BASIN BÜLTENİ Kasulidis: "Ban üçlü bir görüşme yapmak istiyor" - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Kasulidis: "Ban üçlü bir görüşme yapmak istiyor"
Tarih: 10.06.2016 > Kaç kez okundu? 665

Paylaş


Rum haber kaynaklarına göre New York’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile görüşen Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Ban’ın başka güçlerin varlığı olmaksızın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le görüşme arzusunu dile getirdiğini aktardı.

Ban’ın, taraflardan böyle bir görüşmenin gerçekleştirilme zamanını kendisine bildirmelerini beklediğini söylediğini de ifade eden Kasulidis, görüşmenin ne zaman gerçekleştirileceğinin, müzakerelerde daha fazla uzlaşının yaratılmasına bağlı olacağını savundu.

Kasulidis, böyle bir görüşmenin başarı perspektifine sahip olması için koşulların olgunlaşması gerektiğini de ileri sürdü.



Neofitu: “2017’de fırsat penceresi kapanacak”



Rum Politis gazetesi DİSİ Başkanı Averof Neofitu, Kıbrıs sorununun çözümü için 2017 Mart ayına kadar fırsat penceresinin olduğu ve bunun, 2018 yılında yapılacak Rum Başkanlık seçimleri çalışmaları nedeniyle kapanacağından da söz etti.

Önemli anlaşmazlıkların olduğu meselelerde ilerleme olması umudunu dile getiren Neofitu, Akıncı ile Türkiye’nin çözüm bulunması için gerçek bir irade göstermelerinin gerektiği bir noktaya ulaşıldığını iddia etti.

Öte yandan Ekologlar ve Vatandaşlar İşbirliği Başkanı Yorgos Perdikis, Neofitu’nun 2017 yılı değerlendirmesine tepki gösterdi.

Anastasiadis’i konuyla ilgili açıklama yapmaya çağıran Perdikis, Başkanlık sandalyesi avının ilk sıraya konmaması ve Kıbrıs sorununun çözümü çabalarının küçültülmemesi gerektiği üzerinde durdu.

Perdikis, ne mevcut Başkanın, ne de herhangi birisinin 2017 Mart ayından itibaren bunları ‘katlayıp’ sadece yeniden seçilmesiyle ilgilenmesini kabul edemeyeceğini vurguladı.



Bennoune: “Kıbrıs’taki kültürel miras tahribatının kayda geçirilmesi gerekli”



Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi adına, adada kısa zaman önce kültürel haklarla ilgili inceleme yapan Uzman Raportör Karima Bennoune’nin, Rum Haber Ajansı KİPE’ye verdiği demeçte, Kıbrıs’taki kültürel mirasın tahribatının kayda geçirilmesinin gerekli olduğunu söylediği belirtildi.

Rum Alithia gazetesine göre, kültürel mirasın tahrip edilmesi konusunda, hesap verme sorumluluğu olması gerektiğini dile getiren Bennoune, “bariz haksızlık” ve “kültürel yok etme” anlamına gelen Kıbrıs’taki benzer tahribat eylemleriyle ilgili gerçeğin de su yüzüne çıkması gerektiğini dile getirdi.

Bennoune’nin geçtiğimiz hafta, adada gerçekleştirdiği 10 günlük incelemelerini tamamladığını kaydeden gazete, Bennoune’nin, önümüzdeki Mart ayında Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne sunacağı nihai raporunda, iki taraftan kültürel miras konularında uzman kişiler ile tarihçilere, kültürel mirasın tahribatının dokümantasyonunu yapmaları için ortaklaşa çalışmaları yetkisi verilmesini önerme ihtimalini gözden geçirmekte olduğunu söylediğini de aktardı.

Habere göre, Bennoune, insanlarda bu derece acıya neden olan tahribatlarla ilgili gerçeğin tespit edilip, kayda geçirilmesi için yöntemler bulunabileceğini ifade etti.

Gazete, Bennoune’nin, Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği incelemelerde elde ettiği ilk bulgular arasında, olumlu gelişmelerin yanı sıra Kıbrıs’ta var olmayı sürdüren bazı sorunların yer aldığını da belirtti.

Habere göre, Güney Kıbrıs’ta, Kıbrıs Türk mezarlıkları gibi bazı yerlere erişim konusundaki idari zorluklara da atıfta bulunan Bennoune, bunların çözülmesi gerektiğini vurguladı.

KKTC’deki dini yerlere erişim konusundaki ek kısıtlamalarla ilgili bir soru üzerine ise Bennoune, Kıbrıs Türk tarafına bu husustaki ciddi endişelerini ilettiğini söyledi.

Gazeteye göre, Bennoune, kültür ve kültürel hakların isteğe bağlı (opsiyonel) faaliyetler olmadıklarını, açık ve net hale getirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.



Hristodulidis: “IMF’nin çözüm maliyetine ilişkin incelemesi 3-4 ay içerisinde hazır olacak”



Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, IMF’nin, Kıbrıs sorununun çözüm maliyetine ilişkin incelemesinin 3-4 ay içerisinde hazır olacağını belirtti.

Rum Politis gazetesine göre ABD’deki temaslarını sürdüren Hristodulidis, Güney Kıbrıs’ta yayın yapan bir radyo kanalına yaptığı açıklamada, çözüm maliyetine ilişkin IMF’nin incelemesinin 3-4 ay içerisinde hazır olacağını söyledi.

İncelemenin, henüz bilgilerin toplanması aşamasında olduğunu ifade eden Hristodulidis, incelemeyi oldukça önemli diye nitelendirirken, bunun ayrıca iki tarafa, olası bir çözümün ekonomik boyutunu mutlak şekilde anlamalarına yardımcı olacağını belirtti.

Hristodulidis, çabanın çözüm maliyetinin düşürülmesi ve gelecek için daha iyi perspektiflerin yaratılması amacıyla mükemmel perspektiflerin incelenmesi yönünde olduğunu ifade etti.

Rum Simerini gazetesi Hristodulidis’in, ABD temasları çerçevesinde, 32’nci “Kıbrıs Mücadelesi Dünya Koordinasyon Komitesi” (PSEKA) kongresine katıldığını yazdı.

Haber göre Hristodulidis, burada yaptığı konuşmada, yönetim, güç paylaşımı, mülkiyet, ekonomi ve AB başlıklarıyla alakalı önemli sayıdaki konu üzerinde ortak görüşe vardıklarını ancak askıda bulunan anlaşmazlıkların da var olmayı sürdürdüğünü belirtti.

İki belirleyici konuda, toprak düzenlemeleri, güvenlik ile garantiler konusunda özlü görüşmelerin henüz yapılmadığını belirten Hristodulidis, yabancı askerlerin çekilmesi zaman takvimi, çözümün farklı boyutlarının uygulanması gibi çözümün ayrılmaz parçasını teşkil eden temel konuların da eş zamanlı olarak görüşülmesine başlanması gerektiğini savundu.

Hristodulidis, sürecin bir sonraki aşamaya geçebilmesi için yönetim, ekonomi, AB, mülkiyet başlıklarındaki askıda kalan tüm konuların, toprak ve mülkiyet başlıklarının ele alınması gerektiğini belirterek hassas konulardaki ayrıntılı görüşmelerin de başlaması gerektiğini söyledi.

Geçmişteki yanlışlardan kaçınılması gerektiğini de vurgulayan Hristodulidis, bunun, uluslararası toplum, ABD de dahil olmak üzere ortaklarına geçmeleri gereken mesaj olduğunu da belirtti.

Hristodulidis “Yapıcı belirsizlikler ve boşluklar olmaksızın halka net bir plan sunarak iyi hazırlanmış olmalıyız” ifadesini de kullandı.

Kongreye katılanlara seslenen Hristodulidis, garantiler sisteminin devamını öngören her planının, Kıbrıslı Rumlar tarafından oylanmasının mümkün olmayacağı mesajının geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Hristodulidis konuşmasında çözümün yaşayabilirliği ve işlevselliği ile ekonomik sürdürülebilirlikten bahsederek IMF, Dünya Bankası ve diğerleri ile bu konuda işbirliği başlattıklarını, ayrıca ABD Hükümeti ile sürekli temas halinde olduklarını belirtti.

Habere göre Hristodulidis, RIK’e yaptığı açıklamada ise IMF’nin incelemesinden söz etti.

Bağışçılar tarafından ekonomik anlamda yardım isteğinin bulunup bulunmadığı şeklindeki bir soru üzerine Hristodulidis, IMF incelemesi temelindeki bulguların, bu konuya dayalı olacak gerçek olgulara sahip olmalarına olanak tanıyacağını ifade etti.



Zeybekçi bugün KKTC’ye geliyor



Türkiye Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’ un davetlisi olarak günübirlik ziyaret için bugün KKTC’ye geliyor.

40. KKTC Uluslararası Fuarı’nın açılışı için öğleden sonra adaya gelecek olan Zeybekçi, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Meclis Başkanı Sibel Siber ve Başbakan Hüseyin Özgürgün tarafından kabul edilecek.

Fuar açılışı öncesinde Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun ile de bir araya gelecek olan Zeybekçi’nin akşam saatlerinde KKTC’den ayrılması bekleniyor.



Şht. Teğmen Caner Gönyeli Arama Kurtarma Tatbikatı’nın deniz safhası tamamlandı



Şehit Teğmen Caner Gönyeli - 2016 Arama Kurtarma Tatbikatı’nın deniz safhası önceki gün başarıyla icra edildi.

Türkiye ve KKTC’nin askeri ve sivil arama kurtarma unsurlarının katıldığı, müşterek deniz tatbikatının birinci senaryosu Gazimağusa Dipkarpaz’ın 13 mil açığında, KKTC kara suları dışında, Türk Arama Kurtarma Bölgesi içerisinde; ikinci senaryo ise Gazimağusa açıklarında KKTC karasuları içerisinde Zeytin Burnu’nun 5 mil açığında gerçekleştirildi.

Tatbikatta sivil unsurlar olarak Türkiye Cumhuriyeti’nden Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu katıldı.

KKTC’den ise Dışişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Turizm ve Çevre Bakanlığı’nın ilgili kuruluşları, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı ve Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Ltd. Şirketi’nin ilgili kuruluşları yer aldı.

Askeri unsurlar olarak ise, TSK’dan Genelkurmay Başkanlığı Hava, Kara ve Deniz Kuvvetleri Komutanlıkları ile Sahil Güvenlik Komutanlığı birimleri görev aldı. KKTC’den ise Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Sahil Güvenlik Komutanlığı, Özel Görev Kuvvet Komutanlığı, Havacılık Birlik Komutanlığı ve Polis Genel Müdürlüğü ekipleri görev yaptı.

Tümamiral Hakan Üstem, tatbikatta Türkiye ve KKTC’nin arama kurtarma konusundaki işbirliği ve koordinasyonunun pekiştirildiğini, askeri ve sivil arama kurtarma unsurlarının birlikte çalışabilirliği ile arama kurtarma harekatına ilişkin komuta kontrol ve muhabere usullerinin denendiğini kaydetti.

Tümamiral Üstem, arama kurtarma faaliyetlerinin esas ve öncelikli amacının hayat kurtarmak olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin Ege’de olduğu gibi Akdeniz’de de düzensiz göç mağdurlarının her birinin hayatta kalmasına büyük önem verdiğini vurguladı.

Üstem, Türkiye’nin ana amacı insan hayatı kurtarmak olan arama kurtarma faaliyetlerinin etkinlikle icra edilebilmesi maksadıyla KKTC’yi desteklemeye ve karşılıklı işbirliğini artırmaya devam edeceğini vurguladı.



Harmancı: “Geçiş döneminde suyu almak özelleştirme kapısının açılmasını sağlamayacak”



Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Mehmet Harmancı, belediye meclis üyelerinin, Türkiye’den gelen suyun, geçiş döneminde LTB tarafından kullanılmasının bir özelleştirme başlangıcı olabileceği yönünde düşüncelerine katılmadığını, geçiş döneminde suyu almanın özelleştirme kapısının açılmasını sağlamayacağı kanısında olduğunu belirtti.

LTB Meclisi’nin Türkiye’den gelen suyun geçiş döneminde 2.30 TL fiyattan alınmasını reddetmesi kararı ile ilgili açıklamalarda bulunan Harmancı, Lefkoşa Belediye Meclisi’nde yer alan 2 TDP’li ve 1 YKP’li üyenin, geçiş döneminde suyun LTB tarafından kullanılmasının bir özelleştirme başlangıcı olabileceği düşüncesi ile ret oyu kullandığını belirtti.

Harmancı, bu yönde irade belirten Belediye Meclis üyelerinin düşüncelerine katılmadığını belirtti.

8 CTP’li üyenin ise fiyatın yüksek olması nedeni ile ret oyu kullandığını söyleyen Harmancı, ancak diğer belediye meclislerinde oybirliği ile ve 6 CTP Belediye Başkanının olduğu belediyelerde suyu 2.30 TL’den satın alma kararı alındığını kaydetti.

Harmancı, belediye başkanına yetki veren 6 CTP’li belediye varken ve diğer birçok belediye meclisinde oybirliği ile kararlar alınırken, LTB Meclisi’ndeki oylamada CTP’li meclis üyelerinin farklı yönde (suyun 2.30 TL’den alınmasına) oy kullanılmasının anlaşılmasının mümkün olmadığını vurguladı.

Bu konuda tepkisini dile getiren Harmancı, LTB’nin su konusunda kobay olarak kullanıldığını belirtti.

Harmancı, 2 yıldan beridir Türkiye’den gelecek su konusunda belediyelerin devre dışı bırakılmaması için her platformda ortaya koyduğu duruşun net olduğunu ve bunu sürekli olarak kamuoyu ile paylaştığını belirterek, bu yönde parmağının arkasına saklanmadan ve bedel ödemeyi de göze alarak mücadele ettiğini ifade etti.

Harmancı, “Bir önceki hükümet döneminde (UBP-CTP) imza altına alınan ve belediyelere ‘kırk satır mı kırk katır mı?’ seçeneği dışında bir imkan bırakılmayan protokol ile birlikte geri döndürülmesi zor bir yola girildiğini” savundu.

LTB Başkanı Harmancı bunu kırabilmenin tek yolunun ise ancak yekpare bir şekilde 28 belediyenin ortak mücadelesi ile mümkün olabileceğini fakat birçok belediyenin farklı düşüncede olduğunu söyledi.

Harmancı, su temini ve yönetilmesine ilişkin Belediyeler Birliği bünyesinde kurulan komisyonda kendisinin de yer aldığını, komisyon olarak suyun ücreti konusunda devlet yetkilileri ile birçok kez toplantı yapıldığı belirtti.

Harmancı ancak şu anki hükümet döneminde imzalanan 19 Mayıs 2016 tarihli protokole bağlı bir şekilde su fiyatının belirlendiğini ve suyun fiyatının değişmeyeceğine dair kesin ve net bilgiler alındığını kaydetti.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile belediyeler arasında imzalanması öngörülen abonelik sözleşmesinin Belediyeler Birliği’nin görüşüne sunulduğunu kaydeden LTB Başkanı Harmancı, Belediyeler Birliği’nden bu konuda bakanlığa bir görüş gitmediğini söyledi.

Harmancı kendilerinin LTB olarak 14 noktada sözleşemeye itiraz ettiklerini ve bağımsız şekilde yürüttükleri müzakerelerde 8 madde konusunda çeşitli ilerlemeler kaydettiklerini ve bakanlığın bu konuda LTB’nin önerilerine olumlu yaklaştığını ve tüm belediyeler adına kazanımlar yarattıklarını belirtti.

Harmancı, bu adımdan sonra 11 belediyenin meclislerinin suyu almayı kabul ettiğini ve abonelik sözleşmesini de imzaladığını, 7 belediyenin meclislerinin ise fiyatı kabul ederek abonelik sözleşmesi imzalanması konusunda Belediye Başkanlarına yetki verdiğini belirtti. Suyun protokolde öngördüğü haliyle tekel yaratacak şekilde özel şirkete devredilmemesi için mücadeleye devam edileceğini belirten Harmancı, özelleştirme ile ilgili karar günü geldiğinde tüm fiyatlamaların ve maliyetlerin ortaya konularak Lefkoşalıların sürece dahil edilmesi ile karar üretilmesi konusunun da planlanan, konuşulan bir durum olduğunu kaydetti.

Harmancı, dinleyerek ve anlayarak mücadele edilmesi gerekliliğinin altını çizdi.

Lefkoşalıya kaliteli ve kesintisiz su veremediklerinden ötürü duyduğu rahatsızlığı belirten Harmancı, tüm tarafların akıl yolunda ortak bir noktaya varabilmesi, belediyenin mevcut suyun kullanılmasından dolayı yaşadığı problemlerin aşılabilmesi ve ilgili mercilerin tüm tarafların hassasiyetlerini yeniden değerlendirmesi konusunda her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduğunun altını çizdi.



CTP hükümete, Türkiye’den gelen suya ilişkin hesap ve bilgileri şeffaf biçimde paylaşma çağırısı yaptı



Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), hükümeti, Türkiye’den gelen suya ilişkin tüm hesapları ve bilgileri bir an önce kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmaya ve belediye meclislerinin, beldeleriyle ilgili sağlıklı karar üretmelerini sağlayacak ortamı hazırlamaya davet etti.

Bu yapılıncaya kadar, susuzluk sorunu kullanılarak belediyelerin abonelik sözleşmelerini imzalamaları konusunda baskı altına alınmasına karşı partinin tepki koyacağı ve bu baskılar sonucunda belediyeler onay vermek zorunda kalırlarsa ileride tüketicilerin ve belediyelerin karşılaşacağı sorunların vebalinin hükümete ait olacağı savunuldu.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetler arası Anlaşma’nın 22’nci maddesinde yer alan ‘geçiş hükümleri’ gereğince UBP-DP hükümeti tarafından imzalanan protokolün yürürlüğe girişinden bu yana, Cumhuriyet Meclisi’nde ve kamuoyunda ilgili bakana defalarca sormuş olmamıza karşın, belirlenen ton başına 2.3 TL rakamının bileşenleri hakkında hala herhangi bir bilgi alabilmiş değiliz.

Suyun fiyatı konusunda daha önce Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ile Belediyeler Birliği tarafından yapılan çalışmalarda ortaya konan rakamlardan çok daha yüksek olan bu rakamın hangi bileşenlerden oluştuğunu ve nasıl hesaplandığını bilmek, kuşkusuz, hem bu suyu bu fiyattan alıp almayacaklarına karar verecek olan belediye meclislerinin, hem belde halklarının, hem de genelde Kıbrıs Türk halkının en doğal hakkıdır. Bu bilgi açıklanmadan önce bu konuda sağlıklı bir karar vermek mümkün değildir.”

Açıklamada, bu konudaki bilgi şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmadıkça, özellikle enerji maliyeti ve yatırım maliyeti olarak bu fiyata yansıyan bileşenlerin doğru olup olmadığının ve yatırım maliyeti olarak yansıyan bileşenin 2012 tarihinde imzalanan Çerçeve Antlaşması’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin mülkiyetinde olacağı belirtilen yatırımları da kapsayıp kapsamadığının bilinmesinin mümkün olmadığı savunuldu.

Yatırım maliyetinin birçok belediyede çok yüksek orandaki kayıp-kaçağı giderecek yatırımları da içermesi durumunda, bu yatırımlar yapılmadan önce bu maliyetin fiyatlara yansıtılmasının, belediyelerin ve dolayısıyla tüketicilerin kullanılmayan su için bedel ödemek zorunda kalması anlamına geleceğinin belirtildiği açıklamada, bu konunun bileşenler açıklandıktan sonra tartışılmasının gerekli olduğu ifade edildi.

Ton başına 2,3 TL olarak belirlenen maliyetin, belediyeler tarafından, doğal olarak, kayıp kaçak oranları ve işletme giderleri de eklendikten sonra tüketiciye yansıtılacağı kaydedilen açıklamada, “Bu durumda yapılan hesaplar, birçok belediyede, hükümet tarafından açıklanan 3,5 TL’nin üzerine çıkılabileceğini, bazı kurumlara ve sosyal yardımdan yararlananlara mevzuat gereği çok ucuz fiyattan veya bedelsiz su temin edildiği de dikkate alındığında, tüketicilerin su paralarını ödemekte ciddi güçlüklerle karşılaşabileceklerini göstermektedir” denildi.

Açıklamada şöyle devam etti:

“Tüm bunlara ek olarak, Partimiz tarafından daha önce defalarca açıklandığı gibi, bütçede şu anda bu amaçla ayrılmış ancak belediyelerin bu protokol çerçevesinde su teminini kabul etmeleri durumunda kullanılmayacak önemli bir pay vardır ve bu payın geçiş döneminde kayıp kaçağın giderilmesiyle ilgili yatırımların yapılması veya belediyelerin sübvanseye edilmesi suretiyle tüketiciye yansıyacak su fiyatlarının düşürülmesi amacıyla kullanılması mümkündür. Oysa hükümet bu konuda bir girişiminin olup olmayacağını, açıklamalarımıza ve sorularımıza karşın hala açıklamış değildir.”

“Şeffaflık ilkesinin açıkça ihlal edildiği, belediye meclislerinin ve kamuoyunun sağlıklı karar üretebilmek için ihtiyaç duydukları bilgiyle ısrarla donatılmadıkları bir ortamda bu makamların baskı altına alınarak karar üretmek zorunda bırakılmaları kabul edilebilecek bir durum değildir” denilen CTP açıklamasında, bu bilgilere sahip olunmadan alınacak kararların, hem tüketicileri, hem de belediyeleri ileride zor durumda bırakabileceği, birçok belediyenin batma riskiyle karşı karşıya kalabileceği iddia edildi.

Ülkenin bu suya ihtiyacı olduğu, bu kaynağın yüksek değer taşıdığı ve bir an önce kullanılması gerektiği ifade edilen açıklamada, hükümet, bir an önce konuyla ilgili tüm hesapları ve bilgileri kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşmaya ve belediye meclislerinin beldeleriyle ilgili sağlıklı karar üretmelerini sağlayacak ortamı hazırlamaya davet edildi.

Açıklamada, “Bu yapılıncaya kadar, özellikle ülkemizde ciddi bir sorun olan susuzluk sorunu kullanılarak belediyelerin abonelik sözleşmelerini imzalamaları konusunda baskı altına alınmasına karşı partimizin tepki koyacağı ve bu baskılar sonucunda belediyeler onay vermek zorunda kalırlarsa ileride tüketicilerin ve belediyelerin karşılaşacağı sorunların vebalinin hükümete ait olacağı bilinmelidir” ifadelerine yer verildi.



Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe karşı Avrupa Komisyonu’nun Güney Kıbrıs Raporu



Avrupa Konseyi’nin, insan haklarını izlemekle yükümlü Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) isimli bağımsız organının raporunda Rum Ulusal Halk Cephesi ELAM, Başpiskopos Hrisostomos ve Andreas Themistokleus’un eşcinsellikle ilgili söylemlerine de yer verildi.

Rum Politis gazetesi, komisyonun Güney Kıbrıs ile ilgili 5. tur raporunda, ırkçılık konusunda ilerleme yaşanmasına rağmen ırkçılıkla ilgili söylemlerle mücadele edilmesi ve Ombudsman kurumunun güçlendirilmesinde gecikme yaşandığına işaret ettiği kaydedildi.

ECRI’nin, sıradan bir fenomen olmayı sürdüren ırkçılıkla ilgili yapılan açıklamalara vurgu yaptığını yazan gazete, ECRI’nin bu hususta, bazı politikacılarla kamuya mal olmuş kişilerin, göçmenler aleyhinde 2013 yılındaki başkanlık seçimlerinden önceki bazı söylemlerini gerekçe gösterdiğini belirtti.

ECRI’nin “kıskacından”, LGBT bireyler aleyhindeki tavrıyla bilinen Kilise’nin de kaçamadığını yazan gazete, buna örnek olarak ise, 2014’te İstanbul’da gerçekleştirilen Ortodoks Hıristiyan Kiliseleri Başkanları Konseyi toplantısı sırasında, Başpiskopos Hrisostomos’un, bütün Ortodoks kiliselerini, eşcinselliği kınamaya teşvik eden açıklamalarını anımsattı.

ECRI’nin, Başipiskopos Hrisostomos’un “sağ görüşlü Neo-Nazi partisi” ELAM’ın hedeflerini desteklediğini açıkça kabul ettiğini not ettiği de belirtildi.

Gazete, ECRI’nin, ELAM’ı “Yahudi düşmanı, Kıbrıs Türk karşıtı, ırkçı ve yabancı düşmanı bir program ileriye götüren, aynı zamanda Kıbrıslı Türkler ile göçmenlere yapılan saldırılarla ilgili sorumluluğu olduğu düşünülen aşırılık yanlısı” gruplar arasına koyduğunu vurguladı.

ECRI’nin, 2010 yılında Kıbrıslı Türkler ve göçmenler aleyhinde düzenlediği yürüyüşün akabinde, söylemlerini azaltması ve düşük bir profil muhafaza etmesine rağmen, şu an Meclis’e giren ELAM’ın varlığı ve faaliyetleri konusunda kaygı ifade ettiği kaydedildi.

Gazete, ECRI’nin raporunda, özellikle Güney Kıbrıs’ta yaşanan ekonomik krizle birlikte, kitle iletişim araçlarındaki hoşgörüsüz ve yabancı karşıtı söylemin arttığına da vurgu yapıldı.

Raporun, genel olarak 2011 yılında yayımlanan bir önceki rapora göre iyileşme kayda geçirse dahi, Rum Ombudsman’ın, kendi personelini atayamaması ve yetersiz kaynaklara sahip olması, aynı zamanda mahkeme prosedürleri başlatma ve bunlara katılma hakkına sahip olmaması konusunda da endişe ortaya koyduğuna dikkat çekildi.

Gazete ECRI’nin, buna paralel olarak, gerek kilise, gerek basın gerek de politikacılar tarafından yapılan kamusal alandaki ırkçı söylemlerin sıradan bir fenomen olmayı sürdürdüğünü, öte yandan göçmenler karşısındaki ırkçı şiddette de artış gözlemlendiği konusunda eleştirilerde bulunduğunu da yazdı.

Gazeteye göre raporda, Güney Kıbrıs’ın Roman kökenli nüfusun, hayatın bütün alanlarına entegre edilmesiyle ilgili uygun bir strateji geliştirmediğine de dikkat çekildi.



Türkiye-AB Havacılık anlaşmasının görüşülmesine tepki



Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile AB arasında kapsamlı havacılık anlaşması görüşmelerine yeşil ışık yakmasına yönelik tepkilerin gelmeye devam ediyor.

Rum Haravgi gazetesine göre, “Akdeniz Uçuş Güvenliği Kurumu” konu hakkında yaptığı açıklamada, “sürmekte olan yasa dışı Türk tavrından dolayı Lefkoşa FIR hattındaki uçuş güvenliğindeki sorunlara” ilişkin endişesini dile getirdi.

“Akdeniz Uçuş Güvenliği Kurumu” açıklamasında, konuya müdahil olan tüm uluslararası ve Avrupa örgütlerine çağrıda bulunarak, uçuş güvenliğini göz önünde bulundurmalarını ve Türkiye’nin “yasa dışılıklarını” sonlandırması için gerekli tüm faaliyetleri yapmasını talep etti.

Akdeniz Uçuş Güvenliği Kurumu, “Ankara ile Güney Kıbrıs kontrol merkezleri arasında iletişimin olmaması”, “Lefkoşa FIR hattını kullanan uçaklara yönelik Ercan kontrol kulesinden müdahalelerin yapılması”, “Ercan Havalimanı’na inen Türk uçaklarının, Güney Kıbrıs’taki kontrol kulesiyle iletişim kurmaması” gibi olaylara da atıfta bulundu.

Rum Fileleftheros gazetesine göre, Rum Vatandaşlar İttifakı ise konu hakkında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, ilk önce “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanımaması ve Güney Kıbrıs’tan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda Türkiye ile herhangi bir anlaşmanın imzalanmaması ve uygulanmaması gerektiğini savundu.



Kıbrıslı Türk ve Rumlar iklim değişikliğini masaya yatırıyor



BM, iki toplumlu Çevre Teknik Komitesi himayesinde, önümüzdeki hafta iklim değişikliğiyle ilgili atölye çalışması yapacak.

Rum Politis gazetesi, 13 Haziran tarihinde yapılması planlanan etkinliğin ayrıntılarıyla ilgili bugün açıklama yapılmasının beklendiğini yazdı.

Habere göre, gazeteye konuşan Çevre Teknik Komitesi Eşbaşkanı Mihalis Loizidis, etkinlikte Kıbrıslı Türk ve Rum uzmanlar arasında tanışma ve her iki toplumdaki durumla ilgili görüş alışverişinde bulunulacağını belirtti.

Loizidis açıklamalarında, Lefkoşa surları boyunca yayılacak bir “linear park” yapılması ya da “Pedhieos (Kanlı) Deresi Linear Parkı”nın KKTC’ye doğru devam ettirilmesiyle, gelecekte olası bir çözüm durumunda her iki parçanın bağlanmaya hazır olması gibi öneriler üzerinde çalıştıklarından da söz etti.



Baf’taki İbrahim Hanı’nın restorasyonu



Baf’ın merkezinde bulunan İbrahim Hanı’nın restorasyonunda, restorasyon planlamasına dahil edilecek alanların artırılacağı belirtildi.

İbrahim Han’a bitişik iki alanın, restorasyon planlamasına dahil edilmesi için Kıbrıs Türk Malları İdaresi tarafından Baf Belediyesi’ne resmi olarak verildiğini yazan Rum Fileleftheros gazetesi, bu alanların Kıbrıs Türk Malları Vasiliği’nin kararıyla Baf Belediyesi’ne verildiğini ve projenin tasarımcılarının hali hazırda bu alanları, ilerlemekte olan çalışmalara dahil ettiklerini kaydetti.

Çalışmalara dahil edilecek alanlardan birincisinin, hanın içerisindeki avluyla bitişik olan büyük bir açık alandan ibaret olduğunu yazan gazete, bu alanın etkinliklerin gerçekleştirileceği açık alana ekleneceğini ve bu şekilde kapasitenin iki kat artırılacağını belirtti.

Açık alan haricinde, hanın ana girişinin yakınında üç adet küçük bina bulunduğunu da kaydeden gazete, bunların da planlamalara dahil edileceğini ifade etti.

Gazete, bu gelişmelerin hem Baf Belediyesi, hem de Avrupa Kültür Başkenti Örgütü tarafından memnuniyetle karşılandığını, çünkü bu gelişmelerin, hanın kültürel etkinlik alanı olarak faaliyet göstermesi için kapasitesinin artmasına beklenmedik bir katkı yaptığını ekledi.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 25
Dün Tekil 753
Bugün Tekil 852
Toplam Tekil 1983848
IP 54.221.76.68






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































27 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.192 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu