BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Yol kazasına uğramazsak 2017 ortalarında bir referandumdan bahsedebiliriz” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Yol kazasına uğramazsak 2017 ortalarında bir referandumdan bahsedebiliriz”
Tarih: 06.10.2016 > Kaç kez okundu? 468

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs görüşmelerinde her şeyin planlandığı gibi gitmesi ve herhangi bir yol kazasının meydana gelmemesi halinde 2017 ortalarında bir referandumdan bahsedilebileceğini söyledi.

Akıncı, dün Rum lider Nikos Anastasiadis’le Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde yaptığı görüşme sonrası Cumhurbaşkanlığı’nda basına açıklamalarda bulundu.

Akıncı, olası bir referandum tarihinin ne olabileceği yönünde soru sorulması üzerine, 2016 yılı sonuna kadar siyasi bir anlaşmanın ortaya çıkması, ardından 2017’ye sarkacak teknik konular ve yazımların bitirilmesi ve bunu müteakip halklara anlaşma metnini okuyup anlamak için verilen süre de dâhil olmak üzere 2017’nin ortalarında bir referanduma gidilebileceğini açıkladı.

Akıncı, ekim ayında bugünkü dahil 9 veya 10 toplantının öngörüldüğünü belirtti ve görüşme takvimini; 5, 7, 14, 16, 17, 24, 26 ve 31 Ekim olarak aktardı. Akıncı, yurt dışı ziyaretine bağlı olarak 13 Ekim’de de görüşme olabileceğini kaydetti.

Ekim ayında 4 başlıkta ayrılık noktalarını minimuma indirmeye çalışacaklarını kaydeden Akıncı, çok az sayıda ayrılık noktası kalmasını dilediğini belirterek, Kasım’ın ilk haftasında yurtdışında kamp formatında “toprak” konusunu konuşarak, daha sonra da güvenlik ve garantilerin konuşulacağı 5’li konferansı gerçekleştirmek istediklerini ifade etti.

Tüm tarafların zamanın önemini çok iyi bildiklerini ve Anastasiadis’le yılsonuna kadar çözüm hedefini bir kez daha teyit ettiklerini kaydeden Akıncı, hedefin 2016 sonundan önce politik bir çözümü ortaya çıkarmak olduğunu bildirdi.

“2017’ye hiçbir şey kalmayacak, 2016 sonu referandumu da içeriyor mu diye sorulabilir; tabii ki hayır. Ben bunu çeşitli defalar çok açık ve net olarak ifade ettim. 2017’ye sarkacak teknik konular olabilir” diyen Akıncı, bunların anayasalar, uygulamaya ilişkin teknik konular, federal yasalar vb. teknik konular olabileceğini ve her iki topluma yeterli zamanı vermenin gerekli olduğunu belirtti.

Sürecin herhangi bir yol kazasına uğramaması ve öngörülen şekilde ilerlemesini temenni ettiklerini belirten Akıncı, halka referandum olanağının sunulması ve Kıbrıs sorununun böylece sona ermesini istediklerini ifade etti.

Akıncı, bugün müzakere heyetiyle yarının hazırlığını yapacaklarını ve görüşme yapılacak her günün başlıklarının belli olacağını da anlattı.

Akıncı, bir soruya karşılık, görüşmelere ilişkin herhangi bir karartma uygulanmayacağını ve sürecin kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.

“Camp David türü bir müzakere türünün söz konusu olup olmayacağı” yönündeki soruya da Akıncı, birkaç konunun sarkması nedeniyle “toprak” başlığının görüşülmesinden ve Camp David türü bir görüşme şekline geçilmesinden imtina edilmeyeceğini ifade etti. Akıncı, BM’de dâhil tüm tarafların bu türden bir toplantı için hem istekli, hem kararlı olduklarını vurguladı.

Rum lider Anastasidis’in görüşme sonrası yaptığı açıklamada “yurt dışındaki görüşmelere Ulusal Konseyi de davet ederiz” şeklinde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine Akıncı, şunları söyledi:

“Ben de yeni bir formata geçtiğimizde siyasi parti liderlerini davet etmenin doğru olduğunu söylemiştim. Bu iyidir… Rum tarafı da böyle uygun görürse yapabilir. Masada olacaklar anlamında değil, yan tarafta olacak, istediği zaman fikirlerini paylaşacak, görüşlerini alacak. Kendilerinin bileceği iştir… Yeter ki pozitif katkılarda bulunulsun… Ben parti liderlerine söylemiştim, onları da bu sürece dâhil edebiliriz”.

Başka bir soru üzerine Akıncı, sürecin Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerle BM tarafından yürütüldüğünü fakat AB’nin de sürecin kenarında olduğunu belirterek, liderlerin de onayıyla geçmişte Gunter Verheugen’in, şimdi de Peter Van Nuffel’in BM tarafından odaya davet edilerek fikirlerinin alındığını ifade etti ve yine aynı görüşmelerin aynı çerçevede yapılabileceğini kaydetti.

Akıncı, “Süreç BM sürecidir, AB süreci değil” şeklinde konuştu.

Akıncı, Kıbrıs’ta yeniden bir referandumun ne zaman yapılabileceği sorusunun sorulması üzerine şöyle konuştu:

“Her şey olumlu cereyan ederse ve bir yol kazası olmazsa… 4 başlık bu ay büyük oranda tamamlanır, birkaç husus sarkabilir. Ardından Kasım’ın ilk günlerinde ’Toprak’ konusunun ele alınacağı toplantı gerçekleşir, hemen onun sonrasında 5’li konferansta ‘Güvenlik ve Garantiler’ boyutu olumlu senaryo çerçevesinde sonuca bağlanırsa, istediğimiz siyasal anlaşma yılsonu itibarıyla gerçekleşmiş olur…

Burası çok önemli… Anlaşmanın 2017’de ne gibi risklerle baş başa kalacağını defalarca anlattım, yeniden anlatmaya gerek yok…

Bu siyasal anlaşma ortaya çıkarsa, neyin ne olduğu elle tutulur-gözle görülür hale gelirse, 2017’nin birkaç ayı yasaların ve Anayasaların yazımı, uygulamaya ilişkin teknik konular ve teknik hususlarla geçer. Onlar siyasi anlaşma sağlandıktan sonra çok daha geniş kadrolarla çabucak tamamlanabilecek konulardır. Bir de tabii, yeterli bir zaman dilimi lâzım olacak. Halka 2-3 ay vermemiz lazım, hazmetsin, anlasın, neye oy vereceğini bilsin. O takdirde ve her şey yolunda giderse 2017’nin ortalarına yakın bir referandumdan bahsedebiliriz.”



Ertuğruloğlu: “2016’da da bir çözüme ulaşılamadığı takdirde iki taraf arasında devam eden mevcut sürecin sona ereceği bilinen bir gerçektir”



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, 2016’da çözüme ulaşılamaması halinde, mevcut müzakere sürecinin sona ereceğinin bir gerçek olduğunu söyledi.

Dünya Basın Konseyleri (WAPC) Yönetim Kurulu Toplantısı’nın açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, on yıllarca ambargolara maruz kalmış Kıbrıs Türklerine yönelik gösterilen açık kalplilikten dolayı WAPC’ye teşekkür etti ve WAPC’nin bir Kıbrıslı Türk sivil toplum örgütünü üye yapan ilk uluslararası kuruluşlardan biri olduğunun altını çizdi.

-Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Rum Liderinin anlaşmaz tutumundan dolayı New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri ile KKTC Cumhurbaşkanı arasında yer alan toplantıdan bir takvim, Kıbrıs sorununa 2016’da çözüm bulmak için gerekli olan 5’li görüşmeyi de içeren bir yol haritası çıkmadığına dikkat çekti.

Ertuğruloğlu, “50 yılı kapsayan müzakerelerin sonunda, 2016’da da bir çözüme ulaşılamadığı takdirde iki taraf arasında devam eden mevcut sürecin sona ereceği bilinen bir gerçektir” dedi.

Kıbrıslı Türklerin geçmişte Kıbrıslı Rumlar tarafından uğratıldığı mağduriyetler sonrasında 1983’te kurduğu KKTC’de demokrasisi ve ekonomisinin güçlenmesi için çalıştığını kaydeden Ertuğruloğlu, KKTC’de yer alan seçimlerin de adil yapıldığının Özgürlük Evi raporunda da belirtildiğine işaret etti.

Kıbrıs Türk tarafında düşünce ve basın özgürlüğünün anayasa ile koruma altında olduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, ülkedeki medya kuruluşları hakkında da bilgi veridi.

21’inci yüzyılda basının dünyada bazı bölgelerde erişiminin güçlenmesinin kaygı verici olduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, basın özgürlüğünün gelişmesi çalışmalarında Kıbrıslı Türklere de yardımcı olması fırsatının kendilerine de tanınmasından dolayı memnun olduğunu söyledi.





Özgürgün: “Uluslararası toplum, Kıbrıs’taki durumun devam etmesini istiyor”



Başbakan Hüseyin Özgürgün uluslararası toplumun Kıbrıs’taki durumun devam etmesini istediğini kaydederek "Kıbrıs sorunundaki bu sürecin uzaması şu anda herkesin işine geliyor" dedi.

Kıbrıs görüşmelerinin 1968’de başladığını, savaş olduğu halde görüşmelerin durmadığını, çünkü uluslararası toplumun Kıbrıs’taki bu durumun sürmesini istediğini kaydeden Özgürgün, ‘bu sene son’ söylemlerini çok duyduğunu ancak görüşmelerin devam edeceğini kaydetti.

Özgürgün, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda (BRTK) yeni yayın döneminin başlaması nedeniyle “Açık Gündem” programına katılarak gündemi değerlendirdi, soruları yanıtladı.

Özgürgün, yol altyapı çalışmaları, yeni hastane, hapishane ve rehabilitasyon merkezi yapımı projelerinin gündemlerinde olduğunu, önümüzdeki aylarda temel atmaların yapılacağını duyurdu.

Başbakan, özellikle Güzelyurt ve Mesarya Ovası’nda sulama projelerinin devreye konulmaya çalışıldığını kaydederek, Türkiye’den kabloyla elektrik getirilmesiyle ilgili teknik çalışmaların bittiğini, elektrik konusundaki anlaşmayı Türkiye ile kendisinin imzalayacağını belirtti.

Başbakan BRTK’daki konuşmasına, tüm televizyon kanallarına yeni yayın dönemlerinde başarı dileyerek başladı.

Ülkedeki yazılı ve görsel basının geliştiğini, bunun sağlıklı şekilde olduğunu kaydeden Özgürgün, yazılı basında alabildiğine özgürlük olduğunu söyledi.

Özgürgün, ülke ölçeğine göre televizyon ve gazete sayısının üst düzeyde olduğunu da belirterek, her görüşe mensup yayın yapıldığını vurguladı.

Meclis’in yeni yasama, yargının da yeni adli yıla başladığını, yürütmeninse hiç durmadan çalıştığını belirten Başbakan, yeni yasama yılının hayırlı olmasını diledi ve Meclis’in gündeminde önemli yasalar olduğunun altını çizdi.

Başbakan Özgürgün, Meclis’in sağlıklı çalışmasının demokrasinin sağlıklı çalışması demek olduğunu da ifade ederek, Meclis’in bir diğer önemli gündeminin Kıbrıs konusu olduğuna işaret etti.

Kıbrıs’ta iki tarafın anlaşacağını, Kıbrıs Türk tarafının herhangi bir zamanda bir anlaşmaya ‘hayır’ demediğini ifade eden Başbakan, “Bugün, Annan Planı’nın ötesine geçseniz bile ‘hayır’ çıkacak diyorum” ifadesine yer verdi.

Özgürgün, Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafı için vazgeçilmez olan Türkiye’nin garantörlüğünü kabul etmediğini, böyle bir çözüme de Türk tarafının ‘evet’ demeyeceğinin altını çizdi.

“Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığı altındaki konularda sıkıntılar olduğunu, dönüşümlü başkanlığın kabul edilmediğini, Rumların talep ettikleriyle iki kesimliliğin sulandırıldığını, ortadan kaldırıldığını” söyleyen Başbakan, “mülkiyet konusunda, Rum tarafının talepleri kabul edilirse, bir anlaşmanın ertesi günü Kuzey’deki ekonomi çöker” dedi.

Başbakan Özgürgün, “Rum tarafı Güney’de bunlarla uğraşmayacak, biz Kuzey’de çözümün ertesi günü Türk mallarını da ispat etmekle uğraşmak zorunda kalacağız” şeklinde konuştu.

Başbakan Özgürgün, Rumların, Temsilciler Meclisi ve Senato’da veto hakkının kaldırılması için de uğraştığını, bunun detaylarda olduğunu belirterek, Türk tarafının bu konuda geri adım atmadığını, Rum tarafının da bu tutumundan vazgeçmediğini söyledi.

Başbakan, “Genel olarak bu tabloya baktığımda, çözümle ilgili genel parametrelerin henüz daha çözüme kavuşmadığı görülüyor” diye konuştu.

Türklerin yıllardır eşitlik istediğini kaydeden Başbakan Özgürgün şöyle devam etti:

“Rumlar Enosis dediğinde biz Kıbrıs Türkleri olarak Türkiye’ye ilhak demedik, Taksim dedik. Yani onlar Yunanistan’a ilhak dedi, biz Türkiye’ye bağlanalım demedik. Biz, bölelim dedik. Biz yine eşitlik diyoruz, onlar hayır, hepsi benim diyor. Azınlık gibi durun diyor.”

Başbakan Özgürgün, iki tarafın Cumhurbaşkanlarının görüştüğünü, ancak, Rumların eşitlik kabul etmediğini için iki tarafın dışişleri bakanlarının görüşemediğini, Rumların, Türkleri hep azınlık gördüğünü kaydetti.

Kıbrıs görüşmelerinin 1968’de başladığını, savaş olduğu halde görüşmelerin durmadığını, çünkü uluslararası toplumun Kıbrıs’taki bu durumun sürmesini istediğini kaydeden Başbakan Özgürgün, o nedenle, “bu sene son” söylemlerini çok duyduğunu, Kıbrıs görüşmelerinin devam edeceğini söyledi.

Başbakan Özgürgün, bölgesel gelişmelere işaret ederek, “Uluslararası çok güçlülük, Kıbrıs sorunundaki bu sürecin, bana göre, uzamasında herhangi bir şekilde bir değişiklik istemiyor şu anda. En büyük etken budur. Uzaması, şu anda herkesin işine geliyor” dedi.

Türkiye ile ilişkileri de değerlendiren Başbakan Özgürgün, 5 aylık UBP-DP hükümet sürecinde, özellikle mali protokol ve su konularında çok yakın çalışıldığını ve halkı rahatlatacak konuları da gündemlerine aldıklarını aktardı.

Özgürgün, Başbakan Binali Yıldırım ve Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ile bakanların da muhataplarıyla yoğun görüşmeler yaptığını anlattı.

Suyun gelmesinin hem ekonomik hem de insanlık adına çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Başbakan Özgürgün şöyle devam etti:

“Bu sene kuraklığı ciddi anlamda hissettiğimiz bir yıl olmuşken suya kavuştuk. Bu yıl ilk defa Kantara’daki su kaynakları kurudu. Çok doğru bir zamanda suya kavuştuk. Denizden arıtmaya göre maliyeti düşük ve kaliteli su. Böyle bir projenin bize maliyetinin sıfır olduğunu unutmamak lazım.”

Başbakan Özgürgün, özellikle Güzelyut ve Mesarya Ovası’nda sulama projelerinin devreye konulmaya çalışıldığını açıklayarak, Ankara’da yaptığı son görüşmelerde, sulu tarıma geçilmesi için projelerinin son aşamaya geldiği bilgisinin paylaşıldığını aktardı.

Sulu tarıma geçilmesiyle adanın kaderinin değişeceğini, yer altı su kaynaklarının korunacağını, iklimin olumlu yönde değişeceğini belirten Başbakan, tarımsal sanayinin gelişeceğini ve tarımsal ürünlerin çeşitleneceğini de kaydetti.

Bütçede önemli mali yük olan kuraklık ödeneğinin ortadan kalkacağını da anlatan Başbakan Özgürgün, hükümetin programında, limanların işletilmesinin özelleştirilmesinin de olduğunu kaydetti.

Ankara’dan teknik destek ve proje bazındaki taleplerine anında olumlu yanıt aldıklarını anlatan Başbakan Özgürgün, yol altyapı çalışmaları, yeni hastane, hapishane ve rehabilitasyon merkezi yapımı projelerinin gündemlerinde olduğunu ve önümüzdeki aylarda temel atmaların yapılacağını söyledi

Başbakan Hüseyin Özgürgün, Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesinin her zaman gündemlerinde olduğunu, enterkonnekte sisteme bağlanılması konusunun artık çözüldüğünü ve yapım aşamasına gelindiğini ifade ederek, enterkonnekte sisteme bağlanılmasıyla uluslararası piyasalardan düşük fiyata elektrik alma imkanın olacağını belirtti.

Bu konudaki çalışmaları Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un sürdürdüğünü, teknik çalışmaların bittiğini aktaran Başbakan Özgürgün, elektrik konusundaki anlaşmayı Türkiye ile kendisinin imzalayacağını belirtti.



Ataoğlu İran’da temaslarda bulunuyor



Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türk Hava Yolları işbirliğinde KKTC’yi tanıtım etkinlikleri çerçevesinde dün gittiği İran’ın başkenti Tahran’daki temaslarına başladı.

Ataoğlu ilk olarak TC Tahran Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin’le Büyükelçilik binasında görüştü. Büyükelçi Tekin, görüşmenin ardından Bakan Ataoğlu onuruna yemek verdi.

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Tekin’i ziyaretinde yaptığı konuşmada, İran’da KKTC turizmini tanıtmak ve İranlı turist sayısını artırmak için çaba harcadıklarını belirtti.

İranlı vatandaşların Orta Doğu’da bulunan tehlikeli atmosferden sıyrılarak KKTC’de güvenli bir şekilde tatil yapabileceklerini ifade eden Ataoğlu, bu anlamda hem bakanlık olarak hem de İran’daki paydaşlarla ciddi bir çalışma içerisinde olduklarını söyledi.

Ataoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Tahran Büyükelçiliği ile işbirliği içerisinde bunu başarabileceklerini kaydetti.

Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği ve Kıbrıs Türk Otelciler Birliği’nin katılımıyla gerçekleştirilecek tanıtma etkinlikleri ilk olarak Tahran’da yapılacak. Heyet daha sonra Tebriz’e hareket edecek.

Ataoğlu, Tahran ve Tebriz’de turizm paydaşlarının bir araya geleceği bir tanıtım etkinliği ile KKTC turizmini İran’daki turizm acentelerine tanıtacak.

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türkiye Tahran Büyükelçiliği bünyesinde bulunan Tahran Türk İlkokulu ve Ortaokulu’nu da ziyaret etti. Ataoğlu okulda öğrenim gören çocuklarla sohbet etme imkanı buldu. Bakan Ataoğlu, çocuklara Kuzey Kıbrıs ile ilgili bilgiler vererek onları KKTC’ye davet etti.



KKTC'deki üniversitelerde okuyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına denklik şartı kaldırıldı



Türkiye’de, Türkiye ile KKTC arasında üniversitelerin karşılıklı tanınmasına ilişkin anlaşmaya ek olarak, KKTC'deki üniversitelerde okuyan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının üniversite diplomalarına denklik getirilmesi zorunluluğunun kaldırılmasına ilişkin madde onaylandı.

Ankara’da 13 Ekim 2015 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC Hukukuna Göre Kurulmuş Olan Üniversitelerin Karşılıklı Tanınmasına Dair Milletlerarası Anlaşma’"nın onaylanması, TC Dışişleri Bakanlığı’nın 23 Ağustos 2016 tarihli yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu'nca kararlaştırıldı.

Resmi Gazete'de yer alan karara göre, 16 Ocak 2009 tarihinde imzalanan söz konusu anlaşmaya ek anlaşma imzalandı.

Söz konusu ek anlaşmada "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup, lise öğrenimini kesintisiz olarak KKTC'de örgün eğitim veren bir eğitim kurumunda tamamlayarak mezun olan ve KKTC hukukuna göre kurulmuş olan üniversitelerin ön lisans ve lisans programlarına Yüksek Öğretim Kurulu'nun uygun görüşü ve üniversitenin kendi belirlediği kurallar çerçevesinde yerleşmiş olanların da diplomaları denklik işlemlerine tabi tutulmaksızın Türkiye Cumhuriyeti'nde geçerlidir" ifadesine yer verildi.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 30
Dün Tekil 661
Bugün Tekil 105
Toplam Tekil 1983352
IP 54.242.205.33






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat, Vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin, vermem.
(Mete)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.811 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu