrediyor.

Naci Alan, kısa dönem “Ekonomik Yorum” gazetesinde çalıştıktan sonra, Belde AŞ’nin yayınladığı “Vakit” Gazetesinde çalışmaya başlıyor. İstanbul’da yayınlanan “Beklenen Vakit” Gazetesiyle isim için mahkemeye düşülüyor. (1990), Vakit Gazetesi’nin Naci Alan’ın sahipliğinde 2000 yılına kadar yayını sürdürülüyor. Sonra Vakit Gazetesi’nin ismi 29 Ekim 2000 tarihinde “Anayurt” olarak değiştiriliyor, Naci Alan’ın imtiyaz sahipliğinde (ortaklarıyla birlikte), Anadolu’nun gözü, kulağı ve sesi olarak, Ankara’da başlatılan geniş kapsamlı bir reklam kampanyasıyla, önce İç Anadolu Bölgesine yönelik, sonra ülke, geneline yönelik ulusal bir gazete olarak yayınlanmaya devam ediliyor. Anayurt gazetesinin hedefi “Ege’nin Yeni Asır’ı gibi olmak” şeklinde “ifade kullanılıyor. Anayurt, Ankara ve İstanbul’da basılan (Romanya’da da basımı yapılan) tek Ankara gazetesi olma özelliğiyle okurlarının karşısına çıkmaya başlıyor.

Anayurt Gazetesinin imtiyaz sahibi Naci Alan’la konuşurken, gazetecilik hakkındaki sorularımız sürüyor. Örneğin, diyoruz ki; Gazete sahiplerinin, gazetecilikten başka işleri olmalı mı?... Naci Bey bu konuda; “Gazeteleri eskiden gazeteciler çıkarırdı. Rahmetli Abdi İpekçi’nin ölümünden sonra, Milliyet Gazetesi el değiştirdi. Burada, gazeteciliğin Holdinglerin yönetimine geçişi başladı. Simavi ailesinin gazetecilik alanından çekilmesiyle de başladı Holdinglerin gazetecilik dönemi diyebiliriz. Ekonomik politikaların da payı büyük gazetelerin el değiştirmesinde. Gazeteler, iktidarların kontrol edebildiği medya kuruluşları haline geldi” diye cevaplıyor.

Naci Alan, Rüzgarlı sokaktaki Adalet Gazetesinde Turhan Dilligil ve Yenigün Gazetesinde Kemal Çukurkavaklı dönemlerinden sonra, gazetelerin gazetecilerin kontrolünden çıkıp işadamlarının kontrolüne geçtiğini, Turhan Dilligil’in bu konuda sonuna kadar direndiğini ve bu alanda “Tek Gazeteci” olduğunu hatırlatıyor, anlatıyor.

Naci Alan’la sohbetimiz sürerken, Başkanlığını yaptığı Gazete Sahipleri Sendikası’nın 1971 yılında kurulduğunu, ilk adının “Ankara Gazete Sahipleri Sendikası”, sonra “Ankara, İstanbul ve Anadolu Gazete Sahipleri Sendikası” son olarakta “Gazete Sahipleri Sendikası” olarak faaliyetini sürdürdüğünü anlatıyor, bilgiler veriyor.

Geçmişte, Turhan Dilligil ve Emel Aktuğ gibi gazetecilerin girişimleriyle kurulan “Gazeteciler Dayanışma Vakfı”ndan da sözeden Naci Alan, bu Vakfın siyaset üstü, bütün gazetecileri kucaklayan bir kuruluş olduğu bilgisini veriyor. Burada, gazetecilerin 212 sayılı yasaya göre emekli olmaları şartının bulunduğunu, bu çerçevede emekli olan gazetecilere ikinci bir maaş bağlama çalışmalarının hedeflendiğini, bu Vakfın ana amacının bu olduğunu söylüyor. Yani, 212 sayılı yasaya göre emekli olan gazeteciler bu Vakfa aidat edemiyorlar, doğal üye kabul ediliyor, çalışan gazetecilerse aidat ödüyorlarmış.

Naci Alan’la sohbetimizin sonunda, yine Gazete Sahipleri Sendikasına geliyoruz. Önceki yıllarda sendika yönetimine; Alâeddin Kaya, Mehmet Altınsoy, Ünsal Gündoğan, Kasım Gülek, Mustafa Ayverdi’den oluşan bir yönetim önerdiklerini, ama Genel Kurul’un Mustafa Ayverdi, Abdi Pehlivan, Çetin Atalay, Yılmaz Şerefhan, Alâeddin Koçak’tan oluşan bir yönetime görev verdiğini öğreniyoruz.



Nasrattınoğlu Seyahatnamesinde: Arnavutluk ve Kosova

Prof. Dr. İSA KAYACAN



Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, “Nasrattınoğlu Seyahatnamesi” serisini sürdürürken, Arnavut ve Kosova seyahatlerini de sayfalara aktarmış.

160 sayfalık “Arnavutluk ve Kosova” adlı kitap, İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun 1977 yılından başlayarak, 2008 yılı sonuna kadar defalarca giriş yaptığı Arnavutluk ve Kosova seyahatlerinin anlatımıyla karşımıza çıkıyor. Daha doğrusu kitap karşımıza çıkarılmış sayın Nasrattınoğlu tarafından.

Merkezi Ankara’da bulunan ve Genel Başkanlığını İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun yaptığı, Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu yayınlarının 32 ncisi olarak bize ulaşan ulaştırılan kitabın ilk bölümünde Arnavutluk, 2 nci bölümünde de Kosova seyahatleriyle ilgili notlar ve bilgiler yer alıyor.

Sunuşun girişinde; “Fiilen gazetecilik yaptığım yıllarda, Arnavutluk’un Ankara Büyükelçiliği ile yakın dostluk ilişkisi kurmuştuk. “diye söze başlanıyor.

Sunuşun ortalarındaki bir başka cümle: “Yüzyıllara dayanan tarihi, kültürel ve benzeri birliktelik, bugün Kosova’nın ve kardeş Kosova halkının Türkiye açısından taşıdığı önemde kendini göstermektedir” şeklinde karşımıza çıkıyor.

Arnavutluk notlarından: Sayfa 33 ün başlangıcı; “10 Ağustos 1984 tarihinde Struga Cafesan kapısından geçerek Arnavutluk’a girdim/Dağlık virajlarla dolu, dar yollarda güçlükle ve yavaş yol alıyorduk/Akşam saatlerinde Tiran’a ulaştık ve yine, Dajti Dağına sırtını dayamış olan, Lana Irmağı yanındaki Dajti Oteli’ne giderek 223 nolu odaya yerleştim/Ertesi sabah kahvaltıda Prof. Dr. Nazif Hoca’yı gördüm. İki bilim adamıyla birlikte araştırma çalışmaları için gelmişler ve o gün Berat’a gideceklerdi”.

Sayfa 77 de başlayan, ikinci bölüm ve “Kosova Cumhuriyeti”.

Sayfa 79. İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun ilk Kosova seferi, 1977 yılında gerçekleştiriliyor.

-“Necip hoca, Arnavutça yayınlanan Rilindiya Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Fadıl Buyari’ye telefon etti. Az sonra Buyari ile birlikte Türkçe yayınlanan Tan Gazetesinin yazarlarından Enver Baki gelip bizi aldılar. Yanlarında protokol görevlisi Mariya Gaşi de vardı”.

Anlatımlar bu şekilde sürüp gidiyor. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, seyahatlerini kitaplaştırdığı için önemli bir yayıncılık görevini yerine getirmiştir. Tebriklerimi sunuyorum efendim.



GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.















Nasrattınoğlu Seyahatnamesinden: Makedonya

Prof. Dr. İSA KAYACAN



Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, yıllar önce başlattığı dünya turu çerçevesindeki gezilerine yönelik anılarını kitaplaştırdı. Bunlardan biri “Makedonya” adının taşıyıcısı.

240 sayfayla şekillenmiş, yayınlanmış. Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu yayınlarının 31 ncisi olan kitabın içindekiler bölümüne bakıyoruz: Sayın Nasrattınoğlu 30 yılda Makedonya’ya 50 kez seyahat etmiş. İlk seyahatinin 1977 yılında olduğunu öğreniyoruz. 2008 yılında 3 kez Makedonya’ya gitmiş İrfan Ünver Nasrattınoğlu.

Kitap içindeki fotoğraflarla, anılan yayının zenginleşmesini sağlamış. Sayfa 7. Başlık “ilk seyahatim”. 1977. Şöyle başlıyor anlatım:

-“06 Temmuz 1977 sabahı. Saat 05.00’te otobüsümüz, Bulgaristan’dan Yugoslavya (Makedonya) hududuna ulaştı. Burada fazla beklemedik. 13 km uzaklıktaki Kriva Palanka kasabasına vardık. Stracin, Kumanova ve nihayet Üsküp. Birçok ünlü Türk büyüğünün doğum yeri.”

Herkesin yaşadıklarını yazması, geleceğe bırakması gerçeğinden hareket ettiğimizde; Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, gezdikleri yerlerdeki gördüklerini, yaşadıklarını kaleme almakla, kitaplaştırıp yayınlamakla doğru bir iş yapmıştır. Kutluyor alkışlıyorum efendim.

İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu Başkanı olarak, ülkemiz kültürüne önemli, anlamlı ve kalıcı çalışmalar yapmış, gözlerimiz önüne sermiştir. O’nun kutlanması, alkışlanması gerekmektedir.

Sayfa 16’daki “Makedonya-1979” başlığından sonra, 04 Temmuz 1979 tarihi kaydediliyor. Burada, “Uluslararası Folklor Sempozyumu” kaydından sonra, ilkbahar ve sonbahar eğlenceleri, ara başlığı altında, Süreyya Yusuf, Priştine’deki Türk, Arnavut ve Sırp halklarının Türkiye’de de söylenen şu atasözlerini nakledişi 20 nci sayfaya aktarılmış. Bu atasözlerinden:

1- Başkasının kuyusunu kazma, kendin düşersin,

2- Kurunun yanında yaş da yanar,

3- Her yokuşun bir inişi vardır,

4- Ne ekersen onu biçersin,

5- Gün sabahtan bellidir,

6- İki karpuz bir koltuğa sığmaz.

Bu tür yayınların gelecekte daha çok aranılır hale geleceği gerçeğini hatırlayalım ve Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nu yayın çalışmalarından dolayı da kutlayalım efendim.



GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.

















Sözün bittiği yerdeki şiirler

Prof. Dr. İSA KAYACAN

Hani söz başlar, sürüp gider. Sonra biter. Arkasından başlayanlar vardır. Bu yazımızda, sözden sonra başlayanlar şiirlerdir. Biri Burdurla ilgili, diğeri bu satırların yazarı İsa Kayacan’la ilgilidir. Buyrun birlikte okuyalım: GEL BURDUR’A, BURDUR’A (Oktay Zerrin-Bafra)

Güzel bir çift söz için

Gönül denen göz için

Mana için, öz için

Gel Burdur’a, Burdur’a…



Kayacan’ım İsa’dır

Onda her söz yasadır

Sevgisiyle paşadır

Gel Burdur’a, Burdur’a..



Bahtı açık ve nurlu

Seven olur huzurlu

Burdur’luyuz, Burdur’lu

Gel Burdur’a, Burdur’a...



Tabiatın şâhı var

O bir candır, o bir yâr

Yaptı beni bestekâr

Gel Burdur’a, Budur’a..



Tarihin öz dili var

Ustaların eli var

Gönüllerin yeri var

Gel Burdur’a, Burdur’a..



Şehirlerin kralı

Olmaz seven yaralı

Bozma niyet, kuralı

Gel Burdur’a Burdur’a..



Turnaları uçurtur

Gül şerbeti içirtir

Güzel günler geçirtir

Gel Burdur’a Burdur’a..



İç suyunu, farkı gör

Şiir, şarkı, türkü gör

Hayat denen çarkı gör

Gel Burdur’a, Burdur’a..



Kayacan’ım İsa’dır

Onda her söz yasadır

Sevgiyle paşadır

Gel Burdur’a, Burdur’a..

İSA KAYACAN (Ali Gözütok)

Güç verdin kuvvet verdin, şiirlerim buldu can,

Yenisini yazmak için, duyuyorum heyecan,

Esirgemedin benden, moral verdi desteğin,

Hocamız Prof. Doktor, Sayın İsa Kayacan.

GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.

Yurt içi ve yurtdışından gelen mektuplar

Prof. Dr. İSA KAYACAN

İnternet varlığının altına sığınıp, nefes alışlarını bile elektronik ortamda gerçekleştirdiklerini zannedenlerin dışında, halâ mektup yazanlar var, gönderenler var. Bu mektuplardan efendim:

1-Hocam sayın İsa Kayacan; “Bir Tek Işıktım, Binbir Renge Boyandım” adlı kitabımın tanıtımı için yazmış olduğunuz yazıların yayınlandığı gazeteleri sevinçle aldım. Zarif ilginiz için teşekkürlerimi sunuyorum. Kitabım ve şiirlerim hakkında sizin yazmış olduklarınızın ayrı bir anlamı ve önemi vardır. Bu vesile ile saygılarımı ve sağlık dileklerimi arz ederim (Haluk Mahmutoğulları, Ankara, 16.12.2009)

2-Sevgili üstadım, aziz dostum sayın İsa Kayacan; Şiirlerimi ağırlıklı olarak çeşitli gazete köşelerinizde yayınlamanızdan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu vesile ile size minnettarım. Ayrıca imzalı köşelerinde zahmeti esirgemeyerek şiirlerime yer vermek nezaketinde bulunan değerli kardeşlerim Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili kardeşlerime de teşekkürü bir borç bilirim. 80’lik şairi gençleştiriyor, coşturuyorsunuz. Sağolun, varolun. (Kemal Ahmet Şen, Kayseri, 25.12.2009

3-Değerli dost, sayın İsa Kayacan; Büyük bir insanlık örneği göstermeye devam ettiğiniz için, sevincim genişleye genişleye büyüyor.

Bugüne kadar bana hiç kimse böylesine gönülden kopan bir iyilik yapmadı.

İki demet gazeteler geldi.

Her renkten, her dilden, her zaman olduğu gibi binlerce kez teşekkürler benden size.

İnsanlık dolu yüreğinize elem, keder, damlamasın.

Siz, yüce bir insansınız gönlünüz daima mükâfatlarla taşsın.

Tokat’lı gayet rahat ve iyi tanıdığım biri var. Compüter’e yeni bir program aktarılacağı zaman bana uğrar. Hem kendisiyle ilgili, hem benim için bir şeyler halleder.

Bu sefer’e yolladığınız “Vangölü Ekspres” Gazetelerini gördü. Adresiniz üstünde. Okudu, tatlı bir tebessümle bana baktı. “Kıymetli dostlara sahipsiniz” dedi ve ben, sizin adınıza kendisine teşekkür ettim.

Tekrar yazmak dileğiyle diyorum… Sonsuz saygılarla hoşça kalın. Selam ve sevgiler. (Kemal Petricli, Köln-Almanya 12 Aralık 2009)

SEN GURBET ÇOCUĞUSUN (Mustafa Arslan)

Sayın İsa Kayacan’a

Sen bir gurbetçisin Kayacan Ese,

Ezilir yüreğin her düş gördüğün de,

Aklına düşüverir memleketinin izi,

Asfalt yollarda ararsın, sorarsın onu.



Senin için de ha Burdur ha Tefenni,

İkisi de özlenen sevgili gibidir adeta,

Gözlerin dolar bir an duygulanırsın,

Sen hep duyguların da bile gurbetçisin.



Rüyalarını süsler her daim memleketin,

Rüzgârlar bile seninle eser koşar adım,

Çocukluğunun geçtiği yerlere götürür,

Umutlanırsın bir an, kurtuldum işte diye.



Sen gurbettesin Kayacan, Ece de değil,

Bir seraptır o an sana görünen gerçek,

Yıllarca çektiğin sıla özlemine devam et,

Anlat dostlarına gurbetin acısını, kederini,



Ağarmış saçların ile bir de geçen zamana,

Ağıt yaksan da geri gelmez gidenler, inan,

Bir hançer gibi saplanır yüreğine acıları,

Özlersin bir sevgiliyi özler gibi, her anını.

GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.

Kültür Evreni Dergisinin üçüncü adımı

Prof. Dr. İSA KAYACAN

İnsanoğlunun her adımı gibi, dergi ve gazetelerimizin her yeni sayısı için “yeni bir adım” demek, böyle kabul etmek ve değerlendirmek yanlış olmasa gerek. Kültür Evreni Dergisi Ankara’da üç ayda bir yayınlanıyor.

528 sayfalık yaz dönemi sayısıyla, üçüncü sayısıyla okurları ve araştırmacılarla merhabalaşan Kültür Evreni Dergisinin kimlik sayfasına bakıyoruz:

Uluslararası hakemli sosyal bilimler dergisi olan Kültür Evreni’nin Sahibi: Hayrettin İvgin, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Erhan İvgin, Editör: Ömer Ünal. Erhan İvgin aynı zamanda derginin genel koordinatörü olarak görünüyor. Doç. Dr. Nezaket Hüseynova ise Redaktor olarak görev yapıyor.

Yayın kurulu var, değişik bilim adamlarından meydana gelen.

Yazışma adresi: Konur Sok. No: 66–9 Bakanlıklar-Ankara. Tlf: 0080 312 4259353.

Yazı kurulunda 37 Prof. Dr.nin ismi yeralıyor.

Hakem kurulunda 60 Prof. Dr.nin ismi yeralıyor.

Bakü Devlet Üniversitesinden sözedilerek söze başlanmış. Buradan:

-“1969 yılından sonraki zaman içerisinde Üniversite hayatında bilgi ve ilmin yüksek zirvelerine yükselişi başlamıştır. Bu Üniversitenin dünyanın en şöhretli mezunu Haydar Aliyev’in devletin başına gelmesiyle Üniversitede atılım hareketi başlamıştır”.

Dergi içindeki yazıların, araştırma ve değerlendirmelerin hemen hemen tamamı Azerbaycan çıkışlı. Sayfa 512’de başlayan, Türksoy (Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi) Genel Müdürlüğü Hakas Cumhuriyeti Uzmanı olan Timur B. Davletov’un “Eski Türklerde sosyal siyaset anlayışı” adlı, başlıklı araştırmasının içinde yer yer şiirle anlatılanlarla da karşılaşıyoruz.

-“Eski Türklerde toplum içi sosyal siyaset uygulamaları konusunda eski Türk yazılı metinlerin yanı sıra Hakas Türklerinin toplam 16 bin civarında dizeden oluşan Huban Arığ adlı kahramanlık destanına başvurulacaktır” (S.516) denildikten sonra devam ediyor.

Halk ve malın özgürlüğe kavuşturulup geri alınması uğruna çıkılan seferin çok tehlikeli olduğunun farkında olunmasına işaret eden şey ise Hara Han’ın şu sözleridir (S.521):

Sevdiğim can balalarım,

Arı gücümüz kalsa,

Tok ve semiz malı geri alarak döneriz.

Arı gücümüz kalmazsa,

Ayrılıp ölür kalırız.

Ulu gücümüz yetse,

Onurlu halkı azat ederiz,

Ulu gücümüz yetmezse,

Geçip ölür kalırız,

Basılan ayak geri çekilmez,

Tutulan el salınmaz.

(Huban Arığ, 2006:69)

Kültür Evreni Dergisi dopdolu bir görünüm ve zenginlik içinde yayınlanmaya devam edecektir efendim. Tebriklerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

GÜNÜN SÖZÜ: Bakü Devlet Üniversitesi, Azerbaycan halkının servetidir (Haydar Aliyev)

GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.

Küresel ısınma tuzağı

Prof. Dr. İSA KAYACAN



Trabzon Haber Gazetesinin sahibi, Nevzat Yılmaz, bölgesinde yayınlanan kitapların bize ulaşması yönündeki gayretlerini sürdürüyor. Son gelen, Trabzon Belediyesi Kültür Yayınları arasında günyüzü gören, Ahmet Musaoğlu imzalı 428 büyük sayfalık kitabın içine bir de not eklemiş Nevzat Yılmaz arkadaşımız. Not şöyle:

-Sayın Prof. Dr. İsa Kayacan bey; Türk Basınının onuru, gururu ve saygınlığı için özverili çalışmalarınıza teşekkür eder iyi dileklerimi sunarım. Saygılarımla. (Nevzat Yılmaz, 06 Ocak 2010-Trabzon)

Tam adı: Nabucco Babil Yolculuğu: Küresel Isınma Tuzağı, olan Ahmet Musaoğlu imzalı kitap, Trabzon Belediye Başkanı Mehmet Volkan Canalioğlu’nun sunuşuyla başlıyor. Sayın Başkan sunuşunun bir yerinde; “Ahmet Musaoğlu, bu kitabında Küresel Isınma iddialarına karşın, bize heyecan verici bilgiler sunarken, aynı zamanda; dünyanın gidişatı konusunda da öngörülerde bulunuyor” diyor.

Değişik kısımlar ve bölümler halinde düzenlenip, yayınlanan kitabın 15 nci sayfasındaki giriş cümlelerinden; “Bilindiği gibi Güneş’ten gelen ısı ışınları, kızılötesi ışınlar, milyonlarca kilometrelik bir yolculuktan sonra atmosferden geçerek dünyamıza ulaşıyor. Sözkonusu bu ışınlar, yeryüzüne girerken kirli gaz kütlelerine takılmadığı için de yeryüzünü ısıtıyor” diye söze başlanılmış.

1950 yılında Trabzon’da doğan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Bölümünden, Yüksek Mühendis olarak mezun olan Ahmet Musaoğlu’nun, Mühendisliği yanında, yazarlığı da dikkat çekiyor. Yayınlanmış kitapları var Musaoğlu’nun.

Pek çoğumuzun anlamadığı, sadece dinleyip geçtiğimiz, önemli bir konunun üzerine eğilip, araştırma ve çalışmalarını kitaplaştıran Ahmet Musaoğlu’nu kutlamalı, alkışlamalıyız. Onlarca gazete ve dergi üzerinde (yazarları itibariyle) yapılan araştırmanın kolay olmadığını da burada kaydedelim.

Trabzon Belediye Başkanı Mehmet Volkan Canalioğlu’nu da kutlamalıyız böyle bir eserin yayınlanışını sağladığı için.

Ahmet Musaoğlu’nun yayınlanmış kitaplarından bazıları: Tarihsel Bir Gerçek: Nuh (a.s) Tufanı, İnsanoğlu’na Biçilen Yazgı: Uygarlığın Tarihi, Kendiliğinden oluşan İnanmak: Yaratılışın Altı Günü.

Ölüm Yeniden Doğuş İçin: Kıyamet, Nuh’un Gemisi Avcıları: Nuhun Gemisi Cudi, İsasız Mehdisiz İslâm, Olmuyor mu?, Peygamberler Şeceresi, Peygamberler (insanoğlunun) Tarihi, Osman İle Mozart: Hesap Lütfen.



GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.

















Mustafa Berçin’den: Oğlum Giderken

Prof. Dr. İSA KAYACAN



Ayrılıklar.. Hüzünlerin yaşandığı ayrılıklar. Uzun ve kısa süreler içindekiler. Eğitimci, şair-yazar ve araştırmacı Mustafa Berçin Çanakkale’den sesleniyor.

Merkezi Ankara’da bulunan Kültür Ajans yayınlarının 62 nci kitabı olarak gün yüzüne çıkan, çıkarılan Mustafa Berçin imzalı “Oğlum Giderken” adlı şiir kitabı 128 sayfayla okurlarıyla buluştu, buluşturuldu.

Eğitimci, şair ve yazar Osman Baş arkadaşımızın sunuş yazısı var ilk sayfalardan ikisinde. Sunuşun bir yerinde sayın Baş;

_”Çok kısa bir süre önce tanıdığım Mustafa Berçin, kültür dünyamızın yarınlarına sağlıklı ve kendinden emin hazırlanan, hizmete talip olan bir şairimizdir.”diyor.

Mustafa Berçin’in serbest ve hece vezni tarzıyla, türüyle yazdıklarından bir kısmı kitap içinde yeralmış, okurlarıyla selamlaşmış şiirler var.

Kitabın ismi olan şiir “Oğlum giderken” 10 ve 11 nci sayfalarda yeralıyor. Belliki, Mustafa Berçin hocanın oğlu bir yere, bir yerlere gitmiş.

Şiir, Üniversiteyi kazanan oğlunun ilk yolculuğuna uğurlanırken, Çanakkale iskelesinde kaleme alınmış. Mustafa Berçin’in şair ruhu dayanamamış, kalem kağıda sarılıp, duygularını mısralara dökmüş.

Sekiz dörtlükten meydana gelen “Oğlum Giderken” den iki dörtlük vererek, alarak devam edelim. Buyurun:



Beklerken sahilde sessiz ve vakur,

İçim kıpır kıpır, gözümde yaşlar.

Ayaklarım gitmez, kanım donacak,

İlk ayrılık, hasret, birazdan başlar..



Güle güle oğlum, var git tez elden,

Babam gibi duacınım arkandan,

Kader böyle ise ne gelir elden,

Ayrılık ve hasret hepsi Allah’dan.



Mustafa Berçin: 03.01.1959 tarihinde Malatya Darende’ye bağlı Akçatoprak köyünde doğdu. 1981 yılında Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulunu bitirdi. Yüksek lisansını tamamlayan Berçin, MAE ÇP lisesinden muhasebe öğretmeni olarak emekli oldu.

Halen Çanakkale Merkezde Yüksek Öğrenim Akademi Erkek Öğrenci Yurtlarının işletmesini yürütmektedir.



GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.













Avrasya Kurumu’nun yeni sempozyum bildirileri

Prof. Dr. İSA KAYACAN



Merkezi Ankara’da olan, Avrasya Dostluk Kültür, Sanat ve Turizm Kurumu’nun birbiri ardına düzenlediği sempozyumlar, öteki etkinlikler dikkat çekmeye devam ediyor.

Yeni bir kitap var elimde. Adı: Avrasya Kurumu sempozyum bildirileri (5. Nizamiden Yunus Emre’ye, Kemal Atatürk’ten Haydar Aliyev’e uzanan sevgi ve barış yolu sempozyumu) ilavesiyle tamamlanan bir kitap, bir yayın ismi.

Prof. Dr. Hayrettin İvgin, Kültür Ajans’ın kurucu ve yöneticisi. Bu Ajansımızın yayınları arasında günyüzü gören kitaplardan birer takım mutlaka ulaştırıyor bu arkadaşımız. Başlığımızda yer alan kitabın bana ulaştıranı da yine sayın İvgin.

04 Kasım 2008-Bakü-Apşeron, kaydı var. Kitap Ağustos 2009’da günyüzü görmüş. 208 sayfayla zenginlik içinde okurların karşısına çıkmış, çıkarılmış. Bildiriler kitabının hazırlayıcısı: Prof.Dr. Hayrettin İvgin.

Vali, Prof. Dr. Vali Bahaeddin Güney’in bir önsözü, Hayrettin İvgin’in sunuşu var ilk sayfalarda. Sempozyum açılış konuşmaları; Bahaeddin Güney, Zakir Perecov, Elçin İskenderzade. Celil Garipoğlu, Özgen Keskin tarafından yapılmış, gerçekleştirilmiş.

Sempozyum bildirilerinin altında imzaları bulunanlardan bazılarının sıralanışı da şöyle: -Prof. Dr. Celil Garipoğlu Nagiyev, Dr. Özgen Keskin, Prof. Dr. Elçin İskenderzade, (Prof.Dr.) Nail Tan, (Prof. Dr.)Hayrettin İvgin, Doç. Dr. Nezaket Hüseyin kızı, Prof. Dr. Muharrem Caferli, Doç. Dr. Yalçın Abdullah, Erhan İvgin, Remziye Kıymık, Yurdanur Bolat, Güner Gökmen, Ekber Goşalı, Dr. Yaşar Kalafat, vd.

Sayfa 31.Bakü-Asya Üniversitesi Rektörü (Azerbaycan) Prof. Dr. Celil Garipoğlu Nagiyev, “Çağdaş Azerbaycan şiirinde milli mücadele” başlıklı bildirisinin ilk sayfasındaki cümlelerinde;

-“Milli Mücadele Azerbaycan halk kültüründe ve edebiyatında da geniş yer almıştır. Özellikle de ortak Türk halk kahramanı Köroğlu harekâtı ile ilgili destanlar yaranmış ve bu Azerbaycan kültüründe Milli Mücadele konusunun gelişmesi yolunda daha büyük önem taşınmıştır” dedikten sonra sayfa 33 deki cümleleri ve bir alıntısı Celil hocanın:

-Azerbaycan’da Güney konusunda eser yazmak yasak olan zaman B. Vahabzade “Gülüstan” (1959) büyük şiirini yazıyor. Bu kıymetli yapıt Şeki kentinde küçük bir gazetede yayınlanıyor ve kendi başını belalara sokuyor, uzun süre takip olunuyor. Sonralar, halkımız bağımsızlık kazananda, şair bu şiirinin ikinci bölümünü (1999) yazıp tamamlıyor:

Bu şiirinde o, yazıyordu,

Şehriyar yaralı mısralardan,

Körpü salmadımı Arazın üste?

Bu taydan o taya akışdı sel tek,

Göze görünmeyen gönül telleri,

Bu selin önünü ne çay, ne direk

Kese bilmemiştir yüz ilden beri,

Ağalar bilmedi birdir bu toprak,

Tebriz de, Bakü’de-Azerbaycandır..

Avrasya Kurumu yöneticilerini kutluyor, bu tür yayınlarla önemli bir hizmeti daha gerçekleştirmeleriyle alkışladığımızı duyurmak istiyorum efendim.

GÜNÜN DUYURUSU: Ankara’da günlük yayınlanan Tasvir, Yarın ve Olay Gazetelerindeki “Şiir Dünyası” ve “Mısraların Dili” köşelerinde, önce İsa Kayacan, sonra Kaya Burdurlugil ve İshak Tefennili düzenleme ve imzalarıyla yıllarca sürdürülen, yüzlerce şairin binlerce şiirinin yayınlandığı köşelere, 09 Mart 2010 tarihi itibariyle “Veda” edilmiştir.

Bu konuda İsa Kayacan; “Çalışma yoğunluğum nedeniyle bırakılmak zorunda kalınan ilgili sütunlar için, artık bana toplu şiir göndermeyin” diyor.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 146
Toplam Tekil 1636440
IP 54.158.98.119






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu