Avrupa Birliği ve Önlemeye Çalıştığı Hedef - Abdullah Karahisarlı - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Avrupa Birliği ve Önlemeye Çalıştığı Hedef - Abdullah Karahisarlı
Tarih: 08.12.2008 > Kaç kez okundu? 2586

Paylaş


Türkiye’nin ilk olarak Menderes Hükümeti (31 Temmuz 1959) zamanında Avrupa Birliği’ne (Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kurulmasından 8 yıl sonra) ortaklık için başvurmasıyla başlayan AKP Hükümeti’nin 17 Aralık 2004 tarihindeki Avrupa Birliği zirvesine kadar olan sürede Türkiye’nin Avrupa Biriliği üyeliği serüveni inişli çıkışlı yıllar olarak geçti. Lâkin Avrupa Birliği için AKP Hükümeti kadar canla-başla çalışan olmadı. Bu çalışmalar sürecinde çok büyük hatalar yapıldı.

Avrupa Birliği zirvesinin yapıldığı 17 Aralık 2004 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile zamanın Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün müzakere tarihini aldıktan sonra Türkiye’ye dönüşlerinde adeta bir zafer kazanmışçasına hava estirmeleri hatta gündüz vakti havai fişek attırmaları aymaz medyanın “Başardık”, “Avrupa İhtilali”, “Hayırlı Olsun” gibi manşetler atmalarının üzerinden neredeyse dört yıl geçti. Bu süre zarfında AKP Hükümeti Avrupa Birliği adeta ne buyurduysa yaptı. Meclis’ten görülmemiş hızla yasalar geçirdi, nice şehitler vererek koruduğumuz kutsal vatan topraklarını yabancılara satmaya başladı, çok iyi kâr eden kamu kuruluşlarını özelleştirdi. Bunların hepsini yaptıktan sonra ne oldu, ne kazandık? koca bir hiç. Sonuç olarak da müzakereler kısmen durduruldu.

Hükümetin bu istekleri harfiyen yerine getirirkenki bahanesi de hep “Halkımızın yaşam kalitesini yükseltmek” deyimi oldu. Lâkin büyük önder Atatürk’ün “Hangi istiklâl vardır ki ecnebilerin nasihatiyle, ecnebilerin planlarıyla yükseltilebilsin. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir” vecizesi bu isteklerin bizim lehimize olmadığını yıllar önce belirttiğinin kanıtıdır. Gerçekten de Avrupa Birliği’nin isteklerine bakınca (toprak satma, vakıflarla ilgili yasa, özelleştirme vb.) bu vecizenin ne kadar doğru bir tespiti gösterdiği ortadadır.

Bizim bu Avrupa Birliği sevdamız, milletimizin gaflete düşüp de kurtulamamasının nedenlerinden biri olan kendini küçük görme kuruntusudur. Biz adam olmayız, Avrupalılar her zaman en iyisini bilir ve yapar gibi adeta kendimizi hiç sayıp Frenkleri göklere çıkarma kuruntumuz bizi Avrupalı olmaya çalışmamıza itmektedir. Lâkin büyük fikir adamı H. Nihâl Atsız’ın “Avrupalı olmak meziyet olmadığı gibi, Asyalı olmak da kusur değildir. Unutulmamalıdır ki Arnavut Avrupalı fakat Japon Asyalıdır” vecizesinde ifade buyurduğu gibi Avrupalı olmak maharet değildir. Evet Avrupa’dan örnek alınacak şeyler yok değildir. Örneğin, Japonya’nın yaptığı gibi Avrupa’nın sadece sanayi ve ekonomik yönünü örnek alarak onları hayata geçirmemiz gerekir ama kültürel ve ahlâksal olarak çökmüş bir heyyule olan Avrupa’nın ahlâksızlıklarını ve mekruh alışkanlıklarını kendi töremize sahip çıkarak yaşamımıza sokmamamız gerekmektedir.

Gelelim Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye dayatmalarına ve bu dayatmaları kabul ettirmesine rağmen müzakereleri durdurmasına: Bence Avrupa Birliği Türkiye’yi oyalıyor. Çünkü Avrupa Birliği hedefi olmayan bir Türkiye, ya Müslüman ülkelerle ilişkilerde bulunmaya başlayacak (ki bu pek de olası değil) ya da Türk devletleri ile ilişkilerde bulunacak. İşte uzun yıllara göre planlar yapan ve buna göre tavır alan Avrupa Birliği Türkiye’nin Türk devletleri ile birleşme ihtimalini yüksek gördüğü için bunu önlemek mahiyetinde Türkiye’yi bu gibi mevzularla oyalamaya çalışmaktadır. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bazılarının Türkiye’yi almalıyız bazılarının da almamalıyız gibi açıklamaları hep bu oyalama taktiklerinin sonuçlarıdır.

Bir an önce Avrupa Birliği’nin yaptıklarının bir oyalama taktiği olduğu anlaşılmalı ve Avrupa Birliği’nin bile yıllar önce anlayıp önlemeye çalıştığı Türk Birliği sağlanmalıdır. Eğer Türk Birliği hayata geçirilirse dünyanın efendisi olanlar yeniden tahtlarına oturacak ve dünya şu an da yaşadığı sıkıntılardan kurtulup insaniyeti, hoşgörüyü ve mutluluğu yeniden tadacaktır.

İnşallah o günleri görmemizi yüce Allah hepimize nasip eder.

Abdullah Karahisarlı





Yorumlar











Aktif Ziyaretçi 43
Dün Tekil 944
Bugün Tekil 552
Toplam Tekil 1904102
IP 54.81.88.93






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Muharrem 1439
Eylül 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Tanrı nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu