BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Kıbrıs sorunu bakımından önümüzde 7 aylık kritik bir süre var” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Kıbrıs sorunu bakımından önümüzde 7 aylık kritik bir süre var”
Tarih: 02.06.2016 > Kaç kez okundu? 640

Paylaş


“Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta tarihsel öneme sahip bir döneme girildiğini, 7 aylık kritik bir sürenin bulunduğunu belirterek, “Defalarca altını çizdiğimiz gibi çözüm fırsatının kaçırılmaması için bu sürenin samimiyetle ve çok çalışılarak değerlendirilmesi gerekir” dedi.

TC Başbakanı Binali Yıldırım’ı kabulünden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Akıncı, Yıldırım’ın, kendinden önceki başbakanlar gibi ilk resmi yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapmakta olmasından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Akıncı, bu ziyaretin iki ülke arasında var olan iyi ilişkilerin daha da gelişmesine katkı yapacağından kuşkusu olmadığını kaydetti.

Kıbrıs’ta tarihsel öneme sahip bir döneme girilmiş bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs sorunu bakımından önümüzde 7 aylık kritik bir süre var” dedi.

“Defalarca altını çizdiğimiz gibi çözüm fırsatının kaçırılmaması için bu sürenin samimiyetle ve çok çalışılarak değerlendirilmesi gerekir” diyen Akıncı şöyle devam etti:

“Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da iki kesimli, iki toplumlu, siyasal eşitlik zemininde federal bir anlaşma metninin ortaya çıkarılması için var gücümüzle çalışmaya hazırız. Eşitlik, özgürlük ve güvenliğimizi sağlayacak bir çözüm hem adamız için bir ihtiyaçtır hem de bölgemiz için özellikle ekonomik işbirliğine yol açacak büyük fırsatlar yaratma potansiyeline sahiptir.”

TC Başbakanı Binali Yıldırım ile yaptıkları görüşmede Türkiye’nin Kıbrıs’ta müzakere sürecine vermekte olduğu desteğin ve çözüm konusundaki kararlılığının aynen devam ettiğini görmekten dolayı memnun olduğunu vurgulayan Akıncı, “Türkiye’nin diğer konularda olduğu gibi çözüm konusunda da Kıbrıslı Türklerin yanında olması oldukça önemlidir” şeklinde konuştu.

Akıncı, başta Yunanistan olmak üzere diğer ilgili tarafların da Kıbrıs’ta adil bir çözüm için yapıcı katkılarını esirgememelerini diledi.

Akıncı, “Kıbrıs’ta erken bir zamanda çözüme ulaşmak hedefimizdir. Fakat bu, günlük hayatı donduracağımız ve her şeyi çözüm sonrasına erteleyeceğimiz anlamına gelmemektedir. Bir yandan çözüm için çaba harcarken bir yandan da toplumsal yaşam koşullarımızı bugünkünden daha iyi bir noktaya taşımak için çok çalışmalıyız” dedi.

Kıbrıs Türk halkının toplumsal ve kurumsal gelişmesinin, olası bir çözümde de sağlıklı bir şekilde yerini alabilmesinin başlıca teminatı olduğuna dikkat çeken Akıncı şöyle devam etti:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak, kendi ayakları üzerinde durabilen bir yapı hedefiyle, yurttaşın refahını ve yaşam standartlarını yükseltmek için fikirler geliştirmeli, kararlar üretmeli ve adımlar atmalıyız. Bu konuda Türkiye ile aramızda var olan iyi ilişkilerin bundan sonra da yapıcı bir ruhla devam edip, daha da gelişmesini dilerim.”



Yıldırım: “Önümüzdeki bir yıl içerisinde samimiyetle çözüm bekliyoruz”



Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, garantör ülke olarak Türkiye’nin, adanın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradesini esas alan, müzakere edilmiş bir siyasi çözüme önümüzdeki bir yıl içerisinde ulaşılabilmesini samimiyetle beklemekte olduğunu kaydetti.

Başbakan olduktan sonra ilk yurt dışı ziyaretini KKTC’ye yapan ve ilk olarak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı sonrasında Meclis Başkanı Sibeşl Siber tarafından kabul edilen Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, daha sonra da Başbakan Hüsyein Özgürgün ile görüştü. Cumhurbaşkanı Akıncı ile görüşmesin, ardından düzenlenen ortak bir basın toplantısında konuşan Yıldırım, Kıbrıs konusunun çözümünün bölgede güvenlik, istikrar, işbirliği ve refaha da ciddi katkı sağlayacağını, çözümün ardından Kıbrıs adasının gerçek potansiyelinin ortaya çıkacağını, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin ortak değerlendirilmesi imkanına kavuşulacağını ifade etti.

Yıldırım, Kıbrıs Türk kardeşleriyle gönül birliği içerisinde sürdürdükleri haklı mücadelede elde edilen kazanımları daha da ileri götürecek güçte ve kararlılıkta olduklarını kaydetti.

Yıldırım, artık uluslararası toplumun da hak verdiği üzere, Kıbrıs Türk tarafının müzakere sürecinin başından bu yana iyi niyet ve kararlılık gösterdiğini, adil, eşit ve kalıcı çözüme ulaşılabilmesi için her zaman inisiyatif alan taraf olduğunu kaydetti.

Yıldırım, yürütülen müzakere görüşmelerinin yalnızca 6 konu başlığından ibaret olmadığını, kalıcı çözümün, eşit ortaklık anlayışıyla müşterek geleceğe olan inançla mümkün hale gelebileceğini söyledi.

Başbakan Yıldırım, “Bu nedenle samimi olarak sonuca ulaşmak, tarafların birbirlerini gelecekteki ortakları olarak görmeleri, birlikte yan yana yaşamaya ve birbirilerinin haklarına azami ölçüde riayet etmelerine bağlı olduğu unutulmamalıdır” dedi.

Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, yarım asrı aşan sorunun BM Genel Sekreterliği’nin iyi niyet çalışmaları çerçevesinde devam ettiğini hatırlatarak, Türk tarafının, uluslararası camianın daha fazla oyalanmaması konusunda beklentilerinin had safhaya ulaştığını kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binalı Yıldırım, Türkiye’de 65’inci hükümetin güvenoyu almasının ardından Başbakan olarak ilk ziyareti KKTC’ye gerçekleştiriyor olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.

Yıldırım, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile gerçekleştirdikleri görüşmede, Türkiye ile KKTC arasındaki yakın işbirliği konularını ve geleceğe yönelik projeleri ele aldıklarını belirterek, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile sürdürülmekte olan müzakereler hakkında güncel bilgileri ve güncel durumu Cumhurbaşkanı Akıncı’dan öğrenme fırsatı bulduğunu söyledi.

Binali Yıldırım Türkiye’nin bugüne kadar KKTC ile ilişkilerinde benimsediği prensibin “Türkiye’de ne varsa KKTC’de de aynısı olacak” şeklinde olduğunu kaydederek, bu amaca yönelik altyapı, üst yapı ve diğer bütün alanlarda Türkiye’nin imkan ve kabiliyetlerinin aynı şekilde KKTC’de de var olması için gereken her türlü çalışmayı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapmaya devam edeceklerini söyledi.

Yıldırım, Türkiye’nin her şart altında Kıbrıs Türkü’nün yanında olacağını vurguladı.

Binali Yıldırım, güvenlik konularındaki desteklerinin kararlılıkla devam edeceğini adada huzur ve istikrarın yerleşmesi refahın artırılması yönündeki kararlı çalışmalara hız vererek devam edeceklerini belirtti.

Yıldırım, eylem planı olarak nitelediği, 3 yıllık süreyi kapsayan Ekonomik ve Mali Protokol’ün imzalanarak yürürlüğe konduğunu, bugüne kadarki hedeflerin yerine getirildiğini bundan sonra da yerine getirileceğini belirti.

Türkiye’nin dün olduğu gibi, bugün ve yarın da, Kıbrıs Türk halkının hakkı hukuku ve selametinin sağlanması yönünde ahdi ve tarihi sorumlulukları yerine getirmeye devem edeceğini sözlerine ekledi.



Yıldırım: “Yarım asrı aşan davamızda geri adım atmadık bundan sonra da atmayız”



Başbakan Hüseyin Özgürgün ile bir araya gelen TC Başbakanı Binali Yıldırım heyetler arası görüşme öncesinde Özgürgün ile yaptıkları açıklamada, “Yarım asrı aşan bir davamız var. Bu dava çok sınavlardan geçti. Her seferinde şartlar ne olursa olsun doğrulardan bildiklerimizden vazgeçmedik, geri adım atmadık. Bundan sonra da atma gibi bir niyetimiz yok. Adada iki toplumlu, adil, sürdürülebilir bir yönetim modeli hayata geçecekse, buna eyvallah. Bu konuda mutabakatımız var. O yüzden 6 başlıkta devam eden müzakereleri sonuna kadar destekliyoruz. Bu önemli fırsatın bir kez daha ıskalanmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda, KKTC olumlu katkı sağlamak için her türlü gayreti, samimiyeti gösteriyor. Tabi ki Güney Kıbrıs'ın da aynı samimiyeti göstermesiyle bu uzun soluklu, kalıcı mutabakat mümkün hale gelir." diye konuştu.

Yıldırım, Türkiye ile KKTC arasında önemli projelerin olduğunu, bunların birer birer hayata geçtiğini, altyapıyla ilgili kendisinin bakan olduğu dönemde başlattıkları yol projelerinin büyük oranda tamamlandığını anlattı.

2016-2018 yıllarını kapsayacak 3 yıllık eylem planında öngörülen diğer işlerin de planlandığı gibi yapılacağını vurgulayan Yıldırım, bugüne kadar hayata geçirilen, projelere örnekler verdi ve gelecekte yapmayı planladıklarını ifade etti.

"Sadece alt yapı yetmez, üst yapıya yönelik çalışmalara da ihtiyaç var” diyen Yıldırım, iki halkın daha da kaynaşması için daha fazla kültürel, sosyal faaliyetler, daha fazla eğitim faaliyetleri ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yıldırım, “2002’de KKTC’ye Türkiye’den hava yoluyla 750 bin civarında seyahat vardı. 5 bin uçuş vardı. Bugün gelinen noktada 5 ayrı şirket 9 noktaya uçuş yapıyor. Yıllık 3 milyon 180 bin yolcu gelip gitmiş. Burada 80 binin üzerinde öğrenci var. Bunları da bizleri birbirimize bağlayan, bağlarımızı güçlendiren unsurlar olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Ekonomik olarak ne kadar güçlü olursak, kendi kendimize ne kadar yeterli olursak hem muhataplarımıza hem de bölgemize karşı pozisyonumuz o kadar güçlü hale gelir” diyen Yıldırım, Türkiye’nin bir yandan etrafındaki ateş çemberi ile istikrarsızlıkla mücadele ederken, yerinden, yurdundan edilen milyonlara kucak açarken bir yandan da bölgede istikrarı, güveni devam ettirmek için ciddi anlamda çalışmalar yaptığını ifade etti.

Bunun sadece Türkiye'nin meselesi değil, bölgenin selameti ve geleceği meselesi olduğunu kaydeden Yıldırım, “Bizlere umudunu bağlayan milyonlar var. Onların beklentisini de boşa çıkarmamak gibi sorumluluğumuz var. İnşallah yarın bugünden güzel olacak. Güçlü Türkiye, güçlü KKTC el ele verdiği müddetçe bu bölgede hakkımıza, hukukumuza göz dikenler buradan sonuç alamayacaktır" dedi.

Başbakan Hüseyin Özgürgün ise, Türkiye ile her konuda iş birliği içinde ve karşılıklı güven bağlarını güçlendirerek, Anadolu halkının büyük desteğiyle bugünlere geldiklerini, bundan sonra da aynı yolda yürüyeceklerini söyleyen Özgürgün, "Kıbrıs Türk halkı anavatanın desteği ve Türkiye hükümetlerinin yakın iş birliğiyle güçlü büyük Türk ulusunun güçlü iradesini taşımaktan her zaman büyük gurur duymuştur” dedi.



Ertuğruloğlu: “Kasulidis’in mesnetsiz iddiasını esefle kınıyoruz”



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Kasulidis’in yazılı açıklamasındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik, “işlevsiz olanın sadece Türkiye tarafından tanınan ‘sahte devlet’ olduğu’” yönündeki mesnetsiz iddiasını esefle kınadığını belirtti.

Tahsin Ertuğruloğlu yaptığı yazılı açıklamada, “Kıbrıs Rum tarafını bu tür açıklamalar yapmaktan kaçınmaya ve bir an önce müzakere masasına dönerek iyi niyetle Adadaki iki halkın siyasi ve egemen eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık kurma çabalarına katkı koymaya davet ediyoruz” dedi.

Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işlevsel olmadığına dair yaptığı ve ilgili tüm aktörler dahil olmak üzere uluslararası camianın kabul ettiği adadaki gerçekleri yansıtan açıklamasına Kasulidis’in saldırgan bir tavırla yanıt vermiş olmasının Ada’da iki eşit ortak arasında adil ve kalıcı bir çözüme yönelik Kıbrıs Rum tarafının samimiyetsizliğini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Ertuğruloğlu, “Kıbrıs sorununun, 1963 yılında Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türk ortaklarını silah zoruyla devlet organlarından atması ve akabinde Kıbrıs Türk halkını izole etmesiyle başladığı; günümüzde Ada’da iki ayrı yapı olduğu; ve bunlardan birisinin meşru KKTC olduğunun tartışılamayacağı gibi, esas “sahte devlet” sıfatına layık olanın bu ortaklığı bozarak tüm adayı temsil ettiğini iddia eden Kıbrıs Rum tarafı olduğunu vurgulamakta fayda görmekteyiz” ifadelerini kullandı.

Ertuğruloğlu, müzakere masasında eşitlik temelinde olduğu iddia edilen görüşmeleri sürdüren iki taraftan birinin, diğer tarafı, gerçekte eşit ortağı olarak görmediğini açıkça gösteren Kasulidis’in açıklamasının, Kıbrıs Rum tarafının çözüm yönündeki gerçek düşüncelerini bir kez daha sorgulamalarına sebebiyet verdiğini vurguladı.



Ban: “Kayıp Şahıslar Komitesinin çalışmaları Kıbrıs’ta bir uzlaşı için kritik bir adımı teşkil ediyor”



Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Kayıp Şahıslar Komitesinin çalışmaları Kıbrıs’ta bir uzlaşı için kritik bir adımı teşkil ediyor” dedi.

Adada 1963, 1964 ve 1974'te yaşanan çatışmalarda kayıp olarak listelenen şahısların yerinin tespiti, çıkarılması ve kimliklerinin belirlenmesi çalışmalarını sürdüren Kayıp Şahılar Komitesi’nin çalışmalarını yansıtan fotoğrafların yer aldığı “Harnup Ağaçlarının Altında” adlı serginin önceki akşam New York’taki Birleşmiş Milletler binasının açılışına katılan Ban,

yaptığı konuşmada, serginin siyasi irade olduğu sürece iki toplumun sonuç alıcı işbirliğinin yapılabileceğini gösterdiğini, komitenin çalışmalarının çözüm sürecinde kritik bir adım olduğunu söyledi.

Ban, komitenin ortaya etkileyici sonuçlar çıkardığını, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum genç arkeologlardan oluşan iki toplumlu ekiplerin, kayıp olarak listelenen yaklaşık 2 bin Kıbrıslı Türk ve Rum’un yarısından fazlasının yerinin tespit edilmesi ve çıkarılmasını, listedeki isimlerin üçte birinin kimliğinin tespit edilerek yakınlarına teslim edilmesini sağladığını vurguladı.

Ban, “Tüm bunlar bir çözümün olmamasına rağmen gerçekleşti. Bu, siyasi irade olduğu sürece, iki taraf arasında yapılacak işbirliğinden sonuç elde edilebileceğini güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Kayıp Şahıslar Komitesi tecrübesinin Kıbrıs’ta iki toplum arasında ve ada dışında daha büyük işbirliğine vesile olmasını temenni ederim” dedi.

Kıbrıs adasının Ortadoğu için bir geçiş yolu görevi gördüğünü kaydeden Ban, Ortadoğu’nun bugün en çok kayıp şahıs ilan edilen bölge olduğunu, son üç yılda Irak ve Lübnan’dan yirminin üzerinde bilim adamına, Kayıp Şahıslar Komitesi’ne çalışan uzmanlar tarafından kayıp şahıslarla ilgili kazı ve kimlik tespit çalışmaları üzerinde eğitim verildiğini ifade etti. Serginin, acı bir hikaye anlattığını, şiddet olaylarının sonuçlarının ve etkilerinin onlarca yıl devam edebileceğinin bir göstergesi olduğunu kaydeden Ban, sergideki fotoğrafların aynı zamanda az da olsa bir teselli sunduğunu, kayıp listesinde yer alan şahısların yakınlarına sunulan saygıyı sergilediğini kaydetti.

Komitenin Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük’ün, Rum Üye Nestoras Nestoros ve BM’nin atadığı üye Paul Henri Arni’nin de açılışına katıldığı sergide, Rory MacLean ve Nick Danziger’in “Harnup Ağaçlarının Altında- Kıbrıs’ın Kaybedilmiş Hayatları” kitabı da tanıtıldı ve dağıtıldı.

Ban’ın açılışını yaptığı sergi için düzenlenen törene, KKTC New York Temsilcisi Mehmet Dana yanında birçok ülkeden büyükelçi ve diplomatlar katıldı.

Ban’ın yanı sıra KŞK üyeleri de kısa birer konuşma yaptığı sergi, bir hafta süreyle BM Genel Merkezi'nde görülebilecek. Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük de konuşmasında, 1963-64 ve 74 yılındaki Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk kayıpları aradıklarını belirterek, sürdürdükleri kayıplarla ilgili projenin, adada yaşanan travmaların sonraki nesillere aktarılmamasını sağlamayı amaçladığını söyledi.

Küçük, ayrıca barış görüşmelerinin sürdüğü bu dönemde her iki toplumun proje vasıtasıyla yakınlaşmasının sağlandığını ifade etti.

Gülden Plümer Küçük, “Adamız için çok önemli olan bu projeye katkı koyduğumuz için büyük onur duyuyoruz” dedi.



Denktaş: “KKTC’yi sahte diyerek aşağılamak Kıbrıslı Türkleri aşağılamaktır”



Demokrat Parti Ulusal Güçler (DP-UG) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’in KKTC’ye yönelik "sahte devlet" söylemini eleştirerek, bunun Kıbrıslı Türkleri aşağılamak anlamına geldiğini vurguladı.

Denktaş, DP-UG Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıslı Türklerin self determinasyon haklarını kullanarak kurdukları devleti, tanınmamış da olsa “sahte” diyerek aşağılamanın Kıbrıslı Türkü aşağılamak olduğunu vurgulayan Denktaş şunları kaydetti:

“GKRY ısrarla sahte dedikleri bu devletin temsilcileri ile bulmaya çalıştıklarını öne sürdükleri çözüme varılması halinde bilmeliyiz ki o ‘çözüm’ de bu mentalite ile devam edildiği müddetçe ‘sahte çözüm’ olacaktır.

Biz Kıbrıslı Türkler olarak var oldukça, tanınmasa da KKTC' de var olmaya devam edecektir. Rum tarafının söylemlerinden anlaşılan sahte ve yaşayamayacak bir çözüm yerine gerçekten yaşayabilir bir çözüm isteniyorsa, Rum temsilciler bu söylemlerinin bizleri aşağılamaktan başka bir işe yaramadığını ve bu kafayla ada üzerinde yeni ve istikrarlı müşterek bir yönetimin kurulamayacağını anlamak zorundadır.

Bir kez daha Demokrat Parti adına altını çizerek belirtmek isterim ki, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti altına bizi yama olarak sokacak bir yaklaşıma asla evet demeyeceğiz.

Rum tarafının yürütmekte olduğu sahte görüşme süreci ve sahte iyi niyet gösterileriyle megalo idealarını hayata geçirme hayalini sürdürmekte ısrar edeceklerse, tüm dünyanın bu sahtekarlığı anlayarak Kıbrıs'a bakış açılarını değiştirmeleri ve yıllardan beridir ısrarla devam ettirilen ve her geçen gün sahte olduğu açıkça ortaya çıkan ‘çözümcülük’ oyununa son vermeleri de gecikmemelidir.”



Schulz liderlere desteğini belirtti



Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e desteğini belirtti.

Martin Schulz, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, önceki gün Anastasiadis’i telefonda arayarak, Akıncı ile Anastasiadis’e Kıbrıs müzakerelerini olumlu bir iklimde sürdürmeleri ve 2016 yılı içinde sonuçlandırmaları konusunda desteğini belirttiğini kaydetti.

Schulz, Twitter hesabında, “Akıncı ve Anastasiadis’e; Kıbrıs müzakerelerini olumlu bir iklimde sürdürmeleri ve 2016 yılı içinde sonuçlandırmaları konusunda desteğimi belirttim” dedi.



“Liderler görüşmesi belirsizliğini koruyor”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Dünya İnsani Zirvesi kapsamında İstanbul’a gitmesi ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’la görüşmesinin, Rum yönetimi tarafından KKTC’nin ve KKTC Cumhurbaşkanı’nın yükseltilme çabası olarak algılanması nedeniyle liderler görüşmesi belirsizliğini koruyor.

Rum Fileleftheros gazetesi, Genel Sekreter Ban’ın Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e izahat vermesine rağmen Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı’nın bir sonraki görüşmesi halen netleşmediğinden, Genel Sekreter’in Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin Güney’de tepkileri ölçmek için bir dizi temasta bulunduğunu yazdı.

Bilgi sahibi bir kaynağın Rum Fileleftheros gazetesine “Ortaya çıkan mesele sadece BM’nin değil Türk tarafının tavrıyla da ilgilidir” dediğine işaret eden, Akıncı ve Anastasiadis’in perşembe günü (bugün) Eğitim Teknik Komitesi’nin etkinliği sırasında uzlaşıya varabileceklerini de belirten gazete, aynı kaynakların “ortam yardımcı değil” demelerine rağmen önümüzdeki günlerde görüşme olacağı görüşünde olduklarını yazdı.

Espen Barth Eide’nin son günlerde, tepkileri ölçmek için Rum tarafında birbiri ardına görüşmeler yaptığını ve bu kapsamda Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ile bir araya gelerek İstanbul’da olanlarla ilgili kendi versiyonunu anlattığını belirten gazete özetle şunları ekledi:

“Eide, bir oldubitti ile karşılaştığını, Genel Sekreter’in işgal lideri Mustafa Akıncı ile görüşmesinin Ban Ki Moon ve Recep Tayyip Erdoğan arasında ayarlandığını savundu. Öyle olsa bile, Eide, Genel Sekreter’e Lefkoşa’nın itirazı ve verebileceği tepki hakkında bilgi vermeliydi. Sonuçta kriz yaşandı.”

Gazete, Eide’nin DİSİ Başkanı Averof Neofitu ve AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu ile de bir araya gelerek, Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımları görüştüğünü belirterek “BM; prosedürün ilerleyeceğini, daha alınması gereken çok yol olduğunu, iki müzakereci ve çalışma gruplarının görüşmelerinde yeterince malzeme üretildiğini düşünüyor” ifadesini kullandı.

Rum Simerini gazetesi haberinde, Rum yönetimi sözcüsü Nikos Hristodulidis’in Washington ve New York’ta bir dizi temasta bulunmak üzere bugün ABD’ye hareket edeceğini, 10 Haziran’da da geri dönmeyi planladığını yazdı.

Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler nedeniyle Hristodulidis’in bu ziyaretine Rum tarafında büyük önem verildiğine dikkat çeken gazete, BM, ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre ve ABD Başkan Yardımcılığı ofisinde randevuları olan Hristodulidis’in muhataplarıyla Kıbrıs sorunu, çözümün ekonomik yönü, Güney Kıbrıs-ABD İlişkileri, enerji ve yatırımlar konularını ele alacağını belirtti.

Gazete, Hristodulidis’in “beklenmedik bir değişiklik olmazsa”, Kıbrıs sorununun çözümünün ekonomik yönüyle ilgili araştırmaların ne aşamada olduğunu öğrenmek üzere IMF merkezini de ziyaret etmesinin beklendiğini, BM Genel Sekreter Yardımcısı Jeffrey Feldman ve ABD Enerji müsteşarı ile de planlanmış görüşmeleri olduğunu yazdı.

Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis de BM Genel Sekreteri Ban’la görüşmek üzere New York’ta bulunuyor. Kasulidis’in Ban’la görüşmesinin, Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis’in BM Genel Kurulu’nun 71’nci dönem başkanlığı adaylığını desteklemek üzere “İstanbul krizinden” önce ayarlanmış olmasına karşın Kıbrıs sorununu da görüşebileceğine dikkat çekiliyor.

Gazete, Kasulidis-Ban görüşmesinde, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “İstanbul’da düzenlenen BM toplantısına katılması”, Genel Sekreter’le yüz yüze görüşmesi ve Ban’ın Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’e telefon görüşmelerinde verdiği izahatı masaya yatırabileceğine de vurgu yaptı.

Rum Simerini gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in önceki gün öğleden sonra Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ile telefon görüşmesi yaptığını, Rum Sözcü Hristodulidis’in twitter hesabından bildirdiği görüşmede, Kıbrıs sorunu ve Türkiye-AB ilişkilerinin ele alındığını kaydetti.



Bennoune: “Kültürel mirasın korunması bir lüks değil”



BM Kültürel Haklar Özel Raportörü Karima Bennoune, kültürel mirasın korunmasının bir lüks olmadığını söyledi.

Rum Politis gazetesinin haberine göre, Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Üniversitesi’nde pazartesi günü düzenlenen bir etkinlikte konuşan Bennoune, adadaki kültürel mirasın korunması için tüm kurumların, gerekli finansmanı sağlaması gerektiğinin altını çizdi.

Kültürel mirasla ilgili Lahey Sözleşmesi’ne ve ona bağlı iki protokole de atıfta bulunan Bennoune, bu protokollerin, uluslararası toplum tarafından tam anlamıyla uygulanmadığını ifade etti.

Habere göre Bennoune, kendisinin, daha fazla ülkenin uluslararası hukuku uygulaması hedefiyle, kültürel miras ile insan haklarının bağlantısına katkıda bulunduğunu söyledi.

Haberde, Bennoune’un bugün düzenlenecek bir basın toplantısıyla, 24 Mayıs’tan beri adada gerçekleştirdiği çeşitli temaslarla ilgili izlenimlerini paylaşacağı belirtildi.



Göçmenler ve mahsurlarla ilgili Rum belgesi



Rum Yönetimi’nin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderdiği mektupta, “Kıbrıslı Rumların, Kuzey’deki taşınmaz mallarına ilişkin haklarının, göçmen veya mahsur olmalarından bağımsız olarak aynı olduğunu” vurguladığı belirtildi.

Rum Fileleftheros gazetesi haberinde, Güney Kıbrıs’ın, göçmenlerin mülk haklarının ele alınacağı, gelecek haftaki Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısı ışığında, gönderdiği mektuba yer verdi.

Gazete, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin bu konuyu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Güney Kıbrıs'ın, Türkiye aleyhindeki 4'üncü hükümetler arası kararına ilişkin olarak ele aldığını yazdı.

Habere göre Rum Yönetimi, mektubunda, “Türkiye’nin, ihlalleri sonlandıracak ve gerekli etkili hukuki çareleri sunacak tedbirleri benimseyerek Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ile işbirliği yapma isteğinin bulunmadığını” ileri sürdü.

Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına uymadığını savunan Rum Yönetimi, Türkiye’nin ayrıca “Kıbrıs Rum mallarının yasa dışı satılması ve bunlardan faydalanılmasını” engellemek için herhangi bir tedbir almadığını, bununla birlikte “yasa dışı kullanımın” devam ettiğini öne sürdü.

Rum Yönetimi, ayrıca göçmen kişilerin mülkiyet haklarının, Kuzey’de yaşayan ve “mahsur” olarak nitelendirilen Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarından ayrılmasının mümkün olmadığını belirtti.

Rum Yönetimi, mektubunda, “Türkiye’nin, ‘Dimopulos davası kararıyla mülklere ilişkin konunun kapandığı’ şeklindeki iddiasını” da yanıtladı.

Habere göre Rum Yönetimi, “Dimopulos davasındaki belirli kararın, “Kuzey’deki Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarında, Türkiye’nin sürmekte olan ihlalleriyle ilişkili olmadığını” belirtirken, Dimopulos davasının, Kıbrıslı Rum mallarının “yasa dışı satışı ve kullanımıyla” alakalı olmadığını savundu.

Gazete, Rum Yönetimi’nin mektubunda ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nden, Türkiye’den talep edilmesi gereken 9 maddelik bir de liste sunduğunu yazdı.



AKEL: “Profesyonel asker alımı müzakerelerdeki itibarı sarsacak”



AKEL, Rum yönetiminin, bir yandan 2016 içerisinde çözümden söz ederken bir yandan 3 bin profesyonel asker alacak olmasının Rum tarafının müzakerelerdeki itibarını sarsacağına vurgu yaptı.

Rum Haravgi gazetesi, AKEL’in 3 bin profesyonel asker alımı kararının, Kıbrıs müzakereleri kritik bir noktada olduğu, yanlış bir konjonktürde gündeme getirildiğine vurgu yaptığını yazdı.

Habere göre AKEL Basın Sözcüsü Stefanos Stefanu, 2016 içerisinde çözüm açıklamaları yapılırken ve Kıbrıs Rum tarafının değişmez tezi tam askersizleştirme olmasına rağmen 3 bin profesyonel asker alımı kararının uygun olmadığına vurgu yaptı.

Stefanu, profesyonel orduya geçişle ilgili siyasi mesele yanında başka konular da gündeme geldiğine dikkat çekerek şu soruları yöneltti:

“Profesyonel asker alımları hangi kriterlerle, hangi ödenekle ve hangi yasa ve tüzükle yapılacak? Askerlik süresinin azaltılmasıyla Milli Muhafız Ordusu’nun savaş kabiliyetini kaybetmemesi için hangi plan yapıldı, ne zaman yürürlüğe konuldu?”

Stefanu, bu sorulara verecek cevabı olmadığı için susan Rum yönetiminin “gerek Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerdeki itibarına, gerek Milli Muhafız Ordusu’nun ve ülke savunmasına yapacağı olumsuz etkilere kayıtsız kaldığını” da vurguladı.

Öte yandan Rum Politis gazetesi haberinde Rum yönetiminin, profesyonel asker alımları için başvuru kabulüne 2 Haziran’da başlayacağını ancak 28 Haziran’da terhis olacak 2014/2 celbi mensuplarının profesyonel askerliğe başvurma hakkı olmayacağını bildirdi.

Habere göre başvuru için askerlik hizmetinin yapılmış olması şartı arandığından, 28 Haziran’da terhis olacaklarla birlikte, 2015/2 celbi mensuplarının da profesyonel askerliğe başvuru hakkı kazanabilmesi için ilgili yasada değişiklik yapmaya hazırlanıyor.

Gazete profesyonel askerliğe ilginin yoğun olduğunu, çok sayıda talibin bilgi almak üzere, Rum Savunma Bakanlığı sitesine ve askere alım ofislerine başvurduğunu haberine ekledi.

Rum Simerini gazetesi, Rum Stratejik Araştırmalar Merkezi (KİKEM) Başkanı Dr. Aristos Aristotelus’un “Kıbrıs’ta Askeri Güçler 2016” başlıklı yıllık raporunda Güney’deki toplam askeri insan gücünün 62 bin 950’ye ulaştığına dikkat çekti.

Gazete “Güçler Dengesizliği” başlığıyla aktardığı haberinde RMMO’da, insan dinamiği, örgütlenme, teknolojik imkân ve silah açısından gerekli denge düzenlemeler yapılmadan askerlik süresinin azaltılmasını eleştiren Aristotelus’un, oluşması muhtemel boşlukların doldurulması için seferilere daha çok yüklenileceği kanaatine yer verdi.

Habere göre RMMO’nun, 500 civarına azalan asker sayısının toplamda 12 bin, seferi sayısı da 50 bin civarındadır. 950 kişilik Yunan Alayı mevcudu ile birlikte Güney’in toplam asker sayısı 62 bin 950’ye ulaşıyor.



“Argonaftis” Tatbikatı sona erdi



Güney Kıbrıs’ın, her yıl, sivil-asker işbirliğiyle gerçekleştirdiği çok uluslu “Argonaftis” (Argonot) arama-kurtarma tatbikatının önceki gece yarısı sona erdiği belirtildi.

Rum Fileleftheros gazetesi tatbikat gereği, gemide çıkan yangın nedeniyle yolcuların kurtarılması ve arıza nedeniyle denize iniş yapan uçak yolcularının kurtarılmasına ilişkin senaryoların icra edildiğini yazdı.

Haberde tatbikata Güney Kıbrıs hava ve deniz kuvvetlerinin yanı sıra Yunanistan, Fransa, İngiltere, ABD, İtalya, İsrail ve Macaristan güçlerinin de katıldığı anımsatıldı.











Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 1032
Bugün Tekil 920
Toplam Tekil 1936968
IP 54.167.202.184






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.382 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu