BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Çözüm hedefi doğrultusunda ilerliyoruz” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Çözüm hedefi doğrultusunda ilerliyoruz”
Tarih: 02.06.2016 > Kaç kez okundu? 616

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında doğru temelde, adil ve gerçekçi bir zeminde çözüm hedefi doğrultusunda ilerlediklerini belirtti. Akıncı, “Kuşkusuz bu süreç dümdüz bir yol değildir, inişli çıkışlıdır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı’nda birinci yılını halka hitaben yaptığı açıklamayla değerlendiren Akıncı, bir yıl önce hep birlikte yeni bir anlayışla, “değişim fikirlerle gelecek” diyerek yeni bir döneme adım attıklarını belirtti.

Akıncı, “Sizler, bu ülkenin derinlerinde kök salmak, var olmak istiyorsunuz. Sizler, bu toprakların eşit ve özgür insanları, gelecek endişesinden uzak, güvenlik içinde, başı dik ve onurlu yaşayan bir halk olarak kabul görmek istiyorsunuz. Bu haklı taleplerinizi her düzeyde, her platformda net bir şekilde temsil ettiğime inanıyorum. Lefkoşa’da, ara bölgede, Ankara’da, Berlin’de, İstanbul’da, Davos’ta, New York’ta sizlerin talep ve kararlılığını açık yüreklilikle dile getirdim” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı’na halkın güçlü desteği ile gelişinin ilk yılında, nasıl bir yol aldığını paylaşmayı görevi olarak düşündüğünü belirten Akıncı, şöyle devam etti:

“Yeni dönemde açtığımız beyaz sayfaya yazdığımız ilk cümle, tüm tarafların Kıbrıs Türk halkının samimi ve güçlü çözüm talebini, artık tartışmasız bir şekilde kabul ettiğidir. Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’ta çözüm sürecini sırtladığından, ileriye taşımak için uğraştığından, samimiyetle çözüm istediğinden kimsenin kuşkusu kalmadı. Birinci yılın sonunda bütün ilgili ülkeler, taraflar, uluslararası kurumlar çözüm konusundaki samimiyetimizden şüphe duymayan bir noktaya geldi. Yeni dönemde, yeni bir güven iklimi oluştu.”

Dünyanın ve Avrupa’nın parçası olmak, dünya ile bütünleşmenin ortak hedef olduğuna vurgu yapan Akıncı, “Dünyanın neresinde kiminle görüşürsek görüşelim, ana gündemimiz hep Kıbrıs sorunun çözümü oldu. Bunun temel nedeni, beni göreve getirirken ana talebinizin bu olmasıdır. Tüm tarafların her düzeyde destek ve katkısı, hem bölgesel hem küresel işbirliği için gereklidir. Bu destek ve katkı, yaşayabilir ve sürdürülebilir bir çözüm ve barış için de şarttır” dedi.

Çözüm arayışını sadece Kıbrıs’a değil, bölge ve dünya barışına yapacağı katkıları da gözeterek sürdürdüklerine vurgu yapan Akıncı, adanın etrafının kan ve gözyaşıyla dolu olduğunu; savaştan hayata ve özgürlüğe, iyi bir yaşama kaçmak zorunda kalan komşu halkların çocuğu, genci, yaşlısı, kadını, erkeğinin Akdeniz’de boğularak can verdiğini anlattı.

Böylesi bir coğrafyada Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümün, bölge barışı için de önemli bir örnek olacağına işaret eden Akıncı, Kıbrıs Türk halkını dünyalı yapacak olgunun, tek başına çözüm olmadığını kaydetti.

Akıncı, “Bizi dünyalı yapan unsur, evrensel değerlerle düşünmek, evrensel duyarlılıkları taşımak ve içimize kapanmamaktır” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs sorununa ve çözümüne bakışı, içimize kapanmadan, yeni bir anlayışa kavuşturduk” diyen Akıncı, bölgesel işbirliği, enerji kaynaklarını birlikte, güvenli, adil ve akılcı kullanımını esas alan yaklaşımlarının, her düzeyde kabul gören yeni bir perspektife dönüştüğünü ifade etti.

Akıncı, şöyle devam etti:

“Yeni dönemde açtığımız beyaz sayfaya çizdiğimiz ilk çizgi ile Kıbrıs’ı Kıbrıs’ın coğrafi sınırları içine hapseden, eski yerleşik, statükocu çerçeveyi değiştirdik. Kıbrıs ve Kıbrıs’ın geleceği şimdi hem bölgesel hem de küresel denklemin bir parçası haline geldi.

Sizin iradeniz ve kararlılığınızla, bu bir yılda, bir şeyi daha değiştirdik: Müzakere masasında yıllardır süregelen karşıtlık ve sürekli karşılıklı suçlamalarla çatışan taraflar yerine, geleceğin çözüm ortakları olarak yer alma bilincine önemli katkılar yaptık. Kıbrıs Türk toplumunun haklarını esas alan, Kıbrıs Rum toplumunun hassasiyetlerini de görmezden gelmeyen, bütün Kıbrıs’a adil ve kalıcı bir çözümü gerçekleştirmek için samimiyetle çalışıyoruz.”

Çözümü kolaylaştıracak bir yan unsur olarak Güven Artırıcı Önlemlerde de ilerlemeler sağladıklarını belirten Akıncı, güven artırmaya yönelik yeni düzenlemelerin omurgasının Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu, hiçbir güven artırıcı önlemin adil, kapsamlı, iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümün yerini tutamayacağını ifade etti.

Güven artırıcı önlemlerin, kapsamlı çözüm çabalarına katkı yapacağını vurgulayan Akıncı, şunları kaydetti:

“Oluşturulan iki toplumlu teknik komite, radyo frekanslarının çakışmaması ve uluslararası yayıncılık standartlarına uyumlu hale getirilmesi çalışmalarında ciddi ilerlemeler sağladı. Ölçümler tamamlandı ve KKTC’de yayın yapan radyoların büyük çoğunluğu bu uluslararası standartlarla uyumlu hale geldi. Elektrik şebekeleri geçici olarak birbirine bağlandı. Bu bir başlangıç oldu. Acil ihtiyaç durumlarında bağlantı aktive edildi. Elektrik şebekelerinin kalıcı bir şekilde birleştirilmesi için ise çalışmalarımız devam ediyor.”

Aplıç ve Derinya kapıları ile ilgili sürecin ilerlediğini de belirten Akıncı, AB ve BM’nin de katkılarıyla ihale sürecinin sağlıklı bir şekilde devam ettiğini, ilk aşamada siyasi iradenin ortaya konduğunu, ardından mayın arama ve temizleme işlemleri yapıldığını kaydetti.

Her iki kapı için de gerekli projelerin çizildiğini anlatan Akıncı, kısa bir süre önce de yapım işlerinin ihale sürecinin başladığını belirtti.

Akıncı, “Bu iki kapının açılması belki umulan kadar hızlı olamadı; ancak her iki kapının da uzun yıllardır sivil toplumun talebi olduğunu ve bu talebin yıllarca sonuçsuz kaldığını unutmamak gerekiyor. Yıllarca bekledikten sonra, bu iki kapının açılması geçtiğimiz bir yıl içinde, artık hayal olmaktan çıktı, ete kemiğe büründü. Yıllardır gündemde olan her iki kapı da, yakın gelecekte açılacak. Bu yöndeki çalışmalar planlı bir şekilde ilerliyor” dedi.

Derinya ve Aplıç kapılarının açılması süreci ilerlerken, gündelik hayatı ve trafiği zorlaştıran benzeri iç konulara çözüm üretmeyi de ihmal etmediklerini belirten Akıncı, Lefkoşa’nın ana girişlerinden biri olan Küçük Kaymaklı bölgesi ile Çağlayan’ı birbirine bağlayan caddenin, yıllardır trafiğe günün belli saatlerinde, kısa sürelerle açıldığını, ana giriş güzergahının birinden tam olarak yararlanılamadığını, trafik yoğunluğunun alternatif güzergahlarda dengeli bir şekilde dağılmamasının ciddi tıkanıklıklara neden olduğunu kaydetti. Akıncı, ilgili kurumlar arasında koordinasyonu tesis ederek, bu yolun trafiğe 24 saat açılmasına, yoğunluğun kısmen de olsa azalmasına katkı sağladıklarını vurguladı.

Mevcut geçiş kapılarında giriş çıkış vize kağıdı uygulamasının kaldırıldığını da hatırlatan Akıncı, “İlk müzakere günü olan 15 Mayıs’ta aldığımız kararla, gereksiz işgücü ve zaman israfından vazgeçilip, geçişleri kolaylaştırmamız herkese iyi geldi. Bu yeni uygulama, bir yandan Kıbrıslı Rumlar açısından geçişi engelleyen psikolojik bariyeri, diğer yandan da Kıbrıslı Türkler için uzun kuyrukların oluşmasından kaynaklanan ciddi sıkıntıları ortadan kaldırdı” dedi.

Akıncı, tamamen insani bir konu olan ve her iki toplumun da kanayan yarası olan kayıp şahıslar konusunda, askeri makamlarla yürüttükleri çalışmalar sonucunda Kuzey Kıbrıs’taki askeri bölgeler içerisinde kayıp kalıntıları olduğu düşünülen 30 yerde kazı yapılmasının da önünün açıldığını ifade etti.

Akıncı, kayıplar konusunda yaptığı çağrıyı yineleyerek, “Kayıp şahıslarla ilgili bilgisi olanların, bildiklerini Kayıp Şahıslar Komitesi ile paylaşmalarının insanlık görevi olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

Güven Yaratıcı Önlemler konusunda bir diğer önemli konunun da mayınlar olduğunu belirten Akıncı, “Bilindiği üzere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunan ve Rum tarafının bizlere bildirdiği 28 mayın tarlasıyla ilgili olarak BM’nin uzman kuruluşu Mayın Temizleme Servisi’nden BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon aracılığıyla yardım talep ettik. Yapılan çalışmalarda, 3 bölgede mayın olduğu tespit edildi ve bu alanlarda gerekli işlemler yapıldı” diye konuştu.

Mayınlı alanların taranması, mayından arındırılması ve güvenlik altına alınmasının herkesin can güvenliği için önemli bir adım olduğunu belirten Akıncı, ancak Kıbrıs’ta her iki tarafta da hala mayınlı alanlar bulunduğunu, tüm mayınların temizlenmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Çözüm için müzakereleri sürdürür ve ilerlemeler kaydederken, 4 konuda daha önemli adımlar attıklarını söyleyen Akıncı, şunları kaydetti:

“Bunlardan birincisi İki Toplumlu Eğitim Teknik Komitesi. Federal kültürü yerleştirmek, çatışmacı ve karşıt değil ortaklar olarak geleceğe birlikte ilerlemek için İki Toplumlu Eğitim Teknik Komitesi’ni hayata geçirdik. 15 Kasım’da ELAM’ın gerçekleştirdiği saldırılar, bu kararın önem ve aciliyetini bir kez daha somut bir şekilde ortaya çıkarmıştı. Eğitim sisteminin karşılıklı olarak daha barışçı, demokratik ve özgürlükçü bir anlayışla yapılandırılması için şimdiden kolları sıvadık.

İkinci konu Avrupa Birliği. Çözüm ile birlikte bir parçası olacağımız Avrupa Birliği’ne her alanda uyumun altyapısının şimdiden hazırlanması için İki Toplumlu Avrupa Birliği Ad-hoc Komitesi’ni kurduk. Komite, AB ile ilgili alanlarda çok ayrıntılı çalışmalarını, AB kurumlarından uzmanlarla birlikte sürdürüyor. Çözümle birlikte AB’ye uyumlu kurumsal yapılar için, ayrıntılı çalışmalarımız devam ediyor. İki Toplumlu Çalışma Grupları ile çözüm gününe yönelik çok önemli alanlardaki hazırlıklar yoğun bir şekilde devam ediyor”

İki Toplumlu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi’nin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin federal yapıda, yasal ve anayasal zemine kavuşması için çalışmaya devam ettiğini belirten Akıncı, İki Toplumlu Kültür Komitesi ile kültürel ve sanatsal alanlarda, işbirliği ve ortak çalışmaların koordineli bir şekilde yürütülmesi için, sağlıklı bir diyalog ve işbirliği zemini oluşturduklarını kaydetti.

Akıncı, diğer komitelerin yanı sıra, Kültürel Mirası Koruma Komitesi’nin de tarihi ve mimari restorasyon çalışmaları ile kültürel mirası koruma altına aldığını vurguladı.

Tüm cep telefonlarının Kıbrıs’ın bütününde kullanılabilmesi ile ilgili çalışmalarda ciddi mesafe alınmasına rağmen sonuca ulaşamadıklarını da söyleyen Akıncı, bu konuda Kıbrıs Türk tarafı olarak üzerlerine düşenin hepsini yaptıklarını belirtti.

Akıncı, “Önümüzdeki süreçte, konunun çözüme kavuşturulmasına engel olarak görülen Rum tarafındaki yasal mevzuatla ilgili değişikliklerin yapılarak, cep telefonu meselesinin, gündelik hayatı kolaylaştıracak şekilde, olumlu bir sonuca ulaştırılmasını diliyorum” diye konuştu.

Bir yıllık sürede, hem Anayasal görevi, hem de verdiği söz olan “bağımsız ve tarafsız cumhurbaşkanlığı” duruşundan taviz vermediğinin açık bir şekilde görüldüğünü kaydeden Akıncı, “Hukukun üstünlüğüne, tarafsızlığa ve bağımsızlığa olduğu gibi, Kıbrıs Türk halkının onuruna gölge düşürülmesine de izin vermedim. Kıbrıs Türk halkına saygı gösterenler bizden de gerekli saygıyı gördüler” dedi.

Türkiye ile ilişkileri yeni bir perspektifle, yeni bir zeminde geliştirmeye de hassasiyet gösterdiğini söyleyen Akıncı, “Yürüttüğüm müzakere sürecini Türkiye’nin her düzeyde, açıkça desteklediğini belirtmesinin sizleri memnun ettiğini biliyorum. Cumhurbaşkanı olarak, Türkiye ile ilişkilerimizde, karşılıklı saygıya ve diyaloğa dayalı, iki kardeş ülke anlayışının yerleşmesine özen gösterdim” ifadelerini kullandı.

Sivil toplum örgütleri, sendikalar ve Meclis ile yapıcı bir işbirliği kurduklarını belirten Akıncı, “Hatırlıyorsunuz, benden önce, cumhurbaşkanı ile başbakanın haftalık rutin görüşmeleri bazı dönemlerde, çeşitli siyasal anlaşmazlıklar nedeniyle, uzun kesintilere uğramaktaydı. Göreve gelmenin ardından, 1 yılda 3 farklı başbakanla haftalık olağan görüşmelerimizi aksatmadan düzenli olarak gerçekleştirdik. Diyaloğu sürekli ve kurumsal bir yapıya kavuşturduk” dedi.

Kıbrıs Türk halkının iradesi ile oluşan Meclisi müzakere süreci hakkında bilgilendirmeye büyük önem verdiğini, müzakere tutanaklarını Meclis’e geciktirmeksizin düzenli olarak gönderdiğini belirten Akıncı, Meclis’teki tüm siyasi partilerin kendi belirledikleri temsilcilerinin, müzakereci tarafından haftalık düzenli toplantılarla bilgilendirildiğini kaydetti.

Buna ek olarak Meclis platformu toplantılarını da sürdürmeye devam ettiğine işaret eden Akıncı, tüm partilerin başkan ve temsilcileriyle de ayrıntılı ve uzun toplantılar yaptıklarını, hem bilgilendirdiklerini, hem de görüşlerini aldıklarını belirtti.

Bilgilendirme sürecinin siyasi partiler ve temsilcileriyle sınırlı kalmadığına işaret eden Akıncı, “Sivil Toplumla Diyalog ve İşbirliği Toplantıları”nı da başlattıklarını, çok geniş kesimlerin, örgütlerin, sendikaların temsilcileriyle bir araya geldiklerini, belediye başkanları, sendika yöneticileri ve muhtarlarla da geniş katılımlı, yararlı görüşmeler yaptıklarını, süreci konuşup, katkılarını aldıklarını söyledi.

Akıncı, bu diyalog ve işbirliğinin artarak devam edeceğini vurguladı.

İlk bir yılda, tüm televizyon kanallarının kendi belirledikleri programcılarıyla 4 saat süren ve tüm kanallarda yayınlanan uzun bir program yaptıklarını dile getiren Akıncı, hemen hemen her müzakere sonrası açıklama yapıp basın mensuplarının sorularına yanıt verdiğini, müzakereler dışında da günlük programı kapsamında, basın mensuplarının sorduğu sorulara yanıtlar verdiğini belirtti.

Onayına sunulan yasalarla ilgili tavrının her zaman araştırıcı ve yapıcı olduğunu söyleyen Akıncı, her yasa hakkında, Cumhurbaşkanlığı hukukçularına gerekli incelemeleri yaptırdığı gibi, ilgili toplum kesimlerinin görüşlerine de kulak verdiğini, düzeltilmesi için yeniden çalışılmasını talep ettiği yasalar olduğunu kaydetti.

Akıncı, “Bu yaklaşım, Meclis çalışmalarının toplumumuzun beklentilerini karşılaması ve daha iyi olmasına yapılan olumlu bir katkıdır” dedi.

Kamu Hizmeti Komisyonu’nun, uygulamaları kamuoyunda hassasiyet oluşturan, eşitlikçi ve adil olması gereken, toplum nezdinde çok önemli bir kurum olduğuna işaret eden Akıncı, “Hatırlıyorsunuz, benden önceki tüm Cumhurbaşkanları, Kamu Hizmeti Komisyonu üyelerini kendileri atamaktaydı. Bu durumun değişmesi gerektiğine inandığım için, göreve geldiğimde, mevcut yasanın sadece Cumhurbaşkanı’na verdiği atama yetkisini uygun biçimde paylaşma hedefi ve Kamu Hizmeti Komisyonu’nun demokratik ve çoğulcu bir şekilde oluşması amacıyla, Cumhurbaşkanlığı’nda bir yasa tasarısı hazırlatıp dönemin hükümetine verdim” dedi.

Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yeniden yapılandırılıp kurumsallaşması yönünde henüz bir adım atılmadığını kaydeden Akıncı, yasa tasarısının yeni hükümet döneminde ele alınmasını, demokratik ve çoğulcu bir Kamu Hizmeti Komisyonu’nun oluşturulması için gerekli adımların atılmasını diledi.

Yüksek Yönetim Denetçisi olarak hizmet vermek için kurulan Ombudsman’ın, 3 yıl atama yapılmadığı için çalışmadığını, denetleme görevini yerine getiremediğini hatırlatan Akıncı, “Hem hukuk camiasının, hem de toplumun saygınlığı, tarafsızlığı ve adilliğinden şüphe duymadığı bir ismi bu makama atayarak, Meclisimizin de onayıyla, kurumun bir tabeladan ibaret kalması yanlışına el birliğiyle son verdik. Şimdi sizler, güven duyduğunuz ve başvurabileceğiniz bir Yüksek Yönetim Denetçisi’ne sahip bulunuyorsunuz” dedi.

Tüm kurumlarla işbirliği ve diyalog ikliminin tesis edilmesine büyük önem verdiğini söyleyen Akıncı, gerek asker, gerek sivil bürokrasi ile zor ve tartışmalı meselelerde sağlıklı bir diyalog çerçevesinde, mesafe alınabileceğini somut şekilde gösterdiklerini ifade etti.

Kültür, sanat, eğitim ve kurumsallaşmanın hem bugünün daha iyi ve güzel olması, hem de hedefledikleri çözümün yaşayabilmesi için çok önemli alanlar olduğunu söyleyen Akıncı, bu alanlarda da önemli adımlar attıklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı’nın, ilk defa uyum sürecini tamamlayarak yönetim ve yurttaş memnuniyeti ile ilgili iki farklı sertifika aldığını söyleyen Akıncı, Cumhurbaşkanlığı’nın Uluslararası Standardizasyon Örgütü’nün kriterlerine geçiş sürecinin, 115 personelin 18 kişilik merkezi uyum ekibi ile yürüttüğü hizmet içi eğitim çalışmalarıyla tamamlandığını belirtti.

Akıncı, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın kuruluşuna ilişkin de, “Bu ilk bir yıl içinde, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gibi bir değeri ülkemize kazandırmanın gururunu hep birlikte yaşadık. 36 yıl önce Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun kuruluşuna attığımız imza gibi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın da yaşam bulmasını sağladık” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 3 kişilik kadrosunun, adil ve şeffaf sınavlarla 18’e yükseldiğini belirten Akıncı, orkestranın 2015 Kasım ayındaki kuruluş konserinin ardından her ay bir konser verdiğini, 23 Nisan’da çocuk korolarıyla birlikte özel bir etkinlik de yaptığını kaydetti.

Akıncı, şöyle devam etti:

“Müziğin evrensel tınıları ve Kıbrıs’ın anonim şarkıları çocuklarımızın yetenekleriyle harmanlandı. Senfoni orkestramız, halkımızın her alanda evrensel değerlere sahip yeni bir hayat için hazır ve donanımlı olduğunun bir sembolüne dönüştü.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, gençlerimizin aldıkları sanat eğitimini ülkelerinde de icra edebilecekleri yeni bir yaşam alanı açtı.

Kısa bir süre önce İki Toplumlu Kültür Komitesi, iki toplumdan liseli genç yetenekleri buluşturarak, ortak bir konser düzenledi. Gençlerimizin başarısı ve yeteneği bir kez daha görünür hale geldi. Liseli gençlerimiz eğitim ve donanımlarıyla, bilgi ve kültürleriyle dünya ile buluşmaya, hatta rekabete hazır olduklarını bir kez daha kanıtladılar.”

Ülkemizin dört bir yanında, değerlere, kültüre ve üretime sahip çıkmak için etkinlikler, festivaller düzenlendiğini belirten Akıncı, “Elimden geldiğince katılıp destekleyerek bu duyarlılığa, bu talebe katkı koymaya gayret ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Çünkü bu topraklarda ürettikçe, değerlerimize sahip çıkıp geliştirdikçe var olacağız. Bunun yanında çeşitli sportif etkinliklere de katılarak gençlerimizin yanında halkımızın arasında olmaya gayret ediyorum. İnönü Meydanı’nda verdiğim sözün gereği için çalışıyorum, çalışmaya da devam edeceğim” dedi.

Ülkenin daha fazla zaman kaybetme lüksü olmadığını söyleyen Akıncı, “Hiçbir sorunun, hiçbir sıkıntının ertelenmesine, çözümlerin gecikmesine halkımızın tahammülü yoktur. Attığımız her adım, yaptığımız her iş daha iyi, daha demokratik, daha müreffeh ve daha özgürlükçü bir gelecek kurmak içindir. Başladığımız işi, en iyi şekilde birlikte bitireceğiz” diye konuştu.

Akıncı, değişimin ve fikirsel dönüşümün başladığını belirtti.

Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında, doğru temelde, adil ve gerçekçi bir zeminde çözüm hedefi doğrultusunda ilerlediklerini söyleyen Akıncı, “Kuşkusuz bu, süreç dümdüz bir yol değildir, inişli çıkışlıdır” dedi.

Akıncı konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Görevimin ikinci yılına girdiğimiz mayıs ayında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile İstanbul’da görüşmemi ve bir akşam yemeğine katılmamı mazeret gösteren Rum liderin, abartılı ve haksız bir tepkiyle, planlanmış görüşmeye katılmayacağını öğrendik. Çözüm sürecinin bu bahanelerle kesintiye uğraması kuşkusuz ki iyi olmadı. Neyse ki, yaratılan bu krizin uzamayacağı erken zamanda anlaşıldı. Temennim tekrarlanmamasıdır. Kıbrıs Türk halkı çözüm yolunda kararlılık ve samimiyetle ilerlerken, yapacağımız temaslara tahammülsüzlük gösterilmesini kabul edemeyiz.”

İki kesimli, iki toplumlu siyasal eşitliğe dayalı yeni bir birleşik federal Kıbrıs yaratmak için uğraşacaklarını vurgulayan Akıncı, müzakere masasının yanı sıra, imkân buldukları her platformda, Kıbrıs Türk halkını layıkı ile temsil etmekten de geri durmayacaklarını belirtti.

Toplumsal ve sosyal konularda, kurumlar arasında uyumlu, çözüm odaklı işbirliğinin geliştirilmesi için yeni bir anlayışı yerleştirmek için çalıştığını belirten Akıncı, Meclis ile çalışmalarının yanında, yürütme erki ile de, bakanlar ve başbakanlarla da diyalog ve işbirliği yollarını da her zaman açık tuttuğunu vurguladı.

Türkiye ile karşılıklı saygıya dayalı, sağlıklı bir ilişkinin kökleşmesi için de çalışmaya devam edeceğini ifade eden Akıncı, şunları kaydetti:

“Sizlerin hak ettiği ve özlediği bir yaşam mümkündür. Hak ettiğiniz ve özlediğiniz hayat tüm kurumlarımızın, akılcı ve gerçekçi dönüşümüyle mümkündür. Ülkemize değişim, akılcı ve gerçekçi fikirlerle gelecek. İlerlediğimiz yol budur. Bir yıl önce yüzde 60’ı aşan güçlü desteğinizle göreve başladım. Bu desteğinizin giderek arttığını araştırma sonuçları da ortaya koyuyor. Yapılan kamuoyu araştırmalarında destek ve güveninizin arttığını görmek, sizler için çalışma azmimi de arttırıyor. Destek ve güveninizin arttığını, sadece araştırmalardan değil, sizin aranızda olduğum her an hissediyorum” dedi.

Akıncı, “Hepinize içten desteğiniz ve samimi güveniniz için teşekkür ederim” diyerek sözlerini tamamladı.



“Uluslararası BM Barış Gücü Günü”



Birleşmiş Milletler kontrolündeki ara bölgede “Uluslararası BM Barış Gücü Günü” etkinliği düzenlendi.

Etkinlik çerçevesinde dünyanın değişik bölgelerinde görev yaparken yaşamını yitiren BM asker ve görevlileri için anma töreni de yapıldı.

Ara bölgede bulunan Birleşmiş Milletler karargâhındaki etkinliğe, Slovakya’nın Güney Kıbrıs Büyükelçiliği himayelerinde ara bölgede rutin toplantılara katılan bazı siyasi partilerin temsilcileri ve Slovak Büyükelçi Oksana Tomova da katıldı.

Anma törenin başında BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lisa Buttenheim bir konuşma yaparak 70 yılı aşkın süredir dünyanın çeşitli yerlerinde karışıklıkların önlenmesi adına görev yapan BM Barış Gücü’ne hizmet etmiş ve yaşamını yitirmiş kişilerin anıldığını belirtti.

BM Barış Gücü Komutanı Tümgeneral Kristin Lund da, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un gün adına yayınladığı mesajı okudu. Ban mesajında, ortalama 120 BM personelinin her yıl yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Ban mesajında, BM personelinin sorunlu bölgelerde karıştığı cinsel taciz ve istismar olaylarından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, üye devletlere kendi birliklerini disipline etme çağrısını yineledi.

Ban, 1948’den bu yana gelmiş geçmiş bir milyondan fazla BM görevlisi onore ederek, hayatını kaybetmiş toplam 3 bin 400 çalışanı andıklarını bildirdi.

Anma töreninin ardından BM yetkilileri siyasi parti temsilcilerine brifing verdi. Brifingin ardından Slovak Büyükelçi Oksana Tomova basına açıklama yaptı.

Tomova, tüm dünyada barışın güvenliğin ve huzurun sağlanması adına görev yapan ve bu uğurda yaşamını yitiren BM Barış Gücü mensuplarının gün vesilesiyle anıldığını belirterek, 50 yıllık bir süreden bu yana Adada mayın temizleme dâhil çeşitli hizmetlerde bulunan BM’ye, süreç içinde yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etti.



“Müzakereciler daha az önemli konularda bile zorluklar saptadı”



Rum Fileleftheros gazetesi, Kıbrıslı Türk ve Rum müzakereciler Özdil Nami ve Andreas Mavroyannis’in yönetim başlığını ele aldığı son görüşmelerinde, daha az önemli konularda bile zorluklar saptadı.

Gazete, Mavroyannis’in, aday olduğu 71’inci BM Genel Kurul başkanlığına seçilmesi halinde Rum yönetiminin yeni bir müzakereci bulması gerekeceğine dikkat çekti.

Edindiği bilgilere dayanarak Mavroyannis’in müzakerelerde bugüne kadar gelinen noktayla ilgili kapsamlı bir belge hazırladığını ve bu belgeyi önümüzdeki günlerde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e sunacağını belirten gazete belgenin, atanacak yeni Rum müzakereci için faydalı olacağını yazdı.

Gazeteye göre Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Mavroyannis’in seçim kampanyasına destek vermek, Sözcü Nikos Hristodulidis de PSEKA (Kıbrıs Mücadelesi Dünya Koordinasyon Komitesi) ve Yahudi Lobisi toplantılarına katılmak üzere New York’ta olacak. Hristodulidis’in ayrıca Washington’a da gideceği belirtildi.

Her ikisinin de geçen hafta İstanbul’da cereyan edenler vesilesiyle “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin küçümsenmesinin kabul edilmeyeceğini” bir kez daha ortaya koyacağı kaydedilen haberde, Kasulidis’in “İstanbul’da yaşananların başoyuncusu” diye nitelenen Genel Sekreter Ban’la da görüşeceği hatırlatıldı.

Gazete “Yeniden Başlama Yolu Arıyorlar” başlığıyla aktardığı haberinde liderlerin, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Cumhurbaşkanı Akıncı’nın İstanbul’a gitmesi ve BM Genel Sekreteri Ban’la görüşmesini gerekçe göstererek çıkardığı krizin yarattığı olumsuz ortam içinde yeni görüşme tarihlerinin belirlenmesini beklediğini ancak bunun birçok şeye bağlı olacağını yazdı.

Aynı gazete “Anastasiadis ve Akıncı Çocuklarla İlgili Etkinlikte” başlıklı haberinde ise iki toplumlu Eğitim Teknik Komitesi tarafından 2 Haziran Perşembe günü ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde, Kıbrıslı Türk ve Rum öğrencilerin katılımıyla düzenlenecek ilk etkinliğine Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in de katılacağını yazdı.

Habere göre iki toplumlu Komite’nin Rum tarafından başkanı Mihalinos Zembulas, Rum Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, etkinliğe her iki taraftan da 11-12 yaş aralığındaki 50’şer öğrencinin katılacağını, komitenin iki koordinatörü Meltem Onurkan Samani ve Andreas Pirisii’nin konuşmalarının ardından çocukların hazırladığı faaliyetlerin başlayacağını anlattı.

Gazete, Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in etkinlik alanına eşleriyle birlikte gideceğini, çocukların etkinliklerini izleyeceğini ve onlarla birlikte fotoğraf çektireceğini de yazdı.

Rum Alithia gazetesi liderlerin bu etkinlik vesilesiyle, İstanbul krizinden sonra ilk kez bir araya geleceğine dikkat çekti.

İstanbul’da cereyan edenleri “talihsiz olay” diye niteleyen gazete, “müzakereler, iki tarafın, kaydedilen ilerlemenin özlü olduğunu ve önceden uzlaşılanların ‘kilitlenmesi’ ve süratle daha zor konulara, toprak ve garantilere ilerleyeceklerini açıklayacakları kritik bir anda kesildi” ifadesine yer verdi. Gazeteye göre liderlerin perşembe günü, Kıbrıs sorununa çözüm bulma hedefiyle müzakereleri yoğunlaştırma kararlılıklarını yeniden teyit etmeleri ve aralarındaki görüşme tarihleriyle ilgili düşüncelerini paylaşmaları bekleniyor. Anastasiadis’in BM Genel Sekreteri Ban’dan teyit aldıktan sonra, İstanbul’da gerçekleşen Akıncı-Ban görüşmesi konusunu kapanmış saydığını belirten gazete “ancak BM’den, Ankara’nın Kıbrıs Cumhuriyeti’ni küçümseme maksatlı çabalarının bir daha kolaylaştırılmamasını bekliyor” ifadesine yer verdi.

Habere göre DİSİ Başkan Yardımcısı Nikos Tornaridis Alithia’ya “İstanbul krizi mazide kaldı, iki lider büyük resme bakarak, çözüm bulmak için müzakerelere devam ediyor” dedi.



Ulusal Konseyin işleyiş şekli konusunda endişe



Rum kesiminde, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen ve sekiz partinin meclise girmesine yol açan milletvekilliği seçimleri sonuçlarının akabinde, Ulusal Konsey’in işleyiş şekli konusunda Rum Başkanlık Sarayı’nda yoğun bir endişe olduğu ifade edildi.

Rum Simerini gazetesi, Rum Hükümeti’nin sekiz siyasi parti başkanının bilgilendirilme şekli konusunda oldukça endişeli olduğunu ve Kıbrıs müzakerelerinin yoğunlaşması ışığında da, yeni belgelerin sızmasıyla ilgili korkular bulunduğunu yazdı.

Müzakere belgelerinin basına sızdırılması dolayısıyla, Ulusal Konsey’in işleyişinin kısa zaman önce askıya alınmasının, Rum Hükümeti’nde ciddi baş ağrısına neden olduğunu kaydeden gazete, Rum Hükümeti’nin müzakerelerin yoğunlaşması ışığında, Ulusal Konsey’in daha işlevsel ve verimli hale gelmesi için uygun formülü aramakta olduğunu ifade etti.

Gazete, yasa veya yönetmelikler kapsamında olmadan, gayri resmi bir danışma organı olarak faaliyet gösteren Ulusal Konsey’in kurumsal özelliğinin, uygun çalışma şekline karar vermesi amacıyla, hükümetlere hareket özgürlüğü tanımakta olduğunu da ifade etti.

Haberde, konuyla ilgili görüşlerine başvurulan hukukçuların, Ulusal Konseyin daha iyi bir şekilde çalışması için, Meclisin daha aktif bir rol üstlenmesini önerdikleri de belirtildi.

Öte yandan gazeteler, Meclis Başkanlığı seçimiyle ilgili kulis faaliyetlerinin son düzlüğe girdiğini, Rum siyasi partilerinin de planlamalarını ileriye götürmek ve uygulamak için temas ve kulis faaliyetlerini artırdığını kaydeden gazete, bugünün kritik istişare ve kararlar günü olarak addedildiğini, çünkü bazı parti organlarının bütün toplanacağını ifade etti.

Gazete siyasi parti organlarının alacağı kararların, Meclis Başkanlığını talep edecek olan adayların sayısıyla ilgili ortamı, büyük ölçüde netleştirmesinin beklendiğini de ekledi.

Rum Fileleftheros gazetesi ise haberinde, 2 Haziran’da gerçekleşecek olan Meclis Başkanlığı seçimi ışığında, işbirlikleri şekillendirilmesi için perde arkasında yoğun hareketlilik ve temaslar yapıldığını, öte yandan düşüncelerin ise 2018 yılında gerçekleştirilecek Başkanlık Seçimlerine dönük olduğunu ekledi.



3 Noratlas için Lefkoşa Havaalanı’nda kazı yapılıyor



Yunanistan’ın, 21 Temmuz 1974’te “Niki” (zafer) kod adıyla gerçekleştirdiği gizli nakliye operasyonuyla Kıbrıs’a 360 komando ve mühimmat gönderdiği, Girit’teki Suda Hava Üssü’nden kaldırdığı 15 “Noratlas” tipi nakliye uçağından, üsse geri dönmeyen 4’ünden 3’ü için bugünlerde havaalanında kazılar yapıldığı bildirildi.

Rum Simerini gazetesi, uçaklardan bir tanesinin RMMO uçaksavar ateşiyle havaalanı bölgesindeki Makedonittisa mevkiine düştüğü ve aynı yere gömüldüğü, vurularak ağır hasara uğrayan diğer 3 uçağın da RMMO’nun emriyle aynı gün Havaalanı’na tahrip edildiği kaydedildi.

“Makedonittisa mevkiine gömülen “Niki 4” kod adlı uçağın gömüldüğü yerde oluşan tepenin daha sonra askeri mezarlık olarak düzenlendiğini hatırlatan gazete bir daha kalkış yapamayacak kadar isabet alan ve pistte kalan “Niki 3”, “Niki 7” ve “Niki 12” kod adlı uçaklar için de RMMO’nun “yok edin” emri verdiğini yazdı.

Habere göre üç uçak, pistin dışına çekildi, üzerlerindeki telsiz sistemleri çıkartıldı, yakıt depoları açıldı ve ateşe verilerek imha edildi. Bugünlerde İngilizler ve BM’nin denetimindeki Lefkoşa Havaalanı’nda uçakların kalıntılarının bulunması için kazı çalışması yapılıyor.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 565
Bugün Tekil 445
Toplam Tekil 1983031
IP 54.167.44.32






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































22 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.096 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu