BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, Guterres’in belirlediği çerçeve içinde kalarak elinden geleni yapıyor” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, Guterres’in belirlediği çerçeve içinde kalarak elinden geleni yapıyor”
Tarih: 05.07.2017 > Kaç kez okundu? 99

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in öngördüğü çerçeve içinde kalarak, hiç dışına çıkmadan Kıbrıs’ta bir çözümü sağlamak ve bunu bugünlerde yapmak için elinden geleni yaptığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Konferansı’nın dün sabahki bölümünden sonra kongre merkezinden çıkarken gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Akıncı, toplantının nasıl gittiğinin sorulması üzerine, “Size her zaman gerçek neyse onu söyledim her zaman. Bugünün gerçeği de şu, Türk tarafı da, Türkiye de, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in öngördüğü çerçevenin içinde kalarak, hiç dışına taşmadan Kıbrıs’ta bir çözümü artık sağlamak ve bunu bugünlerde yapmak için elinden geleni yapıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Genel Sekreter’in gelmesinin de iyi olacağını belirterek, siyasi partilerin çağrısının hatırlatılması üzerine, “Doğru bir açıklama” dedi.



Özgürgün : “Karpaz Türk yönetiminde kalmaya devam edecek”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Karpaz’ın Türk yönetiminde olduğunu ve öyle de olmaya devam edeceğini söyledi.

Özgürgün, Dipkarpaz Yerel Yönetim Dayanışma Komitesi’ni kabulünde yaptığı açıklamada, Dipkarpaz’ın kendileri için özel bir bölge olduğunu ifade ederek, Yerel Yönetim Dayanışma Komitesi girişimini desteklediğini, girişimin, sorunlara dikkat çekmek için farkındalık yarattığını kaydetti.

Uzatılan ele aynı hızla karşılık vermenin boyunların borcu olduğunu dile getiren Başbakan Özgürgün, “Dipkarpaz halkını da, Dipkarpaz’ı da çok önemsiyoruz” dedi.

Kıbrıs görüşmelerinde Rum tarafının sürekli olarak Karpaz’ın Rumlara verilmesini istediğini ve Güzelyurt Karpaz’la ilgili haritalar yayımlandığını anımsatarak, bunun değerlendirmesinin dahi yapılmayacağını vurgulayan Başbakan Özgürgün, şöyle konuştu:

“Bunun bahsinin dahi buralarda geçmesinin mümkün olmadığını, Karpaz’ın Türk yönetiminde olduğunu ve öyle de olmaya devam edeceğini, seçilmiş belediye başkanımız ve orada bulunan muhtarlarımız yönetiminde gayet de başarılı olduklarını ve öyle de devam edeceğini hep söyledik, bundan sonra da söylemeye devam edeceğiz. Rum tarafı Karpaz’ı isteyebilir ama bu bizim için hiçbir zaman değerlendirmeye dahi giren bir konu olmaz.”

Başbakan Özgürgün, önceliklerinin sorunların çözülmesi olduğunu ve bu yönde çalıştıklarını belirterek, oluşturulan sivil toplum girişimine ellerinden gelen desteği vereceklerini söyledi.



Özgürgün: “Kıbrıs’ta şu anda en çağdaş şey garantiler”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Rum tarafının dediği gibi garantiler çağ dışı değil. Burada, şu anda en çağdaş şey garantilerdir” dedi.

Uğur Güler başkanlığındaki KKTC Vatanseverler, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği heyetini kabulünde konuşan Özgürgün, müzakerelerin devam ettiğini, Rum tarafının hiçbir şey vermek istediğini, Rumların niyetinin Adayı Yunanistan’a bağlamak olduğunu ifade eden Başbakan Özgürgün, şöyle devam etti:

“Elen zihniyeti var, bunların hepsi ortada. Bunları görünce, insan burada bir şeyler yapmamız gerektiğini söylüyor. Ada’ya su ulaşmış, Rum tarafına alın diyoruz, ‘ben zehir içerim Türk’ün suyunu içmem’ diyor. Bu mentalite devam ediyor. Bu bitmemiş. Bir anlaşmaya her zaman için kapıyı açtık; Kıbrıs Türklerinin eşitliği, Anavatan Türkiye’nin garantisi burada olduktan sonra bir anlaşmaya varmamak için hiçbir neden yok ama karşı taraf hiçbir zaman için ne garantileri kabul ediyor ne eşitliği kabul ediyor, azınlık hakları vermeye çalışıyor, biz de onu kabul etmeyiz. O zaman zaten burada yaşamanın bir manası kalmaz.”

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin getirdiği barış sonucu, 1974’den bu yana Ada’da huzur içinde yaşandığını, o huzurun Rumlara da sağlandığını belirten Başbakan Özgürgün, şöyle devam etti:

“1974’e kadar burada ne kadar insanın öldürüldüğünü, kaybolduğunu hala daha bilemiyoruz, mezarlardan kemikler çıkıyor. Hâlâ bugün dahi, Rum tarafında ölmek üzereyken, ‘Ben Türkü öldürdüm, şuraya koydum’ diyenler ve bulunan kemikler var. Böyle büyük acılardan geçmiş Kıbrıs’ta garantiler bugün en gerekli şey. Rum tarafının dediği gibi garantiler çağ dışı değil. Burada şu anda en çağdaş şey garantilerdir. Bunun için de biz mücadelemizi devam ettireceğiz. İçteki sorunları da çözmek için çalışacağız. Bunda en büyük motivasyonumuz halkımızın verdiği destektir.”



Çavuşoğlu: "Kıbrıs konferansı son konferans, artık burada olacaksa da olmayacaksa da bir kararın verilmesi gerekiyor"



Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsviçre'de devam eden Kıbrıs Konferansı’nın "son konferans" olduğunu vurgulayarak, "Artık burada olacaksa da olmayacaksa da bir kararın verilmesi gerekiyor" dedi.

Bakan Çavuşoğlu, İsviçre'nin Crans-Montana kentinde devam eden Kıbrıs Konferansı’nın düzenlendiği Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantı sonrası çıkışta gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Konferansa iyi niyetle geldiklerini ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdürdüklerini anlatan Çavuşoğlu, "Ne istediğimizi biliyoruz. Tutumuzu da başından beri kırmızı çizgilerimizle birlikte açıkladık. Ama neticede bir çözüm olacaksa burada bu hafta bunun kararının verilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

Kıbrıs Konferansı’nın "son konferans" olduğunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in geçtiğimiz hafta konferansa katılarak bir çerçeve çizdiğini belirten Çavuşoğlu, "Biz tüm konuların paket halinde zaman kazanılması için görüşülmesini önermiştik. Genel Sekreter de buna yönelik bir şeyler söyledi" dedi.

Bakan Çavuşoğlu, İsviçre'de devam eden Kıbrıs Konferansı’nda Türkiye'nin iyi niyetli ve esnek bir tutum sergilediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Ama bunun karşılık bulması lazım. Maalesef karşı taraftan bugüne kadar bu olumlu yaklaşımı göremedik. Başka kaygılar olabilir. Söz verilmesine rağmen, hatta dürüstlüğe sığmayan bazı belge sızdırma gibi hareketleri de gördük. Ama neticede burada bir çözüm olacaksa bu iyi niyetimizin karşı taraftan da görülüp samimi yaklaşılması gerekiyor."

Türkiye'nin konferans kapsamında bundan sonra da ilkeleri doğrultusunda çalışmalar yapacağının altını çizen Çavuşoğlu, "Başından kırmızı çizgilerimizi koyduk. Öyle sıfır asker sıfır garanti gibi rüya bile olmayan, hayal bile olmayan konuların bizim için başlangıç noktası olmayacağını başlangıçta da söyledik, ilk akşam da söyledik, ilk sabah söyledik, şimdi tekrar söylüyoruz kayıtlara geçsin diye" ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Kıbrıs'ta çözüm için büyük çabalar sarf edildiğini vurgulayarak, "Artık burada olacaksa da olmayacaksa da bir kararın verilmesi gerekiyor" dedi.

Çavuşoğlu, toplantı sonrası gazetecilerin sorularını da cevapladı.

Çavuşoğlu, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile temas halindesiniz. Kendisinin buraya gelmesiyle ilgili görüşme yaptınız mı? Buraya gelecek mi?" şeklindeki soru üzerine, "Kendisi gelebilirse ancak perşembe günü gelecek. Henüz gelip gelmeyeceği net değil" cevabını verdi.

Konferansta bir ilerleme kaydedilmesi durumunda Guterres'in yeniden konferansa katılabileceğine işaret eden Çavuşoğlu, "Bence Genel Sekreterin her halükarda gelmesi gerekiyor. O geldiği zaman bir çerçevenin belirlenmesi, her şeyin bir paket halinde birlikte görüşülmesi gibi bir anlayış ortaya çıkmıştı. Genel Sekreter gittikten sonra bazı delegasyonlarda bu konuda değişik pozisyonlarda değişiklik de oldu. Yani olacaksa da olmayacaksa da Genel Sekreterin burada olmasında fayda var. Kendisine bu yönde de telkinlerde bulunduk."

Kıbrıslı Türk bir gazetecinin Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias'ın dün "Biz rahatız, gergin olan Türk tarafı" şeklindeki açıklamasını sorması üzerine Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Bizim gergin olduğumuzu gördünüz mü? Biz kendimizden eminiz. Ne istediğimizi biliyoruz. Hiçbir zaman da gergin olmadık. Hoşlarına gitmeyen şeyler söylediğiniz zaman 'Türk tarafı gergin oluyor.' Kıbrıs Türk halkı 'benim güvenlik endişelerim var. Bu endişelerimin giderilmesi lazım' dediği zaman da bunu anlamak yerine de Kıbrıs Türk tarafına 'senin niye endişen var' diye suçlama ve sorgulama eğilimi içindeler. Biz herkesi mutlu edeceğiz diye buraya gelmedik. Kıbrıs Türk halkının çıkarı ve Türkiye'nin çıkarları bizim için burada esastır."

Çavuşoğlu, Rum lideri Nikos Anastasiadis'in "Türkiye hizaya gelmeli" şeklinde bir açıklama yaptığı ve bunu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, "Bu bir kere küstahça bir kelime. Türkiye hizaya gelmeli ne demek? Türkiye başından beri burada Genel Sekreterin çizdiği çerçevenin içindedir. Başlangıçta bu çerçevenin tamamen dışında saçma sapan öneride bulunup da sonra uyarılarla o çizgiye getirilen o kişilerin Türkiye'ye hizaya gelsin demeye hakkı yoktur. Bu çerçevenin dışında olan bunların (Rumların) verdiği tekliflerdir. 'Türkiye hizaya gelsin' demek bir saygısızlıktır, küstahlıktır. Türkiye her zaman doğru yoldadır. Kıbrıs Türk halkı da öyle. Dolayısıyla bu söylemleri reddediyoruz."

Türkiye'nin KKTC heyetiyle gayet uyumlu olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, "Kendimizden emin bir şekilde, yapıcı bir anlayışla bugüne kadar süreci sürdürmeye çalışıyoruz. Olay budur" diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Kıbrıslı Rum bir gazetecinin sorusu üzerine, "(Adada) Sıfır asker ve sıfır garanti Türkiye için bir başlangıç noktası bile olamaz. Ayrıca Kıbrıs Türk kesimi için de başlangıç noktası değildir. Güvenlik endişesi her iki kesim içinde önemlidir. Fakat biz Kıbrıs Türkü'nün güvenlik endişelerinden sorumluyuz. KKTC heyeti de bu endişelerini toplantılarda zaten dile getiriyor" açıklamasında bulundu.



Erdoğan, May ile Kıbrıs Konferansı’nın gidişatına dair görüş teatisinde bulunuldu



Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May ile telefonda görüştü. Görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konular çerçevesinde Kıbrıs Konferansı'nın gidişatına dair görüş teatisinde bulunuldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Birleşik Krallık Başbakanı May, Kıbrıs müzakerelerinde tıkanıklığın aşılarak, her iki taraf için de adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüme ulaşılmasının önemli olduğunu vurguladı.



Çavuşoğlu, Guterres ve Johnson ile telefonda görüştü



İsviçre'nin Crans-Montana kentinde devam eden Kıbrıs Konferansı'nda Türk heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun temasları devam ediyor.

Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ile telefonda görüştü. Görüşmede, Kıbrıs Konferansı'ndaki son durum değerlendirildi.

Çavuşoğlu, dün sabah yapılan 5'li toplantının ardından dün öğleden sonra Le Regent Kongre Merkezi'ne yeniden giderek BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile bir araya geldi.

Eide, ayrıca Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Kıbrıs Rum kesimi müzakere heyetleri temsilcileriyle görüştü.

Bu arada, Çavuşoğlu, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yarın Crans-Montana’ya geleceğini söyledi.

Çavuşoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ciddi bir iş yapıyoruz. (Guterres’in) Önemli bir rolü var. Görüşmelerin çerçevesini belirlemiştik. Sürece olumlu bir enerji getirmişti. Varlığı önemlidir çünkü bu görümeler çok önemlidir” dedi. TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, gazetecilerin “İlerleme var mı?” sorusuna, “Yavaş yavaş ilerliyoruz” yanıtını verdi.



Siyasi partilerden Guterres’e “müdahale et” çağrısı



Kıbrıs Konferansı nedeniyle Crans-Montana’da bulunan Kıbrıslı Türk siyasi partiler, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir an önce sürece müdahale etme çağrısında bulundu.

Genel Sekreter'den kayda değer ilerleme kaydedilmedikçe Crans Montana'ya gelmeme yönündeki eğilimini değiştirmesinin, içine girilen kısır döngünün aşılmasına ve devam eden konferansın daha fazla uzatılmadan sonuçlandırılmasına katkı sağlayacağına inanç belirten siyasi partiler, bunu yapmaması halinde konunun sonuçlandırılmasının mümkün görülmediğini vurguladı.

Crans-Montana’da bulunan Başbakan Yardımcısı Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ve TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit dün ortak açıklama yaptı.

Konferans merkezi önünde basın toplantısı düzenleyen siyasi partilerin ortak açıklamasını CTP Genel Başkanı Erhürman okudu.

Açıklamada, Crans Montana'da devam eden Kıbrıs sorunu ile ilgili konferansı başından itibaren takip eden siyasi partilerin, gelinen aşamada ortaya çıkan tıkanıklığın giderilmesi ve sürecin daha fazla uzatılmadan bir sonuca ulaştırılması gerekliliğine inanarak ortak bir tavır geliştirmenin zorunluluğunda hemfikir oldukları belirtildi.

Crans Montana'daki sürecin ilk haftasının BM Genel Sekreteri Guterres'in katılımı ve uzun bir süreden beri ihtiyaç duyulan metodoloji konusunda tüm tarafları ikna etmesi sonucunda yeniden hareketlendiğine işaret edildi.

Açıklamada, “Buna karşın sürecin ikinci haftası, birinci haftanın kapanışındaki hareketlilikten uzak bir atmosferde başlamıştır ve maalesef BM Genel Sekreteri Sayın Guterres'in bir an önce Crans Montana'ya dönüp gerekli müdahaleyi yapmaması halinde konunun sonuçlandırılması mümkün görülmemektedir” denildi.

Partiler, gelinen aşamayla ilgili olarak taraflara sorumluluk yüklemek yerine BM Genel Sekreteri’nin kayda değer ilerleme elde edilmedikçe Crans Montana'ya gelmeme yönündeki eğilimini değiştirmesinin, içine girilen kısır döngünün aşılmasına ve konferansın daha fazla uzatılmadan sonuçlandırılmasına katkı sağlayacağına inanç belirtti.

Açıklamada, “Bu düşüncelerle, gerek masada uğraş veren heyetleri, gerekse Sayın Genel Sekreteri konferansın sonuçlandırılmasına yönelik adım atmaya davet ederiz” denildi.

CTP Genel Başkanı Erhürman, bir soru üzerine, birinci haftanın sonunda Genel Sekreter’in Crans Montana’ya gidişinin süreci ilerletme adına ne kadar olumlu etki yaptığını gördüklerini söyledi. Erhürman, “Ancak elde ettiğimiz bilgiler bize, BM Genel Sekreteri’nin burada olmadığı durumda konferans sürecinin ilerletilmesinin çok mümkün görünmediğini gösterdi. Buna karşın genel sekreter de gerekli ilerleme sağlanmazsa gelmeyeceğim diyor” dedi.

Burada kısır bir döngü gördüklerini ve bunun süreci gereksiz yere uzattığını, zaman kaybına yol açtığını kaydeden Erhürman, bu nedenle Guterres’in bir an önce Crans Montana’ya gitmesinin konferansın sonuçlandırılması açısından elzem olduğunu belirtti.

Başbakan Yardımcısı, Maliye Bakanı Serdar Denktaş da, başladığından beri herkesin “son” dediği konferansın ne zaman biteceğinin belli olmadığını söyledi.

Denktaş, “Taraflar belli ki kilitlenmiş. Açılım yok. Bu işin buradan başka taraflara uzamasını da istemiyoruz. Genel sekreter bir an önce gelsin, taraflar açılım yapacaksa genel sekreterin önünde yapsın. Genel sekreter gelmezse, herhangi bir hareket olmayacak” dedi.

Guterres’in sürece müdahale etmesi talebinin sadece partilere mi, yoksa tüm Türk delegasyonuna mı ait olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken de Denktaş, siyasi partilerin Cumhurbaşkanı, Güney Kıbrıs ve diğer kaynaklardan aldığı bilgiler doğrultusunda böyle bir çağrı yapma ihtiyacı duyduklarını belirtti. Denktaş, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın böyle bir çağrı yapmalarına karşı çıkmayacağına inanç belirtti.

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit de, süreç ne zaman ilerlemese BM Genel Sekreteri’nin sihirli dokunuşları bulunduğuna işaret ederek, New York’taki sihirli dokunuşla buraya gelindiğini; ilk iki günde ilerleme alınmaması sonucunda Guterres’in müdahalesiyle hareketlenen sürece bir çerçeve çizildiğini anımsattı.

Özyiğit, “Ama burada gördük ki bir sihirli dokunuşa daha ihtiyaç var sonuç alınabilmesi için. Bu nedenle BM Genel Sekreteri’nin bir an önce gelmesi ve sihirli bir dokunuş yapması gerekiyor” dedi.



Tatar: “Garantörlük ve askerin varlığı tartışma konusu yapılamaz”



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, Kıbrıs Türkü için Türkiye’nin tek yanlı müdahale hakkını içeren garantörlüğü ile Türk askerinin adadaki varlığının ciddi bir caydırıcı unsur olarak sürdürülmesinin tartışma ya da taviz konusu yapılabilecek konular olmadığını belirtti.

Tatar, “Kıbrıs Rum tarafı ile Yunanistan’ın temel hedefinin Kıbrıs Türk halkını güvencesiz bırakmak, Anavatan Türkiye’den koparmak olduğu İsviçre’deki Kıbrıs konferansında da açıkça görülmektedir” dedi.

İsviçre’de devam eden Kıbrıs konferansı hakkında yazılı açıklama yapan Tatar, diğer beş başlığın da önemli olduğunu ancak onlarda ilerleme sağlamak için Güvenlik ve Garantilerin sulandırılmasına izin verilemeyeceğini kaydetti.

Tatar, “Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi yanı sıra iki kesimlilikten, iki toplumluluktan, Kuzey’de mülkiyet ve nüfusta sarih çoğunluğun Kıbrıs Türkü’nde olmasından, varılacak antlaşmanın AB’nin birincil hukuku haline gelmesinden, mülkiyet ve toprak konularının sosyo-ekonomik yaşantımızı perişan etmeyecek şekilde var olan gerçeklere dayalı olarak çözülmesinden, Yunan vatandaşlarının Kıbrıs’ta elde edecekleri haklarının aynılarının Türkiye Cumhuriyeti halkına da tanınmasından asla geri adım atılamaz” ifadelerini kullandı.

Güney Kıbrıs’taki faşist ELAM örgütünün ve diğer büyük Rum partilerin içinde Türk düşmanı kesim bulunduğunu, bunları Kıbrıs Türk halkının dikkatinden kaçırmanın sorumsuzluk olduğunu belirten Ersin Tatar, “Yapmamız gereken haklarımızı teslim etmek geleceğimizi tehlikeye atmak değil, birlik-beraberlik içinde haklarımıza, güvenliğimize, devletimize sahip çıkmaktır. Bunu yaptığımız anda göreceğiz ki yepyeni ufuklar önümüze açılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 31
Dün Tekil 661
Bugün Tekil 105
Toplam Tekil 1983352
IP 54.242.205.33






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat, Vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin, vermem.
(Mete)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu