BASIN BÜLTENİ Akıncı, Johnson ile telefonda görüştü - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı, Johnson ile telefonda görüştü
Tarih: 28.03.2017 > Kaç kez okundu? 202

Paylaş


Cumhurbaşkanı Akıncı, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un talebi üzerine kendisiyle önceki sabah telefonda görüştü.

25 dakika süren görüşmede Cumhurbaşkanı Akıncı, Boris Johnson’ı son gelişmelerle ilgili bilgilendirdi ve Rum Meclisi’nin aldığı Enosis Plebisiti’nin okullarda anılması kararı ile duran müzakere sürecinin yeniden başlaması için atılmakta olan gelişmeleri de değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Akıncı görüşmede, Kıbrıs Türk tarafının konuyla ilgili hassasiyetlerini ve bundan sonraki süreçle ilgili yaklaşımlarını, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Johnson’a aktardı.



Ertuğruloğlu: "Rum tarafı Kıbrıs Türk halkından özür dilemediği ve eşit ortağı olduğunu kabul etmediği sürece müzakere masasına dönme koşulları oluşmaz"



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakere masasına dönme koşullarının oluşmadığına inanç belirterek, Kıbrıs Türk halkına hakaret eden Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkından özür dilemediği ve eşit ortağı olduğunu kabul etmediği sürece de bu koşulların oluşmayacağını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BRT'ye, Kıbrıs müzakere süreci ve müzakerelerin yeniden başlaması için yapılan girişimleri değerlendirdi, soruları yanıtladı.

Ertuğruloğlu, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin iki siyasi eşit arasında kurulduğunu ve bu ortaklardan birinin o cumhuriyeti tek başına kullanamayacağını belirterek, siyasi eşitlik temelinde kurulan bu cumhuriyette azınlıkların ise Ermeniler ve Maronitler olarak tanımlandığını kaydetti.

Siyasi eşitliğin BM parametreleri yanında 11 Şubat anlaşmasında da olduğunu, kabul edildiğini ancak önceki günlerde Nikos Anastasiadis'in yaptığı "azınlık çoğunlukla eşitlenemez" açıklamasının dikkatten kaçırıldığını ve Enosis kararına odaklanıldığına işaret eden Ertuğruloğlu, bu yüzden "Enosis kararından vazgeçilsin masaya döneriz" sözünün yanlış olduğunu, hatta bunu söylediği için de suçlandığını ifade etti.

Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı'nın "siyaset mümkün olanı elde etme sanatıdır" dediğini, ancak mevcut süreçten elde edilmesi mümkün olanın azınlık hakları olduğunu ifade ederek, "beceri mümkün olmayan diye bilineni elde etme sanatıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı'nın masaya döneceği sinyalini verdiğini ancak halka yönelik beyanatı sözcüsüne yaptırdığını ifade eden Ertuğruloğlu, müzakere odasını terk eden, kapıyı çarpıp gidenin Anastasiadis olduğunu, bunun kendisine yapılan bir hakaret olduğunu, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide'nin ise verdiği beyanatta “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yı yalancı çıkardığını, Anastasiadis'i haklı gösterdiğini” anımsattı.

Bu yüzden hem Anastasiadis hem de Eide'nin kendisini yalancı çıkardıkları için Akıncı'dan, Anastasiadis'in de Enosis kararı yanında "azınlık çoğunlukla eşitlenmez" açıklaması için Kıbrıs Türk halkından özür dilemesi gerektiğini söylediğini ifade eden Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:

"Bütün bu hakaretleri içine sindirebiliyorsa Cumhurbaşkanı, 'sözde Enosis kararı düzeltildi' aldatmacasına da bile bile geliyorsa, bu rezaleti Kıbrıs Türk halkına yaşatmama hakkı olmadığını söylemek istiyorum. Masaya dönüyorsan Sayın Cumhurbaşkanı, azınlık hakları için mi gidiyorsun bunu açıklamak zorundasın. Siyasi eşitlik vizyonu olmayan karşı tarafla masada neyi konuşacaksınız. Lütfen izah edin Kıbrıs Türk halkına. Siyasi eşitlik yoksa azınlık hakları için gideceğiz deyin, doğruyu söyleyin."

Ertuğruloğlu, müzakerelerin "devletten devlete" olması gerektiğini, bunları söylemenin "çözüm karşıtlığı" olmadığını, ama "çözüm dilenmekle" çözümcü olunmayacağını ifade ederek, artık Kıbrıs Türk halkının da bunlardan bıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı'nın Anastasiadis ile yapacağı sosyal görüşmeye de değinen Ertuğruloğlu, sosyal görüşmeye bir şey demediğini ancak Kıbrıs Türk halkının haklarının azınlık haklarına dönüştürülmesine müsaade etmeyeceklerini vurguladı.

Rum tarafının amacının Kıbrıs Türk halkını dünyadan izole etme, ezme, Türkiye'yi "işgalci" diye suçlama olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların, müzakere masasından da asla vazgeçmediklerini, ucu açık süreçleri sürdürmek istediklerini, çünkü masada sadece Kıbrıs Türk halkını oyalamak ve dalga geçmek için oturduklarını kaydetti.

Ertuğruloğlu, röportajda özetle şunları söyledi:

"BM müzakerelerle 50 yılımızı çaldı, hiçbir başarı şansı olmayan süreç hala daha canlı tutuluyor ve 'müzakere masasına dönün' deniyor. Döndüğünde hedef ne olacak, masadan nasıl bir eşitlikle kalkacağını bana anlat. Siyasi eşitlik önemli, 1960 cumhuriyetinde şartlar çok daha iyiydi. Dönüşümlü başkanlık da yok, Rum böyle bir ilkeyi de kabul etmeyecek.

Cumhurbaşkanı ile görüş farklılığı başka, görüşmemek başka. O istemediği için görüşmüyoruz, bizim görüşlerimize tahammülü bile yok, duymak istemiyor ama kendi davasını görüşmüyor, Kıbrıs Türk halkının haklarını temsil ediyor. Herkes nerede ve niye durduğunu bilmeli.

Rum halkı bizi kendine eşit kabul etmiyor, eşit görmüyor. Kıbrıs'ı Helen adası olarak görmeye devam ediyor. Rum tarafının Enosis kararını düzeltme girişimi aldatmacadır, Rum tarafı açıkça bizi eşit ortağı olarak gördüğünü açıklamalıdır. O zaman eşitlik temelinde bir anlaşmayla masadan kalkma şansı olabilir. Ama bunun dışında hakaretlere maruz kalırız.

Doğalgaz çalışmaları ile ilgili Türkiye adına konuşamam ama Türkiye asla Rumlara izin vermez, Rumlara yeterince uyarı yapıldı, bir çılgınlık yapacaklarsa yapsınlar denesinler. Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul görüldüğü sürece mevcut şartlarda yapılan görüşmeler 50 yıl değil, 500 yıl da sürse bu anlaşma olmaz.

Krize oynayan taraf biz değiliz, ancak Rum tarafının krize oynayan bir politikası var. Rumlar Türkiye ile krize oynarken Akıncı üzerinden de müzakere masasını canlı tutmaya çalışıyor, oyun oynuyorlar. Amaçları müzakere sürecinin önünü açık tutmaktır.

Akıncı, Kıbrıs sürecini kendi siyasi düşüncesinde götürüyor ve eleştirileri kabul etmiyor, daha hoşgörülü daha farklı görüşlere önem veren lider özelliklerine sahip olmalı... Herkes Cumhurbaşkanı olabilir ama lider olamaz.

Harita verilirken hükümet olarak biz 'verme' dedik ama hükümetin hassasiyetleri dikkate alınmadı, harita verildi. İlerlemeler hep hayaldi. Harita vermeyi haklı kılacak ilerlemeler yaşanmadan harita verildi. Hükümete bilgi verilmedi. Kıbrıs meselesi Türk milletinin meselesidir, sadece Kıbrıs Türk halkının da değil.

Kıbrıs adası üzerindeki Türk Yunan dengesinin bozulmaması için adadaki Türk vatandaşlarına, AB üyesi Yunan vatandaşlarına da verilen 4 özgürlük hakkının verilmesi talebine sonuna kadar sahip çıkmalıyız. Bu denge korunmalı. Bu yüzden 4 özgürlük kuralı uygulanmalı. Bunu istemek müzakerelere engel yaratmak değildir. Türkiye var diye ayaktayız, ölmedik bugünlere geldik.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide bariz şekilde taraf tutuyor. Son yaşanan olayda da Rum Cumhurbaşkanını haklı, Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı'nı da suçlu gösterdi. O yüzden ben hiçbir beyanatına güvenmiyorum. Bu yüzden 4 özgürlüğün Türk vatandaşlarına da uygulanması talebinde bulunduğuna inanmıyorum. Önemli olan Cumhurbaşkanının bu talebe ne kadar sahip çıktığıdır.

Cumhurbaşkanı Akıncı, süreç ile ilgili tüm sorunlara, yanlışlıklara ve Kıbrıs Türk halkına yönelik yapılan tüm hakaretlere rağmen müzakerelere hiç bir şey olmamış gibi devam etmek istiyor. İstemese zaten asla bir daha bunu gündeme getirmezdi. Ancak masaya dönme koşulları oluşmadı. Ne oldu da görüşmelere yeniden başlıyorsun. Enosis kararı iptal mi edildi, düzeltildi mi? Rumlar Kıbrıs Türkünü azınlık görmekten vaz mı geçti? 'biz eşitiz ey kardeşler' mi dedi bize, niye masaya dönüyorsun? Bunu söylerken de biz asla masaya dönmeyelim sevdalısı değiliz. Dönelim ama müzakerelerin bir şansı olmasını istiyorsak ve yıllarımızı boşu boşuna harcamak istemiyorsak müzakereler bundan sonra olacaksa iki devlet arasında olması gerekir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 'Rum devleti' olduğunu, Kıbrıs Türk halkının da tanımasalar bile kendi devleti olduğunu kabul etsinler. O zaman belki müzakerelerin başarı şansı olabilir, ama mevcut şartlarda asla bizimle anlaşmaya ihtiyaçları yok. Kıbrıs Türk halkını artık aldatmaktan vazgeçsinler, vazgeçin artık ayıp."

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakerelerin sürdüğünü ancak KKTC olarak dış temasları sürdürdüklerini, bunu da "sessiz diplomasi" ile yaptıklarını ifade ederek, bu ay yoğun bir şekilde dış temasları olacağını söyledi.

Tek çarelerinin şu an için sessiz diplomasi olduğunu ancak sesli diplomasiye geçecekleri gün için zemin hazırlığı yaptıklarını ifade eden Ertuğruloğlu, Avrupa ve Ortadoğuda çok çeşitli temaslarda bulunacağını, bu temasları hem içte hem dışta sürdüreceklerini kaydetti.

Ertuğruloğlu, bu temasların müzakere süreci canlı tutulduğu sürece neticeye ulaşamayacağını çünkü müzakere masasının amacının da bu olduğunu ifade ederek, kendi tercihinin masaya dönmekten vazgeçilmesi, Cenevre ve sonrası gelişmelerle müzakere sürecinin bittiğinin deklare edilmesi ve bundan sonra müzakere edilecekse artık iki eşit devlet temelinde başlayabileceğinin söylenmesi olduğunu belirtti.

Bunun söylenmesi halinde çalışmalarını daha açık yapabileceklerini ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların müzakerelerin önünü açık tutmak istediğini, çünkü kaybedenin her zaman Kıbrıs Türk halkının olacağını ifade etti.

Ertuğruloğlu, "Müzakere masasına dönüldüğünde ne elde edilecek, karşı taraf seni azınlık gördüğü sürece, eşit görmediği sürece müzakerelerden beklenti nedir. Kıbrıs Türk halkına samimi olunsun müzakerelerin başarı şansını gerekçesiyle açıklayın ya da bu aldatmadan vazgeçin" diye konuştu.



Ertuğruloğlu, Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü heyetini kabul etti



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (International Republican Institute-IRI) yetkililerini kabul etti.

Bakanlıkta yer alan kabulde, Ertuğruloğlu, Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü Başkan Yardımcısı Thomas Garrett ve Avrupa Bölüm Direktörü Jan Erik Surotchak ile görüştü.

Kıbrıs müzakere sürecinin ele alındığı görüşmede, Ertuğruloğlu, heyete, Kıbrıs müzakere süreci ile ilgili bilgi verdi, Kıbrıs Türk tarafının görüş ve beklentilerini anlattı.

Amerika merkezli olan Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü, dünyada demokrasi ve özgürlükleri ileriye götürmek, ayrıca farklı ülkelerdeki siyasi partiler ile işbirliği içerisinde sorunlara çözüm önerilerinde bulunmayı amaçlıyor.



Yurtdışında yaşayan KKTC vatandaşlarının e-kimlik başvurusu yapabilmesi için 8 temsilcilikte daha altyapı kuruluyor



Yurtdışında yaşayan KKTC vatandaşlarının, ülkeye gelmeden e-kimlik başvurusu yapabileceği noktalar İçişleri Bakanlığı’nın çalışmalarıyla artırılıyor.

İstanbul Başkonsolosluğu ve Ankara Büyükelçiliği’nin ardından 8 yeni noktada e-kimlik başvurusu yapılabilecek.

İçişleri Bakanlığı’nın TÜBİTAK ile işbirliği çerçevesinde, KKTC’nin Londra, Mersin, İzmir, Brüksel, Roma, Abu Dabi, Berlin ve Bakü temsilciliklerinde de e-kimlik başvurusu yapılmasını sağlayacak elektronik sistem devreye sokulacak. Vatandaşlar buradan başvuruyu yapacak, ardından başvuru KKTC’ye gelip onaylandıktan sonra vatandaşların e-kimlikleri yaşadıkları ülkeye gönderilecek.

Konuyla ilgili sözleşme, geçtiğimiz Cuma gün, İçişleri Bakanı Kutlu Evren ile TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Orhan Muratoğlu tarafından imzalandı.

İçişleri Bakanlığı’ndaki imza töreninde İçişleri Bakanı Kutlu Evren basına açıklama yaptı.

Evren, tüm ülkelerde yaşayan Kıbrıslı Türklerin ve onların ikinci-üçüncü kuşak akrabalarının kimlik kartı sorununu çözmeyi amaçladıklarını söyleyerek, TÜBİTAK yetkililerine teşekkür etti ve sözleşmenin hayırlı olmasını diledi.

Bakan Evren, bir soruya karşılık, uygulamanın maliyetinin 650-750 bin TL civarı olacağını ve 8 temsilcilik için 2017 yılının sonuna kadar işlemlerin bitirileceğini aktardı.

TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Orhan Muratoğlu ise, kimlik kartlarını kaybedenler, yenilemek isteyenler için kolaylık getirileceğini, bunun Adaya aidiyet duygularını artırmak yanında devlet işleyişinde elzem uygulamalara da katkı yapacağını söyledi.

Muratoğlu, TC’de kullandıkları tüm imkânları KKTC için de seferber etmeye hazır olduklarını açıkladı.



Bora: “Görüşme masasına yeniden dönmek asla kabul edilemez ve kabul edilmemeli”



Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Başkanı Yılmaz Bora, Kıbrıs Türk halkını 50 yıldan beri görüşme masasına tutsak eden, Helen egemenliğinin tüm unsur ve yollarını yasal olarak mümkün kılacak bugünkü görüşme masasına yeniden dönmenin asla kabul edilemez ve kabul edilmemesi gerektiğini savundu.

Bora yaptığı açıklamada, masaya Kıbrıslı Rumların Annan Planı çerçevesinde federal bir çözüme yüzde 75 gibi kesin ve tartışmasız bir irade ile ‘hayır’ dediğini; dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda Rumların planı sadece reddetmekle kalmadığı gibi yıllardan beri devam eden Kıbrıs sorununun çözümünü de reddettiğini, Kıbrıs Türk halkına uygulanmakta olan ambargo ve izolasyonların kaldırılması gerektiğini ifade ettiğini hatırlatarak, ABD, İngiliz ve AB yetkililerinin verdiği söz ve vaatlerin boş çıktığını; buna karşılık bir şey talep edilmeden önkoşulsuz şekilde müzakerelere devam edilmesi Rum – Yunan kanadını “Enosis” i bir meclis kararına dönüştürme noktasına getirdiğini belirtti.

Bora, yeniden masaya dönüldüğü takdirde Kıbrıs Türk halkının akıbetinin 1963’de Akritas, 1974’de İphestos imha planlarındaki gibi soykırım ve Atlılar, Sandallar, Muratağa ile Taşkent’deki gibi katliam olacağını iddia etti.

Bu gerçekler ışığında Garantörlük ile Türk Askeri’nin Ada’daki varlığının tartışılmasına asla fırsat verilmemesi gerektiğini de ifade eden Bora, Kıbrıslı Türklerin suçlu ve haksız durumda olan Kıbrıslı Rumlar karşısında haklılığın verdiği güçle dik durması gerektiğini belirtti.

Bora, “Rumların ‘Enosis’ emelleri ve bizleri eşit halk olarak görmeyip azınlık olarak gördüklerini açıkça ortaya koymalarından sonra masaya ancak, tüm ambargo ve izolasyonlara son verilmeden, iki devletli, iki kesimli, çözüm esasları egemen siyasal eşitlik temeli kabul edilmeden müzakerelere devam edilmemelidir” dedi.



Ersoy, 3. kez EuPRA Genel Sekreterliğine seçildi



Uluslararası Barış Araştırma Derneği (IPRA) bünyesinde bölgesel olarak faaliyetlerini sürdüren Avrupa Barış Araştırma Derneği (EuPRA) Genel Sekreterliği’ne Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden (DAÜ) Doç. Dr. Metin Ersoy 3. kez seçildi.

İtalya’da faaliyet gösteren Catania Üniversitesi’nde öğretim üyesi Doç. Dr. Daniela Irrera EuPRA’nın yeni Başkanı seçilirken, Genel Sekreterlik için DAÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Metin Ersoy görevlendirildi.

2017 – 2019 yılları arasında görev yapacak yeni yönetim kurulu’nda; Daniela Irrera (İtalya), Metin Ersoy (KKTC), Vidar Vambheim (Norveç), Unto Vesa (Finlandiya), Stephanie Thiel (Almanya), Hendrik Bullens (Almanya), Olga Vorkunova (Rusya), Enika Abazi (Fransa) görev yapacak.

EuPRA Genel Sekreterlik görevini 2013 yılından beridir devam ettiren Doç. Dr. Ersoy, yeni görevlendirme ile birlikte 3. kez EuPRA Genel Sekreteri olarak DAܒyü uluslararası akademik ortamda temsil edecek.

Almanya Barış ve Çatışma Çalışmaları Derneği ile Avrupa Barış Araştırma Derneği’nin Almanya’da ortaklaşa düzenlediği konferansa DAÜ İletişim Fakültesi’ni temsilen katılıp bir de bildiri sunan Ersoy, barış gazeteciliği alanındaki çalışmalarını paylaştı.

EuPRA’nın Uluslararası Barış Araştırma Derneği’nin kardeş bir kuruluşu olduğunu belirten Doç. Dr. Ersoy, 1990’da kurulan söz konusu derneğin kar amacı gütmeyen yapısı ile her iki yılda bir barış araştırmaları alanında bilimsel konferans düzenlediğini kaydetti.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 31
Dün Tekil 661
Bugün Tekil 105
Toplam Tekil 1983352
IP 54.242.205.33






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat, Vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin, vermem.
(Mete)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu