Basın Bülteni Akıncı: “Müzakereler tümüyle çöktü veya bitti demek yanlış olur, aklıselimin galip gelmesini bekliyoruz, onun için çağrı yapıyoruz” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Basın Bülteni Akıncı: “Müzakereler tümüyle çöktü veya bitti demek yanlış olur, aklıselimin galip gelmesini bekliyoruz, onun için çağrı yapıyoruz”
Tarih: 28.02.2017 > Kaç kez okundu? 281

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakereler tümüyle çöktü veya bitti demenin yanlış olacağını kaydederek, “Şu anda aklıselimin galip gelmesini bekliyoruz. Onun için çağrı yapıyoruz” dedi.

Akıncı, Pakistan’ın başkenti İslamabad’ta yapılacak 13. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirve Toplantısı’na katılmak üzere dün akşamüzeri adadan ayrıldı.

Akıncı, Ercan Havaalanı’nda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs müzakereleri konusunda değerlendirmelerde bulunarak “Bu yolculuğa çıkarken, Rum tarafının önümüzdeki günlerde bu doğrultuda adım atmasını bekliyoruz. Bunun mesajını veriyoruz. Yaparlarsa yaparlar, yapmazlarsa daha sonraki gelişmeleri günü ve zamanı geldiğinde toplumun tüm katmalarıyla birlikte değerlendiririz. Çünkü bu önemli ve sorumluluk isteyen bir karar olur” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, basın toplantısında ilk önce Pakistan’a yapacağı ziyaretle ilgili konuştu.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın zirve toplantısı için birkaç öncesinden davet aldıklarını ifade eden Akıncı, burada cumhurbaşkanları, hükümet başkanları ve bakanlar seviyesinde toplantılar yapılacağını söyledi.

Akıncı, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un da bu kapsamda kendileriyle birlikte Pakistan’a gideceğini anımsattı.

Güney’de, Pakistan’da katılacağı toplantıyla ilgili yapılan açıklamalara işaret eden Akıncı şunları söyledi:

“Müzakere masasını bırakıp bu toplantıya gidiyoruz diye bir algı yaratılmak isteniyor. Sayın Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis de ‘müzakerelere gelmiyor, Pakistan’a gidiyor’ diye kendisinden beklemediğimiz, yakıştırmadığımız bir söylemde bulundu. Nereye gideceğimize dair bilgi vermeye hiçbir mecburiyetimiz yok. Öyle bir şeyi karşımızdakinden de beklemiyoruz, sormuyoruz. Herkesin müzakereler dışında sorumlulukları var.”

Cumhurbaşkanı Akıncı şunları da ekledi:

“Bizim herhangi bir yere giderken birisinden izin almamız söz konusu değil. Ancak nezaket gereği 1 ay kadar önce, şubat ayı toplantılarının gündemi belirlenirken, şubat sonu, mart başı Pakistan’daki toplantı nedeniyle uygun olmayacağımı söylemiştim.

Bunu Rum tarafı da BM de biliyordu. Bunu rağmen bunun istismar edilmesi son derece üzüntü verici. Başka bazı çevreler de bu konuda yanlış mesajlarda bulunuyor. Bu safhada onlara değinmeyi gerekli görmüyorum.”

Enosis plesibitinin okullarda kutlanması kararından sonraki sürece de değinen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Süreci büyük hayret, üzüntü ve ibretle izliyorum” dedi.

Mustafa Akıncı şunları kaydetti:

“Yapılan vahim yanlışı halen hafife almaya çalışıyorlar. Bunu bertaraf edecek tavırlar geliştirmek yerine karşı suçlamalarla bizim müzakere masasını terk ettiğimizi söylüyorlar.

Bunun gerekçesi olarak da Nisan ayında Türkiye’de yapılacak referandumu gösteriyorlar. Bu inanılır gibi değil. Bu olay patlak vermeden önce benim verdiğim çeşitli beyanlar var. Türkiye basınında da yer aldı. Zahmet edilip bakılırsa göreceklerdir.

Referandumla ilgili söylemlerinin gereksiz olduğunu, Türkiye’nin böyle bir talebinin olmadığını, gerek bizim gerekse Türkiye için önemli olanın çözümün içeriği olduğunu, çözümün içerdiğinde uzlaşma sağlayabilirsek, güvenlik garantiler bağlamında iki tarafı tatmin edecek bir formül üretebilirsek, herkesin eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde yaşayacağı bir model oluşturabilirsek referandumdan önceymiş sonraymış bunun pek bir farkı olmayacağını kendilerine defalarca söyledik.

Sayın Eide, Türkiye’de temaslar yaptı, bu ona da iletildi. Sayın Anastasiadis, bu konuyu kaç kere gündeme taşıdıysa ben de aynı cevabı verdim. Türkiye’nin böyle bir erteleme talebi olmadığını hep söyledim. Gerçek de budur.”

“Bu süreçte Türkiye’nin konsantrasyonu referandumda olmayacak mı? Denilebilir. Evet, bunu inkâr eden yok” şeklinde konuşan Akıncı, şunu ekledi:

“Doğaldır ki konsantrasyon o konun üzerine yoğunlaşacak ama Türkiye büyük bir mekanizmadır. Bu konuyla ilgilenecek birimleri aracılığıyla ilgileniyor, seçim döneminde de ilgilendi. Referandum döneminde de rahatlıkla ilgilenebilir. Ve zaten ilgileniyor.

Benzeri bir argümanı 2015 yılı Haziran ve Kasım ayı arasında yaşadık. Türkiye’de genel seçimlerde tek parti hükümeti çıkmadı, koalisyon oluşturulamadı, Kasım’da bir seçime daha gidildi. O günlerde de Rum lider bugün yaptığı gibi ‘e bekleyelim görelim, aceleye gerek yok’ diye hep süreci yavaşlatma arzusunu dile getirdi. O zaman da kendisine bunun gerekli olmadığını hep anlatmaya çalıştık. Belli ki asıl zaman isteyen Anastasiadis’in kendisi olmaktadır. Bu çok açık ve net şekilde kendini gösteriyor.”

Rum Lider Nikos Anastasiadis’in son günlerdeki açıklamalarına da işaret eden Akıncı şunları söyledi:

“Anastasiadis’in açıklamaları bana cevap vermeye yönelik gibi görünse de bir başka yönüyle Güney’deki kiliseyi ve ret cephesini tatmin etmeye yönelik unsurlar da içeriyor.

En son azınlık çoğunluk şeklinde yaptığı değerlendirme federal çözüm prensiplerine, BM’nin en önemli parametrelerinden birine, Kıbrıs’ta Türklerin ve Rumların aralarındaki ilişkinin azınlık çoğunluk ilişkisi olmadığı, iki eşit kurucu devlete dayalı, siyasi eşitlik içinde bir ilişki olduğuna dair parametresine aykırıdır.

Bu kadar yıl sonra, bizimle olan müzakerelerin 22’nci ayında, Rum liderin hiç kullanmadığı, kavramı dillendirmeye çalışması gerçekten kabul edilebilir değil. Bu sadece bir yönüyle anlaşılabilirdir, kendisi kabul etmese de Güney’de seçim davullarının çalmaya başladığı gerçeğidir.”

Bu olayla ilgili bazı Rum liderlerden de açıklamalar geldiğini ifade eden Akıncı, şunu söyledi:

“‘Rum okullarında nasıl bir eğitim verileceği Akıncı’nın karışacağı bir konu değil diyorlar’. Biz onların eğitim sistemlerine, müfredatlarına karışmış değiliz. Bulunacak çözümde eğitim, sağlık gibi konular kurucu devletlerin yetkisinde olacak. Bu alanları iki taraf yönetecek. Belirli standartlara sahip olma ve bunu en üst düzeye taşıma noktasında iş birliği de yapılabilecek. Eğer her geçen gün daha zor hale gelen bu çözümü başarabilirsek...

Enosis, Taksim gibi kavramlar eğitim sisteminin bir parçası haline getirilirse elbette buna söyleyecek sözümüz olacak. Biz yaparsak onların, onlar yaparsa bizim söyleyecek sözümüz olacak. Halen yürürlükte olduğunu söyledikleri 1960 Anayasası’nda sadece Enosisi gerçekleştirmek değil, Enosisi övmek de yasaklandı.

2014 Şubat anlaşmasında da aynı kavramlar yer almaktadır. Bu şekildeki bir gidişatı görmezden gelemezdik.”

Rum liderlikleri tarafından yapılan açıklamalarda Kıbrıs Türk tarafını küçümsemenin öne çıkmaya başladığını da söyleyen Akıncı, “Müzakerelerde ne kadar yaratıcı adımlar atmış olsak da, yeri geldiğinde Kıbrıs Türk tarafının gerekli inisiyatifleri aldığını kendileri de görmüş olsa da, BM bunu kabul etse de yine getirip bütün meseleyi Türkiye’ye dayandırıyorlar” dedi.

Akıncı, şunları da ekledi:

“Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edildiği şartlarda Türkiye ile tarihinden gelen çok yakın kültürel, ekonomik ve sosyal ilişkileri var. Bu olmaya devam edecek. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Türk tarafı net bir şekilde Türkiye ile olan münasebetlerinde en doğrusu nedir, en iyisi nedir bunun arayışı içinde oldu. Ve her zaman Türkiye ile olan münasebetlerde karşılıklı ikna süreci çalıştırılmıştır. Yeri gelmiştir Türk tarafının inisiyatif alması gerekmiştir, bunları almaktan da çekinmemiştir.”

İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında yapılan ilk görüşmeye de işaret eden Akıncı, şunu söyledi:

“Sayın Rum Lider, 5’li konferans tarihini verme aşamasına gelindiğinde, 10 günlük ara isteyerek Atina’ya koştu, bunu hep birlikte gördük. Eğer, bunu ben yapsaydım Sarayönü’nde idam sehpam hazırlanacaktı.”

Müzakere sürecini iyi niyetle ve sabırla yürütüp bugüne kadar getirdiklerini de ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Müzakerelerden kaçmış, masayı dağıtmış değiliz. Onlar bunu yaymak istese de bu gerçek değil. Müzakerelerin sağlıklı şekilde devam edebilmesinin koşullarının yaratılması lazım. Müzakerelerin bir 50 yıl daha bu şekilde gitmesinden yana değiliz. Herkesi ne yaptığına dönüp yeniden bakması lazım. Yanlıştan dönmek erdemdir bunu daha önce de söyledim, yine söylüyorum. Yanlıştan dönmek kimseye bir şey kaybettirmez, aksine kazandırır.”

Akıncı, şunları ifade etti:

“Birkaç gün burada olmayacağız. Döndüğümüzde umarım ki bu yönde adımlar atıldığını görürüz. Bizim için referandumu bekliyor, şunu bekliyor diye bir durum asla söz konusu değil. Tabi ki müzakere masasında ileriye doğru adım atmak sadece bize bağlı değil. Rum tarafının da bu adımları atması lazım. Yunanistan ile Türkiye’nin bize yardımcı olması gerek.

Bunu da her zaman söyledim, yine söylüyorum. Seçim sürecinin içine girdikçe bunun daha da zorlaşacağını farkına varmalıdırlar. Ve adım atacaklarsa bir an önce atmalıdırlar. Bizim beklentimiz budur. Bu işi daha sürüncemede bırakmamalıdırlar. Bu adımları atarlarsa o zaman görürler bakalım, masa kurulur mu kurulmaz mı. Türk tarafı mazeret üretiyor diye diye kendi mazeretlerinin arkasına sığınmasınlar.”

Akıncı, Rum tarafının yanlıştan dönme erdemini göstermediği takdirde sürecin gecikeceğini söyleyerek şunu ekledi:

“Güney’de seçim süreci aşağı yukarı başladı. Bunu ben söylemiyorum, kendi parti liderleri söylüyor.

Enosis’i okullarda anma, onure etme kararı çıktığının ertesi gününde Rum basını seçim havası geldi diye yazdı. Daha bizimle ilgili tartışmalar başlamadan, yoğunlaşmadan...

Bu saptamayı kendileri yaptılar. Biz de verilen demeçlerden tribünlere oynandığını görebiliyoruz. Bu tutum yakın zamanda düzelmezse, 2017 de elden çıkacak. 2018’de seçimlerde kim kazanır kim kaybeder onun programı ne olur ne olmaz. 2017’de başka tehlikeler de var...

Ben 2016 sonunu hedef olarak koydum. Bu benim hedefim olmaktan çıktı. Türkiye de, Rum lider de BM de bu hedefi destekledi. 2016 sonunu gösterirken söylediğim şu cümle çok önemliydi ‘geriye kalan konular bakımından bize gerekli olan zaman değil, liderlik, kararlılık ve siyasi istekliliktir’. Bunlar olmayınca adım atamıyorsunuz.”

“Müzakereler tümüyle çöktü, bitti demek yanlış olur” diyen Akıncı şunları kaydetti:

“Böyle bir söylem doğru olmaz. Şu anda aklıselimin galip gelmesini bekliyoruz. Onun için çağrı yapıyorum. Kimseyi tahrik de etmiyorum. Sadece yapılması gerekenin altını çiziyorum. Doğru olanı istiyorum. Halen daha bu olayı küçümsemek Kıbrıs Türkü’nü tanımamak demektir.

Kıbrıs adasında Enosis’in neler yarattığını anlamazlıktan gelmek demektir. Böyle bir şey olamaz. Eğer Kıbrıs’ın geleceğini barış, huzur ve sağlıklı bir şekilde kuracaksak geçmişteki bütün kötülüklerin anasının Enosis olduğunu görmemiz, anlamamız lazım. Rumların da bunu görebilmesi lazım.”

Son günlerde “EOKA mücadelesinden en çok Kıbrıslı Türkler yararlandı” gibi söylemler yaratıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şunları ekledi:

“Bunlar kabul edilebilecek söylemler değil. EOKA’nın hedefi Kıbrıslı Türklerle barış içinde, eşitlik içinde bir yaşam değil, Enosis ülküsüydü. Bu söylemler terk edilemez, bir seçim dönemine girildi, bu söylemler artacaksa bu masanın kurulması kolay olmayacak. Bu yolculuğa çıkarken, önümüzdeki günlerde bu doğrultuda adım atmalarını bekliyoruz. Bunun mesajını veriyoruz. Yaparlarsa yaparlar, yapmazlarsa günü ve zamanı geldiğinde bunu toplumun tüm katmanlarıyla birlikte değerlendiririz. Çünkü bu önemli ve sorumluluk isteyen bir karar olur. Bu yanlışın düzeltilmesini istemeye devam ediyoruz.”



Siber: “Müzakere ruhu zarar gördü”



Meclis Başkanı Sibel Siber, son yaşanan olayla Kıbrıslı Türklerin güvenlik konusundaki endişelerinin haklı çıktığını belirterek, “Kısacası müzakere ruhuna zarar verdi” dedi.

Siber gelinen aşamada, adada on yıldır yaşanan tüm kötülüklerin anasının Enosis olduğunu söyledi.

Tutanakların sürekli takip ettiğinin altını çizen Siber, “2016’da çözüm olacağına dair en ufak bir umudum olmadı” dedi. Siber Kıbrıslı Rum liderlerin dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım noktasında olumlu adım atmadığını gördüğünü belirterek, “Samimi ise Rum toplumuna Kıbrıslı Türk bir liderin de federal bir Kıbrıs’ta dönüşümlü başkan olabileceğini açıklamalı” dedi.

Enosis’in okullarda okutulması kararının Kıbrıslı Türklerin “güvenlik endişelerini” haklı çıkardığını söyleyen Siber, masanın yeniden kurulması için bu kararın ortadan kalkması gerektiğini söyledi. Siber bu aşamada Türk liderliğinin masada hata yapmadığını anlattı.

Havadis’in gelinen aşamada ile ilgili sorunlarını yanıtlayan Sibel Siber, güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini, aksi halde toplumlar arasındaki güvensizliğin de tırmanacağını söyledi. (Havadis Gazetesi)



Özgürgün: “Güzelyurt, KKTC ve Kıbrıs Türk halkının en önemli, en değerli bölgesidir, verileceği hayali kuranlar artık uyanmalı”



Güzelyurt Hastanesi'nin temel atma töreninde konuşan Başbakan Hüseyin Özgürgün, bölgeye 120 yatak kapasiteli, tam teşekküllü bir hastane kazandırmak için bugün (dün) ilk adımı temel atma töreniyle attıklarını belirtti.

Başbakan Özgürgün, "Bu ve buna benzer temeller Kıbrıs Türkü’nün bu topraklara çok daha sağlam kökleşmesinin ifadesidir. Bu vesileyle, bu projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese ve katkılarından dolayı Anavatan Türkiye hükümetine teşekkürlerimi sunarım” şeklinde devam etti.

Başbakan Hüseyin Özgürgün, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güzelyurt’un verileceğine dair söylentilerin yıllarca dillendirildiğini, bu hayali kuranların artık uyanmaları gerektiğine dikkat çekmiştim. Bu vesileyle bir kez daha tekrarlamakta yarar görüyorum. Güzelyurt, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toprağıdır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk Halkı’nın en önemli, en değerli bölgesidir. Bu gerçekler ışığında bugüne kadar yaratılan önyargıların ve bölgeye ilişkin belirsizlik durumunun gerçek dışı olduğunu artık herkes anlamalıdır. Kıbrıs Türk halkının temel haklarını, refahını, mutluluğunu, geleceğini yıllarca gasp eden, değişmeyen Rum zihniyetinin bugünkü sözcüsü Rum lider Anastasiadis de bu gerçekleri çok iyi anlamalıdır."

Başbakan Özgürgün, konuşmasında Rum Lider Nikos Anastasiadis'in dün basına yansıyan ve Kıbrıs Türklerini Ermeni, Maronit gibi azınlık gören ifadelerinin kendilerini şaşırtmadığına da değinerek, şunları söyledi:

"Anastasiadis, 'azınlığın çoğunlukla eşitlenmesi talep edilemez' derken bir süre önce 'yüzde 18 nüfusla Türklerle eşitlik mi olur?' diyen Başpapaz Hrisostomos’la farklı düşünmediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Dikkat çekici olan eşitlik verilemez demenin ötesinde talep edilemez denmektedir. Gasp ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti adı ile haksızca üye yapıldıkları Avrupa Birliği’nde Dönem Başkanlığı’nı Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa gibi ülkelerle eşit sürede yaparken bu ülkelerle aynı nüfusa sahip miydiler? Anastasiadis dahası 'dönüşümlü başkanlık şu anda görüşme dışıdır, Türk tarafının vereceği tavizlere bağlı askıda duracaktır' demektedir. Hep söyledik yine tekrarlıyorum, değişmeyen Rum-Yunan zihniyeti ile Kıbrıs’ta federasyon temelinde bir anlaşmaya ulaşılması mümkün değildir. Kıbrıs Türk tarafı daha ne kadar taviz verecek, zaten Kıbrıs'ta bir anlaşma olması için hep iyi niyetle açılım yaptı. Çözümsüzlüğün nedeni Rum tarafıdır. Toprağımıza sahip çıkmak yatırımdan geçer, yatırımları sürdüreceğiz. Müzakerelerin başladığı 1968 yılından bu yana kalıcı bir sonuca varılamamasının esas nedeni değişmeyen Rum-Yunan zihniyeti ve bu gerçekleri görmezden gelen uluslararası kamuoyudur. 1571’den bu yana bu topraklarda kök salmış Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını, geleceğini yok sayan Rum- Yunan zihniyetiyle 'anlaşma adına' zaman kaybetmekten vazgeçmeli, enerjimizi devletimizi yüceltip güçlendirmek ve halkımızın refahı, mutluluğu için harcamalıyız."

Başbakan Hüseyin Özgürgün, hükümet tarafından hazırlanan ve bölge yaşamına olumlu katkılar sağlayacak projelerin birer birer hayata geçirilmesiyle Güzelyurt’un canlılık kazanacağı, insanların yüzünün güleceği ve bölgenin hızla gelişip kalkınacağına yürekten inandığını belirtti.



Denktaş: “Çözümde KKTC olarak yer almamamız halinde tüm haklarımız ortadan kaldırılabilir”



Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, bir çözüm içerisinde KKTC olarak yer alınmaması halinde “kağıt üzerinde var” diye görünecek tüm hakların kolaylıkla ortadan kaldırılabileceğini belirtti.

Denktaş dün yaptığı açıklamada, çözüm görüşmeleriyle ilgili olarak Rum tarafından yapılan açıklamaların, yarım asırdan beridir Kıbrıs sorununun neden çözülemediğinin anlaşılması açısından önem arz ettiğini söyledi.

Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis’in “Azınlığın çoğunlukla eşitlenmesi talep edilemez” açıklamasına değinen Denktaş, “Rum tarafının Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini kabul etmediğini, 1964’te olayların başlatılmasına neden olan anlayışın hiç değişmediğini, zoraki bir çözüme varılması halinde bizi azınlık gören bu zihniyetin yeniden hortlayacağının açık ilanı niteliğindedir” dedi.

Denktaş, şöyle devam etti:

“Bugün Anastasiadis ve tüm Rum Siyasi Partileri, Enosis hayallerini AB üzerinden dolaylı olarak hayata geçirmiş olmanın rahatlığı içerisinde, bizleri ‘azınlık’ olarak gördüklerini ve ‘yoğunlaştırılmış azınlık hakları’ ötesinde bir hakkımız olamayacağını çok net olarak ifade edebilmektedirler.

Kıbrıslı Türklere yönelik aşağılayıcı, küçük görücü bu yaklaşım ve söylemler karşısında bizlerinde kendi içimizde ‘çözüm’ söyleminin altını siyasal eşitliğimizin simgesi olan Devletimiz ile doldurmamız ve Güney ile bir çözümün ancak Devletimizin bu çözümde yer alması ile mümkün olabileceğini en yüksek sesle ortaya koymamız gerekmektedir.

Bir çözüm içerisinde KKTC olarak yer almamamız halinde kağıt üzerinde var diye görünecek tüm hakların kolaylıkla ortadan kaldırılabileceğini anlamamız gerekmektedir.”

Serdar Denktaş, siyasi eşitliğin nüfusa bağlı olarak güç paylaşımına yansıyan bir unsur olmadığına işaret etti.

Denktaş, “1960 Cumhuriyeti’nin kuruluşunda iki eşit ortaktan biri olarak yer alan Kıbrıslı Türkler, 1964 yılından beridir Kıbrıslı Rumlar tarafından işgal edilmiş siyasal haklarından, Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş ve arkadaşlarının dirayetli müzakereleri sayesinde vazgeçmemiş ve bu haklarını Annan Referandumu’nda Self-Determinasyon hakkını kullanarak tescil etmiştir” ifadelerini kullandı.



Atun İslamabad’a gidiyor



Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gidiyor.

Atun, İslamabad’daki 22. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Bakanlar Konseyi Toplantısı ve 13. EİT Zirve Toplantısı’na ilişkin programlara katılmak üzere dün Ercan Havaalanı’ndan ayrıldı.

Atun’un zirvede konuşma yapması, İslamabad’daki temaslarının ardından da 3 Mart Cuma günü adaya dönmesi bekleniyor



Dizdarlı, 4’üncü Uluslararası Ombudsmanlık Sempozyumu’na katılacak



Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) Emine Dizdarlı, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Baş Denetçisi Şeref Malkoç’un davetlisi olarak Ankara’da 4’üncü Uluslararası Ombudsmanlık Sempozyumu’na katılacak.

Toplantıya katılmak üzere yarın Ankara’ya gidecek olan Dizdarlı, Cumartesi günü KKTC’ye dönecek.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Perşembe günü gerçekleşecek olan açılış toplantısına Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman ve Türkiye Başbakanı Binalı Yıldırım konuşmacı olarak katılacak.



KKTC Sağlık Turizmi Forumu'nda temsil edildi



KKTC, Ürdün’ün başkenti Amman’da Kral Abdullah II İbn Al Hüseyin himayesinde, Dünya Sağlık Turizmi Konseyi tarafından düzenlenen ve Dünya’nın sağlık turizmi haritasının belirlendiği Sağlık Turizmi Forumu’nda temsil edildi.

25-27 Şubat tarihleri arasında Ürdün’ün Başkenti Amman'da gerçekleştirilen ve aralarında Ürdün, Cezayir, Azerbaycan, Belçika, Kanada, Çin, Mısır, Finlandiya, Almanya, Yunanistan, Hindistan, İtalya, Türkiye, Katar, Romanya, Singapur, İspanya, Ukrayna, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri’nin de bulunduğu toplam 42 ülkeden 500’den fazla delegenin katıldığı Dünya Sağlık Turizmi Forumu’nda KKTC'yi Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Ahmet Savaşan temsil etti.

Ürdün Başbakanı Hani Mulqi, Prenses Ghaida Talal, Prenses Dina Mired, Sağlık ve Turizm Bakanları yanı sıra Dünya Sağlık Turizmi Kurucu Başkanı Emin Çakmak ile Başkan Fawzi Al-Hammouri’nin Kuzey Kıbrıs Standını ziyaret ederek Ataoğlu ile bir araya geldi ve işbirliği olanaklarının geliştirilmesi için atılabilecek adımlar konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

Ataoğlu yaptığı açıklamada “Forum kapsamında, Sağlık Turizmi’ne yön veren başrol oyuncuları ile bir araya gelerek, ülkemizin coğrafi konumunu, tarihi, turistik ve insani özellikleri yanı sıra, Yakın Doğu ve Girne Üniversiteleri Hastaneleri başta olmak üzere, konforlu özel hastanelerimizi, tüp bebek merkezlerimizi, son teknoloji tıbbi cihazlarımızı, güncel bilgi kullanan uzman hekimlerimizi, uluslararası akreditasyonlarımızı, otellerimizin medikal masaj, spa uygulamalarını ve yaşlı-engelli turizminde sahip olduğumuz potansiyelimizle birleştirdiğimiz fiyat avantajlarımızı etkili bir şekilde tanıtma fırsatı bulduk. Bu fırsatın yaratılmasında Dünya Sağlık Turizmi Kurucu Başkanı Emin Çakmak’a ülkem adına teşekkür ederim” dedi.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 983
Bugün Tekil 751
Toplam Tekil 1931980
IP 54.196.72.162






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































27 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu